Nisan 2007 Gündemi
SİYASETTE GEÇEN AY
Sezer’in Harp Akademileri’ ndeki Son Konuşması..
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer Harp Akademilerindeki son konuşmasında Cumhurbaşkanının nitelikleri, TSK ve terörle mücadele, ülke rejiminin karşı karşıya olduğu tehlikeler gibi hassas konulara deyindi. Sezer’in Kurmay Subaylara yaptığı uzun konuşmasından önemli satır başları ise şöyle:
-TSK ilk kez iç ve dış odakların hedefi durumun gelmiştir. Bu odaklar niyetlerini açıkça sergileyerek işi “hesap sorma” söylemine kadar vardırmışlardır. Orduyu yıpratarak, etkisizleştirmek için zamanlaması ayarlanmış bir oyun oynanmaktadır.
-Türkiye’nin siyasal rejimi, laiklik konusunda duyarlı dengeler üzerine oturmuştur. Laiklik din ve inanç özgürlüğüne indirgenemez. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin sosyal, siyasal, hukuksal, ekonomik ve toplumsal temelinde laiklik ilkesi vardır. Tüm ilke ve devrimler, başka bir deyişle Atatürkçü Cumhuriyet laiklik ilkesine dayanmaktadır.
- Cumhurbaşkanı, cumhuriyetin ilkelerinden ve anayasal içeriklerinden yana taraftır. Anayasa’nın buyurucu kuralları karşısında taraf olmak zorundadır. Başka bir güncel deyişle, bu ilkeler ve onların anayasal içerikleri Türkiye Cumhuriyeti Devleti rejiminin “kırmızı çizgileridir” Yürürlükteki anayasal kurallar uyarınca, başta aynı doğrultuda and içen milletvekilleri olmak üzere tüm yurttaşlarda Devlet rejimini oluşturan anayasal kurallar çerçevesinde bu ilkelere uymak zorundadırlar.
- Dış güçler, Türkiye’ nin İslam ülkelerine model olabilmesi için öncelikle siyasal rejiminin “laik cumhuriyetten” “demokratik cumhuriyet” adı altında, “ılımlı İslam cumhuriyetine” dönüştürülmesini öngörmektedirler.Ilımlı İslam, Devlet’in sosyal, ekonomik, siyasal ve hukuksal düzeninin din kurallarından belli ölçüde etkilenmesi anlamına gelmektedir.
-Türkiye, karşılaştığı bölücü terörü tümüyle yok edebilmek için, yasalar çerçevesinde büyük bir kararlılıkla savaşımını sürdürmektedir. Ülkenin ve ulusun her türlü tehdit ve tehlikeye karşı korunup, savunulması en büyük hakkımız ve sorumluluğumuzdur.
Yargıtay Başsavcılığı…
Yargıtay Başsavcısı Nuri Ok’un görev süresinin 20 Mayısta dolmasıyla birlikte gözler Yargıtay’a çevrildi. Yargıtay Büyük Genel Kurulu’nun yaptığı seçimler sonucu en fazla oyu 11. Ceza Dairesi Başkanı Ersan Ülker aldı. 51 oy gibi büyük bir sayı ile birinci olan Ülker Cumhurbaşkanından gelecek kararı bekliyor. Yürürlükteki mevzuata göre Cumhurbaşkanı, en fazla oy alan 5aday arasında istediğini atayacak. Ersan Ülker, geçmişinde önemli kararlara imza atmış bir hukukçu. İnterbak davasında Cavit Çağlar’a çıkan beraat kararını, HAlkbank’ın dolandırılmasında Murat Demirel’ e çıkan beraat kararını, Bank Ekspres davasında Korkmaz Yiğit hakkındaki erteleme kararını bozdu. Bunun yanı sıra kapatılan RP’nin hazinayi dolandırdığı iddia edilen davada Necmettin Erbakan’ın dolandırıcılık suçu işlediğine karar verip, kararı onayladı. Bu kararlada Erbakan’ın siyasi hayatı sonlandı.
