80 Öncesi Türk Rock Müziği / Aslı YAMAN
Günümüzde, çoğunluğu gençlerden oluşan yoğun bir dinleyici kitlesi var Türk Rock müziğinin. İsyan temeli üzerine inşa edilen bu müzik tohumlarının, disiplinle özdeşleşmiş olan “harp okulunda” atılması gerçektende ilginç bir rastlantı. 1950li yıllarda, içlerinde Durul Gence ve Erkan Gürsal gibi isimlerin yer aldığı bir grup bahriyeli tarafından Deniz Harp Okulunda Türkiye’nin ilk rock’n roll grubu kuruldu. Böylece bugün bir furya haline gelen rock müziğin temeli atılmış oldu. Okul içindeki müzik çalışmaları devam ederken, diğer okullarda da “Soner Soyata ve Arkadaşları” takma adıyla konserler vermeye başladılar. Rock’n Roll dört duvar arasından çıkıp dinleyicisi ile buluşarak bir sevda halini almaya başlamıştı O dönemde ülke yavaş yavaş yüzünü batıya çevirmeye başlıyor ve bundan müzikte etkileniyordu. Batı müziğine karşı bir ilgi başladı. Fakat bu birebir etkileniş olmadı hiçbir zaman. Rock müzikle Anadolu ezgileri harmanlandı ve ortaya Anadolu-Rock denilen bir tür çıktı. İçinde “bizden” bir şeylerin olduğu bu müzik kısa zamanda dinleyici tarafından sevilmeye başladı. Günümüzde, bu müziğin isim babaları olarak sayılan sanatçılar bir bir ortaya çıkıp seslerini geniş kitlelere duyururken, Anadolu topraklarında Rock müzik uyanıyordu.
Erkin Koray’lar, Cem Karaca’lar, Cahit Berkay’lar bir yerlerde müziğe gönül veriyorlar, müzik aşkıyla yola çıkmaya hazırlanıyorlardı ve günün birinde hepsinin yolu çakıştı.
Annesi konservatuarda piyano öğretmeni olarak görev yapan Erkin Koray’ın müziğe sevgisi çocuk sayılabilecek yaşta başlamıştı ve Alman Lisesinde okurken kendi gruplarını kurdular. Grubun ünü tüm İstanbul’ a yayılmaya başlayınca diğer okullarda da konserler başladı. Galatasaray Lisesinde verdikleri konserde onları dinleyenler arasında, bir süre sonra Anadolu-Rock müziğin unutulmaz isimlerinden biri olacak, ama şimdi her şeyden bihaber, büyük bir tutkuyla sahnedeki Erkin Koray’ı dinleyen Barış Manço’da vardı. Müziğe sevdalı olan Barış Manço da kısa bir süre sonra arkadaşları ile “Kafadarlar” ve daha sonra “Haramiler” isimli grupları kurup, müzik hayatına merhaba diyecekti. 1958 yılında ilk kez sahneye çıkan Barış MAnço 1959 dada ilk resmi konserini verdi ve İstanbullulara kendisini tanıttı. Anadolu-Rock müziğinin beklide en sevilen isimlerinden bir tanesi olan Barış Manço sahneye çıkmıştı ve o sahneden ölene dek inmeyecek, sevenlerine her geçen gün yenisini ekleyip, gönüllerde taht kuracaktı. Barış şarkılarını söylerken, 1960lı yılların başında Mazhar ve Fuat’ın tanışması ile birlikte Türk Rock müziğinin en sağlam gruplarından birisi olacak MFÖ’ nün temeli atıldı. “kaygısızlar” isimli bir grupla yola çıkan Mazhar ve Fuat’ın yanında Ali Serdar ve Semih Oksay vardı. Kaygısızlar müzik hayatına başlangıç yaptığı dönemlerde Erkin Koray, aralarında kardeşi Korkut Koray’ında olduğu “Erkin Koray ve Ritimcileri” isimli grubu kurmuşlardı. İlk 45likleri olan “Bir Eylül Akşamı/It’s So Long” bu dönemde çıkartıp böylece dinleyicilerine merhaba dediler. Erkin Koray adı yurt genelinde yavaş yavaş duyulmaya başlarken, “Kızlarıda Alın Artık Askere” isimli 45liği yayımlandı ve bu 45likle üne kavuştu. Erkin Koray o dönemde türküleri coverlayarak Rock müzikle Türk Halk müziğini bütünleştirmiştir.
