Ekim Gündemi / Doğan DOĞANÇAY

 

 

 Ana konular şöyle belirtilebilir:

1-Başbakan Erdoğan ABD Devlet Başkanı Bush İle Görüştü.
2-Sözde Ermeni Yasa Tasarısı Fransa Parlamentosu’ndan geçti.
3-Orhan Pamuk edebiyat dünyasının en büyük ödülü olan Nobel Edebiyat Ödülü’nü aldı.
4-TBMM’nden Lübnan’a asker gönderilmesi için tezkere çıktı ve Türk Askeri Lübnan’da göreve başladı.
5-ABD , PKK ile mücadele için özel temsilci atadı.Türkiye de emekli bir generali Aynı konu için özel temsilci olarak atadı.
6-Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kullanması için AB’den 139 milyon Avro ödenek ayrıldı.
7-Merkezi İstanbul olmayan 5.2 şiddetinde ki iki deprem İstanbul’da da hissedildi.
8-Camide linç,Cübbeli Ahmet Hoca derken ; Nakşibendi Tarikatı’na Yurtdışından Para aktarılması İddiası da Gündeme Geldi.
9-Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın oruçlu da olması sebebiyle kan şekerinin düşerek fenalaşması üzerine , zırhlı makam aracının camı
balyozla parçalanarak , Sayın Başbakan’ın güçlükle kurtarıldı.
10-Kazakistan’da ki Türk işçilerine Kazak işçiler tarafından otomatik testereler ve satırlarla saldırıldı ve çok sayıda Türk işçisi yaralandı.
11-Komşusu tarafından bir yıl boyunca tecavüze uğrayarak , hamile bırakılan ve doğum yapan 15 yaşında ki genç kadın , aile meclisi
kararıyla erkek kardeşi tarafından yol ortasında öldürüldü.
12-Yedi kişiyi acımasızca öldüren iki seri katil aya damgasını vurdu.
 

 

Başbakan Erdoğan ,ABD Devlet Başkanı Bush İle Görüştü.


2 ekim 2006 tarihinde ABD Başkanı J.George W. Bush ile 1 saat 40 dakika görüşen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la yapılan ortak basın açıklamalarında AB,Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Ortadoğu konusunda benzer görüşleri paylaştıklarını ifade ettiler.İran ve Suriye konusunda endişelerini dile getiren ABD Başkanı ; AB ve Kıbrıs konusunda destek olduğunu belirtti.

 

Sözde Ermeni Yasa Tasarısı Fransız Parlamentosu’ndan Geçti.


Sözde Ermeni Yasa Tasarısı Fransa’da Parlamentodan geçerek yasalaştı.Düşünce özgürlüğünün öncülerinden kabul edilen Fransa’da düşünce özgürlüğü kesintiye uğradı.AB tarafından da görece tepki gören Fransa , Türkiye kamuoyundan büyük ölçüde protestolara neden oldu.
Ülkemiz siyasetçilerinin pek nadir uygulamaya koyduğu kınama prosedürü TBMM’nin çoğunluk kararıyla resmi olarak Fransa’ya iletildi.
Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer de , Fransa’yı kınadı.Sayın Başbakan ve Sayın Dışişleri Bakanı da aynı tepkileri kınama yoluyla kamuoyuna duyurdular.
Kimi Sivil Toplum Örgütleri de benzer tepkilerini dile getirdiler.Fransız markalarını boykot kamuounda yayılmaya başladı.Bu markaların adları internet sitelerinde ve yazılı basında duyurulmaya başlandı.
Fransa’ya ekonomik yaptırım kararları gayrı resmi olarak alındı.Devlet ihaleleri izlemeye alınarak , Fransa’nın bu durumdan zarar görebileceği açıklandı.
Çeşitli kesimlerce ekonomik boykotun pek etkili olamayacağı ; Fransız ham dışalım ürünleri nedeniyle Türkiye’nin zarar görebileceği açıklandı.
İstanbul’da Ortodoks Ermenilerin lideri Patrik Mesrob Mutafyan , Fransız Parlamentosu’nun bu kararının Ermenilerle Türkler arasında ki diyalogu kesintiye uğratabileceği konusunda uyardı.
AB’nin genişlemeden sorumlu temsilcisi ile yeni dönem başkanı Finlandiyalı temsilci , Türkiye’nin arşivlerini açarak konunun tarihçilere bırakılması gerektiği önerisini desteklediğini belirtti..
Öte yandan Azerbaycan’dan da kınama mesajı geldi.Azerbaycan AGIC dönem başkanı olan Fransa’nın Azeri-Ermeni sorunun da taraf olacağı gerekçesiyle görevini bırakması talebinde bulundu.
Türkiye ve Fransa ilişkileri pek de kolay çözülecek gibi görünmeyen bir sürece girdi.Asıl tehlikeli olanınsa ; bu yanlış kararı bazı AB ülkelerinin de izleyebileceği endişesinin olması…

 

Orhan Pamuk Nobel Edebiyat Ödülü’nü Aldı.


