Hiciv I / Arzu DEMİREL
gece yatmadan önce, şöyle bir döndüm ve hayatıma baktım. başım döndü bir anda. düşündüm de benim ne kadar renkli bir hayatım var. her günümü yazsam, izlediğim o filmlere taş çıkartan şahane senaryolar çıkar ortaya. ve başladım ben de yazmaya.
bugün saat yediyi on geçe gözlerimi açtım. (işte film başlıyor.) ve aman allahım o da ne. koskocaman iğrenç bir yaratık. gözlerimi kırpıştırdım, bu gerçek mi diye. evet hala ordaydı. hızlıca kalktım yataktan ve koşmaya başladım. arkama bakmadan durmadan koşuyordum. ve nihayet banyodaki aynanın karşısına geçtim. evet evet işte ordaydı. küçük serçe parmağımla uzandım ona. ve usulca aldım çapakları gözümden. nasıl korktuğumu anlatamam. tarifi yok. oh be sonunda rahatlamıştım işte. vay be ben gerçekten süper bir insanım. nasıl da üstesinden geliyorum böyle zorlukların. sonra gardrobumun karşısına geçtim. ne giymem gerektiğini düşündüm. dün giydiğim turuncu tişörtü ve mavi pantolonu giydim. ve hayatımda bir değişiklik yapıp işe arabamla değil. işim için tek vasıta olan otobüsle gitmeye karar verdim. yaratıcı bir insanımdır. değişiklikleri severim.
ve işime vardım. otomatik selamlaşma işlemlerini gerçekleştirdikten sonra daha büyük işlemleri yapmak üzere masama oturdum. ve on iki buçuğa kadar hiç durmadan çalıştım. sonra doğru yemeğe. çorba, pilav, taze fasulye ve üstüne tatlı yedim. şekerpare. bayılırım şekerpareye bu yüzden tam dört tane yedim. sonra saat tam bir buçukta yine oturdum bilgisayarımın başına.
saat üç civarlarıydı sanırım. yan masada oturan iş arkadaşım eşref oğlunun ödevini hazırlıyordu. çocuğunun öğretmeni, küresel ısınmaya karşı alınabilcek önlemler ile ilgili internetten bilgi toplamasını istemiş. toplumsal sorunlara karşı duyarlı bir insanımdır. bir ara bu konu hakkında düşünüp dünyayı kurtarmak üzere fikirler üretmeye karar verdim. ve işe biraz ara verip counter strike oynamaya başladım. işte ne olduysa o zaman oldu. midemin tam ortasında kocaman bir yumruk yedim. hayatım da hiç böyle bir acı duymamıştım. ağzımdan sular gelmeye başladı. ama acımasız yumrukların ardı arkası kesilmiyordu. midemin tam ortasına defalarca vuruyordu. ne yapacağımı bilemedim. şaşkınlıktan öylece tekrarlayan yumruklara bakıyordum. ve kaçmaya başladım. arkama bakmadan koştum. ve nihayet az önce işediğim klozetin başına varmıştım. lanet olsun. sifonu çekmeyi unutmuşum. ama zaman yok. yumrukların ardı arkası kesilmiyor. ağzımdaki su, tatlı ve ekşi bir sıvı tadında, yediğim pilav ve şekerpareyle birlikte klozetin içine dökülüyordu. her dökülüşünde klozetteki iğrenç su yüzüme sıçrıyordu. kustum, kustum ve yine kustum. sonunda rahatlamıştım. mideme yediğim o yumrukları dışarı çıkarmıştım. başarmıştım. ama kendimi biraz yorgun hissediyordum. bir gün için de bu kadar atraksiyon fazlaydı. sonra hiçbir şey olmamış gibi çalışmaya devam ettim.
akşam saat beş buçuk ta işten çıktım. ve arabama bindim. zeki bir insanımdır. güçlü bir hafızaya sahibim. yani daha önce söylediğim sözleri hayatta unutmam. arabama onu bakıma götürceğime söz vermiştim. tam üç senedir araba kullanıyorum. yani iyiki bir arabası var dakka başı ondan bahsedip hava atıyor demeyin diye söylüyorum. benim parçam oldu arabam. maceralara onunla akıyorum. benden bahsedip de arabamdan bahsetmemek olmaz. arabamı bakıma götürdüm. ve arabamı orda bırakıp arabamsız eve döndüm. kendi öz eliştirisini yapabilen bir insanımdır. yani defalarca araba yazdığımın farkındayım. bazen bazı sözcükleri ard arda tekrarlıyorum. çok dolu bir beyne sahip olmamdan kaynaklanıyor galiba.
eve vardığımda saat yedi olmuştu. önce biraz yemek yedim sonra tv izledim. sonra odama çekilip yazmaya başladım işte. dediğim gibi gerçekten kimselere benzemeyen çok farklı bir hayatım var. roman olacak cinsten, hatta filmlere senaryo. hatta buna inancım o kadar büyük ki yazdıklarımı günlüğüme değil de bir romanın kitap sayfalarına dökülüyormuş gibi yazmaya özenle dikkat ediyorum. maceralarım devam edecek. yarın görüşmek üzere…

2007/10 |