Kamu Kuruluşları ve IMF..
IMF’nin istediği 3,8milyar YTL tutarındaki tedbir paketi 5milyar 51milyon YTL’ye yükseldi. IMF hükümetten kamu harcamalarında tedbirli davranmasını istedi ve hükümette bu istek doğrultusunda kamu kurumlarındaki kırtasiye, akaryakıt, temizlik malzemesi ve sağlık giderlerinde kısıtlamaya gidecek. Özellikle sağlık alanında ciddi bir kısıtlamaya gidilmesi gerektiği konusu üzerinde hassasiyetle durulması üzerine doktorların ilaç yazma sayıları dikkatle takip edilecek.
Rusya’da Devrim Hazırlığı..
Yurtdışında sürgünde yaşayan ünlü Rus işadamı Boris Berazovski, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in anayasayı çiğneyerek tüm gücü elinde toplama isteği içinde olduğunu, Rusya’daki iktidarın mutlaka değişmesi gerektiğini fakat bu değişimin demokratik yolla gerçekleşmesinin ise mümkün olmadığını söyledi. Mutlaka güç kullanılması gerektiği ve “devrim hazırlığı içinde” olduklarını belirten Berazovski, bu harekete destek verecek olan herkesi maddi olarak destekleyeceğini de belirtti. Bu gelişmeler karşısında Rusya Dışişleri Bakanı bir açıklama yaparak, şuan İngiltere sınırları içinde bulunan işadamının, Rusya rejimine karşı sarfettiği sözlerden dolayı İngiliz yetkililerin tepki göstermesi gerektiğini ifade ederek, mülteci statüsünün elinden alınması gerektiğini söyledi.
Kızıltepe Davası Sonuçlandı..
Mardin’ in Kızıltepe ilçesinde Ahmet Kaymaz ve oğlu Uğur Kaymaz’ın öldürülmesi olayında tutuksuz olarak Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan Salih Ayaz, Mehmet Karaca, Şerafettin Açıkgöz ve Seydi Ahmet Döngel isimli 4 polis memuru için beraat kararı çıktı. Sanıkların avukatı Veysel Güler yaptığı açıklamada “Yurt içinden ve dışından şer güçlerin bir araya gelerek bu polis memurlarına saldırdılar. Sadece polis memurlarına mı saldırdılar? Bana göre polis memurlarının şahsında, onların temsil ettikleri tüm değerlere saldırdılar. Anca Türk yargısı adil bir şekilde sanıkların beraatine, haklılığına, yasal, meşru sınırlar içinde görevini yaptıklarına karar verdi.” şeklinde düşüncelerini ifade ederken müdahil avukatlarından Selahattin Demirtaş ise, “Kararı daha duruşma salonunda temyiz ettik. Gerekçeli kararın yazılmasını bekleyeceğiz. Gerekçeli karar tarafımıza tebliğ edildikten sonra temyiz başvurusu yapacağız. Dosyanın Yargıtay’ dan döneceği ve kararın bozulacağı umudunu taşıyoruz” dedi.
Ukrayna Karıştı..
Batı yanlısı tutumu ile bilinen Devlet Başkanı Viktor Yuşçenko ile, Moskova yanlısı Başbakan Viktor Yanukoviç arasında 2004 yılından sonra tekrar gerilim baş gösterdi. 2004’teki seçimlerde Yuşçenko başkanlık seçimlerine müdahale etmişti. Oylamaya hile karışınca da “Turuncu Devrim” adıyla halk desteğini alarak yaptığı hareket ile 2005’te iktidara gelmişti. Yanukoviç ise başbakanlık koltuğuna oturdu. Devlet Başkanı’nın Anayasayı çiğnediği iddiası ile Rada’yı(parlemento) feshetmesi ise yeni bir gerilimin tırmanmasına sebep oldu ve Batı yanlıları ile Moskova yanlıları yine karşı karşıya geldi. Rada’nın çoğunluğunu oluşturan bazı üyeler yaptıkları açıklama ile bu fesih kararına uymayacaklarını belirterek parlamentonun kapatılıp, erken seçime gidilmesini öngören kararnamenin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurdular. Gerginliğin başlangıcı ise, 11 parlamenterin iktidar partisine transfer olmasıyla başladı. Tüm bu gelişmeler sonunde ise 70bin’e yakın iktidar ve mıhalefet yanlısı Ukraynalı, başkent Kiev’de gösteri düzenledi.
