AB, şimdilik darbenin önünde en büyük engeldir. / Özgür KÖSE
Kara Kuvvetleri Komutanı Org. İlker Başbuğ, Türk devrimine direniş hareketinin irtica ve gericilik olduğunu belirterek, “Üzülerek ifade etmek istiyorum ki, irticai tehdit, bazı kesimler kabul etmese de kaygı verici boyutlara ulaşmaktadır” dedi. Ülkemizdeki gerici akımların gittikçe güçlenmeye başladığı günümüzde tarikat bağlamındaki etkinliklerin hükümet üzerindeki gücü de daha fazla hissedilmeye başlamıştır. Hükümetin altyapısının da buna yatkınlığı dikkate alındığında, bu yönelmenin, zaten bu yönde eğilimleri olan bir parti bünyesinde ne kadar güçlü oluşumlar sergileyebileceği açıktır.
Devlet kadrolarını da ele geçirme ve bu kadrolar sayesinde devletin önemli yerlerinde etkin olma isteği tarikatların önemli uğraşları haline gelmiştir. Milli eğitim bakanlığı başta olmak üzere birçok kritik alanda önemli gerici (!) kadrolaşma etkinlikleri sürmektedir.
Cumhuriyete, demokrasiye ve laikliğe gönülden bağlanmış sağduyulu vatandaşlar, bu gelişmeleri kaygıyla izlemektedir. Atatürkçülüğün ve çağdaşlığın teminatı olan Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), Cumhuriyeti koruma kollama görevindeki kararlılığını her zaman söylemleriyle açık bir şekilde ifade ederken gelişmelerden duyduğu endişeleri açık yüreklilikle belirtmektedir. Gerici akımların bütün faaliyetleri de TSK tarafından dikkatle izlenmektedir.
IMF ve AB rüzgarını arkasına alan hükümet kısmen başarılı gibi görünse de, bu başarının toplum kesimlerine yansımadığı herkes tarafından ifade edilmektedir. Kaldı ki özellikle ekonomi konusundaki temellerin eski ilgili devlet bakanı Sn Kemal Derviş tarafından atıldığını dikkate aldığımızda, zaten yürürlükte olan ekonomik programa, AKP hükümeti tarafından da devam edildiğini görmek çok zor olmayacaktır.
İçerde gerici, tarikat bağlamlı etkinlik ve destekler alan hükümet, dışarıdan da IMF ve AB desteğini alırken onların da dayatmalarına konu olabilmektedir.
IMF ve AB; hükümetin bu tutumlarının asker tarafından benimsenmediğini bildiğinden dayatmalarını daha etkin ve etkili biçimde kullanmaktadır. Hükümetten her türlü tavizi koparmak adına bu durumu fırsat bilerek en etkili şekilde kullanma gayreti içindedir.
AB ile Türkiye arasında görüşmelerinin tıkanması veya kesilmesi durumunda darbenin kaçınılmaz olduğu, hem hükümet hem de AB tarafından çok iyi bilinmektedir. Bu nedenle hükümet, dayatmalar karşısında kabadayılık yapar gibi görünse de kuzu kuzu istekleri yerine getirmekte tereddüt göstermemektedir. AB ve IMF bu durumu fazlasıyla istismar ederek en yüksek tavizi koparma gayretleri içindedir.
TSK bu durumu iyi bilmekte ve gelişmeleri dikkatle takip edip anlayanlar için gerekli uyarılarını yapmaktadır.
Hükümet; AB görüşmelerinin dayatmalarına konu olurken, aynı zamanda TSK’nın bu görüşmeler devam ettikçe darbe girişiminde bulunamayacağını hesap etmektedir. Görüşmelerin TSK tarafından tıkandığı kozunu elinde tutmak ve gerekirse halka, AB önündeki en büyük engelin TSK olduğunu şikayet ederek bu kozu kullanmak durumunda olacağını göstermektedir.
TSK, hükümet ve AB tarafından neyle suçlanacağını çok iyi bilmekte ve bu nedenle şimdilik sözlü uyarılarla kararlılığını sürdürmektedir. AB önündeki engelin TSK olmadığını göstermek adına şimdilik daha temkinli, sabırlı fakat kararlı bir biçimde gelişmeleri endişeyle izlediğini ifade etmektedir.
Herkese sabır ve gelecek günlerin Türkiye Cumhuriyeti için güzel sonuçlar doğurmasını dilerim.
___________________
Teşekkür:
Sn Türesin ALÇINSOY’a katkılarından dolayı teşekkür ederim.

2006/10 |