Şiir ve Denemeler


 

Anne Yarısı
                                  -ablama-

Saçları uzadıkça
tahta sandıkların
seneler erken aldı elinden
okul çantasını
aşkın med-cezirlerinden
yorgun dönerken esmer kalbi
ablamın…
Evcimen oyunlara daldığı
ömrünün o boş odalarında
hiç durmadan
bezden bebeklerini
ve hayallerini büyütüyorken
“şimdi uyuttum, ne olur susun” derdi…
Aslında
yarısına kadar bildiği
o yanık ninnileriyle
farkında olmadan
hep kendini büyütürdü…

Sebepsiz sevinçlerini
ve çocukluk aşklarını gizlediği
kalın kitapları vardı sonra
elinde kalemi çekiç
hüznün duvarlarına armağan
bir çiçek gibiydi yüzü
ve yüreği kırmızıya yanık…

Sırtımı yaslamıştım hikâyesine izinsiz
-hoş, şiirlerimi çekse yıkılırdı belki dünyam-
okul yıllarında ellerinin sıcaklığı
ve minibüslerde sezen aksu devam ederken
önce yollar, sonra şarkı bitti,
sonra büyüdük biz…

Sonra akşam oldu
ve ben ebe oldum bu oyunda
ve mahallenin sessiz duvarlarında biten saklambaç
bir daha göstermedi yüzünü…

Öyle hızlıydı ki insanları severken
yalnız bir kere geçti
kırmızı ışığında yüreğinin
ve bir polis alıp götürdü onu…

Gökçe ŞAİR

***

Düş

Mesela,
Bir akşam alacası takılmış olsun
Eteğime.
Şöyle,
Denizle sürmelenmiş gözleriyle
Kızıla düşmüş bir kentte.
Tahta, salaş masanın
Ayakları, suya değse.
Umut sevince,
Yüreğim, sana erse…

Dağlar olsa,
Mavi eldivenmişçesine
Sonra, ay!
Gökyüzünde
İyice parlasa.
Mutlu düşlere bedellenmiş ellerim
Turna olsa…

Kanadına türkü düşse martının
Balıkçının mavnasına bereket
Ayaz yemiş yüreklerin teline
Kavuşmalar dizilse.

Mesela;
Hiç kesmesem saçımı.
İlmek ilmek
Salkım sicim dokusam.
Özlemler çekse bizi,
Ömrümden sandal yapsak.
Bu düşü hayra yorsak.

20.05.2003
Mersin

Özgür HATEM