Ana Sayfa | Gündem  | Fotoğraf ve Resim Kulübü | Sürekli Yazarlarımız

 

...SON SAYFA...

 
Merhaba, ben Ali Serdar Demirbaş.
Derginizi ilgiyle takip ediyorum ve bir şiirimi sizin ilginize sunuyorum...
Sevgi ve saygıyla....
 

Sabahtan Akşama Tan

o dünyayı seyreden şeydi ışık sızdıran
hayaliyle beslenip beslenip de
artık umut vermek gerekirdi
alışamadığın alışkanlığı geçer
her günün doğuşunda kahrederken
birden değişime uğrayan yılların
kimle paylaşıldığını bilmediğim
heyecanın kalpleri durdurur da gider
soğuktan üşüyen elleri
ısınmayı düşlercesine bir hal alır da gider...

 

Merhaba,
 
Siteniz gerçekten çok hoş, başarılarınızın devamını dilerim. Bende şiir eklemek isterim. Başarılar...

Sırtımda soğuk bir ter
düşünceler…
şifa bulmuyor hasta
idam edin amca
ölüyor çocukların
bırakın
bırakın ulan!
toprak
petrol…
bir garip aleme daldınız
ölüyor orada çocuklar…
düzen bu evlat
oluşturuyor insanlar.
cümlenizi seveyim
sizin evladınız orada duranlar.
dur deyin ölüyor
ölecek daha çok insan var.

Davut KARAGÖL

***

Çaldın işte
Beni…
Seni.
Fark eden bir şey yok…
Renk körüne tablo anlatmaya
Hiç ama hiç…
Gerek yok.
-Görüyorum pencere önüne oturan çocuk.
Sen,
Olamadın hiçbir zaman
–ben-
çığlıklar içinde deliren.

Yine ben…
hep bu giden,
beyaz renk sandığım
ölüme düşüren.

Oluşturulmuş dünya vereceğim;
insancıkları döşeyip
kuklaları önüne serip
ip gördüğünü eline verip
seni idam edeceğim.

Cellat karalar bağlamış
dur…
öldüğünü sandırıyorum.
beni tekrar sevsin diye…
üzerime bal çalıyorum.

Davut KARAGÖL

Merhaba,
Websitenizdeki yazi ve siirleri zevkle okuyorum ve cesaretimi toplayarak yorumlarinizi almak umuduyla birkac karalamami gonderiyorum. 

 
Tesekkurler,
Deniz Husrev
 

geceydi, ve ben

bedenim agriya agriya sana geldim…

beklentilerimin son damlasinda

karman corman bir isyanla…
sen… elimi ellerininin arasina ozenle yerlestirdigim,

icimi acitircasina istedigim

sorularim, cevaplarim, korkularim, kacislarim… sen.

dogrulari firlattin yuzume… yuregime

biliyorum,

haklisin, maskemi kaldirip yuzume bakma isteginde…

arzularimin etrafina serdigim perdeleri, cevreledigim duvarlari

korkulari, isyanlari, huzunleri… ortbas ettigim ‘ben’ i, ortaya cikardin
.
cirilciplak dururken karsinda

sevdin mi beni o an? yoksa acidin mi?

sonra, gozumden bir damla isyan edip suruklenince yanagimdan boynuma dogru,

ani bir esintinin ardindan sessizligine burundu gece yeniden.
ne soylenmemis sozler kaldi… ne de icimde durmadan buyuyen yumru…

sonsuz bir huzurda elimi tuttun

ve ruhuma dokundun.

***

Soluk alislarimin sessiz sessizligi

yardi..

siyah geceyi

biz buyuyeli degismis hersey…

ne de olsa,

siyah beyaz cocukluk fotograflari olmayan,

yarim-yamalak bir nesil –iz

mesela

ucurtmalarimiz olmamis hic

bezden bebeklerimiz ya da

ugrunda aglayip da elde edemedigimiz birkac oyuncagin pesinde gitmis hayallerimiz

ve kiytirik gulumseyislerimiz…
o yuzden karman corman hayatlarimiz. ve korkak ,duslerimiz
_______

ne sevislerimiz tastamam, ne sevismelerimiz…

ne arzularimiz sonuna kadar, ne ihtiraslarimiz, ozlemlerimiz
bir cekingenlik, bir pes edise kurban gitmis yureklerimiz.
Yok kardesim yok:

Korkak yetistirmisler bizi… savaslara kurban vermemisiz babalarimizi,

ekmeksiz assiz yasamamisiz ya bir gun
o yuzden de sevmemisiz sonuna kadar…
bi garip-iz…

sevdalarimiz bile simarik.. canimli cicimli..kirildi kirilacak…

isyanlarimizsa vara yoga, ona buna
bi acayibiz yani… bir acayip.

