Primatlar \ Ömer MEREV
Yarı maymunlarda tırmanma ve yürüme işlevleri bütünüyle dört ayakla yapılır. Çoğu kez ağaçların üzerinde de dört ayak üzerinde dururlar. Ön ayaklarını kullanmak istediklerinde 25-30 omurdan oluşan kuyruğunu dallara dolayarak beşinci hareket organı gibi kullanır. Bu durum özellikle Gibbonlar gibi gerçek maymunlarda kollaşma hareketine yol açmıştır. Gibbonlar uzun kollarıyla dallarda uçarcasına hareketler yapabilirken, yerde de gene kollarının etkin olduğu arka ayak-kol karışımı bir biçimle hareket ederler.Üst primat ya da insanımsı maymun da denilen şempanze ve gorilde ise arka ayakların işlevleri daha fazladır. Kollar bu türde sadece parmakların yere değmesiyle destek biçimine dönüşmüş ve yürüme diğer türlere oranla daha kolaylaşmıştır.
Bedensel büyüklükleri bakımından primat türleri çok geniş bir yelpaze oluştururlar. 15 cm.olanından boyları 2m.’ye kadar olanlarına bu takım içinde rastlanılmaktadır. Ağırlık olarak da farklı özellik gösterirler. Promisiyenlerde 60gr.olan ağırlık kimi goril türlerinde 250kg.’a kadar çıkmaktadır. Tüm primatların el ve ayaklarında tutucu beş parmak bulunur. Promisiyenlerde sivri tırnaklar olmasına karşılık, diğer tüm primat türlerinde insan da dahil, yassı tırnaklar vardır. İnsan dışındaki tüm primatlar nesneleri tüm parmaklarıyla kavrarlarken, insanda el başparmağı ve işaret parmağı gelişmiş bir özelliğe sahiptir. Bunun yanında, ayak başparmağı ise tutma işlevini yitirmiştir.
Primatlardaki en önemli özelliklerden biri de, diğer memeli türlerine oranla daha iri bir beyne sahip olmalarıdır. Primatlar arasında oransal olarak en iri beyne sahip olan insandır. İnsanın beyin korteksi diğer primatlara oranla çok daha fazla gelişmiş ve daha da karmaşıklaşmıştır. Beyin hacmi ortala 1350cm3dür. Bu hacim şempanzede yaklaşık 360 cm3, gorilde ise 480cm3 dür.
Günümüzden yaklaşık 20-25 milyon yıl önce başlayıp 5 milyon yıl önce biten Miyosen çağında yerkü
rede yine belirgin bir soğuma görülmüş, buna paralel olarak özellikle Afrika’da görülen büyük epirojenik-kratojenik hareketler, bunların sonucunda oluşan orojenizma bu bölgelerde hem topoğrafik değişimlere yol açmış ve hem de bitki örtüsünün belirgin biçimde farklılaşmasına neden olmuştur. Bu koşullarda ortaya çıkan sivapitechus hem beslenme alışkanlığı ve hem de karmaşık beyin korteksiyle diğer primatlardan ayrılmış ve değişik ekolojik ortamlara uyan bir nitelik kazanarak Asya, Afrika ve Avrupa’da yayılmışlardır. Moleküler biyolojik bilgilere göre Asya sivapitechusları 16 milyon yıl önce orangutanlara doğru evrimleşmiştir. Yine bu bilgilere göre, Afrika sivapitechusları şempanze, goril ve insanın ortak atasal formları olarak nitelendirilmektedir. Afrika sivapitechus’ları ramapitechus yoluyla Afrika’nın batısında gorile, Australpitechus yoluyla da, Afrikanın doğusunda (rift vadisinde) insana doğru evrimleşmişlerdir.
(Australpitechus’un Homo’ya doğru olan serüveni için :
http://www.yaziyaz.com/forum/thread1739-3.html)
Kısa bir toparlama yapacak olursak,ikinci zamanın sonu üçüncü zamanın başlarında ortaya çıkan ve giderek gelişen primatlar değişen klimatik ve ekolojik ortama bağlı olarak bir yandan Makak, Gibon ve benzeri gerçek maymunlara, özellikle Afrika’nın batısında Şempanze ve goril gibi insanımsı maymunlara ve Afrika’nın doğusunda ise insansı ve insana doğru evrilmişlerdir.

Evrim konulu tartışmalarda insanın ne olduğu, nereden geldiği, ortak atasının ne/kim olduğu konusunda pek çok spekülasyon yapılmaktadır. Günümüzün zoolog ve antropologları bu konuya biraz da hiciv katarak son bir noktayı koymaktadırlar artık: İnsan maymundan mı gelmiştir, ortak atadan mı türemişlerdir tartışmaları bir yana insanın kendisi düpedüz bir maymundur demektedirler.
“Maymundan farklarımız geçirdiğimiz kültürel evrimin bir sonucudur.”
Yararlanılan kaynaklar:
Serol Teber; Doğanın İnsanlaşması; Say Yayınları.
Adam Şenel; İnsan ve Evrim Gerçeği;Özgür Üniversite Kitaplığı:
Metin Özek; Dünden Bugüne İnsan; İmge Kitabevi.
Atilla Kazancı; İnsan Ailesinin Biyokültürel Evrimi; (Makale)
Sayfalar: 1 | 2 |

2006/11 |