AİHM’den Bir Karar Daha..
Kapatılan Fazilet Partisi milletvekilleri Nazlı Ilıcak, Merve Kavakçı ve Mehmet Sılay tarafından 2001 ve 2002 yıllarında AİHM’ye yapılan başvurular sonuçlandı. Eski millet vekilleri Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin toplam 6 maddesini ihlal ettiği gerekçesi ile AİHM’ye başvurmuşlardı. Yapılan başvuruyu inceleyen mahkeme, 6maddeden sadece “Serbest Seçim Hakkı” ile ilgili sözleşme maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardı. Bu kararın alınmasında etkili olan ise, Fazilet Partisi’nin kapatılması ardından milletvekillerine getirilen 5yıllık politika yasağı. Dava Mahkeme aldığı kararın Türkiye’deki laik politik sistemin korunması amaçlı olduğunu belirterek,Türkiye tarafından Merve Kavakçı’ ya 4bin, Nazlı Ilıcak’a 5bin, Mehmet Sılay’a ise 3bin euro ödenmesini kararlaştırdı.
Araplar Kerkük’ten Göç Ettiriliyor..
Irak Adalet Bakanı Haşim El Şibli’nin yaptığı açıklamada 14 Temmuz 1968 tarihinden itibaren Kerkük’e yerleşen Arapların, geldikleri şehirlere geri gönderilmesi ve bunun karşılığında kendilerine tazminat ödenmesi hakkındaki önerinin onaylandığını belirtti. Bu plan Saddam Hüseyin’in başkanlık döneminde de hayata geçirilmek isteniyordu. El Şibli, alına bu karar sonucu Arapların zorla yerlerinden edilmediklerini, Kerkük’ü terk eden Araplara tazminat ödeneceğini ve bu gelişmelerin “rıza” doğrultusunda gerçekleşeceğini açıkladı. Alınan bu kararı şii, arap ve suni milletvekilleri Anayasanın ihlal edildiği gerekçesi ile protesto ettiler.
Barzani’nin Sözleri..
Kuzey Irak Kürt Yönetim Başkanı Mesud Barzani, Türkiye’nin Kerkük’e müdahale etmesi durumunda istenmeyen olayların yaşanacağını ima ederek sert bir konuşma yaptı. Barzani’ nin açıklamalarında yer alan önemli cümleler ise şöyle:
“Türkiye’de 30mişlyon Kürt var ve biz oraya karışmıyoruz. Eğer Türkler sadece birkaç bin Türkmen için Kerkük’e müdahale ederse, o zaman bizde Türkiye’deki 30milyon kürt için harekete geçeriz.Umarım bu noktaya varmayız ancak Türkler, Kerkük meselesine karışmada ısrar ederlerse, bizim vereceğimiz cevabın sorumluluğunu almaya hazırlansınlar. Kerkük, tarihsel ve coğrafi olarak kürt kimliği ile bilinen bir Irak şehridir. Tüm olaylar, Kerkük’ün, Kürdistan’ın bir parsçı olduğunu kanıtlıyor. Türkiye Kerkük meselesine karışamaz. Eğer karışırsa bizde Diyarbakır’ın ve Türkiye’deki diğer illerin işine karışırız”
Barzani’nin bu açıklamalarına Türkiye’den kısa bir sürede tepki aldı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan “Yerlerini ve konumlarını çok iyi tespit etmeleri gerekir. Sonra bu sözlerin altında ezilirler ve Türkiye ile sınırdaş olan Kuzey Irak, şu anda attığı bu adımla çok ciddi yanlışlar yapmaktadır ve bunun bedeli onlar için çok ağır olur. O bakımdan bu ifadeleri kullanırken çok dikkatli olmak lazım. Barzani burada ne yazık ki haddine tecavüz etmiştir. Haddini aşmıştır. Bu ifadelerle eğer kendilerini tatmin ediyorlarsa onu bilemem. Ama Türkiye Cumhuriyeti’nin bu tür tatminlere ihtiyacı yok.” Şeklinde konuşurken Irak Cumhur Başkanı Talabani “Türkiye ile iyi ilişkiler içinde olmak istiyoruz. Ortak bir plan ile terör örgütüne karşı savaşmaya hazırız” ifadesini kullandı.