Türkiye’nin en başarılı yazarlarından Orhan Pamuk , Dünya’nın en büyük edebiyat ödülü olan Nobel’i alan ilk Türk yazar oldu.Bu ödülün kendisiyle birlikte Türk ulusunu da verildiğini belirtti.
Ancak Nobel haberinin ,Sözde Ermeni Soykırım Yasası’nın , Fransız Meclisi’nden geçmesinden bir saat sonra Nobel Akademisi’nden gelen haber ödülün tarafsızlığına gölge düşürdü.Orhan Pamuk’un Ermeni,Kürt,Süryani soykırımlarının gerçekleştiğini iddia etmiş ve Türk kamuoyundan negatif ; Avrupa siyasilerinden pozitif tepki almıştı.; Fransız Parlamentosu’nun sözde soykırımı kabul ettiği yetmezmiş gibi ; bir de soykırımın inkarının hapis cezası gerektirdiğini de kabul etmesi konusunun Orhan Pamuk’a verilen Nobel ödülü arasında paralellik kurulmasına neden oldu.Bu da ödülün yazına değil siyasi sözlere verildiği iddiasını gündeme getirdi.
Sayın Pamuk’a verilen Nobel Edebiyat Ödülü , Türkiye kamuoyunun vicdanında yerli yerine oturtulamadı.

 

Türk Askeri Lübnan’da


Irak’a Türk askerinin gitmesine engel olan tezkereden sonra , ABD ile yeni bir kriz yaşamak istemeyen Meclis Sayın Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer’in taraftar olmamasına rağmen ; yeni tezkereyi onaylayıp Türk askerini Lübnan’a gönderdi.
Lübnan’da değişik kesimlerden halkın görüşlerine başvuran basın-yayın organlarına göre ;
Lübnan Ermenileri Türk askerini Lübnan’da istemiyor;Lübnan Şiileri ise Hizbullah’ı silahlandırmaması koşuluyla Türk askerine sıcak bakıyor;Lübnan Sünnileri ise Türk askerinin gelmesini istiyor.
Lübnan dışında ki Araplar da ;genel olarak Lübnan’da Türk Askerine karşı çıkmıyor.ABD müttefiklerin de bu durum daha da belirginlik kazanıyor.
261 kişilik Türk Askeri Birliği , BM barış gücü (UNIFIL) bünyesinde ; Belçikalı askerlerinin yakınında Güney Lübnan’da görev yapacak ve ülkenin yeniden yapılandırılmasında çalışacak.
Lübnanlıların asıl istedikleri ise ;İsrail’in bu yıkımından sonra her türlü sosyoekonomik yardımdır.
Lübnanlıların İsrail’den tazminat talepleri güncelliğini koruyor.
Savaşta yaşamını kaybeden Lübnanlılar , İsrail’in bu çirkin vahşi siyasetini , hafızalardan silinmemek üzere dünyanın belleğine kazıdılar.

 


ABD’nin , PKK İle Mücadele de Özel Temsilcisi Türkiye’ye Geldi.


ABD’nin PKK ile Mücadele de özel temsilcisi emekli general Joseph Ralston 11 ekimde Ankara’ya geldi.Türkiye’nin özel temsilcisi emekli orgeneral Edip Başer ile görüşen özel temsilci sonrasında da Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile de görüştü.
PKK’nın ateşkesini yararlı olarak niteleyen özel temsilciye ,Sayın Gül’ün yanıtı;’’Özel Koordinatörlük Müessesesi oyalama müessesesine dönüşmesin.’’ oldu.

 


AB’den Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne 139 milyon avro.


