Hurriler ve Metanniler Kürtlerin Ataları mıdır? / Teoman TOPRAK

 

 

 

Kürtler, günümüz Mezopotamya’sında yaşayan halklardan biri. Kürtçe ise dilbilimcilerce Hint-Avrupa dil ailesinden sayılmakta ve Hint - İran kolunun bir üyesi olarak tanımlanmaktadır.
Bilinen ilk Kürtçe edebi eser, Hemadani Baba Tahir (M.S. 935-1010) tarafından, günümüzden yaklaşık bin yıl önce, İran’da Arap abecesiyle yazılmıştır. Bir halk, birdenbire edebi bir dilde eserler veremeyeceğine göre, Kürtler’in ve Kürtçe’nin geçmişinin, M.S 1000’lerden daha gerilere gittiği açıktır. Ancak bu geçmişin ne kadar gerilere gittiği ise tartışma konusudur.
Sanal ortamda, Kürt tarihine ilgi duyup araştıran bazı kimselerce, Hurriler ve Mitanniler, Kürtler’in ataları olarak tanımlanmaktadır.. Hatta bu savı daha da ileriye götürenler, Hurriler’i doğrudan ‘’Hurri Kürtleri’’ Mitanniler’i ise ‘’Mitanni Kürtleri’’ diye adlandırmaktadırlar (1).
Kişisel görüşüm odur ki, günümüzde var olan tüm halklardan hiçbirinin tek bir atası yoktur. Halklar tarihsel gelişim içerisinde değişik halklarla karışmışlar ve kültürel olarak birbirlerinden etkilenmişlerdir. Bu, tıpkı bir çocuğun tek bir soydan gelmemesine benzer. Bunun aksini savlayan düşünceler ‘’etnik milliyetçi’’ çevrelerce politik amaçlar için kullanılmakta ve başka halklara yapılan saldırganlığın gerekçelerinden biri olabilmektedir.
Peki ama, kimdir bu kendilerinden ‘’Hurri Kürtleri’’ ve ‘’Mitanni Kürtleri’’ olarak söz edilen kimseler ?
Hurrice’de, Hurri Ülkesi anlamında ‘’Hurri’’ ve Hurrili anlamında ise ‘’Hurruhe’’ sözcükleri geçer (2). Hurriler kendi dillerini ‘’?urwo?e, ?urro?e’’ olarak adlandırıyorlardı (3).
‘’Hurriler ile ilgili son araştırmalar, gerek dil ve gerekse arkeolojik buluntulara dayanarak bu kavmin ana vatanının Kafkasya veya daha büyük bir ihtimalle Transkafkasya’da, yani Van Gölü, Ağrı Dağı ve Hazar Denizi arasındaki bölgede olduğunu göstermiştir. Hurriler bu dağlık bölgede M.Ö. III. binyılın sonlarına kadar kendileriyle çok yakın akraba olan Urartularla birlikte oturmuşlardır. Hititlerden yüz yıllarca önce, en geç III. binyılın ortalarından itibaren güneye göç etmeye, Mezopotamya kültür dünyasının içine girmeye başlamışlardır.’’ (3)
M.Ö II. binde ise Hurriler Anadolu’nun içlerine, Suriye’ye, Kuzey Irak’a kadar yayılmış durumda idiler. Hurriler uzunca bir süre, küçük krallıklarla yönetildiler. Mitanni Devleti’nin kurulmasıyla birlikte ise tek çatı altında toplanmış oldular. Mitanniler’in kimler olduğuna gelmeden önce, Hurriler’in dili hakkında bilgi sahibi olmak, bize Hurri-Mitanni ilişkisini anlamada yardımcı olacaktır. Zira Hurri-Mitanni ilişkisi oldukça karmaşık olup birçok tartışmayı içinde barındırmaktadır. Bu konuda tarihçiler arasında az ya da çok bir uzlaşı olsa da konu tamamıyla açıklığa kavuşmuş değildir ve tartışmalar sürmektedir.