Bugünde oldukça sık rastladığımız türkü hatta arabesk eserlerin coverlanması 1960lı yıllara dayanmaktadır. Özellikle Neşet Ertaş’ın “Kendim ettim kendim buldum” isimli eseri bu dönemde Rock severlerle farklı bir altyapıya bürünerek buluştu. Rock müzik artık kendini iyiden iyiye göstermiş, batı tarzı yerine Anadolu ezgileri ile harmanlanan bu müzik tarzı geniş dinleyici kitlelerine ulaşmaya başlamıştı.
O zamanlar Robert Kolejinde okuyan, müziğe sevdalı bir isim daha vardı. Cem Karaca… Rock’n Roll üzerinde yoğunlaşan Karaca’da diğerleri gibi ilk fırsatta kendi grubunu kurdu. “Dinamitler” adını verdikleri gruba, dönemin en iyi müzisyenlerinde biri olan İlham Gençer’in de tam destek vermesi bu gençleri yüreklendirmişti. Böylece Cem Karaca’da müzik dünyasına adımını attı. Tarih 1962’yi gösterdiğinde Cahit Berkay’ın da aralarında bulunduğu ve kendilerine “Siyah İnci” adını verdikleri bir grup genç, müzik sahnelerinde yerlerini aldılar. Daha sonra içlerinde Aziz Ahmet, Nejat Özyılmazel gibi isimler bulunan yeni grubu ile çalışmaya başlayan Cahit Berkay, yeni oluşuma “Moğollar” adını verdi. O yıldan bu yana Cahit Berkay’ın adı Moğollar ile özdeşleşmiş ve grup üyeleri ile birlikte çok büyük başarılara imza atmışlardır. Grup ilk 45liğini “Eastern Love/Artık Çok Geç” adı ile çıkardı. Bu arada Barış Manço da boş durmuyor, müzik çalışmalarına devam ediyordu. 1963 yılında Harmonilerle birlikte ilk 45liği olan Twistin Usta/The Jet i çıkardı. MAnço da dönemin modası haline gelen türkü coverlamaya ayak uydurdu ve Kızılcıklar Oldu mu? Çıt Çıt Çedene isimli türküleri rock müzik tabanında yorumladı.
Bu müziğe gönül verenlerin sayısı her geçen gün artıyor, sayı arttıkça, ortaya çıkan eserlerin kaliteleri de artıyordu. Sadece İstanbul’da değil tüm Anadoluda dinlenen bir müzik türü haline gelmişti Anadolu-Rock. O dönemde ortaya çıkan isimlerim neredeyse tümü kendisini kanıtlamış, günümüzde de halen popülaritesini koruyan büyük isimlerdir. Rock müziğin bugüne gelmesinde en büyük pay onlara aittir.