Barzani’ ye bir cevapta ABD Dış İşleri Bakanlığı Sözcüsü Sean Mc Cormack’tan geldi. Mc Cormack “Barzani’nin ifadeleri yardımcı değil. Iraklı liderin ifadeleri, bütün Iraklıların ülkesi olan istikrarlı, güvenli ve toprak bütünlüğü korunan bir Irak’a ilişkin ilerleme yönünde, Türk Hükümeti ile nasıl iş birliği yapabilecekleri konusunda ortak çalışmaları gerektiği kanısındayız” ifadelerini kullandı.
Bu gelişmeleri takiben yapılan Bakanlar Kurulu toplantısında Irak ve PKK konusu masaya yatırıldı. Toplantı esnasında Irak’ın Ankara Büyükelçisi Sabah Umran Dışişleri Bakanlığına çağrıldı. PKK’nın Kuzey Irak’taki faaliyetlerini sona erdirmesi konusunda, Ankara’nın herhangi bir ilerleme göremediği konusu açık bir dille ifade edildi.
Cumhurbaşkanlığı Seçimi Öncesi Son Sözler..
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Öztok:
“Yasal meşruiyet adına parlementonun hükümet çıkarması kabul edilebilirse de, Cumhuriyet ilkeleri başta olmak üzere dilediği her şeyi değiştirebileceğini savunmak demokratik teamüllere uygun düşmez. Cumhurbaşkanı seçilecek kişinin Anayasa’da yazılı ilkelere ve andına sözde değil özde bağlı olup olmayacağı konusunda endişeler bulunmaktadır. Yasal olarak meşru olan her şey, demokratik açıdan meşru olamayabilir.”
TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ:
“Şahsi hislerim Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı adayı olmayacağı yönünde. Aksi olursada bu makamın gereğini titizlikle yerine getirilmesi için azami dikkat harcaması gerekecektir. Çünkü toplumdaki hassasiyeti görüyoruz.”
CHP Grup Başkan Vekili Kemal Anadol:
“Erdoğan Cumhurbaşkanlığına çıkarsa yargılanmaması için hiçbir neden yok. 276 oyla salt çoğunlukla cumhurbaşkanı seçilmeden önce işlediği suçlarla ilgili Yüce Divan bile değil, dosyanın ait olduğu mahkemenin önüne çıkar Halk bize bu seçimde o yetkiyi verir. TBMM’de o aritmetik çıkarsa, milletvekilliğinden önce işlediği kalpazanlım suçundan yargının önüne çıkar. Bunun önünde hiçbir engel yoktur. Mahkum olursa oradan aşağı iner. Yeni parlamentonun bunu yapmak boynunun borcudur. Erdoğan oraya çıkmadan önce bu olasılığı düşünmek zorundadır”
ODTÜ Senatosu:
“Cumhurbaşkanı’nın üniversiteler ve yargı başta olmak üzere demokrasinin vazgeçilmez unsurları olan tüm anayasal kurumlarla barışık, laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olan cumhuriyetimizin temel ilkelerini özümsemiş, Atatürk ilke ve inkilaplarından taviz vermeyen, çağdaş düşünce yapısına sahip, tutum, davranış ve söylemleri ile topluma örnek bir kişilik sergilemesi gerekir. Bu özellikleri taşımayan bir cumhur başkanının seçilmesi toplumsal barışı bozacaktır.
