Klişelerin Adamı / Ozan ÇAPRAZ
Birçok klişe sanki onun için söylenmişti; “İçimizden biri”, “Halk Adamı” ve daha birçoğu… Ne babasının şanı, rütbesi ne de kendi siyasi yaşamı bozmadı belirlediği çizgisini. Bir alışveriş merkezinin vitrininde ki televizyonda, öldüğünü öğrendiğimde bile tatlı bir gülümseme oluştu yüzümde ve okuduğum ya da kendi ağzından dinlediğim anıları çınladı kulaklarımda. Evet, tahmin ettiğiniz gibi geçen günlerde kaybettiğimiz Erdal İnönü içindi bu cümleler.
Siyaset de çok kalmamış olmasa da siyasetin çok farklı bir boyutunun olduğunu ve öyle bir siyaset yapılacağını da öğretti bizlere. Şüphesiz ki sadece siyaset alanında da değildi getirdiği yeni boyutlar. Üniversitelerin özerkliği ve diğer sorunlarında, profesörü olduğu fizik alanında da yeni açılımlar getirmeye çalıştı. Üniversitelerin özerkliği konusunda 1984’de söylediği söz şuanda bile hala her harfiyle geçerliliğini korumaktadır: “….Bugün Türkiye’deki üniversitelerde bilimsel özerklik yoktur. Anayasa’nın kabul etmediği idarî özerklikten söz etmiyoruz. Anayasa’nın istediği bilimsel özerklik yoktur. YÖK yetkilileri bu konuda sürekli yanlış bilgi vermektedirler. İnsanlığın yüzyıllar boyunca süren arayışı ile bilimsel çalışmanın ne olduğunu bilenler Türkiye’de vardır. YÖK yetkililerinin bütün oyun ve engellemelerine rağmen Türk üniversitelerinde özerkliğin gerçekleştirilmesi için çalışmaya devam edeceğiz…”
Çok aktif olarak kalmasa da solda yaptığı birçok iş başarısını kanıtladı. 1983 yılında siyasete atılan Erdal İnönü, Sosyal Demokrasi Partisi (SODEP) kurucu Genel Başkanı oldu. 1986′daki ara seçimlerde İzmir Milletvekili seçilerek Parlamento’ya giren İnönü, 1987 ve 1991 genel seçimlerinde yeniden aynı ilden milletvekili seçilerek parlamentoda görevine devam etti. SODEP ile Halkçı Partinin Birleşmesi sonucu kurulan SHP’nin Genel Başkanı seçildi, Bu görevini 1993 yılına kadar sürdürdü. DYP-SHP Koalisyon Hükümeti’nde Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanlığı görevlerinde bulundu. Başbakan yardımcılığı görevini 1991–1993 arasında, Dışişleri Bakanlığı görevini ise 1995 yılı içinde 6 aylık bir süre ile yaptı. 17. (Ara Seçim), 18. ve 19. Dönem İzmir Milletvekilliği yaptı. Bu dönem içerisinde gittiği illerde halka yakınlığı yaptığı esprileri ile biranda yandaşı olmasa da bütün herkes tarafından sevilen ve saygı gösterilen birisi oldu. Siyasi yaşamı boyunca birçok hoş ve güldüren anı bıraktı. Omzu alınmamak için yere yatması en çok güldüğüm anılarından biridir.
Diğer bir anısı ise; gene bir miting öncesi SHP’li milletvekili, İnönü’ye çok sık yapılan bir eleştiriyi gündeme getirmiştir.
-“Sayın Genel Başkan’ım, siz iyi konuşamıyorsunuz. Bakın Özal’a esip gürlüyor.”
-“Peki ne yapmam gerekiyor” diye sorar İnönü
-“Sayın İnönü, konuşmaya başladığınızda şöyle yumruğunuzu masaya vuracaksınız. İşte biz böyle partiyiz. Adamı şöyle yaparız, böyle yaparız” diye kükreyeceksiniz.”
Erdal İnönü, miting alanındaki otobüsün üzerine çıkar ve kürsüye yumruğunu vurup konuşmaya başlar:
_”Biz öyle bir partiyiz ki, adamı” der ve durup yanında duran kendine akıl veren milletvekiline dönerek şöyle der:
-“Devamını arkadaş söyleyecek.” Siyaset sert aynı zamanda gösteriş yanını hiç kullanmaması ve bunu da sürekli esprilere vurması yanlı yansız herkes tarafından nasıl sevgilerini kazandığının en büyük göstergesi sanırım.
Bir başka ilginç anısı ise Deniz Gezmiş ile olanıdır. Erdal İnönü, ODTÜ Rektörü… Türkiye’de ve özellikle ODTÜ’de karışık günler yaşanıyor. İnönü, odasından çıkmak üzereyken telefon çalar; geri döner telefonu açar; karşıdaki ses “Ben Deniz Gezmiş” der. Birkaç dakika sonra İnönü’nün odasının dışında bomba patlar. Bomba Erdal İnönü için konmuştur ve Deniz hayatını kurtarmıştır. Ama ne yazık ki ilerde baba İnönü’nün Deniz Gezmiş asılmaması için yaptığı çabalar Deniz’in ve arkadaşlarının hayatını kurtaramamıştır.
En başarılı olduğu alan ise akademik kariyeriydi. Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Amerika’ya giden İnönü, Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü’nde (Caltech) yüksek lisans ve doktora yaptı. Yurda dönüşünde Ankara Üniversitesi’nde asistan olarak işe başlayan İnönü, 1964–1974 yılları arasında ODTÜ’de profesör unvanıyla görev yaptı. Bu üniversitede rektörlük de yaptıktan sonra 1974′te Boğaziçi Üniversitesi’ne geçti. 1974–1983 yılları arasında fizik profesörlüğünün yanı sıra 6 yıl kadar da Temel Bilimler Fakültesi Dekanı olarak görev yaptı. Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu’nun kuruluşuna katkıda bulundu ve TÜBİTAK Temel Araştırmalar Enstitüsü’nde kurucu müdürlük görevini yürüttü. Aynı zamanda NATO Fen Komitesi’nde çalıştı ve UNESCO Yürütme Kurulunda görev aldı. Siyasi yaşamı boyunca genellikle bütün toplantılarda canı sıkılınca fizik problemi çözen İnönü’nün en büyük hayallerinden biri de Nobel Ödülüydü. 5 yıl daha yaşarsam alırım herhalde diye yakın çevresine espri yapan İnönü ne yazık ki bu amacına ulaşamadan ölmüştür.
Yukarda da söylediğim gibi birçok “basın klişesinin” adamı olan İnönü, hiçbir zaman halkı kıracak bir davranışta bulunmamıştır. Zamanında oy versin ya da vermesin herkes tarafından sevilen ve saygı kazanan biri oldu ve hayatının sonuna kadar da hem kendi çizgisini hem de halkın ona karşı duyduğu sevgiyi sürdürdü. Asla babasının isminin arkasına sığınmadı ve bütün başarılarını kendi akıl ve zekâsıyla elde etti. Bence Türk siyasetinin en değişik ve en renkli adamıydı. Türk halkı da her zaman onu sevgi ve saygıyla anacaktır.

2007/11 |