Fotoğraf / Bahar CEREN

Herkesin kendine eziyet ediyorsun kaldır artık şu çerçeveyi dediği çerçeveyi yerinden oynatamıyorum. O başucumda aslında bana bile ait olmayan ama nedense bende aile yadigarıymış gibi bir his uyandıran eski küçük ahşap sehpanın üzerinde öylece duruyor. Yanında hayatımdaki en değerlileri hatırlatan diğer birkaç eşyayla beraber. Kırmızı tükenmez kalemim mesela. Okuduğum kitaplarda beğendiğim yerlerin altını özenle çizdiğim, zihinsel bir işlev yerine getirdiği için olsa gerek bende asil duygular uyandıran plastik kalem! Onun yanında da lise arkadaşlarımın doğum günümde hediye ettikleri aptal bakışlı oyuncak ördeğim. Yine ördeğin kanatlarının altında bir yerde görmenin inancımı canlandırdığını düşündüğüm annemin tespihi. Bu fotoğraf haricindeki her şey aslında tam da olması gerektiği gibi. Onları, bende değer verdiklerimi temsil ettikleri, uyardıkları ve canlandırdıkları için seviyorum.
Ama bu fotoğraf daha doğrusu tümden bu çerçeve apayrı…


Diğerlerinin tersi bir işlevi var. Diğerleri asıl değer verdiklerimi hatırlatıp duygu ve düşüncelerimi o değerlere yoğunlaştırıyorlar. Bu çerçeveyse dolup taşan, akan, muhatap bulamayıp ziyan olan duygularımın, düşüncelerimin, hayallerimin üzerinde anlam kazandığı ve yüklenen aşırı değerden bir gün camının çat diye çatlaması muhtemel bir nesne!


            Bu çerçevenin uzun pelüş tüylerinde okşuyorum ben onun saçlarını çünkü,
            Çünkü güneşin saçlarımızdaki parıltısı gelecekten bulmayı hayal ettiğimdir,
            Onun bakışındadır huzur, gülüşündedir masumiyet,
            Arkadaki yeşilliğin gerçeküstülüğüdür bahar,
            Ve bir o kadar gerçeküstü olandır aşkımız,
            Boynumdaki kolyededir aidiyet duygusu,
            Ve fark ettim ki bu resme her bakışımda en az onun yüzüne daldığım kadar dalarım kendi yüzüme de.
            Çünkü yüzümdeki çizgilerde, ifadededir mutluluk,
            Bir daha öyle gülümseyebilmek umududur içimden geçen, dolaşırken parmaklarım resmin her bir zerresinde…