1 Mayıs ve Türkiye / Metin ARTENA
Halkımız, egemen sınıfların kavgasına şahit olmaktadır. Kudreti TÜSİAD sermayesinden gelen AKP ile sırtını OYAK’a ve küçük kobilere dayamış olan CHP, iktidarı tekellerine almak için amansızca kapışıyorlar. Kuşkusuz egemenler arasındaki bu çatışmalar yeni değildir ama 80 öncesinin nispi örgütlü halk hareketi daha önceleri onların bu denli açık çatışmasına müsaade etmemekteydi. Nihayetinde örgütlü halk mücadelesi onlara, siz bizim sömürülmemizden gelenden daha fazla pay almak için çatışıyorsunuz ama bundan böyle biz bu sömürüyü bitiriyoruz diyebilir ve her iki grup da sömürülerini kaybedebilirdi. Kuşkusuz ikisi de sömürülerini tamamen kaybetmektense uzlaşmayı seçmişlerdi. Ama bugün durum farklıdır. Örgütlü bir halk mücadelesi olmadığından, göbek bağlamış patronlar “Ben daha fazla sömüreceğim!” diye çatışabilmekteler. Tabi bu mücadelede kitle desteğine ihtiyaçları var ve bu yüzden de suni kutuplara da! İşte bundan ötürü suni kutuplar yaratarak hem kitlelerin desteğini almayı hem de az biraz bu çatışmanın gerçek yüzünü gizlemeyi yeğlemektedirler. Ne mi bu suni kutuplar? Tabi ki egemen sınıfların, hepimizin bildiği o meşhur temcit pilavı: Laiklik!
Geleneğinden gelen gücü ve ideolojik aygıtlarıyla toplumun her kesimde ideolojik paranoyasıyla yarattığı yanılsama birikimi ile birinci cephe OYAK Cephesi. İkincisi ise sermayenin güdümünde olan sivil toplum kuruluşlarıyla ve medyasıyla “demokrasi” ve “meclis kararına saygı” mesajları veren TÜSİAD Cephesi. Kuşkusuz bu grupların derdi ne demokrasi ne de laikliktir. 14 Nisan, bir sermaye grubunun diğerine verdiği ” ben sömüreceğim” mesajından öte bir şey değildir. Hrant Dink ve Malatya katliamları egemen sınıflarının yine birbirlerine ayar verme eylemlikleridir. Cumhurbaşkanlığı için verilen mücadele ileriki seçimlere yönelik bir güç gösterisidir. Gruplar iktidarı ele geçirip ötekini tasfiye etmek için uğraşmaktadır. Hrant Dink cinayeti OYAK Grup’un TÜSİAD Grubuna demokratikleşme ve Ab konusunda verdiği bir mesajdı. 14 Nisan Mitinginden sonra gündem değiştirmek için bu işi kim tertip etti dersiniz? Yine Kürt Sorunu’nu kullanarak egemen sınıflar, halkları bölerek ve bunun üstünden kendi sömürülerini pekiştirmeye çalışmaktadırlar. Buna karşı en anlamlı söz ” Halkların Kardeşliği” olacaktır.
Öyleyse halk olarak bizim bu kutuplaşmada yerimiz olabilir mi? Mahalle kavgasında beni daha fazla hangisinin döveceği konusunda tartışan iki kişinin kavgasında tartışan kişilerinin birinin safında olmak kadar saçma bir şey olabilir mi? Su götürmez ki benim bu durumda yapacağım şey ikisinin kavgasından fayda sağlamak ve ayrı bir saf oluşturarak (halkın safı) onların ikisini de beni dövemeyecek konuma getirmek olacaktır. Yani egemenlerin kavgasındaki iki saf da bize karşı olduğunda, sömürüye son şiarıyla 1 Mayıs alanlarına çıkmak olacaktır.
1 Mayıs, Gençlik ve Üniversiteler:
Gençlik geleceksizleştirilmekte, üniversiteler piyasalaştırılmaktadır. Gençlikten bin lira maaş, bir araba, iyi döşenmiş bir kariyer ve iki çocuk karşılığında ömür boyu gönüllü kölelik istenmekte, gençliğe bu dayatılmaktadır. Üniversiteler sermayenin kontrolüne devredilmekte ( Boğaziçi Mühendis Fakültesi’nin Eczacıbaşı’na satılması gibi. ) ve toplum yararına bilimin yerine patronların çıkarları için bilim getirilmektedir. Öğrencilerin bütünsel algıları kırılmakta, ufacık bir alanda bütünü sorgulamadan “düşünmeleri” istenmektedir. Yine hayata, evrene ve her şeye dair birkaçı sözü olanlara rektörlükler soruşturmalar açmaktadırlar. Kısacası öğrenci; kariyerist, yalnız, sadece istenilen alanda düşünen, gönüllü bir köle konumuna gelmesi için yontulmaktadır. Tüm bunlar olurken de tarih bizlere, uysallık ve sorumluluk arasında bir seçim yapma görevini yüklemekte ve geleceğimize sahip çıkmamızı bize dayatmaktadır.
1 Mayıs ve Dünya:
Emperyalist yağmacılık artık zıvanadan çıkmıştır. ABD, tüm dünyayla kafa bulur gibi Irak’taki sömürüsünü meşrulaştırmaya ve bu da yetmezmiş gibi İran’a olası bir saldırının zeminini oluşturmaya çalışmaktadır. Daha önce de sözünü ettiğimiz Oyak Grubu da bu emperyalist sömürüden pay almak için Kerkük’e girme sevdasıyla tutuşmaktadır ve bunu yapmak için bizleri ölmeye, öldürmeye göndermeyi ve oradaki halkı sömürmeyi bir sorun olarak asla görmemektedir. Bizim sermayenin safında yer alamayacağımız ve hiçbir halkın sömürüsüne göz yumamayacağımız aşikârdır. Onun için ABD Emperyalizmine ve Kerkük’e salyalarıyla bakan patronlara tokat atmak bize, öğrenciye, halka 1 Mayıs Alanında düşer.
İşte tüm bu nedenlerden ötürü bugün
Tek tipleşmeye, yalnızlaşmaya, yabancılaşmaya, körelmeye karşı,
Emperyalist Savaşa karşı,
Halkların Kardeşliği için,
Ve sömürüsüz bir dünya için
Bu 1 Mayıs, yine ezilenlerin haykıracağı ve dünyayı değiştireceği alan olacaktır.
Metin ARTENA

2007/04 |