 

‘’ Hurri dili, Hint-Avrupa dilleri ailesinden olmadığı gibi Semitik dillerden de değildir. Bu dilin, daha sonra, M.Ö I. binyılda ortaya çıkmış, Urartu halkının diline benzediği saptanmıştır’’ (4) Sayın Bilge Umar’dan, Hurrice’ye ilişkin aktardığım bu bilgi üzerinde tartışma yoktur ve konunun uzmanlarınca üzerinde görüş birliğine varılmış ender konulardan biridir. Hurriler hakkında alıntı yaptığım tüm bilim insanlarının eserlerinde de aynı bilgi yazılıdır.
‘’Hurri dilindeki en eski yazılı belge Mardin’in güneyinde bulunan Urkis Şehri’nde bir tapınağın kurulması ile ilgilidir ve şimdi Louvre Müzesi’nde saklanmaktadır. Söz konusu yazıt tunçtan güzel bir aslan heykelciğin koruduğu bir taş levha üzerine arkaik çivi yazısı ile kazılmış olup M.Ö 2300 yıllarına aittir.’’ (5)

 

Yazıyı kullanmak, kullanmaya gereksinim duymak, halkların ancak belli bir gelişimi yakalamasıyla mümkün olmuştur. Bir halkın yazıyı kullanmaya gereksinim duyması, o halkın birbirleriyle olan ilişkisinin ve siyasi-ekonomik örgütlenmesinin karmaşıklaştığı durumlarda mümkündür. Yazının Avrupa’da değil de Mezopotamya’da ortaya çıkmasının da nedeni budur. Toplumların avcılık ve toplayıcılığın ötesine geçerek en erken ekip biçmeye başladığı bölge olan Mezopotamya, aynı zamanda ilk kentlerin ve devletlerin de ortaya çıktığı yer olmuştur. Bu bağlamda, yazının bu bölgede bulunması rastlantısal bir olay değil, tarihsel koşulların ortaya çıkardığı bir durumdur.

 

Bilinen en eski yazılı belge Sümerler’den kalmadır (M.Ö 3200). Anadolu’da Hint-Avrupalı kavimlerden kalma en eski yazılı buluntu örnekleri ise Hititler’e aittir. Sümerler’in yazıyı kullanmaya başlamasından yaklaşık 1500 yıl sonra Hititler yazıyı kullanmaya başlamışlardır. Zira Hint-Avrupalı bir kavim olmayan Hurriler de, Doğu Anadolu’dan güneye doğru göçtükten sonra yazılı eserler verebilmişlerdir (M.Ö. 2300). Bu durum ancak, Hint-Avrupalı kavimlerin Mezopotamya’ya sonradan gelmesiyle açıklanabilir. Hint-Avrupalı kavimlerin anavatanlarının neresi olduğu kesin olarak bilinmemekle beraber, bu kavimlerin anavatanının Avrupa olduğu, ve buradan dünyaya yayıldığı, konunun uzmanlarınca en çok kabul gören görüştür.
‘’Avrupa’nın kuzeyinde oturan Hind-Avrupalılar pek iyi bilinmeyen nedenlerden ötürü M.Ö. 3. binin son çeyreğinde (M.Ö. 2250-2000) Atlantik kıyılarından Hindistan’a kadar uzanan bir mekan içinde güneye doğru göç etmişlerdir. (Göçmeye başlamışlardır-Teoman) Bu büyük göç sırasında çeşitli dönemlerde adlarını genellikle sonradan almış olan Germenler, Latinler ve Hellenler gibi kavimler aşağı yukarı bugünkü yerlerine gelmişler, İranlılar ve Hintliler gibi Hind-Avrupalı kavimler de değişik dönemlerde olmak üzere şimdiki ülkelerine göç etmişlerdir. Bu arada Anadolu’ya gelen Hind-Avrupalıların bazı bölükleri Balkanlar’dan, bazı bölükleri de Kafkasya üzerinden gelmişlerdir.’’ (6)

 

Anadolu’da büyük bir devlet kurmuş olan Hititler de, bu göçlerle gelmişlerdir. Öbür Hint-Avrupalı kavimler gibi, Hititler’in de anavatanı Anadolu değildir.
Burada mutlaka belirtilmesi gerekir ki, Hititçe (ve yakın akrabası Luvice), Hint-Avrupa dillerinin Avrupa koluna yakın olmakla birlikte ölü bir dildir. Kürtçe ise, yazımın başında da belirttiğim gibi, Hint-İran koluna ait bir dil olarak değerlendirilmektedir.

