Kin Kusan Topraklar / Emre MUTLU

 

 

 

11 Eylül, ABD’nin dış politikası için keskin bir dönemecin başlangıcıydı aslında. Ya da varolan politikaya bir mazeretti. Uçaklar Pentagon ve ikiz kulelere saldırırken Ortadoğu bunalımının; şiddete, öfkeye, idamlara kanlara dönüşeceği yazılıyordu artık tarihin defterine. İç yüzü bir türlü aydınlatılmayan ve üzerinde birçok komplo teorileri gerçekleştirilen ve hükümlülüğünü El-kaide örgütünün üstlendiği bu saldırı büyük bir katliamın başlangıcıydı. Katliamın kendisi yeni bir katliam için ortam hazırlamıştı. Artık güneş Ortadoğu’ya çok daha puslu ve ürkek doğacaktı. Işıklar bile onca korkunun ve öfkenin hâkim olduğu yere güçsüz bakacaklardı, titrekçe aydınlatacaktı Ortadoğu topraklarını.

Doğu bloğunun önderi olan Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla emperyalistler bayram etmiş, birden bire “tarihin sonu”nu ilan etmişlerdi. Oysaki kanla yazılacak yeni bir tarihin “start”ını verdiler. Afganistan’a giren ve Afganistan’ın geleceğini paramparça eden, aslında askerleriyle birlikte o topraklara yıkımı, vahşeti ve sonsuz karanlığı getiren ABD kuvvetleri daha çok can için ve daha çok sömürü için yeni hedefler belirlemişti kendilerine. Nasıl Afganistan insanlık onurunun bile sömürüldüğü yer haline geldiyse Irak’ta o hale gelecekti. Üstelik Afganistan’da korkuyla doğan güneş Irak’a doğma cesaretini gösteremeyecekti.

Kanlı işgalden önce Amerika’nın ağzından akan suları bir dönem ABD başkan yardımcılığının yanı sıra petrol devi Halliburton’un yönetim kurulu üyeliğini yapan Dick Cheney şöyle dillendiriyordu:

“2010 yılına kadar günde 50 milyon varil petrole ihtiyaç duyuyoruz. Dünya petrol yataklarının üçte ikisi de, bu zenginliğe sahip Ortadoğu’da bulunuyor.”

Ve işte aslında El kaide’nin desteklenmesini önlemek, Kimyasal silah üretilmesine son vermek olarak tanımlanan Irak işgalinin iç yüzü böyle çıkıyordu ortaya. Körfez Savaşı’nda sonra tecrit edilmiş ve ambargo konulmuş olan Irak toprakları, ABD ve Birleşik Krallık Kuvvetleri başta olmak üzere askeri işgale uğramıştı 20 Mart 2003 günü. O gün güneş garip bir pusuyla çevriliydi. Doğan yaşanacaklardan haberdar gibiydi. O bölgeye gecenin kızıllığı kan getirecekti, evet yıllarca durmadan kan ve sokakları öfkeli bir kırmızıya boyayan kan; Kardeşkanı. ABD kuvvetleri Irak düzenli ordusuyla pek de uzun olmayan bir savaşa girdi. En büyük direniş ıÜüsınırdaki Umm Kasr kasabasında yaşandı. İki hafta boyunca bir metre bile ilerleyemeyen işgal kuvvetleri, nasıl olduğunu o zaman kimsenin anlayamadığı bir biçimde ortadan kaybolan 1 milyonluk Irak ordusunun mukavemetiyle karşılaşmamaları sonucu kısa sürede Bağdat’a ulaştılar. Sonrasında 2 Mayıs 2003′te Irak hükümranlık haklarının iade edildiği duyurusu gelmişti. Artık Irakta düzenli savaş sona ermişti. Ancak bu son ülkeyi öyle bir başlangıcın içine sokuyordu ki tüm Irak’ın öfkesi gün yüzüne çıkacak, emperyalizme direnen halkaların asla boyun eğmeyeceğini gösterecek ve bağımsızlık uğruna savaşan direnişçilerin ruhu Orta Doğu’yu kapsayacaktı. Başlıyordu, Irak halkı mücadelesinin şerefi içinde direnmeye başlıyordu.

