Noktaya Virgül / Gizem PEKCAN

 

 

 

Uzunca bir aradan sonra yeniden çıkmaya başlamasıyla meraklılarını şaşırttı ve daha fazlası mutlu etti nokta dergisi. Öyle ki haftalık bir dergiye göre hatırı sayılır bir satış rakamına ulaşması çok dikkat çekiciydi. Dergiyi çıkaranların bile düşünmediği, belki de 80′li yılların sonundaki etkisinden çok daha fazla bir etki yarattığı, ben gibi müptela nokta okuyucuları için gözlemlenmesi kolay bir hadise oldu artık. Otobüste kulağına müzik çalarının kulaklığını takıp, kafasını yoğun konsantrasyon nedeniyle, istem dışı, derginin içine gömerek sayfaları kurcalayan, dergiyi rulo yapıp elinde dolaştıran, parklarda ayaklarını uzatıp dergiyi tek eliyle tutarak okuyan ve her paragraf sonrası “vay be” mimiği ile dudağını oynatan insanları görmeye sıkça başladıysanız işte onlar birer nokta okuyucusudur.

Kuşkusuz derginin bu derece etkili olması yalnızca okuyucuları ve “okuyanlarının dinleyicisi” kesimin dışındakilerin de ilgisini çekti. Art arda kapak konusu olan “gizli” dosyaları ile Türkiye’nin “işi başından aşkın” kesimlerini meşgul etti. Yankı uyandıran haberlerinin başında solun ve İslamcı kesimin iki önemli büyük kişiliğinin Ermeni sorununa ve dahası 1915 olaylarına kayıtsız kalmadıkları yönündeki dosyasıydı. Said-i Nursi’nin ağzından aktarılmış ifadeler ve özellikle de Nazım Hikmet’in “akşam gezintisi” şiiri gerçekten ilgi çekiciydi. Unutulmuş bu detay özellikle solda yankı uyandırdı. Şiirinin tartışılan, kendi sesinden ses kaydı olduğu halde ona ait olmadığı söylenen o dizeleri hatırlayalım.

Affetmedi bu Ermeni vatandaş

Kürt dağlarında babasının kesilmesini

Fakat seviyor seni çünkü sende affetmedin

Bu karayı sürenleri Türk halkının alnına

Bir başka önemli dosyası da Genelkurmay Başkanlığı’nın basın yayın kuruluşları ile ilgili hazırlamış olduğu akreditasyon ya da bilinen adıyla “andıç” ile ilgiliydi. Sağır sultanın bile duyduğu bu hadiseyi burada açmak yersiz olacaktır ancak şunu hatırlamakta fayda var.

Hrant Dink cinayetinin hemen ardından yakalanan Ogün Samast’ın, Türk bayrağı önünde çekilmiş görüntüleri Tgrt televizyonunda yayınlanmış ve olayın ve yayınlanmasının üzerinden daha bir gün bile geçmeden, o ana kadar Tgrt ile  “beraber çalışmalarında” sorun olmayan Genelkurmay Başkanlığı, Tgrt televizyonun akreditasyonu iptal etmişti. Dahası Büyükanıt nisan ayı ortalarında yaptığı, neredeyse bütün kesimlerin soluğunu tutarak izlediği basın açıklamasında “andıç bir taslaktı, ben bile son halini görmedim” demişti.

Bir diğer önemli dosya da bilindiği üzere eski deniz kuvvetleri komutanı Özden Örnek’e ait olduğu söylenen günlük ve bu günlükte geçen darbe planlarıydı. “Ayışığı” ve “Sarıkız” adlı iki plan ve tasarlayanları, dialarla hazırlanmış projeler, kor rütbeli askerler ve genç subaylarla konuşarak yoklanmış nabızlar, şimdi Atatürkçü Düşünce Derneği başkanı olan Şener Eruygur’un gözü kara tavrı ve dahası o dönem görevde olan kurmay askerler ile ilgili (bunların içinde dönemin genelkurmay başkanı Hilmi Özkök’de var) yapılan yorumlar… Günlüğün sahibi olduğu iddia edilen Örnek tarafından, Özkök için; “dinci olduğundan şüphe ediyoruz” denmiş, darbe planlarında atılgan tavrıyla öne çıkan Eruygur için, hırsı ve makamı için her şeyi yakabilecek biri benzetmesi yapılmıştı.