AB Genel İşler ve Dış İlişkiler Konseyi’nde Rumların sürekli engellemeleri sonucu ve tüzük gereği 259 milyon avrodan 139 milyon avroya düşen mali yardım tüzüğü onaylandı.Tüzüğe göre Rum Kesimi tarafından onaylanmayan hiçbir karar uygulanmayacak.Denetim her zaman ki gibi Rumlarda olacak.Rum malları ve yatırımlarının etkilenmemesine çalışılacak.
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin dünyadan tecritinin önüne geçilebilmesi için ‘’Doğrudan Ticaret’’ tüzüğü onaylanmazken AB sözünü tutmadı.
Gelecek olan yardım Rumların onayından sonra , öncelikle çevre ve enerji olmak üzere AB uyum süreci için gereken yasal değişiklikler için kullanılacak.Burada en dikkat çekici nokta AB’den gelecek yardımın Rum mallarının mahkeme masrafları , tazminatı ve iade sürecinde belirgin olarak kullanılacak olması.

 
İstanbul’da Hissedilen 5.2 Şiddetinde ki Deprem.


Merkez üssü Gemlik Körfezi’nde olan 5.2 büyüklüğünde ki deprem İstanbul’da da hissedilince korkuttu..Ardından yeni deprem senaryoları gündeme geldi..Depremden anladığını iddia eden bilim insanları farklı açıklamalar yaparak her zaman ki gibi halkın kafasını karıştırdı.İstanbul’un depreme hazır olmadığı yine belirgin biçimde gündemdeydi.
28 ekim 2006 tarihinde İstanbul Valisi Muammer Güler 7-8-9 Kasım tarihlerinde İstanbul’un muhtelif semtlerinde 7.2 büyüklüğünde ki deprem senaryosuna göre arama-kurtarma tatbikatı yapılacağını ve İstanbul’un depreme olan hassasiyetinin test edileceğini duyurdu.
Deprem çalışmaları için 300 milyon dolar ayrıldığını da ifade etti.

 

Camide Linç, Cüppeli Ahmet Hoca ve Nakşibendilere Para Aktarılma İddiası.


Balat’ta İsmail Ağa Camii’nde bir kişinin linç edilerek öldürülmesi ve cemaatten hiç kimsenin zanlı olarak tutuklanmaması kamuoyunda rahatsızlık yarattı.O kadar çok insanın içinden bir tek görgü tanığının ortaya çıkmaması ; İsmail Ağa Cemaati’nin kamu vicdanında yargılanmalarına ve yeni soru işaretlerine yol açtı.
İki kişinin hayatını yitirmesi ve sanıkların belirlenmemesi polis soruşturmasının da sorgulanmasına neden oldu.
Ardından Cüppeli Ahmet Hoca gündeme oturdu.Kendisi , vaazları , kaset ve cdleri zaten bilinen Cüppeli Ahmet Hoca’nın şer’i muhafazakarlığa işaret eden bir yaşam tavsiye ederken ;Malta’da , bikinili-mayolu , kadın-erkek Dünya’nın her yerinden tatilcilerin arasında jet-ski’ye binerken görüntülenmesi dikkatleri yine bu cemaatin üzerine çekti..İsmail Ağa Cemaati’ne..
Her ne kadar Sayın Hoca’nın Cemaati tam temsil etmediği ile ilgili yoğun savunmalar gerçekleştiyse de ; Sayın Cüppeli’ yi bir mesnete oturtmadan savunmayı ihmal etmediler.
Derken; Alman Die Welt gazetesinin yerli basına yansıyan çeviri haberlerine göre ; bilinen ünlü bir şirketin Avrupalı Türklerden topladığı paraların 29 milyon Avustralya dolarının ,Sydney üzerinden Milli Görüş’e yakın kurum ve kuruluşlara transfer olurken bu listede Nakşibendi Şeyhi’nin kişisel hesabına da aktarıldığının tespit edilmesi yine dikkatleri bu tarikatın üzerine çekti.
İsmail Ağa Cemaati de Nakşibendiliğin bir kolu olduğundan odaklanma aynı adrese tekabül etti.
Bu karmaşık para ve cemaat ilişkilerinin bir an önce aydınlatılması polise düşüyor. Yorum yapmak da hepimize…  


Başbakan Erdoğan Bayılınca Makam Otosunda Mahsur Kaldı.


Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ; oruçlu da olduğundan kan şekeri düşünce makam otosunda bayıldı.Daha üzücü olan ise makam otosunda mahsur kalmasıydı.Korumaların zafiyetinden de olduğu varsayılan bu durum Sayın Başbakan’ın yaşamına sebep olabilirdi.Korumaların Başbakan’ı yalnız bırakmaları hiç de affedilecek bir duruma benzemiyor.
Makam otosunun kurşun geçirmez camlı 20 bin dolarlık camların ilkel yöntemlerle, Başbakan’ın yaşamını da tehlikeye atacak biçimde balyozla parçalanmaya çalışılması ve bu yöntemle kurtarılması yazık ki acı bir kara mizah örneğiydi.
Sayın Başbakanının sonuç olarak kurtulması olayı biraz yumuşattı;ama bu durumun değerlendirilmesi ciddi biçimde yapılmalıdır.
Başbakan bununla ilgili duygusal bir karar alamayacak kadar halkından da sorumludur.
Borsada bir süre iniş trendi bile yaşanmasını gözledik.
Kendisine ‘Geçmiş Olsun!’

 


Kazakistan’da Kazak İşçiler ,Türk İşçilerine Motorlu Testereler ve Satırlarla Saldırdılar.
 


Kazakistan’da ki Mağdur işçilerin yorumları şöyledir:
‘’Kazakistan’da Tengiz’e bağlı Kulsari kasabasındaki Artovalı Kazaklar şantiyede ki Türk işçilerine motorlu testereler,satırlar,çekiçlerle saldırdılar.Çok sayıda Türk işçisi yaralandı..10 işçinin öldüğü iddiaları da var.Bazı basın-yayın organlarının ele geçirdikleri görüntülere göre ;bazı işçiler çırılçıplak soyularak işkence edilmiş.Bir işçi yoğun bakım ünitesine bağlı olarak yaşıyor.Kaldıkları konteynırlarla birlikte diri diri yakılmak istenmişler.Paraları,cep telefonları ,kıyafetleri gasp edilmiş.1400 Türk işçisinin 1160’ı ülkemize geri dönmüş.Firma can güvenliği olmadığı gerekçesiyle işleri askıya almış.Türk işçilerinin büyük bir kısmı bağlı oldukları şirketin kiraladığı özel uçaklarla Türkiye’ye getirildiler.Tedavilerini oldular.Büyük bir kısmı da akabinde taburcu edildi.
Saldırıların günler öncesinden belli olmasına rağmen Kazak polisinin önlem almadığını belirten mağdur işçiler;polisin hiçbir gözaltı ve tutuklama da yapmadığını beyan ettiler.
Türk işçilerle Kazak işçiler arasındaki gelir eşitsizliğinin bahane edilemeyeceğini belirten Türk işçileri , şantiye içinde ki koşulların eşit olduğunu belirterek asıl gelir farklılığının Amerikalı personele ait olduğunu; onların yemeklerinin ,kaldıkları yerlerin de farklı ve ayrıcalıklı olduğunu ifade ettiler.
Asıl sorununsa kaliteli ve ucuza mal edilen işlerin ; yabancı şirketlerin kıskançlığına yol açtığını ; bu nedenle de Kazak mafyasını Türk işçilerine saldırttıklarını belirttiler.Türk firmalarını tasfiye etmek için zorbalığı yöntem olarak kullandıklarını da eklediler.
Bu kötü saldırı da iyi olan tek şey ;aynı bölgeden olmayan başka Kazak işçilerin Türk işçilerini korumaya çalıştıklarını ;onların da bu yaralanmalardan nasiplerini aldıklarını ; ancak Kazak polisi ve işçilerinden korktukları için kimliklerini gizlediklerini de anlattılar.

 

Yine Töre Cinayeti/15 Yaşında ki Genç Annenin Sokak Ortasında İnfazı.


