Şiirleriniz
I
Sessiz bir gemi kalkar yüreğimin limanından
İlerler aşkının kızıl ufkuna doğru
Güvertede küçük bir kız çocuğu, korkar
Kaybolmaktan zifiri sularda.
Elinde eskitilmiş aşklardan bir oyuncak,
Yüreğinde bir derin sızı,
Gözyaşları sel olur akar ta derinlere.
Kaybolur dudaklarındaki o sahte gülümseme.
Ağlamaktan kızarmış gözlerle sana koşar,
Ruhunu sessizce ruhuna sarar…
II
Kelimelere yüklenen anlamsızlıklarla dolu
Yitik hayatların sırtına yüklemişim ruhumu.
Ayrılmış artık ruhum bedenimden, nefret eder olmuş
Hayata bakmaktan benim gözlerimden.
Perdeler inmiş gözlerime, dilimde dikenden bir kelepçe.
Kalbime dolmuş akan kanlar taşacak neredeyse.
Sımsıkı tutun acıtsın tırnakların, akan kanlarla yitip gitme.
III
Çığlıklar atan ruhum duyamıyor sesini.
Gözlerimden akan her damla kan
İz bırakıyor hayatımda.
Seni arıyorum,
Ya aslında sen yoksun, ya da kör olmuş
Kanlı gözlerim.
Ses ver sevgilim, kaybolmadan ben
Sensiz diyarlarda, yok olmadan
Yalnız ruhumun kanlı sularında,
Ses ver…
IV
Hançer saplanmış yüreğime.
Akan kanlar ırmağı olmuş ayrılığın.
Hızla akıp giden hatıralara takılmış gözlerim
Yaşlarla dolu.
İçimde o eski tanıdık korku,
Kaybolmaktan korkuyorum.
İçimde akan bu sensiz ırmağın kızıl sularında
Kaybolmaktan korkuyorum.
Kendi aşkımın katili olmuşum bilmeden.
Yok, etmişim pembe hayallerden saraylarımızı.
Sevgisizlikler içinde sahip olduğum tek sevgi
Yitip gitmiş ellerimden
V
Gözlerindeki ateşle yaktım sigaramı.
Dudaklarına dokundum ürkek parmakuçlarımda
hissetmek için seni.
Bir nefes daha çektim içime işleyen
bakışlarından.
Kasılıp gevşeyerek teslim ettim sana ruhumu
derinliklerimde.
Islak teninin kokusu sindi içime ve
gideceğini bilmenin korkusu.
Yasladım başımı varolmayan sevgine.
Seni izledim iliklerken kalbinin düğmelerini
ve yalnızlığımla başbaşa kalırken benliğimden
damlayan kanlar söndürdü sigaramı,
sen giderken…
VI
Güneş doğmasa hiç,
hiç bitmese hayaller.
Ayrılmasa limandan gemiler,
sallanmasa gözü yaşlı mendiller.
Yıldızlar olsa gökyüzünde,
gözlerindekiler kadar çok,
gözlerindekiler kadar parlak.
Ruhumu okşayan bakıişların olsa,
kaybolup gitsem o bakışlarda.
Karışsam ruhuna…
VII
Yağmur damlaları akarken gönlümden içeri,
göz yaşlarım çırpınır gözlerimde
Günler değil,yıllar geçmişçesine özlerim seni.
Öyle bir hasrettir ki bu kalbimdeki,
hançerler saplar ruhuma,beni benden alır.
Ben gün geçtikçe daha da ben değilimidr,
çünkü sen yoksundur.
Ezgi ALPAY
***
KEŞKELERDEN EVVEL
Sadece bebekler mi ağlar keşkeklerden önce
Neden ortada olmazlar keşkeler gelince
Bir acı, bedenimi yırtarmışçasına; ince mi ince
Efkârım gönlümden taştı bu gece!
Kararım kati, istirahata elveda,
Şafağı ıslak gözlerle selamlayacağım bu gece
Demeden evvel beşere elveda
Bir bebek saflığıyla ağlayacağım bu gece!
Sinemde ağır bir yara
Islah mı oluyorum ne
Kefensiz geçirdiğim her saniye
Azraili gözü yaşlı karşılamamak için yalvaracağım
Değmeyin bana bu gece
Keşke dememek için son bir kez ağlayacağım!
Musab DEMİREL
***
Kumarbaz
Her zamankinden farksız yine sabah
Tembelliğime inat çalıyor yine bizim antika saat
Neyse ki doğruluyorum yataktan
Karşımda baba yadigârı çatlak bir ayna
Saçlarım darmadağın
Şu halimle bizim kumarbaz Osman’a ne kadar da benziyorum!
Neden sonra kendimi bir kumarbaz gibi görmeye başlıyorum
Sürekli kaybeden beceriksiz bir kumarbaz!
Her seferinde bir şimşek çakıyor yüreğimde
Bir anda ışıyan ve aydınlık ümidi veren, sonra da ansızın silinen
Hep aynı şeytan peşimde dürtüklüyor bedenimi
“Kazanacaksın” diye
Ve her mağlubiyetimde aynı ses yankılanıyor bedenimde
-Yine kaybettin kumarbaz
Yine unuttun şeytan senden hilebaz!
Derken en son galibiyetimi düşlüyorum
Lakin çok güç
Zira o günlerden kalan bir iki silik resimden ibaret hatırladığım
İki damla yaş süzülüyor gözümden
Galiba yaşlanıyorum!
Ama bizim Osman’dan tek farkım ne biliyor musunuz?
Onu kağıtlar eskitti beniyse kahrolası keder!
Hiç aklıma gelmemişti,saçıma aklar düşmeden yaşlanacağım
Hiç aklıma gelmemişti on sekizinci yaş günümde yatağımdan gayri ihtiyari doğrulacağım
Ve hiç aklıma gelmemişti gülerken bile mutluluğa hasret kalacağım!
Göğsümün sol yanında derin bir boşluk var
Bir şeyler eksik biliyorum
Derken kanlar fışkırıyor göğsümden
Fakat
Fakat hiç bir şey hissetmiyorum
Acıya alıştığımdan olsa gerek
Veya acıyacak bir şeyler eksik olduğundan
Göğsümde derin bir boşluk
Bedenim kırış kırış
Nedir bu saçları onsekizinde ağartan
Nedir bilmiyorum!
Yalnız bir arıza var hissediyorum
Bir arıza var
Yelkovanla akrebin yıllardır bitmek bilmeyen kovalamacasında
Bir arıza var
Dedelerimizden kalma antika saatlerin tik-tak nakaratlarıyla taşmış musikisinde
Yok yok bir terslik var bu işte
Ya ben eskiyorum zamanla
Ya da zaman eskiyor arızalar arttıkça!
Her neyse
Yalnız demedi demeyin
Bizim kumarbaz inat etti bir kere
Ya bu masadan kalkacak
Ya da Azrail’le bir kumar masasında tanışacak!
Musab DEMİREL

2007/04 |