Cumhuriyet Mitingi..
Ankara Tandoğan Meydanı’nda yapılan “Cumhuriyet’ e sahip çık” mitingine Emniyet Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre 583bin vatandaş katıldı. Katılımın sadece Ankara ile sınırlı olmadığı bu mitinge katılım oldukça geniş bir tabana yayıldı. Başta ADD olmak üzere, Mülkiyeliler Birliği, KESK, Emekli Astsubaylar Derneği, Emekli Subaylar Derneği, Türkiye Gençlik Birliği, Kuvva-i Milliye Derneği, Barolar Birliği, 6 Nokta Körler Derneği, 1972’liler Vakfı, 69’lular Vakfı, Şehit Anaları Derneği, ODTÜ Mezunları Derneği, Ankara, İnönü, Kahramanmaraş, Gazi, Akdeniz, Van Yüzüncü Yıl, Muğla, Dokuz Eylül, Uludağ, Harran, Karahramanmaraş ünv. Rektörleri, Öğr. Üyeleri ve öğrencilerinin yanı sıra, Zeki Sezar, Deniz Baykal, Yaşar Okuyan, Mümtaz Soysal gibi siyasetçilerde yerlerini aldılar. Yapılan konuşmalarda ise özetle “Çankaya’ya Cumhuriyetin ilkelerine layık olan bir ismin çıkması gerektiği hakkındaydı. Dış basında da oldukça yankı uyandıran bu mitingi “Erdoğan’a karşı büyük miting” şeklinde duyuruldu ve katılımın yoğun ve etkileyici olduğu belirtildi.
EDEBİYATTA GEÇEN AY
Görmeyenlerin ışığı olun, kitap seslendirin
Kimi zaman evinizde, kimi zaman otobüste, belki yatmadan önce, belki uzanarak, belki kahvenizi yudumlayarak kitap okuyorsunuz. Sizin okuduğunuz satırları göremeyen, yeni çıkan bir romanın sözcükleri arasında dolaşamayacak durumda olanları hiç düşündünüz mü? İşte onlar görme engelliler, belki de hiç düşünmeden görmezden geldiğimiz insanlar onlar.
Kayıtların, 1991 yılında Ankara OR-AN Lioness Kulübü tarafından bağışlanan kayıt stüdyosunda yapıldığını ifade eden Acar, şunları kaydetti:
“Şu an için sesli kaset kitap sayımız 1100 ve bu kitapların oluşturduğu kaset sayısı ise ‘master’ ve ‘copy’ olarak yaklaşık 10 bin adet civarında. Ayrıca sesli kitap CD sayımız ise 100 civarında. Bu yıl içerişinde de kaset ortamındaki sesli kitaplar, dijital ortama aktarılacak. Daha sonra ise sesli veriler, wap ortamında görme engellilerin hizmetine sunulacak. Kullanıcıların getirdiği flaş bellek ya da CD’lere sesli veriler kopyalanabilecek.”
Acar, okutulan sesli kitapların güncel yayınlardan oluştuğunu ve kullanıcıların taleplerine göre belirlendiğini söyledi. Acar’ın verdiği bilgiye göre Turgut Özakman’ın “Şu Çılgın Türkler”, Nermin Bezmen’in “Sır”, Nazım Hikmet’in “835 Satır”, Murathan Mungan’ın “40 Oda”, Zülfü Livaneli’nin “Mutluluk”, Dostoyevski’nin “Hz. Muhammed”, Emre Kongar’ın “Kızlarıma Mektuplar”, Can Yücel’in “Sesini Kaybetmeyen Şiir”, değişik türde çocuk kitapları; KPSS eğitim bilimleri, KPDS dil kitapları ve üniversite hazırlık kitapları okutulan kitaplar arasında yer alıyor.
