Demografi / Selma ULUSOY
-Tanımlar ve Teoriler-
Nüfus: “İstatistikî terimlerle ifade edildiğinde, nüfus, seçilmiş bir örneklemdeki bireylerin ya da birimlerin toplamını ve herhangi bir analizin sonuçlarının uygulanacağı toplamı gösterir(Marshall;1999:536).
İnsan toplulukları yüzyıllar boyu nüfus artışının hızlı olmasına ve bununda yeryüzünü ve insanlığı tehdit etmesine karşın bunun önlenmesinden yana bir tutum geliştirmemişlerdir. Nüfus artış hızı günümüzde dünyanın en önemli sorunlarından birini oluşturmakta ve bunun için çeşitli öneriler ve teoriler geliştirilmektedir. Nitekim “nüfus sorunu demografik faktörler ve sosyo-ekonomik faktörler arasındaki dengenin bozulması sonucu ortaya çıkan sosyal ve ekonomik sorunların tümü olarak kabul edilmektedir”(Başol;1984:10).
Türkiye ekonomisinin gelişmesinde iki etken vardır:
1. Nüfus artışının üretim üzerindeki etkisi,
2. Nüfus artışının diğer alanlara etkisi.
Nüfus artışının üretim üzerindeki etkileri genel olarak şöyle sıralanabilir: İstihdam, sermaye birikimi, doğal kaynaklar ve teknoloji. Diğer alanlara etkileri ise: gelir dağılımı, kamu harcamaları, milli gelir, eğitim ve sağlık gibi altyapı hizmetleri, beslenme, kentleşme ve çevre olarak sıralanabilir.
Demografi: “Doğum Sayısı=Doğum oranı(s) x Riskli Nüfus şeklinde ifade edilebilir”(Gündüz, Kutlar;2005:26). Genel olarak demografi nüfusu kapsar. Doğum, ölüm, evlenme ve boşanma ve bir bölgede genel olarak yaşayan kişi sayısı demografinin alanına girmektedir. Demografi çeşitli biçimlerde incelenebilir:
1. Tasviri Demografi: İstatistikî verilerin ışığında nüfusun sayısı, coğrafi dağılışı, yoğunlaşması ve genel özelliklerini betimler.
2. Tarihi Demografi: Nüfusun gelişiminin tarihinin verilerini sunar.
3. Teorik Demografi: Demografik olaylar arasındaki kantitatif ilişkilerin araştırılmasıdır.
4. Matematik Demografik: Uygulamalı araştırmaların sonucundaki verilere fonksiyonların nasıl uygulandığı ile ilgilenir.
Demografi genel olarak ikiye ayrılır:
1. Statik Demografi: Belli bir yerde yaşayan bireylerin sayısı ile yaş, cinsiyet, ana dil, din, okur-yazarlık, eğitim durumu gibi nitelikleri incelerler.
2. Dinamik Demografi: Nüfustaki sayı ve nitelik açısından doğum, ölüm, evlilik, boşanma ve göç olayları incelenir.
TEORİLER
1. İlkçağlarda Nüfus:
a)Çin’de nüfusla ilgili düşünceler Konfüçyüs ve diğer filozoflar tarafından ortaya konmuştur. Bu filozoflar nüfus artışının işgücünü kısıtlayacağı ve toplumun yaşam düzeyini negatif yönde etkileneceğini düşünüyorlardı. Ayrıca tarımda ekilebilir arazi ile nüfus arasında ideal düzeyde bir ilişki olduğunu düşünüyorlardı. Bu denge bozulduğu zaman ölümlerde artış olacağını bu yüzden de bu dengenin süreceğini söylemişlerdir.
b)Eski Yunan’da Aristo ve Platon nüfusun ekonomik boyutundan çok yönetimsel boyutuyla ilgilenmişlerdir. Bu düşünürler ekonomik yönden yeterliliği nüfusun yeterli bir düzeyde olması gerektiğini savunurlar. Fakat nüfus yine de çok fazla olmamalıdır. Örneğin Platon ideal devlet kuramında toplumda alt tabaka ve üst tabakadaki bireylerin bu hiyerarşik yapılanma içindeki bireylerin birbirleriyle değil kendi tabakalarındaki kişilerle evlenmesi gerektiğini söyler ve öjenizm düşüncesine yer açar.
c)Romalılar nüfusun askeri boyutlarını daha çok göz önünde bulundurmaktadırlar ve nüfusun çok olması gerektiğini belirtmişlerdir. Bu yüzden de nüfus artışını desteklemişlerdir.
2. Ortaçağ’da Nüfus: İbn-i Haldun nüfusun toplumsal, ekonomik ve siyasal yönlerine vurgu yapmaktadır. Nüfusun çok olması gerektiğini böylece istihdam alanlarının fazlalaşacağını belirtir.
