Kendine Acı Çektirmek / Neşe ELİBOL
Yalın ve duru olmak istiyorum. Hayatı anlatmaya başladığımız zaman kendi düş kırıklıklarımızdan yola çıkarız. Bize sunulmuş olan ve her daim bu şekilde gelişen şey hep acılardır.Mutlu olmak kaygısı yorar benliğimizi. Sanır mıyız ki biz-bizler- hep acılar içinde kıvranmışız?“ Hayatı sevelim” görüşüyle karşı karşıya değilsiniz. Amaç, sadece yaşanılan anların büyüsünde saklı. O anlar mı, elbette kısa soluklu. Mutluluk denilen o şey, anlık. O anın tadı doyumsuz.
Severiz biz acıyı,severiz. Yaşamayı acıyı, hatta acıları yazmayı , hatta yaşadıklarımızı daha da acımtırak bir hazla anlatmayı. Bir arkadaş söyleşisinde eski aşklardan konu açılır ya-terk eden de terk edilen acı çekmiştir-biri atmaca gibi beklemektedir orada “neler yaşadım neleeer” der gibi sözüne başlamadan diğeri “kapa çeneni,sus, benim acılarım daha büyük,ben konuşacağım” diye yutkunmaktadır. İşte yüreklerimizin en hızlı çarptığı anlardır mutsuzluklardan konuşmak. Heyecanlanır, öfkeleniriz.Karşımızdakilerde onaylar bakışlarıyla bizi “Evet, anlıyorum,şuan seninle aynı acıyı duyuyorum.” Şayet duymazsa silik bir insan niteliğinde olacaktır.
Yürek hızlanır dedik ya, mutluluktan bahsederken yürek yavaşlıyor. Şöyle bir dururuz, kafamız eğrilir, hafif bir tebessüm eder, geçti be kardeşim, deriz. O an geçmişin izini buruk taşır.
Tüketilmiş toplumların ruhunu saran acıların tekelinde kalmışız, mutlulukları unutmuşuz çoğu zaman. Farkında olunan farkındasızlıklarla, bilipte bilmezden gelerek, konuşur gibi ama susan. Aynı arsız bir kedinin bir kılçık için çektiği zevki ve onun salyasını andıran bir şey. O kılçığı beklemek zevklidir. Bizler de beklemeyi acı çekerek severiz.
Çoğu kez tatsız uyandım uykularımdan. Ama her gün binlerce defa şükrettim bu ülkede doğduğum için,yaşadığım için. Günlük yaşayacağım trajedileri az çok kestirsem de gün boyu, her zaman iki seçenek sundum kendime. O gün ya iyi olacaktı ya da kötü. Seçenek ya, ben hep iyi olmasını seçtim; o yüzden hala sevecenim hayata. Pollyannacılık oynamak komik gelirdi çoğu kez; ancak oynadıkça sevdim bu oyunu. Kendimi hayatın gerçeklerinden koparmaktan, simitçi amcayı görmezden gelmeyerek, minibüste yol aldığım anlarda mutluluk duyarak ilerleğim anlarda insanımla gitmekten zevk aldım
Biraz güzel şeylerden bahsetmek hoş olmaz mı? Bu edamız, bu cakamız kime? İki seçenek sunuyorum yarın ya güzel olacak, ya da kötü. Ben iyi olanı seçtim.Kalbim atıyor.

2007/09 |