Şiir ve Denemeler
Eski Kent Anıları/Gülseren YAĞIZ
kalmamış
tırmanırken
bıraktığım
ayak izim
ağaçta
ve
koşarken
varlğımı
duyuran
çığlığım
sokaklarında
bir resim kalmış
bıraktığım
yaşlanırken
sararan
ardımda
bir de
bir sevdanın
sıcak
utangaç
masum
tatlılığı
avlulu evlerinde
sek sek oynadığım
o kenti
ben bıraktım
sanmıştım
beni bırakan
onlarmış aslında
ayak izlerim
çığlıklarım
aşklarım….
Hayalin /Alaattin AYDIN
Senden sonra başkasını sevemedim. Olmadı bir türlü, senin gittiğini sanmıştım ama farkına bile varamamışım, her zaman yanımdaydı hayalin. Evet, sensizlikte hayalini sevdim.
Sanki sen varmışçasına yanımda, ama o da bir zaman sonra anlamadı. Tıpkı senin gibi terk edip gitti. Ne kadar hayalin olsa da sensizlikte, seni sevmemi sağlamıştı. O hasret kaldığım gözlerini o ipek tenini unutturmamıştı. Ta ki o gün gelip çatıncaya kadar. Baş başa vermiştik o uçsuz bucaksız hayal denizinde eski bir kayıktaydık. Birden bire o acımasız poyraz esiverdi. Senin hayalini alıp götürdü. Bir başıma kaldım o uçsuz bucaksız hayal denizinde. Gidecek hiçbir yer yoktu. Ağladım, dayanamadım hasretine yalvardım. O acımasız poyraza. Seni benden aldığı gibi tekrar geri getirsin diye. Duymadı bile sesimi. Haykırdım yinede duymadı. Yaktı parçaladı, harabe eti beni. Dayanamadım, kendimi atmak istedim o uçsuz hayal denizine. Ama ne çare seni bana geri getirmeyecekti. Günlerce, gecelerce, aylarca bekledim. Hani feryadımı duyarda seni bana getirir diye. Dalgalarda bana inat oldular, sürüklediler enginlere açıklara doğru o eski kayığımı. Yinede yılmadan hep seni düşündüm bekledim, bekledim sabırla. Bir akşam vakti hiç bilmediğim bir yere sürüklenmişim. Gözlerimi açtığımda seni buldum karşımda, hayalindi. Sanki gerçekmişçesine sevindim, öpmek, sarılmak istedim. Ama ne olduysa engelledin. Dur dedin, senin yokluğunda her şey çok değişti, artık seninle olamam dedin ve o acımasız poyrazı seçtin ve de çekip gittin. Yıkıldım, sendelendim, kabullenemedim. Canımdan bir parçaydın. Artık hiçbir şey görmez oldum ve kendimi o uçsuz bucaksız hayal denizine bırakıverdim. Sürüklenip gidiyorum. Yorgunum çok yoruldum. Sonu gelmeyen meçhule doğru gidiyorum. Ben artık kendimde değilim ki ….
Hayatla Soğuk Sevişmeler / Dilhan ELDEMİR
Hayatla soğuk sevişmeler
tenler pürüzlü
pürüzlü ve sarı
sarı ve koyu…
hayatla hayta sevişmeler
buz gibi nefesi şehvet kokan
İstanbul la yaldızlı parıl parıl sevişmeler
bir bilye kadar saydam
ve
bir bilye kadar dönek İstanbul la gündüz gece sevişmeler
bir kadın geçiyor
yer belki tarlabaşı belki elma dağı
adı hülya
iki bacak arası kapkara
yanında bir adam
Fare ölüsü gülüşü leş kokan suratına yapışmış
adı Hasan
Hasanların yüzkarası pezevenk Hasan
kilosu 5 liradan satıyor kadını
yüzünde hüznünü kapayan boyalar
kilosuna biçilen fiyattan da ağıryanında kuyruksuz bir köpek
pezevenk Hasan
kusmuk kokan bakışlarla poposuna poposuna
poposuna poposuna…
kim bilir kaç orospu Hülya
kim bilir kaç pezevenk Hasandan
Dünyaya Ali ler tükürüyor
Ali yi ana rahmi tükürdü topluma
bir tükürük gibi yaşadı yıllarca
Okuyor Ali aklını kaybetmiş gibi
okuyor entel züppeler gibi normal doğmuş olmak için
gözlerinde harfler uçuşuyor
aklındaki kelimeler boğazına tıkılmış
okuyooor okuyooor
gecelerce okuyor
Ali adam gibi adam olmak istiyor…anası gibi kevaşe sana sana o kadınları
kitaplar o,o kitaplar oluyor
Ali gibiler aşkı tanıyor
Süreyya yı görüyor
eşekten düşmüşçesine vuruluyor
kız ona sağanak sağanak bakıyor
yaz yağmuru tadında aşkı dudaklarında yaşatıyor
yapraklar Süreyya nın omuzlarında dans ederken
aşk, iki dudak ve ona yapışan dudak
dört dudak oluyor
aşk dört dudaktan ibaret
Ali nin anası gözünde melek
Ali nin anası toplum kurbanı
Ali nin anası Süreyya nın ta kendisi..
Mustafa
genç ve vakur Mustafa
hamal Mustafa
Beşiktaş sahilinden geçerken
Ali ye özeniyor Mustafa
örgülü saçlarında öpücükler uçuşan Süreyya ya özeniyoralnında bezelye büyüklüğünde emekler
boynundan akıyor ağır ağır
penceredeki yağmur damlaları kadar temiz..
gözlerinde öksüz bir çocuğun eğik başının mahzunluğu
nefesinden sokaklar geçer yorgunluğunda
Dünya genişliğinde adımlar atarken..
Hoca Suphi geçer gece karanlığı sakalını sıvazlarken
aklığını çirkefliğinde yitirmiş diken diken sakallarını..
“tövbe tövbeeee” der
Süreyya’ya bakar
“tövbe tövbeeee” der
Hülya’ya bakar
hayatı Allah tan ibaret Allahsız Suphi!Der ki:”şerrinden kaçının”
uçkurunun bağını gencecik bir kızı ifal etmek için açarken
Allah bizi sırtında taşır hoca Suphi
şehvetinin verdiği acıyla kızı bağırtırken
Mevki sahibi Allah
it leşlerinin ayakları altında
servet düşkünü leyla
Suphi gibilerin kurbanı
Ulus ta oturan bir zenginin koynuna atıldı
rüzgar yeleli bir araba altında
bakire kız heyecanıyla gözünü kırpıştıran Leyla
içinde ki yağlı pis ter damlalarını akıtan çuval
sarı pis dişlerini utanmadan sırıttıran
adamlığı parasının şerefinde Süleyman
alışmış Leyla
Alışmış Suphi den iğrençliği hoş görmeye
alışmış parasını sevdiği bu hayatın tüm kahrını çekmeye
tek istediği beyaz gelinlikli zengin bir kız olmak
yanındaki adamı unutamadığı yürek ağrısı gibi hayal ederkenbir kısrak kadar son derece kıvrak
bir ceylan kadar son derece atak
kelebek gülümseyişli melek yüzlü masum Leyla…
İstanbul la soğuk soğuk sevişenler
içine etmişler İstanbul un soğuk soğuk seviştirenler…
29.05.07

2007/11 |