 

Hint-Avrupa dil ailesinin Hint-İran kolunun ortaya çıkışı ve bu kola ait yazılı eserlere ilişkin Sayın Bilge Umar’dan aktararak şu bilgileri vermek istiyorum:

‘’İlk Hind-İran dillerinin ortak atası olduğu varsayılan bir Hind-Arya dilinin Afganistan yöresine ve yakınlarına İÖ 2. binyılın ilk yarımında, İÖ 1600 dolaylarında yayıldığı; bu dilin ayrı yörelerdeki gelişmesiyle, daha sonra, ilk Hind-İran dillerinin ortaya çıktığı kabul ediliyor. Bu ilk Hind-İran dilleri arasında, Hindistanın, en eskileri İÖ 1250 dolaylarına tarihlenen, Veda adlı dinsel metinlerde (bunlar, Brahman dininin kutsal metinleridir) kullanılmış dil, yani Sanskrit dili, bilinenlerin en eskisidir. Eski İran dilinin daha ileri bir çağda ortaya çıktığı kabul ediliyor. Eski İran dilinin elimizdeki ilk belgesi, kuzeydoğu İran-Afganistan yöresinde Zerdüşt’ün kurduğu dinin kutsal kitabı, İÖ 600 dolaylarında yazılmış olan Avesta’dır.’’
Şimdiye kadarki yazının kullanılışına ilişkin, bulunan en eski eserlere bakarak, tarihsel dizini kısaca özetlersek:
Hint-Avrupalı bir kavim olmayan Sümerler - M.Ö. 3200
Hint – Avrupalı bir kavim olmayan Hurriler - M.Ö. 2300
Hint-Avrupalı Hititler - M.Ö.1650
En eski Sanskritçe metinler- M.Ö. 1250
Eski İran diline ait en eski metinler - M.Ö. 600
Bilinen ilk edebi Kürtçe eser - M.S 900-1000
Bütün bunları değerlendirdiğimizde Hurriler’den ne ‘’Kürtler’in atası’’ ne de ‘’Hurri Kürtleri’’ olarak söz etmenin bilimsel hiçbir dayanağı yoktur:
1. En başta Hurriler’in konuştuğu dilin, değil Kürtçe ile benzerliği, tüm Hint-Avrupa dilleri içinde hiçbiriyle en küçük bir yakınlığı söz konusu değildir. Bazılarının savladığı gibi, Hurriler ( ve yakın akrabaları Urartular) Ermeniler’in de ataları değildir. Zira Ermeniler de Hint-Avrupa kökenli bir halk olup dilleri Ermenice de Hint-Avrupa dil ailesinin bir üyesidir.


Hurrice günümüz dillerinden hiçbiriyle akraba olmamakla beraber, günümüz dillerinden bazılarıyla benzerlikler gösterir. ‘’Hurrice, Sumerce, Hattice ve Urartuca, Türkçe gibi bitişken bir dildir. Bu dillerden yalnız Urartuca Hurricenin yakın akrabası ve onun (belki de yakın bir kolunun) MÖ I. binin ilk yarısında Doğu Anadolu ve Azerbaycan bölgesindeki devamıdır.
Hurricede Türkçede olduğu gibi gramerde cinsiyet ayrımı yoktur. Hurricede önek (prefiks) yoktur. Gerek isimler gerek fiiller sonekler (süfiksler) ile çalışmaktadır.’’ (7)

