Uyuyormuş Gibi Yapmak,Uyumaktan Daha Tehlikelidir/ Yavuz ATAY
Türkiye toplumu, bilinçli olarak ve düzenli bir şekilde güncel olaylardan ve siyasetten uzak tutuldu. Bu aşamanın en önemli safhası olan 12 Eylül, toplum bilincini yitirmiş, bilgiden ve irdelemekten uzak bir düzen yaratmaya çalıştı. Daha doğrusu çalışmadı, başarılı oldu…Bu durumun en önemli kanıtlarından biri son 27 yıldır yaşadığımız toplumsal buhran ve toplumumuza dayatılmaya çalışılan bilinçsizlik siyasetidir. Bu, uzun süreli ve kapsamlı bir politikadır.
Toplumun aydın yada yol gösterici sınıfı tamamen ortadan kaldırılmış, onun yerine bize Dünya’nın en saçma milliyetçi anlayışı dikte edilmiştir. Uyuma rolü yapan bir halk olarak bunu asla yadırgamadık çünkü bize göre vatan sevgimizin sınırı yoktu. Bu sınırsızlığın aslında bir göreceden ibaret olduğu son Hakkari baskını ile daha da ortaya çıktı. Türkiye,şehitlerine sahip çıktı, sahip çıkmasına çıktı ama onları ölüme gönderen, daha doğrusu kanlarında pay sahibi olanlar aslında bizlerdik. Bunun nedeni Kürt sorunun çözümü falan değil…İşin o safhasına bile girmeye gerek kalmadan, toplumsal zihniyetimize bakarak bunun nedenini görebiliriz. Ülkemizin insanı milliyetçi geçinirken, hiçbir zaman kendi sanayisini yaratma amacında olmadı. Belki de kendimize ait olan bir sanayi ile uydu sistemine sahip olabilirdik, bu gençlerimizde kör dövüşü misali oralarda bulunma gereği duymazdı. Sadece iktisadi anlamda da değil, başımıza çuval geçirenlere karşı hangimiz meydanlarda idi? Hangimiz emperyalist odaklara karşı tutarlı bir tavır sergiledi? Bunlar olurken biz neredeydik? Aslına o dönemlerde de uyumuyorduk, uyuyor gibi yapıyorduk.Bizim rahatımız çok şükür yerindeydi, bize dokunmayan yılan bin yıl yaşasındı…
Ey bu ülkeyi gazete kuponuyla kazanmayan Türk insanı,senin bankaların hortumlanırken ve bu hortumlar yüzünden onlarca kişi sefalet çekerken hatta ülken geri kalırken sen neredeydin? Ey bu ülkenin asil yurttaşı, kafamıza çuval geçirilirken hiç mi için sızlamadı? Madem sızladı, hesabını neden sormadın? Bu mu senin milliyetçiliğin? Bu olsa olsa senin teslimiyetçiliğindir! Unutma ki, bugün şikayetçi olduğumuz Barzani-Talabani senin pasaportunla gezmiş, kahvehane muhabbetlerin de taş attığın ABD ise senin İncirlik üssünü ve ekonomini yıllardır sömürmüştür.
Peki biz ne yaptık? Seçimde köküne kadar liberalizmi destekledik, ülkenin peşkeş çekilmesine göz yumduk. Çünkü bizim halimiz vaktimiz yerindeydi.Ne de olsa ekonomik kriz falan da olmuyordu. GSMH artıyordu…Cebimize daha çok giren bir şey yoktu ama olsun. Dolar milyarderleri sayesinde yükselen GSMH, yine de halkın gerçek refah seviyesini ortaya koyuyordu(!) Hem tüm bunlara cevabımızda hazırdı. ’’Yahu Dünya’nın ekonomik sistemi böyle,ayak uydurmak lazım. ’’İşte bizim tüm bu yaptıklarımız dolayısı ile askerlerimiz gerekli teknolojiye sahip değildi. Birçok ülkenin uydu ile kediyi bile izlediği dönemde biz hala dağ taş gezmek zorunda bırakıldık. İşte bu ahval ve şerait içinde şehitlerimize gözyaşı döktük. Aslında şehitlerimizin yanı sıra, bizim bu hale nasıl geldiğimiz konusunda da ağlamak zorundaydık. Gerçi bütün bunlar olurken bizler, uyumuyorduk, uyuyor numarası yapıyorduk! Dünya’nın en güçlü ordularından biri olan TSK ise, yıllardır bitti bitecek denilen PKK’ya karşı gerçek anlamda başarılı olamıyordu ama yine de biz,ordumuzun yenilmez olduğunu düşünüyorduk.Bütün bu olanların açıkça görülmesine rağmen, hala K.Irak’a girmek için savaş çığırtkanlığı yapıyoruz. PKK’nın K.Irak’ta bizleri beklediğini bilsem gam yemeyeceğim ama biz gidince oraların boş olacağı apaçık ortada.Sadece askerlerimizi davullarla zurnalarla gönderelim, ordumuzu Irak’a böyle sokmamızın hiçbir yararı yok iken, bu zihniyetin anlamı ne?
Uyuyormuş gibi yapan bir topluma, uyku gazı vermekte çok kolay oluyor. Zira şehitlerimizin ardından bu daha da açık ortaya çıktı.Şehitlerimizin resimlerine PKK sitelerinden ulaştık! Birde askerlerimiz için ‘’kayıp’’ denmesi, tamamen Türk halkının zekasına hakarettir. Bir halkı kontrolde tutmak için böyle yalan da uydurulmaz.Bu olaylar aslında PKK’nın hiçbir propaganda yapmadan işine geldi. Zira ben operasyonlarda etkisiz hale getirilen PKK’lı sayısına veya bölgeden verilen haberlere inanır mıyım bilmiyorum. Toplumumuz bu hale gelmişken, nasıl savaşta başarılı olacağız? Bir daha nasıl ordumuza-devletimize güveneceğiz? Şehit olan askerlerimiz aslında hiç ölmedi, ölen hep bu düzene körü körüne bağlı olduğumuz zihniyetimizdir.
Aslında tüm bu uyarılar, çok değil, 6 Mayıs 1972’de idama gönderilen birkaç genç tarafından yapılmış ama güç odaklarının baskısıyla susturulmuştu. Bankaların içini boşaltıp halka kene misali yapışanlar, onlarca cinayete imza atanlar ise ellerini kollarını sallayarak gezdiler. Uğur Mumcu şiirinde ‘’vurulduk ey halkım ‘’ diyordu ama aslında vuranda vurulan da bizmişiz.
Vatanseverliğin ve yurtseverliğin böylesine ucuz olduğu dönemde, hem bu gençlerimizin hem de önderimiz Mustafa Kemal’in öğütlerine hiç olmadığı kadar ihtiyacımız var. Her sabah okullarda ettiğimiz yeminlerin hiç mi anlamı olmadı? Uyan bu vatanın evladı, artık uykundan uyan çünkü bizim bu samimiyetsiz tavırlarımız, hem insanlarımızın ölümüne neden oluyor, hem de geleceğimizin yok olmasına!
Çığlık olmak ama her sessizliğe çığlık olmak insana yaraşır
Ölüme direnirim tırnağımla dişimle ama alışamam ölüme
Bir başına ölmek önemli değil
Bir gül bırakabilmek geriden gelenlere
Ölüme inanmıyorum.
Acaba ölüm de bir alışkanlık mı diyorum.
Bizden öncekilerin öldüklerini görmeseydik
Ölmez miydik?”

2007/10 |