“Töreniz Batsın” Ve “Amin” / Safa KAÇMAZ
Son dönemde,medya öncülüğünde ‘Töreniz batsın!’ diye başlıklar da atılarak eski toplumsal kurumların etkilerine,devam eden eski uygulama kalıntılarına karşı bir kampanya yürütülüyor.
Görünüşe göre iyi.
Fakat ‘Amin’ temennisi eksik!
Bu tür kampanyalar,yapılan anketlerde ‘töre’ savunuculuğunun alan kazanma olgusunu ortadan kaldırmadığı gibi,üstelik bu ‘töre’ yaklaşımını ulusal çapta tanıtıp yaygınlaştırıcı bir etkide de bulunuyor gibi.
İnsan toplumu, bir dizi eski geleneğini ‘bilinçli unutkanlık’ yoluyla da aşmaya çalışmıştı.Bir yandan dinsel gelişim,öte yandan anımsatıcı faktörler, eski töreleri tamamen canlandırılmasıyla da sonuçlanabilir..
***
Gerçi Türk medyası, kimin kimle yattığı konusunda çarşaf çarşaf günlük yayın yaparak,sadece ‘sevişme’ kelimesi etrafında yazı yazabilme kapasitesindeki kişilere ‘köşe’ kurarak, cinsellik alanında duygu sömürücülüğü yapmaktan da hiç geri kalmaz ama, neyse ki E.Özkök’ümüz var. Hürriyet genel yayın yönetmeni, hemen her konuda yol gösterici bilge olduğu için, bu alanda da konuyu, töreye bağlılık anlayışı ve uygulamasının bir Güneydoğu, hatta “daha açık söylemek gerekirse bir Kürt sorunu” olduğunu, “eski bir sosyolog” olarak , ortaya koydu da konumuz aydınlığa kavuştu… Fakat böyle derin tespitler yapılınca, bu doğru bile olsa, akan suların durulacağını sanmamak gerek.
***
Buradaki temel sorun veya trajedi, törelere karşı ‘mücadele’ yürüttüğünü sanan, metot yanlışlarına rağmen kısmen de yürüten kesimlerin; medya ile değişik dernek veya kuruluşların bizzat yönlendiricilerinin ‘töre kaynakları’ hakkında yeterince bilgili olmayışlarıdır.Bunu açıkça saptamak gerek.Önce töre kaynakları üzerine bir bilgilendirme çabası gereklidir.Bu nokta sadece geri toplumlarla ilgili değil. Örneğin ‘bekaret koruma’ da bir ‘töre’ dir ve bu diyelim ki ileri ABD için de bir sorundur.
Hiç bir ‘mücadele’, mücadele edilen şeyin kaynaklarına yönelmeden başarıya ulaşamaz.”Kılık-kıyafet devrimi”nin 83 yıl sonra Türkiye’deki görüntüsü ortada. ”Başı kapalı first lady” tartışmalarının gerçeğe ilk kez bu kadar yaklaştığı ”Laik Cumhuriyet” tarihi, bu alanda kat edilen yolun ne olduğunu gösteriyor.
***
Medyada bu tür haberlerde durmadan bir ‘kötü yol’a düşmek deyimi tekrarlanıp durur ama , ’yol’ ve ‘yollu’ kavramları ile ‘namus’ ilişkisinin eski toplumda ne anlamlara gelmiş olabileceğini düşünmeyiz.
Kadın sünneti hafz’in kavramının zifaf’a dönüşmesinin;çarşafa kan akıtma ile erkek çocuk sünneti uygulamasının aralarındaki ilişkilerini tanımak için bir çalışma yürütmeyiz.
Adak ritüellerinin zorunlu olduğu eski toplumda birer uygarlık adımı olarak ortaya çıkan sünnet,zifaf ve hatta ‘örtünmek’ gibi eski toplumun kurallarının hangi tür eski ilişkilere bağlı olduğunu araştırmayız.
Örtünme ve kutsal fahişelik arasındaki ilişkileri tanımaya,tartışmaya açmaya çalışmak yerine, yanlış metot ve içerik üzerinden bile olsa,bu noktaya dikkat çeken Muazzez hanımın soluğunu mahkeme ile kesmeye çalışırız.
Sonra da töre üzerine, bilgesizliklerin sıralandığı TV ve gazete kampanyaları ile bu sorunların üstesinden gelmeyi hayal ederiz.
Üniversite öğrencileri arasında töre lehine yüksek oranları da gördükten sonra…
Amin’in yerine gelmesini daha çok bekleriz.
***

2006/12 |