Grev- I / Aslı E. KOŞAR
I-Giriş
Grev, boykot ve lokavt gibi hareket ve karşı hareketler benzer nitelikler taşıdıkları savıyla genel bir manada “iş mücadelesi” kavramı altında toplanmıştır. Başta kulağa hoş gelen bu kavram literatürel bir yaklaşımın ürünüdür ve işçi mücadelesi bakımından daha birçok kavram ve kanun gibi sakıncalıdır.
İthal anlayış iş mücadelesini, “çalışma barışının işçi veya işveren taraflarından biri eliyle bir amaca ulaşmak maksatlı bozulması” olarak tanımlamıştır.
Hukukçular tarafından kabul gören bu tanım da tamamıyla yanlıştır, öncelikle çalışma barışı işveren tarafça bozulamaz çünkü lokavt ancak grev yapıldığı takdirde başvurulacak bir yöntemdir. Çalışma barışı adı altında sürdürülen sömürü düzenine işveren tarafça son verilmesi ancak daha üstün bir menfaat söz konusu olduğunda mümkün olacaktır.
Lehte gibi gözüküp işçi aleyhine olan bir mantığa dayalı kanun, yönetmeliklerle işçi haklarını savunmak yel değirmenine kılıç sallamak olsa gerek…
Öncelikle genel olarak grev, yasadışı grev konusuna değineceğim daha sonra Yasal grevin hükümleri ve sonuçlarını aktarmaya çalışacağım. Özellikle grev sırasında ve sonrasında işçilerin sosyal- iktisadi durumları bir takım haksızlık ve aksaklıklarla birlikte ele alınacak.
II. Grev
İşçilerin, topluca çalışmamak suretiyle işyerinde faaliyeti durdurmak veya işin niteliğine göre önemli ölçüde aksatmak amacıyla aralarında anlaşarak veyahut bir kuruluşun aynı amaçla topluca çalışmamaları için verdiği karara uyarak işi bırakmaları ilgili kanuna göre grev sayılır. (TİSGLK m 25)
Grev kararı uyuşmazlığın kapsamındaki işyerlerinin bir kısmı için alınmış olsa dahi lokavt kararı o uyuşmazlığın kapsamındaki başka işyerleri için de alınabilir.
Mücadeleyi yürüten işçi tarafı yalnızca sendika olabilir oysa işveren tarafı bir kişi veya işveren sendikası olabilir. İşçinin tek başına veya sendikasız olarak grup halinde mücadelesi, kanuna göre yasal saldırı sayılmaz çünkü ciddiye alınmaz bu noktada saldırı hareketleri en fazla kişisel husumet sayılacaktır.( Burada dikkat edilmesi gereken husus sarı sendika ihtimali ve işçinin düşürülmek istendiği kişisel husumettir.Fiili bir topluluk tarafından başlatılan yasadışı grev ki sırf taraf koşulu gerçekleşmemiş olsun ve ciddi anlamda yayılmış olsun, yasal grev sayılmayacaktır bu nedenle de işçiler grev sırasında kendilerine tanınan hakları kullanamayacaktır. ) Yine aynı şekilde sendikasız işçiye karşı lokavt da kabul edilmez, bu da lütuf olsa gerek.
İşveren lokavt yöntemini kullanamayacak olsa da savura savura kullanacağı hakları mevcuttur, bunlardan belki ilerleyen satırlarda bahsedilecek.
Kısacası grev yasal ve yasadışı grev olarak ayrılır. Siyasî amaçlı grev, genel grev ve dayanışma grevi kanun dışı grevdir. İşyeri işgali, işi yavaşlatma, verimi düşürme ve diğer direnişler hakkında kanun dışı grevin müeyyideleri uygulanır.
Grev ancak bir takım koşullar çerçevesinde yasal olacaktır ki bunlar da ilgili kanunda belirtilmiştir. Taraf, toplu hareket ve amaç koşulları kanunda belirtildiği şekilde gerçekleşmelidir.
Bazı işler ve işyerleri için grev yasaklanmıştır. Bu yasaklar geçici veya sürekli olabilir ancak kanun yasakları sınırlı olarak saymıştır yani benzetme yoluyla çoğaltma yapılamaz.