Haldun, Ferudun ve Onur Hürel ya da kısaca Üçhürel ilk kez 1966 yılında sevenleri ile buluştu. Grubun ilk adı “İstanbul Dörtlüsü” idi. Onlarda bu müziğe gönül vermişler ve inanarak çıkmışlardı yola. Derken tarih 1967yi gösterdi ve Barış Manço’nun yolu Mahzar Alanson ve Fuat Güner’in kurduğu “Kaygısızlar” isimli bir grupla kesişti. Başarılı çalışmalara imza atan grup Barış Mançoya ait “kol düğmeleri, Unutamıyorum” isimli şarkıları yorumladılar. Bir yandan “öz müziğimiz” tekrar yorumlanıp, dinleyicilere ulaştırılırken, bir yandan da ölümsüz eserler doğuyordu. Mahzar ve Fuat’ın yurt dışında çalışmak istememeleri buna rağmen Manço’nun yurdışına açılma arzusu sebebi ile grup dağıldı. Fakat Mahzar ve Fuat Barış Manço’dan desteklerini hiç çekmediler. Yoluna tek başına devam eden Barış “Dağlar dağlar” isimli 45liğini çıkarır ve bu 45lik müzik piyasasında çok büyük etki yaparak Altın Plak ödülünü almasına neden olur. Bir zamanlar lise sıralarında Erkin Koray ve grubunu dinleyen Barış Manço şimdi onlarla omuz omuza, beraber yola devam etmekteydi. Aynı yıllar Cem Karaca için bir dönüm noktası oldu. Askerliğini Anadolu’da yapan Karaca, İstanbul dışındaki dünyayı ilk defa keşfetmişti. Bu keşif onun hem hayat hem de müzik çizgisinin değişmesine sebep oldu. 1967’de “Cem Karaca ve Apaşlar” grubunu kurup, müziğinde Anadolu’nun gerçeklerini işlemeye başladı. İlk plakları “Hudey” bu yıl piyasaya çıktı. Karaca’da dönemin modasına uymuş ve Pir Sultan Abdal’a ait olan bu eseri Rock tabanında yorumlayıp, dinleyicilerin beğenisine sunmuştu. Akabinde katıldıkları Altın Mikrofon Müzik Yarışmasında 2. oldular ve artık onlarda tüm ülke tarafından tanınan bir grup haline geldiler. 67’den sonra sırasıyla “Emreh”, “Ümit Tarlaları” “Oy Babo” “İstanbul” isimli plakları çıkardılar. Cem Karaca ve Apaşlar artık Anadolu-Rock tarihine isimlerini yazdırmış ve birer ekol haline gelmişlerdi.
1968 yılındaki Altın Mikrofon Müzik Yarışmasında adeta Rock Müziğin duayenleri olan isimler boy göstermiş ve yarışmada dereceye girmişlerdi. Bu yarışmada Haramiler Arpa Buğday ile ikinci, Moğollar Ilgaz-Kaleden Kaleye Şahin Uçurdum ile üçüncü, Erkin Koray Dörtlüsü ise Çiçek Dağı/Meçhul ile dördüncü sırada yer aldı.
70lı yıllara gelindiğinde çok iyi arkadaş olan Erkin Koray ve Orhan Gencebay beraber çalışmaya başlarlar. Gencebay’ a ait olan ve arabesk esintisi taşıyan “Hor Görme Garibi” isimli eser Koray tarafından oldukça sert Rock ezgileriyle birleşir. TER Grubu ile birlikte çalışan Erkin Koray’ın bu 45liği Grupla beraber çıkardığı son 45lik olmuştu. Bu sırada Üçhürel’de “Ve Ölüm/Şeytan Bunun Neresinde” 45liği piyasaya sürülmüş, büyük ilgi görmüştü. Dinleyici tarafından sevilen bu 45lik ardından arka arkaya çalışmalar yaptılar. Artık Türk Rock Müziğinde yeni bir grup vardı. Üçhürel… Grup Türkiyenin İlk altın Long Play Ödülünü alma özelliğine de sahipti. Bunun yanı sıra sadece kendi şarkılarını söylemeleri, dönemin modası olan, eski şarkıları tekrar yorumlama isteğinde olmamaları açısından da diğer gruplardan ayrılıyordu. Grup elemanlarından Ferudun Hürel dünyada ilk kez bağlama ile elektrogitarı birleştirerek çift saplı “elektrosaz-gitar” oluşturdu.