‘’…Hurricenin Türk dilleriyle olan yakın benzerlikleri ortak kelime haznesinden çok, dillerin yapısıyla ilgilidir. Bugün bizim kullandığımız Van’lı sözcüğü Urartuca’da Biainili olarak geçmekte ve -ili eki aynı zamanda Hattice olup, Hittitler tarafından alınmış ve yaygın bir biçimde kullanılmıştır. Kafkas dillerinde de hâlâ kullanılmaktadır, Gürcü’ce -ili ile sona eren şahıs adlarında olduğu gibi… ‘’ (8)
‘’ -ma eki tıpkı Türkçedeki -me, -ma (git-me-mek, ol-ma-mak) gibi olumsuzluk yapmaktadır. ‘’
Türkçe ile Hurrice arasındaki bu benzerliklere dayanarak, bu dillerin Türkçe ile akraba olduğundan ya da Hurriler’in Türkler’in ataları olduğundan bile söz edilemezken, Hurriler’den Kürtler’in ataları diye söz etmek ne kadar doğrudur ?..
2. Hurriler ilk yazılı eserleri verdiğinde, Hint-Avrupa dili konuşan kavimler henüz tarih sahnesine çıkmamıştı.
3. Hurriler ile Kürtler’in tek ortak noktası, aradan geçen onca yüzyıllardan sonra aynı bölgede yaşıyor olmalarıdır. Hurriler’in siyasi etkinliği M.Ö 1200’lü yıllarda sona ermişse de, uygarlık ve kültürel alanlarda Hurriler’in etkisi devam etmiştir. Ancak, bugünün Anadolu’sundaki Hurri etkisi ise bir kova sudaki birkaç damla kadar olabilir.
Aradan geçen onca zamanda, Anadolu Uygarlığı onlarca değişik kültüre karşılaşmış ve yeni bir karışım ortaya çıkmıştır. Bu karışımın içinde Kürtler olduğu kadar, Türkler, Farslar, Araplar, Çerkesler, Lazlar, Çingeneler, Gürcüler ve daha başka birçok halkın katkısı vardır. Eğer, aynı coğrafyayı paylaşmış olmak gerekçesiyle Hurriler’e sahip çıkmak mümkünse, bu sahiplenmeye adını saydığım tüm halkların hakkı vardır.

 

Bu yazımda, ‘’Hurriler Kürtler’in atasıdır.’’ savına karşı, görüşlerimi değişik bilim insanlarının sundukları bilgiler ışığında belirttim. Bir dahaki yazımda, Hurri-Mitanni ve Mitanni-Kürt ilişkisine (ya da ilişkisizliğine) yönelik yazacağım.
Şimdilik şu kadarını söylemekle yetiniyorum:
Mitanni bir devlet adıdır. Bu devlet adının geçtiği en eski belge, Hurriler’e ait ilk yazılı eserden (M.Ö 2300) yaklaşık 800 yıl sonra, M.Ö 1500’lü yıllara ait bir mezar yazıtıdır.
Ancak, Mitanniler denince Hurriler’in yanı sıra, başka bir kavim daha söz konusudur. Bu kavim, Hurriler’den farklı olarak Hint-Avrupalı bir kavim olan Marianniler’dir.

 

(1) Cemşid Bender, Kürt Tarihi ve Uygarlığı, Kaynak Yayınları, 5. Basım, s. 15
(2) Sedat Alp, Hitit Çağında Anadolu, Tübitak Yayınları, 3. Basım, s. 22
(3) Ahmet Ünal, Hititler Devrinde Anadolu (Kitap 1), Arkeoloji ve Sanat Yayınları, 1.Basım, s. 86
(4) Bilge Umar, İlkçağda Türkiye Halkı, İnkılap Yayınları, s.29
(5) Ekrem Akurgal, Anadolu Kültür Tarihi, Tübitak Yayınları, 14. Basım, s.173
(6) Ekrem Akurgal, Anadolu Kültür Tarihi, Tübitak Yayınları, 14. Basım, s. 35-36
(7) Sedat Alp, Hitit Çağında Anadolu, Tübitak Yayınları, 3. Basım, s. 21
(8) Ahmet Ünal, Hititler Devrinde Anadolu (Kitap 1), Arkeoloji ve Sanat Yayınları, 1.Basım, s. 88-89