Dürüstlük / Sedef KANDEMİR

 

 

 

Dürüst olabilmek, dürüst bir kişi olarak nitelendirilmek aynı zamanda sözcük anlamında kulağa hoş gelen bir kavram. Özünde yalan barındırmayan bir sözcük: Dürüstlük. Yaşandığında da insana getirisinin huzur olacağından kesinlikle eminim.
 
Dürüstlüğün, yemek yeme, nefes alma gibi hayati bir gerekçesi yok sanıyorum insan için.
“Yalandan kim ölmüş?”  gibi bir belirtmede olduğu gibi;  “Dürüstlük ölüme çare mi?” gibi
Tanımlamalar yapabilirim, hatta ileri giderek “Dürüstlük kaç para ediyor yaa!” gibi gayet küçültücü, aşağı gören ifadeler üretebilir ve sorumluluk almam üstüme.
Dürüstlüğü anlamayı kafama neden bu kadar takıyorum ki? Bunu da anlamış değilim.
 
Yaşamaksa amacımız her türlü yaşayabiliriz.
Dağ başında insan yüzü görmeden yaşayabilseydim,  bu davranış şekillerine ihtiyacım olamayacaktı. Yalan söylemek, söylememek durumunda kalmayacaktım.  Issız bir dağ başında kimseye söz vermek zorunda olmazdım, sözümden dönme ya da sözümde durma ihtimalleri arasında bocalamazdım.
Tüm bu sıkıntılara toplum içinde yaşayabilmek için katlanmıyor muyum?  Başkalarıyla insanca yaşabilmek adına kişilik modelleri geliştirmek zorunda kalıyorum ben de herkes gibi… Kalmalı mıyım?
Galiba kalmalıyım!
Dürüst olabilmenin en hoş yanı yaşattığı huzur duygusu bence. Özgüven eksikliğime de bir çare olabilir mi?  
Kendimi bir takım suçlamalarla, sorgulama durumunda kalmayacağım için “Huzur” duyacağım anlamında evet!
 
Zor yanları yok değil.
Dürüstlüğün İçinde,  sır saklamayı da barındıran bir eylemi de varmış gibi geliyor bana.
Zaman zaman taşınması zor bir durum olabilir kapsadığı sorumluluk adına. Ama dostluk duygularını geliştirici getirisi olması ise kazanç tabii insan için.
Dürüstlüğün;  sözünde durmak, verdiği sözden dönmemek anlamları içermesi beni daha çok ilgilendiriyor.
Dürüst kişilerin kendilerinden emin olduklarını da sanıyorum.  Söylemek isteyeceklerini ıvırıp kıvırmadan söyleme şansları var ama bu durum her zaman beni çelişkiye düşürür.
Özenirim;  dosdoğru bir şeyleri söylemeye,  özenirim de çoğu kez başaramam. Sonra kendimi suçlarım acaba ikiyüzlülük mü ediyorum?
İncecik bir çizgi var sanırım dürüstlük ve doğru sözlülük kavramları arasında.
İnsanların bu iki kavram arasında bocaladıklarını düşünüyorum.
 
Toplum içinde yaşayıp giderken baktım,  herkes bu dürüstlüğe çok önem veriyor. Evlenip aile kurmak isteyenler öncelikle karşısındaki kişinin dürüst olması koşulunu öne sürüyor.
Aileyi sonuna kadar yürütmek için kavilleşiyor insanlar, dürüst olduğuna emin olan kişi veriyor aslanlar gibi sözünü.
“Mezara kadar aşkım pazara kadar değil”
Tüm ayrılıklara sorsan bu söz mutlaka geçmiştir konunun bir yerinde.
Demek ki dürüst olabilmek için çok ileri görüşlü de olmak lazım. Bugünden yarını görebilme yetisinin çok gelişmiş olması gerekir,  bu bende yok.  
Ben, anlık dürüstlükleri tercih ediyorum, kolay kolay söz verememem bu yüzden olsa gerek.
 