3. Yeni Çağ’da Nüfus:
a)Merkantilistlerde Nüfus: Ülke nüfusunun artması gerektiğini düşünüyorlardı. Çünkü nüfusun çokluğu askeri, siyasal, ekonomik ve sosyal alanlarda güç ve servet demekti. Ülke içi nüfusun artması gerektiğini düşünen merkantilistler dışa olan göçleri engellemişlerdir.
b)Fizyokratlarda Nüfus: Bu teorisyenler toprağı baz aldıkları için nüfus artışını tehlikeli görmüşlerdir çünkü onlara göre nüfus arttıkça üretim alanında problemlerin ortaya çıkacağı görüşündedirler.
c)Klasiklerde Nüfus: Malthus’un nüfus teorisinden* etkilenmişlerdir. “Malthus’un doğurganlık teorisine katkısı makro seviyedeki bir sınırlamayı içerir: Nüfusun açıklaması, üretim ve yeniden üretim şeklindeki bir denge sistemini amaçlar”(Gündüz, Kutlar;2005:54). Ayrıca doğal afetler, hastalık, savaşlar gibi nedenlerle nüfus fazlası böylece ortadan kaldırılacaktır. Bunun dışında yalnızca yoksul kişilerin evlenmemeleri gerektiğini belirtmiş böylece de teorisini toplumsal hiyerarşik bir yapılanma içine oturtmuştur. 20. yüzyıl değişiklikler meydana getirmiş ve Neo-Malthusçular ortaya çıkmıştır ve bu düşünürler nüfus planlanmasının kesinlikle uygulanması gerektiğini vurgulamışlardır.
d)Marx ve Sosyalistlerde Nüfus: Sosyalist teorisyenler yeni ve ideal düzen olan sosyalizm geldikten sonra nüfus artışının toplumsal bilinçlenmeyle birlikte yavaşlayacağını öne sürmüşlerdir.
Marx ise genel sistematiğine uygun bir biçimde nüfus artış hızını kapitalizme bağlamıştır. Ona göre kapitalistler bilinçli bir biçimde işgücü fazlasının ortaya çıkmasını isterler. Böylece işgücünü daha ucuza kapatabileceklerdir. Fakat diğer sosyalist teorisyenler gibi Marx’da sosyalizmle birlikte refah düzeyinin artacağını ve nüfus sorununun ortadan kalkacağını belirtmiştir.
e)Demografik Evrim Teorisi: “Sanayileşme ile doğum ve ölüm oranları, dolayısıyla gelişme hızı arasındaki ilişkiyi açıklayan bir teoridir”(Başol;1984:18). Bu teorinin en önemli temsilcilerinden biri de Blacker’dır. Ona göre toplumlar demografik olarak beş aşamadan geçerler.
— İlk basamakta yüksek doğurganlık ve ölüm oranlarında denge vardır. Tarımsal üretimin olduğu bu yerlerde doğurganlığın çok olması kadar doğal afetler, açlık, hastalık, savaş gibi durumlarla ölüm oranları da artmakta böylece belli bir denge oluşmaktadır.
—Bu aşamada ekonomiyle birlikte işbölümü de artar, pazara yönelik ekonomi yaygınlaşır, yaşam standartları yükselir. Böylece doğurganlık oranı azalarak ölüm oranı düşer ve nüfus artışı meydana gelir.
—Gelişmiş ekonomik sistemlerde nüfus artışı azalmaktadır.
—Bu aşamada yeniden dengeye ulaşılır.
—Son aşamada ise doğum oranları ölüm oranlarının altına düşerek nüfus azalması gözlenir.
f)Optimum Nüfus Teorisi: Bu teorinin asıl amacı bir ülkenin ulaşabileceği maksimum nüfusun incelenmesi olmuştur. Burada önemli olan kaynak dağılımına imkân verip vermeyeceğidir.
g)Yeni Nüfus Teorileri:
—Ekonomik-Demografik Modeller: Bu teoriye göre işgücünün etkinliği ile kişi başına düşen gelir arasında hiçbir ilişki yoktur. Refah düzeyiyle tasarruflar nüfus artışıyla ilişkilendirilebilir.
—Doğurganlığın Ekonomik Teorisi: Bu alanda sosyal ve ekonomik çevredeki gelişmelerin çocuk yapma davranışlarını nasıl etkilediği incelenir.
Becker, doğurganlık ile gelir arasında negatif bir ilişkinin bulunduğunu belirtirken, eğitim düzeyinin yükselmesiyle bu ilişkinin pozitif yönde değişeceğini ekler.
h)Diğer Nüfus Teorileri: Nüfus teorisyenleri bu alanı biyolojik, ekonomik ve kültürel olmak üzere üçe ayırırlar. Biyolojik teoriler; nüfus artışı etkilerinin bitkilerde ve hayvanlardakiyle aynı oldukları görüşündedirler. Kültürel teoriler; yalnızca demografik özellikler ve değişmelerle ilgilenirler. Ekonomik teoriler kaynaklar ve nüfus açısından ele alırlar.
Kaynakça:
· Başol, Koray(1984) Demografi, Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Yayınları, İzmir.
· Gündüz, Mustafa ve Kutlar, Aziz(2005) Nüfus Sorunu, Anı Yayıncılık, Ankara.
· Marshall, Gordon(1999) Sosyoloji Sözlüğü, Çev: Osman Akınhay, Derya Kömürcü, Bilim ve Sanat Yayınları, Ankara.
Selma ULUSOY
* Nüfusların kaynaklardan daha çabuk büyümeye yönelik doğal bir eğilimi vardı. Nüfuslar geometrik olarak artabilirken, kaynaklar aritmetik olarak artıyordu. Bu yüzden fiili nüfus artışı, kaynakların yetersizliği nedeniyle, ya pozitif kontrollerle(hastalık ya da açlıktan meydana gelen ölümler) ya da önleyici kontrollerle(evliliğin ertelenmesi ya da cinsel mahrumiyet) kaçınılmaz biçimde denetim altında tutulmaktaydı.

2007/04 |