Deniz HÜSREV

 


 
Ey güzel kız !
Şimdi kederdeyim,
Hayatta yalnızım.
Seni özledim, seni duydum.
Bitecek miydi sanki,
Sana duyduğum sevda.

Bil ki hüzün var içimde.
Anılara dalıyorum,
Unutulmuyor hayalin.
Bil ki kederdeyim.
Öyle bir harap oldum ki,
Diner mi bu gönül acısı.
 
 
Murat Barış ÇETİN
 

Mutlu Olmak/ Özgür Karakaya



Mutluluk bütün insanlığın isteklerinin dile getirilmesi olduğundan insanlığın ortak birleşenidir. Hayatın amacı ve en büyük cesarettir.

Özünde ise sevmek ve sevilme, bolluk içinde yaşama isteğine gereksinim duyma yatar. Doğaya akla uygun her türlü kötülükten uzak durarak, kültür düzeyini yükselterek, haz duyma, istediğini elde etme ve amaçlarını gerçekleştirebilmektir.

Sağlık, gerginlikten uzaklaşma huzur, dinginlik ve dengeli olmadır.

Enerjinin bitip tükenmeyeceği duygusuyla, yaşarken farkında olarak, hayatın içinde insanın kendi olabilmesiyle, hiç bir karşılık beklemeden dünyayı, insanları çıkarsızca sevebilmedir. Değer vermesini bilebilmek, kimi zaman bir bebeğin yüzünde, yaşama ışıl ışıl gözlerle bakabilme, insanın yüzünde gülümsemeyi sağlayabilmedir.

Kuş cıvıltısıyla birlikte; çiçekleri sulayabilmektir. Toprağın yağmuru emmesi, ismini yazıp uçurtma yaparak rüzgârlı yerlere tırmanıp uçurabilme, deniz kıyısında oturmadır. Durgun denizde yelkenlileri izlerken, arada bir gökyüzüne bakmak ve kıyıda martıları seyredebilmektir.


Başarmanın coşkusunda ve ufak bir öpücükte, insanın sevdiği mesleği seçebilmesindedir. Öğrencilik döneminde ise sınavlar bittikten sonraki rahatlama, affetmenin büyüklüğünde, yeni bir gündeki doğan güneştedir. Bir şarkının sözünde, bir resmin mavisinde, şiirin dizesinde, fotoğraftaki karededir. Yolda yürürken yaşlı bir insana yardım etme, üzerine düşen sorumlulukları yerine getirerek, harcanan emek sonrası gülümseme ve göz kırpmadır.

İnsanlığa yararlı projeler üretmek ve gerçekleştirmek bilim ve sanat alanında eserler vermek, yücelikleri düşünmek ve karanlıkta kalmayarak insanlara yardımcı olmaktır. Doğru olanları yaptım diyebilerek kula değil yüreğine sorabilmektir. Vicdanen rahat olabilmek insanın içinde bulunduğu ortamda kendisine yönelik hiçbir tehdit baskı ve stres yaşamamasıdır.

Beklenti ve ihtiyaçlarının karşılanması ve yapaylıklardan ve zaman kavramından arınabilme ve hakkını alarak dengeli bir şekilde beslenebilmektir.

Fakat ne yazık ki gelir dağılımındaki adaletsizlik insanlar arasında huzursuzluğa neden olmaktadır. Sistemin söylemi olan tüket ve yaşa; doyma yine tüket, insanı cendere içine almaktadır. Bu nedenle; zor yakalanan mutluluk anları da özel günlerle belirlenmektedir. Sıradan zevkler ve onların yüzeysel mutluluklarıyla yaşamı doldururken insanlarda zengin olma hevesi içersinde yer alırlar. İnsanın bireyselleşerek bencilleşmesi insanın mutsuzluğuna yol açmaktadır.

İnsanlara, mutluluğun nesneler dünyasında olduğu gösterilir. Mutluluk, hayatın içindedir ve dağıtımı yapılmaz. Yalnızca, maddelere bağlı mutluluklar, gelip geçicidir.

Sadece bir gurubun değil bütün insanlığın insanca yaşaması mutlu olmanın kapısını aralatır. Ürettikçe ve paylaştıkça mutluluğu yaratarak, insanın yaşadıkça memnun olması kendisi için değil, kendisinden sonraki gelecekler için dürüstçe çalışabilmesidir.

***

Dergimizde yayınlanmak üzere şiir ve yazılarınızı, ayrıca öneri ve şikayetlerinizi dergi@yaziyaz.com adresinden bizlere ulaştırabilirsiniz...

Bu sitede harici kaynak gösterilmeden yayınlanan her türlü yazı, resim, fotoğraf, ses, görüntü ve materyalin izinsiz olarak ve kaynak girilmeden kopyalanması veya alıntılanması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa aykırıdır.