Aslında bir zamanlar sahip olduğu eğitim ve sağlık altyapısı ve uygulanan kamucu politikalarla Ortadoğu’nun örnek ülkesi haline gelen Irak,  ABD’nin 1990’daki müdahalesi ve ardından uygulanan insanlık dışı ambargoyla büyük yara alan kamu hizmetleri alt yapısını, ABD’nin ikinci müdahalesi ve peşi sıra gelen işgalin ardından bugün tamamıyla kaybediyordu. ABD, Irak’ın temel yapısıyla oynarken sömürgeci politikasını halka da uyguluyordu ve Dünya üzerinde ki en acımasız ve en iğrenç sömürü olan “halk sömürüsü”nü gerçekleştiriyordu. Saddam Heykeli yıkılmıştı. Halk bir bayram içinde gibi görünüyordu, delicesine heykelleri kırıyorlar, onların üzerlerine çıkıp eğleniyorlardı. Çocuklarda savaşın verdiği şaşkınlığı ve ruhsal bunalımı üzerlerinden atmışlar, büyüklerini taklit ederek seviniyorlardı. Hatta bazıları Amerikan askerlerinin ellerini öpüyorlardı yani Amerikan askerlerinin getirdiği acıyı kabul ediyorlardı yada bilmeden buna neden oluyorlardı. Kameralar ekranlara bunu yansıtırken aslında olayın iç yüzü çok farklıydı, bu kutlamaları sevinçleri yapan 6 Milyon nüfuslu Bağdat şehrinde sadece 100 kişiydi. Asıl Irak halkı direniş ve bağımsızlık için hazırlanıyordu. Ancak yine de Irak halkı o saatten sonra emperyalizmin çıkarcı politikalarını hayatlarıyla ödemeye başlayacaklardı.

İşgal sonrası Irak adeta karanlık bir ülke durumuna gelmişti. Mart 2003 ten bu yana;

  • 700.000’den fazla insan savaşa bağlı nedenlerden hayatını kaybetti.
  • 500.000 kişi işsiz kaldı
  • 10.000 parça tarihi eser işgalci askerler tarafından çalınarak yurtdışına çıkarıldı.
  • Kayıt altına alınabilen 4.000 tecavüz olayı var. Gerçek sayının bundan çok daha fazla olduğu belirtiliyor.
  • Ebu Garib ve birçok cezaevinde, CIA’in sorgu uçaklarında binlerce insan vahşice işkencelere maruz kaldı.
  • Her gün ortalama 200 kişi kaçırılıyor.
  • Her ay ortalama 15.000 kişi ölüyor.
  • En az 1.500.000 Irak’lı işgale bağlı sebeplerden göç etmek zorunda kaldı.

Bir dönem, Sovyetler Birliği’ni zor durumda bırakmak için hazırladıkları uluslar arası kuralları işte böyle çiğneyen ABD’yi tüm dünya izliyordu. Kimse sesini çıkarmadan insanların ölümüne, işkence görmesine, tecavüz edilmesine, onlarca ailenin parçalanmasına ve Irak’ın geleceğinin çalınmasına ortak oluyordu. Türkiye ise hemen sınırlarında yaşanan katliamı durdurmak yerine eskiye dönüp “1 Mart teskeresi keşke onaylansa” diye düşünüyordu.

Tüm bunların baskısı altında güvensizlik ve karanlık dolu bir ülkede, emperyalizmin iğrenç nefesinin soluk aldığı Irak topraklarında direnişçiler büyük bir destan yazıyor. Bağımsızlık alevlerini yurt geneline yaymaya çalışıyorlar. ABD’nin çıkarmak istediği iç savaşa, ülkeyi kalkındırmak için söz verip 25 Milyar dolarlık fon alıp sonra da güvenlik yok deyip çekip giden Halliburton, Bechtel gibi şirketlere ve ölümün normal sayıldığı bu vahşete rağmen direnişlerini en şerefli tutumlarıyla sergiliyorlar.

Aslında şu anda da Irak toprakları emperyalizmin kirli nefesine tüm kinin kusarak çıkarcı emellerine darbe vuruyorlar tüm onurlarıyla…

Kaynaklar:

http://tr.wikipedia.org/wiki/Irak_Sava%C5%9F%C4%B1

http://www.sol.org.tr/index.php?yazino=8910

http://www.dusunceveeylem.org/index.php?option=com_content&task=view&id=189&Itemid=39

http://www.wsws.org/tr/2003/jan2003/war-j09.shtml

 

Emre MUTLU