Kanun 29. maddesinde yasağın bulunduğu işleri saymıştır. “Can ve mal kurtarma işlerinde, cenaze ve tekfin işlerinde, su, elektrik, havagazı, termik santrallerini besleyen linyit üretimi, tabii gaz ve petrol sondajı, üretimi, tasfiyesi, dağıtımı, üretimi nafta veya tabii gazdan başlayan petrokimya işlerinde, Banka ve noterlik hizmetlerinde, kamu kuruluşlarınca yürütülen itfaiye, şehir içi deniz, kara ve demiryolu ve diğer raylı toplu yolcu ulaştırma hizmetlerinde.” grev yapılamayacaktır. Burada işin niteliği bakımından, işçinin grevle elde edeceği menfaatin olası kamusal zarardan daha önemsiz olacağı düşünülmüştür. Menfaatlerin yarışmayacağı öngörüldüğünden grev yasaklanmıştır.
Yasağın bulunduğu işyerleri de 30. maddede belirtilmiştir. “İlaç imâl eden işyerleri hariç olmak üzere, aşı ve serum imâl eden müesseselerle, hastane, klinik, sanatoryum, prevantoryum, dispanser ve eczane gibi sağlıkla ilgili işyerlerinde, Eğitim ve öğretim kurumlarında, çocuk bakım yerlerinde ve huzurevlerinde, mezarlıklarda, Millî Savunma Bakanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığınca doğrudan işletilen işyerlerinde.” Grev yasaklanmıştır. Yine burada da yasağın sebebi genel olarak aynıdır. Öğrenci yurtları eğitim ve öğretim kurumu olarak düşünülmemiştir buralarda grev yapılabilir.(1)
Geçici grev yasağı ise Bakanlar Kurulu Kararı ile gerçekleşir. Savaş halinde, genel veya kısmî seferberlik süresince grev yapılamaz. Yangın, su baskını, toprak veya çığ kayması veya depremlerin sebebiyet verdiği ve genel hayatı felce uğratan felaket hallerinde Bakanlar Kurulu, bu hallerin vuku bulduğu yerlere inhisar etmek ve bu hallerin devamı süresince yürürlükte kalmak üzere, gerekli gördüğü işyerleri veya işkollarında grev ve lokavtın yasak edildiğine dair karar alabilir. Yasağın kaldırılması da aynı usule tabidir. Başladığı yolculuğu yurt içindeki varış mahallerinde bitirmemiş deniz, hava ve kara ulaştırma araçlarında grev yapılamaz.
Grev yasağının bulunduğu işler ve işyerlerinde veya geçici yasağın bulunduğu durumlarda Yüksek Hakem Kuruluna başvurabilir.
Eğer taraflar özel hakem anlaşması yapmışlarsa artık grev ve lokavt yapamazlar arabuluculuk ve kanuni hakemlik hükümleri uygulanmaz. Özel hakemin kararı toplu iş sözleşmesi hükmünde olacaktır.( m. 58)
Grev hakkı iyi niyet kuralına aykırı olarak kullanılmış ise yetkili İş Mahkemesi durdurma kararı alabilir. Grevin durdurulması davası sırasında grev devam edebilir ancak davacı taraf ( işveren tarafı veya Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ) ihtiyati tedbir kararı alınmasını talep edebilir. Bu noktada grevin yol açtığı maddi zararlardan sendika sorumlu olur. Bu hususta Anayasa m 54/III ve TİSGLK m 46/III haksızdır.
İşçiler grev oylaması yoluyla grevi engelleyebilirler, aslında grev oylaması grev kararı almak için kullanılan bir yöntemdir ancak bizde ilginç bir biçimde grev kararı alındıktan sonra oylama yapılmaktadır. Kanunî bir grevin bir işyerinde uygulanabilmesi için oylama yapılmasını, grev kararının ilân edildiği tarihte o işyerinde çalışan işçilerin en az dörtte biri, grev kararının işyerinde ilân edilmesinden başlayarak altı işgünü içinde yazılı olarak isterse, o işyerinde grev oylaması yapılır. Grev oylaması talebi mahallin en büyük mülkî amirine yapılır. Grev oylamasında, grev ilânının yapıldığı tarihte işyerinde çalışan işçilerin salt çoğunluğu grevin uygulanmamasına karar verirse o işyerinde grev uygulanamaz. Uygulanırsa bu yasadışı grev sayılır. Oylamaya itirazlar oylama gününden başlayarak üç işgünü içinde iş davalarına bakmakla görevli mahallî mahkemeye yapılır. İtiraz mahkemece üç işgünü içinde kesin olarak karara bağlanır.
Grev kararı alındıysa oylamanın sonucunun kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ve karşı tarafa noter aracılığı ile altı işgünü önce bildirilecek tarihte uygulamaya konabilir. Bildirilen günde başlamayan grev hakkı düşer, sendikanın yetki belgesinin hükmü de kalmaz.