Bu dönemin önemli bir özelliği de, ülkenin içinde bulunduğu siyasi kaosun müziğe de yansımasıydı. Müzik artık bir eğlence aracı olmaktan çıkmış, insanların sıkıntılarını anlatan, toplumcu bir olguya dönüşmüştü. “İsyan müziği” olarak da nitelendirilebilecek olan Rock müzik bu temayı en çok işleyen müzik türüydü. Özellikle Cem Karaca, müziğinde tamamen toplumsal olaylara yer vermeye başlamış, özgürlükçü ve siyaset kokan bir tema işliyordu. Bu dönemdeki işçi ve öğrenci eylemlerini doruk noktasına ulaşmasıyla birlikte, Cem Karaca bu kitlelerin gözünde ayrı bir anlam ifade etmeye başladı. Böylece müzik artık kitleleri destekleyen onlara yalnız olmadıklarını anlatan bir misyon kazanmıştı. Karaca “Kardaşlar” grubu ile birlikte çıkardığı “Dadaloğlu” ile büyük bir başarı kazandı.
Bu arada Barış Manço Fransada Moğollar ile çalışmaya başlamış ve hayatında yeni bir sayfa açmıştır. Türkiye’ de ise Mahzar ve Fuat ikilisi “Türküz Türkü Çığırırız” isimli albümlerini çıkardılar. Günümüzde oldukça popüler olan Güllerin İçinden ve Bu Ne Biçim Hikâye Böyle isimli parçalar ilk olarak bu albümde dinleyici ile buluştu. Artık Mahzar Alanson ve Fuat Güner’de yaptıkları müzik ile kendilerini fark ettirmiş ve bir seven kitlesi oluşturmaya başlamışlardı. Yurt dışında çalışmalarını tamamlayan Barış Manço yurda döndüğünde Celal Güven, Özkan Uğur, Fuat Güner gibi isimlerle birlikte, adeta kendisi ile bütünleşmiş olan “Kurtalan Espresi Kurar” 1972de Kurtalan ekspres ile birlikte sırayla Ölüm Allahın Emri/Gamzedeyim Deva Bulmam, Lambaya Püf De/ Kalk Gidelim Küheylan ve Gönül Dağı/Hey Koca Topçu Genç Osman isimli 45likleri yayımlandı. Bir yandan da Erkin Koray çalışmalarına son sürat devam etmekteydi. Rock müziğin unutulmaz eserleri arasında sayılabilecek Arapsaçı, Şaşkın, Fesübhanallah isimli şarkılarla birlikte sanat hayatında doruğa çıkmış, adını tüm ülkeye tanıtmış ve kulakları elektrogitar sesine aşina etmişti. Bu eserler günümüz rock grupları tarafından halen yorumlanmakta olup, aradan geçen bunca yıla rağmen özelliğinden hiçbir şey kaybetmemiştir.
Tarih 73 yılını gösterdiğinde Cem Karaca yolunu Kardaşlar’dan ayırdı ve dönemin efsane gruplarından birisi olan Moğollara katıldı. Moğollar tıpkı Cem Karaca gibi, içinde siyaset barındıran müzik yapıyordu. O dönemde çıkan eserler, sol görüşü destekleyen, işçi ve köylü merkezli eserlerdi. Cem Karaca’lı Moğollar 1974’te “Namus Belasını” çıkararak çok büyük bir çıkış yakalayıp, ünlerine ün kattılar. Ertesi yıl “Tamirci Çırağı” adıyla dinleyiciye ulaşan Cem Karaca, bu eseri ile “sol” söyleminin altını kalın çizgilerle çizdi.
Anadolu Rock müziğinin ustaları kendi yollarında hızla ilerlerken 12 Eylül 1980 askeri müdahalesi ile her sektör olduğu gibi müzik sektörü de kısa süreli bir kesintiye uğrayarak duraksama dönemine girdi.
ASLI YAMAN

2007/06 |