Ulusaldan Uluslararasına Aktiviteler / Mehmet Fatih ÖZTARSU
Üniversite gençliği konusunda oldukça büyük bir potansiyele sahip olan ülkemiz, bu potansiyeli ne kadar değerlendirebiliyor?
Bu soru önemli; bunun ardından asıl meseleye değiniyoruz. Acaba üniversite gençliği kendine verilen imkânları ne ölçüde değerlendiriyor?
Hemen hemen her bölümde adı anılan tümden gelim ve tüme varım metodlarını kullanabiliriz. Tüme varımda meselenin ülke boyutuna, diğerinde ise benim değinmek istediğim konuya geliyoruz. Aslına bakarsak gençliğin imkânları değerlendirme konusu tam bir verimlilik kazanırsa diğer problem de kendiliğinden ortadan kalkacak.
Genç arkadaşların bölümleri ne olursa olsun kendilerini ilgili bölüme dayalı veya farklı türden yapılanmış sosyal faaliyetlere katılması zaruri bir durum. Bakkaldan şekeri, unu, yumurtayı almak yetmiyor. Helva yapmamız için, işin pratik kısmı teorisi kadar önemli.
Okullar bünyesinde yer alan aktivite klüpleri, organizasyonları ve teşkilâtları amaç olarak öğrencinin kabiliyetlerini geliştirmenin yanısıra yararlı işler yapması dahilinde CV’sine doldurabileceği tecrübelerini de esas tutar.
Nedense bizim çoğu arkadaşımız ilkokuldan süregelen bir “toplum” korkusunu taşıyor. Bu sebeple hiçbir sosyal grup içine girmeye cesaret edemiyor. Ancak üniversitenin amacı insanı “sosyalleştirmek”tir. Sosyal, kök bakımından topluluk, cemiyet, akışkan haldeki hayat anlamlarını taşır. Eğer biz yüksek öğrenimde bu engeli aşamıyorsak, içinde bulunduğumuz eğitim kurumunun bizim için bir manası yok demektir.
Ülkemiz dışındaki yerlere kısaca göz atmamız biraz fikir sahibi olmamızı sağlayacak. Komşu ülkeler başta olmak üzere gelişmekte olan ülkelerin başını çektiği “uluslararası organizasyon”lara şahit oluyoruz. Öğrenciler, bırakın okuldaki aktiviteleri; artık dünyaya kendilerini adamışlar. Bakü’ye AEGEE adlı Avrupa gençler birliğinden bir grup öğrenci gelmişti. İçlerinden Hollanda’da felsefe okuyan Olaf Koens’le tanıştım. Olaf’ın söylemleri beni düşündürmüştü. Çünkü Türk gençliğinin çok az kısmının dünya genelinde faaliyetlerde bulunduğuna inanıyor ve söylemleriyle ispatlamaya çalışıyordu. Kendi bilgisiyle bir nevi ispatlamıştı da… 22 yaşındaki bu genç basit bir öğrenci organizasyonunda Kafkasya’yı, Türkiye’yi, Rusya’yı ve Kuzey Avrupa’yı gezmiş. Fransızca, Almanca, Rusça ve İngilizce biliyor. Tarkan’ı da çok sevdiğini söylüyordu… Bir Hollanda’lı gencin felsefe üçüncü sınıfta olması herhangi bir durumu değiştirmiyor. Hem kendi ülkelerinde hem de dışarıda faaliyet göstermek, kendi kültürlerini bu yol ile tanıtmak ve daha nice amaçlar güden bu gençlerdeki potansiyelin birkaç kat fazlası bizim gençlerimizde var. Fakat şu an uluslararası platformlarda buna çok seyrek şahit şekilde olabiliyoruz.
Arkadaşlarımızın öncelikle kendi okullarında bir organizasyona dahil olması ve hem kendi hem de insanlığın yararına hedefleri benimsemesi şart. İlerleyen zamanla birlikte sizler de bir Gürcistan’da bir Mısır’da bir Rusya’da bir Japonya’da kültürünüzü, ülkenizi tanıtacaksınız ve o temsiliyet ruhunun ne denli güzel bir hal olduğunu göreceksiniz.
Bunun için ileriki bir zamanı beklemeyin. Hemen başlayın. Yanınızda sizi destekleyen bir millet var. Atalete düşmeyeceksiniz hiçbir zaman, düşmemelisiniz… Bu konularda daima iftihar ettiğim dostlarım var ; Meltem İlkan Kıbrıs’ta İngiliz Dili öğrencisi. Kendi bölümü ile ilgili çalışmaların yanısıra farklı yazın çalışmalarını da sürdürüyor. Ve benim takdir ettiğim bir çalışmada da emek sarfedenlerden : Uluslararası TIG platformunda Türkçe’nin yayılması, Türkçe’nin kendine ait bir statüsünün oluşması için ekipçe çalıştılar… Bu bizim dışımızda bir millet misyonudur. Sizin farketmediğiniz küçük bir hareket, pekçok güzelliklere yol açabilir. Güney Kore’deki Havva Gün ve Iğdırlı Şinasi kardeşim de bu aksiyon gençlerinden… Kore genelinde çalışmalarda bulunmaktalar ve bir nevi Türkiye-G. Kore dostluğunun geliştirilmesinde önemli rol oynuyorlar. Bu arkadaşlar bürokrat veya işadamı değil. Biri İngilizce Öğretmenliği diğeri Siyasi Bilimler okuyan Türk gençleri.
Doğusundan batısına ülkemin gençlerini, dünyanın doğusu ve batısında koşuştururken görmek ümidiyle…,

2007/01 |