Yanlış Doğruyu Götürmemeli / Yusuf GÖK

 

 

“Yanlış doğruyu götürmemeli! Şansa ihtiyacımız var!” diyorum.

ÖSS’de 4 yanlış 1 doğruyu, OKS’ de 3 yanlış 1 doğruyu götürüyor. Ben bu sisteme kesinlikle karşıyım. Özellikle şu dönemde!Evet.!Bir çok öğrencinin hayalidir ancak ben bu işe bu yönden bakmayacağım. Sizlere gerçekten bu uygulamanın yanlış olduğunu açıklamaya daha doğrusu bu yöndeki kendi görüşlerimi aktarmaya çalışacağım.

Bundan 80 yıl önce yüz binlerce şehit verilerek çağdaş düzene, cumhuriyete geçildi. Türk kadınına Fransa’dan önce seçme seçilme hakkı tanındı. Demokratikleşme ve çağdaşlaşma yönünde çok büyük bir adım atılmış oldu. Şimdiyse demokrasinin baş düşmanı “şeriatı savunan” bir başbakanın cumhurbaşkanlığına gelip gelmeyeceğini tartışıyoruz. Atatürk’ün kemiklerinin sızlayacağını düşünmeden…

Başbakan Erdoğan:

“Elhamdülillah şeriatçıyız.” (21.11.1994 Milliyet)

“Ben tekkeye değil dergâha gittim.” (22.1.1997 Gözcü)

“İçki yasaklansın.” (1.5.1996 Hürriyet)

“İstanbul’u Medine yapacağız.” (Akis)

“Bütün okullar imam-hatip yapılacak.” (17.9.1994 Cumhuriyet)

“Yeşil kaldırım medeniyettir.” (25.6.1994)

“Sadece imamlar RESMİ nikâh kıysın.” (9.5.1995 Milliyet)

“Ben İstanbul’un imamıyım.” (8.1.1995 Hürriyet)

“Cumhurbaşkanının imam-hatipli olacağı gün yakındır.” (5.2.1996)

“Ben meclisin dua ile açılmasından yanayım.” (8.1.1996 Milliyet) [Belediye başkanlığı döneminde belediye meclisi İstiklal Marşı yerine Kur’an’la açılıyordu.]

Daha çok var ama sizi bu kadar yaraladığım yeter sanırım. Şeriatçı bir insanın Cumhurbaşkanı olmasını mantık kabul ediyor mu? Hayır, ancak oldu sayılır.

“Çanakkale geçilmez!” diye bas bas bağırıyoruz ancak Çanakkale GEÇİLDİ!!!

“Ne banka bırakacağız, ne fabrika ne de işletme. Liman da bırakmayacağız. Hepsini satacağız!” (Kemal Unakıtan)

“Sümerbank tarihten siliniyor. Elinde bir şey kalmadığı için ismini de kaldırıyoruz.” (Kemal Unakıtan)

“Stratejik yer imiş. Ne stratejisi, önemli olan müşteri bulmak. Müşteri gece gelsin, pijamayla çıkarım karşılarına. Seviyorum bu işleri arkadaş!” (Kemal Unakıtan)

“Kâr edeni de zarar edeni de satacağız!” (Kemal Unakıtan)

“Babalar gibi satarız!” (Kemal Unakıtan)

“Parayı veren düdüğü çalar. TÜPRAŞ’ı Ruslara satar mısın diyorlar. Satarım arkadaş!” (Kemal Unakıtan)

Yorum sizin artık. Ben geçildi diyorum başka bir şey demiyorum.

Yazımı şu çarpıcı örnekle tamamlamak istiyorum. Gazeteciler Atatürk’e BM’ye girilip girilmeyeceğini sorunca şu cevabı verdi: “Biz kimsenin kapısına gitmeyiz. Eğer teklif ederlerse belki düşünürüz.” Ve bu sözlerden sonra BM yasalarında değişiklik yapılarak ilk ve tek olarak Türkiye’ye teklif geldi. Ve BM’ye üyeliği ilk defa onaylayan bir ülke oldu. Ve şimdi AB’ye gireceğiz diye Atatürk’ün portresini indirmeye kalkışıyorlar.

İşte şimdi soruyorum sizlere: “Vatanımızın bu durumdan kurtulması için ciddi bir şansa ihtiyacımız yok mu?”

Bilgisi olan değil şansı olan kazansın. Bırakın yanlış doğruyu değil doğru yanlışı götürsün.

Yusuf GÖK