Nietzsche ve Hıristiyanlık / Mehmet BERK

 

 

 

 

 

 

Nietzsche, din konusunda oldukça sert tutum ve yorumları olan bir düşünürdür. Özellikle de Hıristiyan öğretisine karşı takındığı tutum, başkaldırışı ve bu öğretiye lanetler yağdırması, 19. yüzyılda çok ses getirmese de, Nietzsche’nin tanınmasıyla ve üne kavuşmasıyla beraber büyük yankı uyandırmıştır.

Çünkü Nietzsche , “Deccal” adlı eserinde Hıristiyanlığa lanetler yağdırmış, onu küçümsemiş ve kökeni konusunda çeşitli araştırmalarda bulunmuştur. Hıristiyanlar, her ne kadar Nietzsche’nin bu öğretiyi tam olarak bilmediğini ve bu sebeple yanlış yorumlarda bulunduğunu savlasalarda, Nietzsche’nin dindar ve Hıristiyan bir aileden gelmesi, din üzerine eğitim görmesi, O’nun Hıristiyanlık hakkında savlandığı gibi bilgisiz olmadığının kanıtı sayılır. Hatta ve hatta Nietzsche, Hıristiyanlık hakkında otorite bile sayılabilir.

Nietzsche , “Deccal” adlı eserinin daha hemen başında şu sert yorumu yapar;

“Zayıf ve hasta yapılı olanlar yok olmalıdırlar. Bu, bizim insan sevgimizin ilk kuralıdır. Onlara bu konuda yardım edilmelidir. Bir günahtan daha zararlı ne olabilir? Zayıf ve hasta yapılı olanlar için bir anlayış: Hıristiyanlık!”

Nietzsche’nin Hıristiyanlığa bu şekilde lanetler yağdırması, geçen yüzyılın dindar araştırmacılarını oldukça kızdırmış olmalı ki, fikri cevap yerine, Nietzsche’ye “eşcinsel” , “bölücü” , “şövenist” gibi yakıştırmalar yapılmış, bununla da yetinilmeyerek “kız kardeşine âşık olan bir sapık” iddiasında bile bulunulmuştur.

Elbette bu iddiaların aslı astarı yoktur ve tamamen düzmecedir. Çünkü hiçbir kaynakta bu tür iddiaları doğrulayacak bilgi mevcut olmadığı gibi, yaşadığı dönemde de asla böyle iddialar gündeme gelmemiştir. Fakat öldükten sonra, sesinin duyulmasıyla bu benzeri ithamlara özellikle de dindar yorumcular arasında sıklıkla rastlanır.

Nietzsche’nin dine başkaldırışı, özelde Hıristiyanlığa olmakla birlikte, genelde tüm nihilistik özellik gösteren dinleredir. Şunu vurgulamak gerekir ki Nietzsche’nin başkaldırışı, çoğu yorumun aksine tüm dinlere değildir. Çünkü Nietzsche, direkt olarak dine değil, Nihilizme başkaldırır ve dolaylı olarak bu başkaldırışını nihilistik öğeler taşıyan dinlere de yöneltir.

Nietzsche’ye göre Hıristiyanlık, köle ahlakını taşıyan ve hayatı yadsıyan bir öğretidir. Bu sebeple sürü psikolojisinin temeli, bu öğretiye dayanır. Bir tür çilecilik olarak adlandırılabilinecek Hıristiyanlık, Nietzsche’ye göre yok edilmelidir. Çünkü Nietzsche’ye göre Hıristiyanlık, insan neslinin sonunu getirebilecek nitelikte yanlış bir anlayışın sonucudur.

Nietzsche’ye göre Hıristiyanlık, bilimin de düşmanıdır. Tam da bu sebeple, Deccal adlı eserinin 47. aforizmasında şöyle der;

“Hıristiyanlık gibi gerçeklikle ilişkisi olmayan, gerçeklik gelir gelmez uzaklaşmak zorunda olan bir din, doğal olarak ‘dünya hikmeti’nin, yani bilimin düşmanı olacaktır.”

Yine Deccal adlı eserinden alıntılara devam edersek, görürüz ki Nietzsche’ye göre Hıristiyanlık, kültür yıkıcısı bir dindir. Çünkü eski kültürlerin izini, varlığı ve var oluşu yadsıması sebebiyle silmiş ve yağmalamıştır.

Nietzsche aynı eserin 60. aforizmasında şöyle bir yorumda bulunur;

“Hıristiyanlık, eski kültürün mirasını bizden çaldı. Sonra da bizi, İslam kültürünün mirasından yoksun bıraktı. Temelde bize, Grek ve Roma’dan daha yakın olan ve doğrudan duyu ve zevkimize hitap eden İspanya’nın muhteşem Magribi kültürü ayaklar altında çiğnendi. Neden? Çünkü soyluydu, çünkü kökenlerini insanca içgüdülerden alıyordu…”

Görüldüğü üzere, Hıristiyanlık, Nietzsche’ye göre insani içgüdüler taşıyan her türlü kültüre ve uygarlığa düşmandır. Çünkü Hıristiyan, gerçeği fikri olarak yaşayan her şeye düşmandır ve onu yağmalamak, kendisi adına yok etmek ister.

Bunu, bir başka aforizmasında şu şekilde açıklar;

“Hıristiyanlık süslenip, ona elbise giydirilmemelidir. O, yüksek insan tipine karşı savaş açtı. Bu tipin tüm içgüdülerini yasakladı. Şeytanı, şeytan olanı bu içgüdülerden damıttı. Güçlü insan ayıplandı ve toplum dışına itildi. Hıristiyanlık, zayıf, adi, kötü yapılı olan her şeyin yanında oldu ve güçlü bir yaşamın aksini sağlayacak içgüdüleri idealleştirdi…”

Nietzsche, tamamen Hıristiyan öğretisine karşı bir savaş ilan ettiği “Deccal” adlı eserinin sonlarına doğru (62.Aforizma) şu açıklamayı yapar;

“Yaptıklarımla bir sonuca vararak yargımı açıklıyorum; Hıristiyanlığı lanetliyorum! Hıristiyan kilisesinin karşısına, bir savcının şimdiye dek ortaya sürdüğü en büyük suçlamayı ifade ediyorum. Bana göre Hıristiyanlık, yozlaşmanın en uç biçimidir ve algılanabilecek nihai bir yozlaşmanın istemine sahiptir!”

Bu alıntı ve açıklamalardan sonra, Nietzsche’nin Hıristiyanlık hakkındaki yorumlarını daha da netleştirdiğimi umuyorum.

Mehmet BERK