İnsanız ve Özgürüz / Özgür MUTLU

 

 

 

Halkın özgür olması, özgürce düşünebilmesi, eğitimli ve örgütlü bir kitlenin olması egemen sınıfları tarihin her evresinde korkutmuştur. Bu korkunun nedeni bazı gerçeklerin farkına varılmasından ileri geliyor. Çünkü özgür ve bilimsel düşünce her türlü dogmayı, her türlü boş inancı ve eski gelenekleri ayaklar altına almıştır. İşte bu nedenledir ki, egemen sınıflar özgür düşünen bireylerin yetişmesini istemezler. Hatta verilen özgürlüklerin (!) kaldırılması için ellerinden gelenleri yaparlar.

İnsanlar üzerinde bir baskı ve sömürü aracı olan burjuva devletler halkın özgürlüğünü kısıtlarlar. Burjuva devletler tarafından halka verilen haklar gerçekten özgürlük olarak adlandırılamaz. Zira biz bunlara özgürlük diyorsak, gerçekte özgürlüğün ne olduğunu bilmiyoruz demektir. Özgürlüğün tanımını kavramak içinse kişilerde tarih ve toplum bilincinin gelişmiş olması gerekmektedir. Bu bilinç ve eğitim ise cahil olan halkımızda ne yazık ki bulunmamakta.

Bu eksikliğin sonucunda ise çoğunlukla kim olduğumuzun ve ne olduğumuzun farkında olamıyoruz. Özgürlüğümüzün ne olduğunu tam olarak anlayamıyoruz. Bu nedenle de onu çok iyi kullanamıyoruz. Özgürlüğümüzden aşırı derecede korkmamızın nedeni ise şüphesiz üzerimizde olan baskı ortamıdır.

Özgürlüklerimizden korkmamız bizi aynı zamanda geriye götüren başka bir nedendir. Tüm olan bitene sessiz kalmamız, direnmememiz ve her şeyi hiçbir şey demeden kabul etmemiz bu baskıya göz yummaktır, yanlışlıklar karşısında pasif olmamızdır. Ne yazık ki Türkiye’de de tüm haksızlıklara ses çıkarmayan bir toplum oluşmuştur.

Özgürlüklerimizden korkmamalı, halk üzerinde yoğunlaşan haksızlıklara özgürlüklerimizin farkına vararak cevap vermeliyiz. Çünkü biz insanız ve özgürüz.

Einstein’ın bu hayranlık verici sözü sanırım her şeyi açıklıyor:

“Dünya; kötülük yapanlar değil, seyirci kalıp hiçbir şey yapmayanlar yüzünden tehlikeli bir yerdir.”

Özgür MUTLU