Felsefe Yazıları III / Selma ULUSOY
Yazımın üçüncü bölümünde Orta Çağ felsefe tarihinden ve bu dönemde öne çıkan isimlerden bahsedeceğim. Öncelikle bu dönem ikiye ayrılır: Patristik ve Skolâstik Felsefe. Patristik felsefenin öne çıkan ismi Augustinus’tur. Skolâstik felsefenin öne çıkan ismi ise Aquinolu Thomas’tır.
Orta Çağ felsefesini açıklamadan önce o dönemden biraz bahsetmek uygun olacaktır. Orta Çağ hepimizin bildiği gibi tarihe “karanlık bir çağ” olarak adını yazdırmıştır. Fakat bu karanlık nitelemesinin yalnızca Avrupa için olduğunu belirtmekte fayda vardır çünkü İslam felsefesi ve düşüncesi bu döneminde tabiri caizse altın çağını yaşamıştır. Çeviri evleri kurulmuş ve Latince eserlerin neredeyse tamamı özellikle Aristo ve Platon’un ( İslam düşüncesindeki adıyla Eflatun) eserleri Arapça’ya ve Farsça’ya bu dönemde çevrilmiştir. Böylece İslam dünyasında büyük bir düşünce devrimi yaşanmış ve devingenlik kazanmıştır. İslam dünyasında hal böyleyken Avrupa engizisyon mahkemeleri ve kilise denetimi altındaydı. Yalnızca dini değil seküler hayatı da ruhban sınıfı yönlendiriyordu. Felsefe de bu bağlamda kiliseye bağlı olarak gelişti.
Şimdi Patriarkal felsefeyi açıklamaya girişeceğim. Kelimenin sözlük anlamı “Kilise babaları felsefesi”dir. Bu felsefe genel olarak Hristiyan dogmalarıyla felsefeyi bütünleştirme eğiliminde gnostik bir arayıştır. Bu felsefenin en önemli temsilcisi ve bu felsefeyi sistemleştiren Augustinus’tur. Augustinus önce Mani dinine inandı ve septisizmden etkilendi. Fakat daha sonra Platon’u okuyunca Hristiyanlık’ta karar kıldı ve bu dini sistemleştirmeye girişti. Yanı sıra septisizme karşı savaş açtı. Ona göre mutlak bir doğru vardı ve o da Tanrı idi. İşte tam da bu yüzden septisizme karşı konulmalıydı. Ayrıca tarihin döngüselliğinden ve bir defalığından dem vurarak tarih felsefesinin kurucusu oldu.
Skolâstik felsefe ise Platon’un idealar öğretisinden beslenmiştir. Herkes Tanrı’dan gelir ve yine ona döner gibi bir döngüsellik anlayışı vardır. Günümüzde de bu felsefe, kilisenin resmi felsefesidir. Bu dönemin göze çarpan belki de tek ismi Aquinolu Thomas’tır. Skolâstiğin ilk döneminde “anlamak için inanıyorum” ilkesi geçerliydi. Fakat Thomas dini doğrularla felsefe bilgilerinin ya da aklın örtüşemeyeceğini savunur. Dini doğruların bazen aklı aşabileceğini söyler. Thomas’a göre insanın en yüksek yetileri istenç ve akıldır. Ona göre insanın özgür iradesi vardır.
Görüldüğü üzere Orta Çağ felsefesi Avrupa tarihi açısından verimli geçmemiştir. Bu dönemde yalnızca teoloji felsefeyle örtüştürülmeye çalışılmıştır. Her ne kadar bu dönemde felsefe çok gelişim gösteremese de bu çağdan sonra gelen Rönesans, Reform ve ardından Aydınlanma dönemi için itici güç oluşturduğunu söyleyebiliriz. Eğer Avrupa Orta Çağ’da insan yakma ya da giyotin törenleri düzenlemeseydi Aydınlanma çağını da yaşayamazdı.

2006/12 |