Disiplinler arası çeviri konferansı
Boğaziçi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Çeviribilim Bölümü 5-8 Nisan 2007 tarihleri arasında uluslararası bir konferansa ev sahipliği yapacak.
Konferansta, çeviri kavram ve metaforlarının farklı alanlarda kullanımı, dünyayı ve kültürleri algılamamız üzerindeki etkisi tartışılacak.
50 yıl sonra hâlâ hüzünlü olacak mıyız?
50 yıl sonra hâla hüzünlü olacak mıyız? Gelecekte daha akıllı olacak mıyız? Beden makine kaynaşması artacak mı? 25 bilim adamı bu ve benzeri sorulara yanıt bulmak üzere bir araya geldi. Cevapları, NTV Yayınları’ndan çıkan Gelecek 50 Yıl adlı kitapta…
Bilimdeki müthiş ilerleme önümüzdeki 50 yılda yaşamlarımızı nasıl değiştirecek? Amerika’nın en önemli popüler bilim yazarı John Brockman, Gelecek 50 Yıl’da, alanlarında önde gelen 25 bilimciyi bir araya getirerek bilimin geleceğini tartışmaya açıyor. Kitap, yakın gelecekteki olasılıkları keşfetmekle kalmıyor, oluşacak yenidünyadaki gelişmelerin toplumsal ve siyasi sonuçlarını da gösteriyor.
İki devin aşk mektupları açıklanıyor
Dünya kamuoyu, önümüzdeki hafta, Amerikan edebiyatının en etkili isimlerinden Ernest Hemingway ile efsanevi Alman film yıldızı ve şarkıcı Mairlene Dietrich arasındaki 30 yıllık ilişkinin gizemli içeriğini öğrenecek. Boston’daki John F. Kennedy Kütüphanesi, Hemingway ile Dietrich’in birbirlerine yazdığı mektupları serbest bırakacak. Mektuplar, bazı telgraflar ve şiirlerden oluşan iki deve ait özel evrak, Dietrich’in tek kızı Maria Riva tarafından koşullu olarak kütüphaneye verilmişti. Mektupların çoğunun, 1949–59 arasında, Ernest Hemingway tarafından ve daktiloda yazıldığı dikkat çekiyor.
Türkiye’nin en iyi 10 kütüphanesi
Yapılan araştırmalar ve kazılardan anladığımız kadarıyla kütüphanelerin geçmişi M Ö 2400’e kadar uzanıyor. Kütüphaneler, başka yerde bir arada bulunması son derece zor olan on binlerce kitap, belge, yazma, harita, süreli yayın, koleksiyonlar vs. ile araştırmacıların, öğrencilerin, meraklıların mabetleri olmayı sürdürüyorlar. İnternete ve başka teknolojik gelişmelere rağmen, barındırdıkları zenginliklerle uzun süre vazgeçilmezler arasında yer alacaklar. Kütüphaneleri en iyi bilenlere sorduk, onların tercihleri Türkiye’nin en iyi kütüphanelerini ortaya çıkardı.
En iyi 10
1. Atatürk Kitaplığı - İSTANBUL
2. İSAM - İSTANBUL
3. Milli Kütüphane - ANKARA
4. Beyazıd Devlet - İSTANBUL
5. Sermet Çifter - İSTANBUL
5. Bilkent Üniversitesi Kütüphanesi - ANKARA
6. Alman Arkeoloji Enstitüsü Kütüphanesi - İSTANBUL
7. Milli Kütüphane - İZMİR
8. İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Kütüphanesi - İSTANBUL
9. Atatürk İl Kütüphanesi - İZMİR
10. Süleymaniye Kütüphanesi - İSTANBUL
Hazırlayanlar
Siyaset : Aslı YAMAN
Edebiyat: Selma ULUSOY

2007/04 |