Dürüst olma hareketinin içinde bir insanın beklentisine karşılık söz vermenin önemli bir yeri var.
 Söz vermek yerine “Bakarız” demek bu davranış için güzel bir çözüm gibi görünüyor ama karşı taraf nereye kadar bakacağımı merak eder o ayrı.
Geçiştirme sözü gibi gelse de Sonunda gerçekleştirebiliyorsam benden beklenen hareketi karşı tarafa sürpriz olur diye düşünüyorum. Vaat verip yerine getiremiyorsam üzmüş olmaz mıyım muhataplarımı?
Fakat “Bakarız” demek; kaçış hareketi gibi.  Karşı taraf belirsizlikte hissedebilir beklentilerini. İnsanları kırmadan yaşamak ne kadar zor ve hassas konu…
Düşündükçe çok detaylı gelmeye başladı gözüme bu dürüst olma hali.
 
Dürüst ve doğru olma adına karmaşa da yaşayabilir insan. Kimileri düşündükleri ne varsa dosdoğru anlatabilme olarak açıklayabiliyorlar bu dürüstlük halini.
Halk arasında “dobra dobra bir kişidir” diye nitelendirilirler böyle insanlar, ne düşünüyorlarsa pat! diye insanın yüzüne söyleyebilirler. Onlara da özenmiyor değilim ama o kadar cesaretim yok sanırım.
Dobra dobra kişiler bu davranışlarını dürüstlüklerine bağlayıp ileri giderler davranışlarında, halk böyle davranan kişiye de  “dran dran konuşur, çekinmez” diye tanım getirir.
Dran dran konuşmak devamında dangalaklığı getirecektir.  Affedersiniz ama halkın tanımı böyle.
Artık kişi nerede ne söyleyeceğinin farkına varmaksızın konuşurda konuşur. Kimi kıracağının inciteceğinin önemi kalmaz, dürüstlük olarak nitelemiştir davranışını bir kere.
 
Dürüst olduğuna inandığınız dostunuz,  siz ihanete uğradığınızda ve acı çektiğinizin açıkça görüldüğü bir dertleşme anında:
_“Hahahaa! Soğuk su iç üstüne iyi gelir”
_ “ Sen treni kaçırmışsın, otobüs bekle”.
_ “Arı baldan kaçmaz”.
_ “ Kadın(adam)  olmayı beceremedin, elinde tutamadın”
_  “Boynuzu yedin haa!”.
Gibi sözler eşliğinde size elinden geldiğince yardımcı olmaya çalışabilir. Sözün sonunda sizin hüzünlü bakışlarınıza dik dik bakarak:
_ “Eee, dost acı söyler kızım (oğlum)!”, diyebilir.
“Ah, dost… Keşke zamanında uyarsaydın”, demekte insanın içinden gelir sanırım.
 
Zaman zaman çok istesem de doğru olmayı başaramıyorum.
Mesela;  msn. de yedi dili ana dili gibi konuştuğunu, yetimhanede büyüdüğünü anlatan ve bir gün yurduna döneceğini düşünen, ( H) harfi özürlü olmasına aldırış etmediğim, kırık aksanlı
Genç dostumun birden bire duygusallaşıp,  etnik gruplara ait yurttaşlar hakkında söylediği sözler karşısında:
_ “Bu sözler aşağılık olmanın en belirgin özelliğidir” , diyemiyorum.
Kırılıp dökülerek yanlış ifadeler kullandığını dile getirdiğimde ise
“Hadi yaa! Sen bölücü müsün? Sözleri ile karşılaşıp, vatanseverlik dersleri alıyorum.
 
Dürüstlüğün içerdiği anlamlara baktığımda,  doğru ve dürüst olduğunu iddia edenlerin davranışlarını gözlemlediğimde çok farklılıklar görüyorum.
Özellikle seçim zamanları bu kavramlar daha çok dikkatimi çekiyor. Çeşitli vaatler veriliyor seçilmek için, sonrasında bakıyorsunuz bugünlere gelmişiz, uzun uzun anlatmama gerek yok.
 
Dürüstlük; yapılan eylemlerin sonunda ortaya çıkar ve başkaları nitelendirmelidir dürüst diye kişiyi. Sözle ikna edilmez, eyleme bakmak gerek.
 
Dürüstlük, doğru sözlülük, dangalaklık arasındaki ince çizginin farkındalığında dost olmalı insan.
Yapamayacağı işlere kalkışmayan ve elinden gelmeyecek olanları gelirmiş gösterilerine girişerek göz boyamaya çalışmayan, duyarlı dostluklar diliyorum kendime ve herkese.
Seçimlerimizin sonunda yaşamımız hayal kırıklığına dönüşmesin.
 
Sedef KANDEMİR