Genelkurmay başkanı ihtiyaç duymuş olacak ki bununla ilgili de bir açıklama da bulundu. Özkök’ün “günlük gerçek değildir demiyorum” açıklamasının aksine bir tutum aldı. Hemen ardından bilindiği gibi Nokta dergisinin Bakırköy’deki binasına polis baskın düzenlemiş, bilgisayarlarındaki bütün belgelere el koymuş (kibar olması için kopyalandı deniyor) ve dünyada bir ilk yaşamış, Nokta dergisi son sayısını karakolda polislerin içinde çalışarak çıkarmıştı.

Son olarak en can alıcı nokta ise hem günlükte geçen hem de günlük yayınlanmadan önce noktanın araştırma konusu yaptığı “sivil toplum ne kadar sivil” başlıklı haberi. Darbe planları yapılırken nabız yoklayan, darbenin nasıl olması gerektiği konusunda genç subaylara ve kor rütbeli askerlere giden olası darbenin müsebbipleri,”darbe eski darbeler gibi olmamalı aksi halde ülke çok geriler” tepkisini alınca “sivil toplum” ve medya kartını oynamıştı. Hemen hemen tümü eski askerler ve polislerce kurulmuş ve yöneticileri yine emekli asker ve polis olan sivil toplum örgütleri, kendisi pek de sivil olmayan, bazı medya patronları ile mevcut hükümete baskı yapılacak ve iktidar zayıflatılacaktı.

Bir başka dikkat çekici nokta ise Özden Örnek’e ait olduğu iddia edilen günlüklerdeki darbe planların askerlerce dile getiriliş tarihi, daha doğrusu zamanlaması.

Resmi ideolojinin paranoyasının başaktörlülerinden biri olan Kıbrıs sorunu ile ilgili çok kritik gelişmeler yaşandığı sıralarda, yani Kıbrıslı Türklerin, Türkiye’deki milliyetçi kesimlerin tüm baskılarına, ideolojik bombardımanına rağmen, referandumda Rumlarla birleşmeye büyük bir çoğunlukla evet demesi, zamanlama hakkında önemli veriler sunuyor.

İfade özgürlüğü, basın özgürlüğü gibi konulardan bahsedenlerin potansiyel “bölücü” ya da “vatan haini” olarak görüldüğü ve maalesef bazen öldürüldüğü ülkemizde, demokrasinin gelişimine katkı sunması bakımından Nokta dergisi önemli bir yer tutuyor.

Ancak demokrasinin yaprak kıpırdasa sallandığı ülkemizde bu en temel değerleri sahiplenmek bile hiç kolay değil. Bu uğurda dövüşürken, ne yazık ki, insanlığın evrensel değerlerini savunan vicdan sahibi biri olmanız dışında bir kalkanınız yoktur. Ancak bazen karanlığın uzun sivri mızrakları başınızı ve bedeninizi eğdiğinizde sizi alt edebilir. İşte bugün vicdan ne yazık ki yenik düştü. Kendi gibi olmayana kurşun sıkanlar, şiddetti ve kanı sorun çözmekte tek yol görenler, bu kez de gözümüze, kulağımıza, haber alma özgürlüğümüze bir karabasan gibi çöktüler.

Sonuç olarak Nokta dergisi imtiyaz sahibi tarafından kapatıldı. Ya da kendi açıklamalarıyla “yayınına bir süre ile ara verdi” de denebilir. Gerekçe olarak birçok şey sunuluyor elbette. Herkesin kendince bir açıklaması olabilir ancak kanımca bilinenler, tahmin edilenler dışında esas neden, bu ülkede artık güvercinlere de dokunulduğunun görülmesidir. Dileriz derginin almış olduğu bu karar açıklamalarında da geçtiği gibi bir nokta değil virgüldür.

Nazım…

Gizem PEKCAN