15 yaşındaki genç anne sokak ortasında erkek kardeşi tarafından acımadan öldürüldü.
Olay şöyle gelişti:
15 yaşında ki genç kız hemen yanı başlarında ki evli komşusu tarafından bir yıl boyunca tecavüze uğradı.Eğer birisine haber verirse genç kızın ailesini ve onu öldüreceğini söyleyerek tehdit eden kötü niyetli şahıs taciz ve tecavüzlerini sürdürdü.
Hamile kalan genç kız, korkudan hamileliğini de gizledi.Karnı ağrıdığı için hastaneye kaldırılan genç kızın hamileliği hastanede ortaya çıktı.
Durumun vahametini anlayan hekim, genç anne adayının da talebiyle koruma istedi.Korumaya alınan genç kız ,doğum sonrası babanın ikna olmasıyla kendisine teslim edildi.
Evde kızını korumaya çalışan babanın , komşuları ve akrabaları tarafından defalarca evi taşlandı.
Aile meclisinin kararına daha fazla direnemeyen baba da karara katılmak zorunda kaldı.
Kız kardeşini gezmeye diye çarşıya götüren erkek kardeş , genç anneyi sokak ortasında öldürdü.Genç annenin cesedine hiç kimse sahip çıkmadı ve cenazeyi belediye kaldırarak belediye mezarlığına defnetti.Ortada kalan küçük bebek de yetiştirme yurduna verildi.
Aile meclisi üyelerinin kimileri tutuklandı;kimleri de gözaltına alındı.
Bile bile cinayete davetiye çıkaran kimler de sorumluluk sahibidir acaba?
15 yaşında ,cezai ehliyeti bile olmayan bir genç kız kara toprakta…
Annesiz ve sahipsiz bir bebek…
Bitmeyen,ülkemizin,hepimizin yüzkarası töre cinayetleri…
Namuslu addedilen törenin namussuz sonucu…  


7 Kişiyi Acımadan ,Keyfi Olarak Öldüren Akıl Tutulmasına Uğramış Caniler!

7 kişiyi öldürüp 2 kişiyi yaraladıkları iddiasıyla yakalanıp tutuklanan şahıslar M.K. ile Y.B. ‘nin ortak mekanları cezaeviymiş
14’ünde ilk cinayetini işleyen M.K. ile 18 sabıkası olan Y.B. afla dışarı çıkanlardandır..
Ekim ayı başlarında Yalova’da tanışmışlar.Daha önce afla dışarı çıkan şahıslardan birisi imam nikahıyla olmak üzere her ikisi de evli ve birisinin çocuğu var.
Bursa,İzmit,Sakarya,Mersin,Adana ve Ankara’da 53 saatte, 1944 km boyunca 7 kişiyi üldürüp ,2 kişiyi yaraladığı iddia edilen şahıslar ; son olarak jandarmaya ait aracı da çalmaya kalkınca yakalanmışlar.
Öldürdükleri şahısları sorgulamadan defalarca ateş ederek , gözünden ,başından hunharca öldüren şahıslar birbirlerini suçlamışlardır.
Yakalandıkları zaman üzerlerinde ,bir pompalı tüfek,bir tabanca,üç cep telefonu,çok sayıda kontör kartları,esrar ve uyuşturucu çıkmıştır.
Cezaevlerinin ne kadar ıslah edici olduğunun yeniden sorgulanması gerekiyor ama moda biçimde unutulmak-unutturulmak üzere değil…
Afların toplumu ne kadar sarsabilecek çarpık bir zihniyet olduğunun göz önüne alınması gerekir.
Kurtlar Vadisi benzeri yerli ve yabancı pornografik dehşet içeren film ve dizilerin her yerde ailece seyredilmesinin kötü semereleri ortadadır.
Şiddet ve malum bir devlet büyüğümüzden bu yana desteklenen silah edinme ve edindirme siyasetinin nerelere vardığının net bir göstergesidir.
Bir insanın yaşamının bir sinek yaşamı kadar değersizleştiği günümüzde elinde yetki olanların bu yetkiyi nasıl kullandıkları ve kullanacaklarını topluma gösterme zamanı gelmiştir.
Bu zanlıların üzerlerinden çıkan esrar ve uyuşturucu haplar dikkate alınınca sokaklarda böyle gözü dönmüş kaç katil ve katil adayı var acaba ve hepimiz ne kadar güvenlik içindeyiz?


Kaynaklar:Televizyonlar:TRT 1,2,INT Televizyonları,
ATV,Kanal D,Kanal Türk,BRT,
Gazeteler:Türkiye,Zaman,Radikal,Sabah,
Hürriyet,Milliyet,Cumhuriyet,
İnternet Yayınları:T.C.Başbakanlık Basın-Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü/Haftalık,Avrupalı Türklerin Dergisi Anadolu,Radikal,Milliyet .com.tr,Hürriyet,Hürriyetim,Netpano.com,Kanal Türk,Yeni Özgür Politika,Yeni Şafak,USAK/Uluslar arası Stratejik Araştırmalar Merkezi,Kenthaber,Haberler.com,Diplomatik Gözlem,İnternet Haber/gazeteoku.com ……