Ananızı Ortalıkta Komayın / Sadettin KOŞAR
Van 100. Yıl, Şemdinli, Danıştay, Borsa, Ali Dibo, Telekulak, El Kadı, Kıbrıs, Limanlar falan derken yine Başbakanlık Sözcüsü Akif Beki sık sık neyi nasıl anlayacağımızı tarife başladı. Yine ortalık toz duman yani!
O, tozun dumanın en çok kara yazgılı Anadolu kadınlarının gözüne kaçtığı ve ağlattığı kesin!
Siz, siz olun; ağlayan ananızı saklayın!
Maazallah, iktidar mensubu bir siyasinin gözüne falan ilişir!..
Sahi!
Bu anaları ağlatıp duran iktidarları kim kuruyor yada kurduruyor ki?
Belki taşeronu da müteahhidi de aynıdır. Ne dersiniz?
Ülkede örgütlü, daha çok da sponsorluk gücüyle destekli, kuracak veya kurdurabilecek öbeklere bakalım:
Sermaye grupları,
Mafya, çete ve şebekeler,
Tarikat ve cemaatler,
Aşiretler,
Türk medyası,
Seçimle gelinen görevleri meslek edinmiş siyasetçiler…
(İsteyen yerlileriyle yetinmeyip; emperyal güçleri de ekleyebilir!)
Sponsor olamayan örgütlenmeler de var:
İşçi, memur sendikaları ve halk…
Oda, birlik, dernek, sendika, parti, kulüp, vakıf, şirket, cemaat, tarikat, aşiret şeklinde görünen ama asıl işi; adam, umut, inanç alıp satmak olan bu örgütlenmeler, neredeyse nüfusumuzun yarısını kapsayan bir büyüklük demek.
İnanması zor gibi mi görünüyor?
Büyük sermaye, küçüğüne ve finanse ettiğine istediğini yaptırabilir mi ki?
Mafya babası, buyruğuna uymayan mensubunu n’eder?
Mürit, mürşidinin sözünden çıkar mı ki?
Peki! Ağanın isteğine karşı duran marabayı töre n’eder?
Kıvrak kalemli adam, patronu nezleyken hapşırmazsa medyada barınabilir mi ki?
Partilerin merkez yönetimi halkalarındaki kadrolarını, milletvekilliğini, bakanlığı; genel başkanlara sadakat yemini etmeden hak eden var mı ki?
Merak sözcüğü için özlü sözlerimiz çok ama ben, bilim dünyasındaki; “öğrenmenin ilk kapısıdır”ı tercih ederim.
Sanal dünya (İnternet) gezintileri hem sinir zıplatmak, hem de sağaltım için birebir!
Sermaye grupları: dahil olduğunuz iktisadi ekol penceresinden farklı, tercih ettiğiniz siyasal pencereden farklı niceliklere isabet etmekle birlikte oturmuş yargı; nüfusun %20’sini işaret etmektedir. Bu hesaba göre toplumumuzda kabaca kaymakçıların sayısı l4 milyon kişi.
Mafya, çete taramasında: 14 büyük, 50 kadar da küçük mafya ve çetenin adını duyurduğuna; ama saklı kalmışlarla, çıkar amaçlı şebekeleri de hesaba katınca sayının binlerle ifade edileceğine hükmediyorsunuz. Murat Çulcu’nun incelemesine dayandırılan mensup sayısı 5 milyon kişi.
Türkiye’de tarikatlar diye taratınca karşınıza 12 (bir başka yaklaşıma göre 13) esaslı tarikat çıkıyor. İlk köklü incelemeyi Gölpınarlı Hoca, mezheplerle birlikte yapmış. Bunlardan 6’sını klik sayanlar da var, cemaatlerle birleştirip sayıyı 300′e çıkaranlar da! Site, tahminde zorlanılsa da tarikat ve cemaat mensuplarının en az 7 milyon kişi olduğu kanısında.
Aşiretler taramasında: Osmanlı İskân Belgeleri esas alındığında sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da 32, Şerefnameler esas alındığında 24 büyük, 13 küçük aşirete ulaşıyorsunuz. Mensup sayısı, ne yandan baksanız 20 milyon kişi civarında tahmin ediliyor.
Türk Medyası’nda: devlet dahil büyük patron sayısı 11 görünüyor ama aslı 4 denilebilir!? Radyo, televizyon, gazete, dergi, ajanslar gibi düşünüldüğünde mensup sayısı tahmini 1 milyon kişi. (Etki alanı bakımından ele alınınca kaç milyon olacağına ilişkin veriler pek sağlıklı değil, benim de bir tahminim yok.)
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nda kayıtlı 32 adet siyasal parti görünüyor. Doğuma ilişkin otel lobilerinden avazeleri duyulan 2 partinin de yolda olduğunu düşünürsek, 34 eder.
Siyasi parti koltuklarına eyseri ile çakılmışların sayısı da taş çatlasa bin kişidir!
Resmi yada resmi kılıflı bu örgütlenmelerin etki alanına girenleri alt alta toplayınca 47 milyon gibi bir rakama ulaşılıyor!
Bir kişinin aynı anda tarikat mensubu, aşiret reisi, mafya ilişkili ve dahi sermaye sahibi olabilirliği karşısında %10′luk “ıskonto” ile geriye 42 milyon kişi kalıyor.
“Patron”, “baba”, “şeyh”, “ağa” ve “parti genel başkanları”nın denetlediği 42 milyon insan! Ülke nüfusunun yarıdan fazlası yani!
“Yol”, “Racon”, “Töre” gibi keskin kurallarla tepeden tırnağa donanımlı bu beşli;
Kimin ne kadar pay hak ettiğinden, kimin karnının tok sayılacağına!
Kimin cennette nereyi hak ettiğinden, kimin vadesinin yettiğine!
Kimin ülkesine hizmet etmiş sayılacağından, kimin milletvekili ve bakan olarak biraz daha hizmet(!) etmesi gerektiğine kadar karar veriyor!..
Başa dönersek:
“Bu milletin anasını ağlatan bu iktidarları kim kuruyor veya kurduruyor ki?”
Bu beşli, acaba bu işlere de bakıyor mu dersiniz?
Siyasi partiler, bu kocaman kütleleri görmezden gelecek kadar ahmak değil ya!
Ee! Tabi o vakit, bu koca koca kütlelerin temsilcilerini, sözcülerini de partilerinin içine, milletin meclisine ve kendi hükümetlerine de taşıyorlardır her halde!
Yani:
Sermaye temsilcilerini!
Mafya, çete ve şebeke elemanlarını!
Tarikat ve cemaat mensuplarını!
Aşiret ağalarını!
Medya temsilcilerini!
Ve kulakları düdük-tüfek sesine alışkın olanları!
Meclise ve hükümetlere taşınan bu elemanların kendi sponsorlarına çalışacakları aşikâr değil mi?
Buralarda beziniz, tarağınız yoksa da ananız ağlayacak demektir!
Alınacak önlem; ağlayan anayı ortalıkta komamaktan ibarettir!..
İşçi, memur sendikaları ve halk mı?
Onlar zaten azınlıkta kalıyorlar ya!
İyi de, şimdi beni başka bir merak aldı!
Acaba benim partimde de aşiret, medya, mafya, tarikat ehli var mı ki?

2006/12 |