Bir işyerinde grev başlaması ile birlikte işçiler işi bırakmak zorundadır. İşçiler greve katılmaktan vazgeçebilirler, vazgeçen veya zaten katılmamış olan işçiler, grevci işçilerce iş bırakmaya zorlanamaz. Grev yapan işçilerin, işyerine giriş çıkışı engellemeleri veya işyeri önünde topluluk teşkil etmeleri yasaktır. Ancak İşveren greve katılmayan veya katılmaktan vazgeçen işçileri çalıştırıp çalıştırmamakta serbesttir.
Grev sonunda yapılan toplu iş sözleşmesinden, zorunlu olarak çalıştırılanlar dışında işyerinde çalışmış olanlar aksine bir hüküm bulunmadıkça yararlanamazlar. Yani greve katılmayanlar grev sonucu elde edilen haklardan faydalanamaz.
Kanun 38. maddesinin son fıkrasında “Çalışan işçilerin ürettiği ürünlerin satılmasına ve işyeri için lüzumlu maddelerin, araç ve gereçlerin işyerine sokulmasına engel olunamaz.” demekte ancak her nasılsa 39. maddesinde de grev esnasında zorunlu olarak çalışacak olan işçilerin kesinlikle üretim veya satışa yönelik olmadığını söylemektedir. 38. maddede greve katılmayıp kendi isteğiyle çalışan işçilerin ürettiği mamullerin satılmasından bahsediliyor ise de zorunlu olarak çalıştırılan işçi grubu işin bütünlüğü bakımından kesinlikle üretime katkıda bulunmaktadır. Yasa koyucu bunu unutmuş olamayacağına göre düzenleme ÖZELLİKLE BU ŞEKİLDE YAPILMIŞTIR.
Türk Hukukunda tam grev süresince işyeri önünde topluluk oluşturmak yasak olduğundan bu davranışlar içinde bulunan işçilere para cezası verilir. Oturma grevi yasal grevin sonuçları yoksa yasak grev sayılır.
Aslında grevin türlerinden biri de verim düşürme grevidir. Ürünlere zarar verilmediğine ve her zamanki teknikle iş yapıldığına göre verim düşürme ancak iş yavaşlatarak yapılacak bir grevdir. Ancak iş yavaşlatmak da yasaktır.
Kısmi grevin türlerinden olan dönen grevin de Türk Hukukunda yasal olmayacağı düşünülmüştür.(2) Çünkü işçiler bu grevi kolaylıkla sürdürebilir, nöbetleşe greve çıkıldığından çalışan işçiler ücretlerini alır, işi bırakma koşulu da devamlı olarak gerçekleşmemiş olacaktır ve genel giderler işverene kalacaktır.
Sendikasız olarak, işçilerin kendi aralarında örgütlendiği greve vahşi grev denilmiştir, Türk Hukukunda vahşi grev de yasaklanmıştır.
Bir işletmede greve başlanmış ve ona hammadde veren diğer bir işletmenin işçileri de asli greve destek çıkmak maksatlı greve çıkmışsa dayanışma grevi söz konusu olur ve bu grev türü de Türk Hukukunda yasaktır. Dayanışma grevine çıkan işçiler arkadaşlarının çıkarlarını savunmakta ve hammadde geçişini önlemektedir.
Yasama, yürütme ve yargı organları ile merkezî veya mahallî idarelerce bir karar alınmasını veya alınmış bir kararın değiştirilmesini veya kaldırılmasını sağlamak veya alınmış bir kararı protesto etmek amacıyla yapılan siyasi grev de yasaktır. İşçilerin bu yolla/yöntemle yani grev hakkını kullanarak yönetimde söz sahibi olmaları engellenmiştir.
Yasak işçi hareketlerinin tümünün bir sonucu ve müeyyidesi şüphesiz gani gani vardır. Ancak yasal greve niyetlenmeyen işçinin örneğin dayanışma grevi yapması ülkemizde hayali olduğundan, anlatmak zaman kaybı olacaktır…
Yasal grevde işçinin askıda kalan ve kalmayan borçları nelerdir ?, yasal grev neyin nesidir? , işçilerin grev süresince devam eden hakları var mıdır? , grevden sonra işçilerin durumu ne olacaktır? … Bu hususları bir sonraki sayıda aktarmaya çalışacağım.
Kaynakça ve Dipnotlar
(1) Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 19.10.1995 34307.
(2) Prof. Dr. Kenan Tunçomağ- Prof. Dr. Tankut Centel, İş Hukukunun Esasları,2005 İst,458
- 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu

2007/11 |