Şiir ve Denemeler

 

 

 

Kazım Koyuncu Anısına…


“Karadeniz’in Hırçın Çocuğu”
Bu ismi vermişlerdi O’na
Hayata karşı hırçın ve kavgalıydı düzenle
Fakat sıra şarkı söylemeye geldiğinde
Gözleri kapanıyor, dudakları susuyor, yüreği başlıyordu konuşmaya…
O yüreğiyle konuştukça, bizde yürekten bağlandık O’na…
Derken amansız bir hastalık büyüdü bedeninde
Sonra gülen gözleri soldu…
Ve uğursuz bir Haziran günü “elveda” dedi herkese…
Karadenizin deli dalgaları duruldu o gün…
Dağlarına ağır bir keder indi…
Bizimse boğazımızda bir düğmük olup kaldı her şey
Ne konuşabildik, ne ağlayabildik.
O an durdu sanki her şey… Kazım’ın yasındaydı dünya…
Bir gün yolda yürüyorduk, bir şarkı duyduk…
İçimiz acıdı…

Aslı YAMAN

 

**************

Fizikçinin Aşk Şiiri

Tekilliklerin yoğun olduğu yerde
zaman durur.
—fizikte görelilik kuramı-
der ki Einstein amca,
Ne kadar yoğunsa madde
o kadar büker zamanı.
Bir yere varır ki sonunda
yoğunluğu maddenin tekabül eder
hiçliğine zamanın.
Aşk da böyle işte,
Ondan üç ay önce olduğum yerdeyim
beklerken seni, hayatım geçmekte ama zaman asla!
Onun için tekilliklerin yoğun olduğu yerde
bir tekila lütfen
evrenin sonundaki restoranda,
hey barmen -sahi- hesap nerede kaldı?


Metin ARTENA

 

**************


O Zaman Başardılar


Bana soruyorsunuz bunları kim öğretti beynini kim yıkadı diye?Peki, ben de size soruyorum size insanları parçalamayı kim öğretti, hem de bize bölücü diyorsunuz. İnsanların eşit olmadığını, belli bir kaderle doğduğunu ve bunun değişmeyeceğini kim öğretti. Farklı olmamanız gerektiğini ya da izin verildiği ölçüde farklı olabileceğinizi kim öğretti.Kim size çocuklarınızı da pısırık, korkak ve eylemsiz olarak yetiştirmenizi özellikle tembihledi. Her koyunun kendi bacağından asıldığını, herkesin kendi günahı olduğunu, kendi malının olması gerektiğini, hatta bunu sadece 40ta birinin başkalarına dağıtılması gerektiğini.


Size, kimseye güvenmemenizi, herkesin sizi kullanacağını ve herkesin şu an olduğu gibi pis, ahlaksız ve çalıcı kalacağını kim gösterdi ve size bu yolda tek başınıza yürüyüp ilelebet mutsuz olmanız gerektiğini söyledi.Sokakta yatanların katil, çingenelerin ırz düşmanı, Kürtlerin bölücü ve vahşi, sarışınların güzel, Atatürk’ün yüce, Ermenilerin düşman, komünistlerin vatan haini, Kemalistlerin dünya barışı savunucusu, para kazanmanın en yüce yeti, ödül almanın başarının kanıtı, çoğunluğun aslında azınlık olduğunu, bir insanın kendi bedeni üzerinde sonsuz iradesi ve tahakkümü olmadığını, insanların özünün olduğunu ve bazılarının temiz bazılarının pis olduğunu size doğduğunuzdan beri öğretenler kim?Bana hala onları mı savunuyorsunuz?Sahip olmak istediğin şeylere sahip olmanı engelleyen mekanizmaları, her türlü mutluluğu, her türlü barışı ve anlaşmayı imkânsız kılan mekanizmaları mı bana savunuyorsun.Kim sana ahlaklı olmayı, vatanına sahip çıkman gerektiğini, sokakta el ele gezmemeni, saçını uzatmamanı, kendi kendini yönetecek güze sahip olmadığını, düzgün giyinmeni, düzeyine uygun davranmanı, sosyal hayatını sınıfından bağımsız kuramayacağını, susmanı, cinsel organını bantlamanı, güzel kokmanı, düzgün bir öğrenci olmanı, düzgün bir meslek sahibi olup toplumsal işbölümünde yerini alman gerektiğini öğütlüyor senelerdir.Bana hala onları mı savunuyorsun. Bana hala hiçbir şeyi değiştiremeyeceğimi mi söylüyorsun. Benim hayatıma müdahale mi ediyorsun. Dünyayı değiştirmek için ölmemem gerektiğini mi söylüyorsun. Kendimi öldüremeyeceğimi mi söylüyorsun. Sana borçlu olduğumu mu? İlk amacımın okuyup meslek sahibi olmak olduğunu mu söylüyorsun.

O zaman başardılar.

Bunları duyuca inanılmaz acı çekiyor muyum? Çelişkilerle boğuşuyor muyum? Bu dünyada yaşayamayacağımı tekrar tekrar görüyor muyum? Hayatta kalmamın imkânsız olduğunun farkında mıyım? Kendimden nefret ediyor muyum? Evet.

O zaman başardılar.

Baran GÜRSEL

 

 **************

 

Şiir

Kim ister kendini karanlıklara hapsetmeyi
Ya da geçirdiği siyah buhranlar içerisinde kaybetmeyi o masumiyeti.
Dört bir yanı çevrelenmiş,
Sessizce boyuyor gölgeleri.Kim ister kendini karanlıklara hapsetmeyi
Ya da giyindiği çarşaflar içerisinde kaybetmeyi kendi dişiliğini.
Etrafı karanlık, aklı karanlık,
Sessizce boyuyor gözlerini.Kim ister kendini karanlıklara hapsetmeyi
Ya da özgürce yaşamak varken kaybetmeyi tek gerçekliği
Dünya kararmışsa bir kere,
Boyamasa ne fark eder benliğini…

Ezgi ALPAY

 

**************

Karanlığın Sonu

Dört duvar arasında bir ömür
Geçer mi geçmez elbet
Çaresizliğin kıskacında tek çare
Kapı aralarından sızan ışığı
Azrail’in gölgelemesini beklemekSus ve düşün
Aynalar dahi karanlık!
Zordur ay ışığından mahrum bir ömrün
Güneşini beklemek…
Zordur gündüzü olmayan gecelerde
Sabahlamayı öğrenmek
Tam öğrendim derken bir ses duyarsın
Adım adım yaklaşan bir ses
Gelecek meleğin ürpertisi sarar bedenini
Meleklerden dahi korkarsın
Aydınlıklardan kaçar yüreğin
Güneşi karanlıklarda ararsınKaçmak var lakin kurtulmak yok
Mezar var da ceset mi yok!
Git veya gel farkı yok
An gelir uzaklar yakın olur
Zaman gelir aynalarda taradığın saçların
Tarlalarda biçilir olur!Derken keşkeler dökülüverir kabristanına
Keşke dersin ışığın önünü açsaydım
Keşke dersin karanlıkla savaşıp aydınlığı kurtarsaydım..
Keşkeler karşına geçiverir birden
Ruhunu kemirir mazidekiler
Her gözyaşında bir keşke daha eklenir mazilerin safına
Keşkelerle ittifak hayata elveda
Keşkelerle ittifak karanlılar merhaba!

MUSAB DEMİREL