Malcolm X Ve Zenci Hareketi I: Sebepler Ve Amaçlar / Serkan ÖZGÜCÜ

 

 

 

ABD’de Abraham Lincoln dönemi sonrasında zenci ayaklanmalarının tekrar artması Elijah Muhammad ve Malcolm X zamanına denk gelir. Bu açıdan bakarsak Malcolm X’in fikirlerini incelemeye çalışmak, zencilerin böyle davranma sebeplerini ve amaçlarını kavramamıza yardım edebilir. 1950 ve 60’lardaki ABD zenci hareketinin önderlerinden biri olan Malcolm X’in temel amaçlarından biri ABD’den zencilerini ayırıp kendi aralarında bir birlik, sonrasında da ayrı bir ülke oluşturabilmekti. Bu kavram, terimsel olarak “United States of Africa” ya da “Pan-Africanism” olarak kullanılır.Öncelikle, Malcolm’a göre ABD’deki zenci hareketi kesinlikle haksız değildir. Çünkü zencilerin bu davranışlarını, beyazlardan ayrılmak istemelerini, beyaz adamları birer şeytan olarak görmeleri, onların kendilerini savunmak istemelerindendir. Haksızlığa uğrayan ve beyazlar tarafından sömürülen zenci toplumu, elbette beyazlara karşı topyekûn savaşa girişeceklerdir. Hatta Malcolm, halka yaptığı bir demeçte, kendilerine şiddet içermeyen bir şekilde davrananlara karşı kendileri de elbette şiddet uygulamayacaklarını, fakat herhangi bir şiddet uygulamasında kendilerinin de bu yola başvurmaktan çekinmeyeceklerini ve doğru olanın da bu olduğunu söylemiştir. 1950’li yıllarda zenciler bir defa bir önder arayışındaydılar ve eyleme geçmeleri için bir öncünün ortaya çıkmasını bekliyorlardı. O yıllarda harekete katılan Malcolm X, Elijah Muhammad önderliğindeki zenci hareketinin çok daha fazla yayılmasını sağlamıştır. Denebilir ki zenci hareketi E.Muhammad liderliğinde sadece bazı zenci gruplar tarafından kabul ediliyorken, Malcolm X’in etkisiyle bu hareket ABD’deki her zenci evine girmiştir. Zencilerin bu harekete girişmeleri için haksız sebeplerin olduğunu söyleyemeyiz. Sokakta yaşayan evsiz insanlar, işsiz ve umutsuz aileler, uyuşturucunun zenci mahallelerinde her yana yaygınlaşması, zencilere karşı uygulanan ırkçı şiddet, polislerin zenciler aleyhine ayrımcılık yapması, üniversitelerde zenci öğrencilerin aşağılanması bunların başlıcalarıdır.

Malcolm, tarihi de milletlerin birbirleriyle çatışmalar halinde olmasıyla açıklamıştır. Bu bakımdan sol çizgide bir sosyolojik düzlemden baktığı söylenebilir. Yalnız onun geleneksel sol tarih açıklamasından farkı, tarihi sınıf çatışması çizgisinden açıklamak yerine batı medeniyeti üzerinde yorumlamalar yapmaktır. Örneğin, onun bakış açısına göre, batılılar kendilerini medeniyetin yaratıcısı olarak tanımlamışlardır. Ve bunu da sözde haklarıyla elde etmişler gibi göstermişlerdir. Hâlbuki Malcolm X’e göre, batı medeniyetinin ortaya çıkmasındaki temel ateşleyici güç, batılıların (Avrupalıların) zayıf milletleri sömürmesi, onların emeğinin karşılığını vermemesi, bunun sonucunda da normalüstü bir büyüme hızına erişmiş olmalarıdır. Bu bakımdan, Malcolm X oldukça haklı görünüyor. Eğer bir kitlede bir zümre diğer zümreleri işlerinde çalıştırıp hak ettikleri ücreti vermezlerse elbette kendileri normalden fazla kar payı alacaklar ve sermaye birikimlerini adil olmayan bir şekilde artıracaklardır. Zaten batı medeniyetinin bu şekilde (az gelişmiş ülkelerin doğal kaynaklarını ve insanlarını sömürerek) oluştuğu aşikârdır.

Malcolm X, bu konuda, ABD’deki zencileri esirler olarak, beyazları da onların efendileri olarak niteler, onun tüm siyasal hareketi de tam bu noktadan kaynaklanır. Bu sorunun çözümünü ABD’deki zencilerin militanlaşmasında (silahlı mücadelesinde) ve canları pahasına beyazlara başkaldırmasında bulmuştur. Bu amaca giden yollardan biri de zencilerin kendilerini tekrar tanımlamalarıdır. Zenciler kendilerini nasıl tanımlamaktalar? ABD vatandaşı olarak mı (böyle tanımladıkları zaman kendilerini ABD ve haliyle beyazlarla bütünleşmeleri kaçınılmaz olacaktır. Diğer bir deyişle bu devrim yerine reformlar yapmaktır ve beyazlar içinde ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmeye devam etmek olacaktır) , yoksa kendilerini beyazlardan tamamen ayrı tutarak ve hiçbir şekilde onlarla bütünleşmekten yana olmayarak ayrı bir devlet kurmak istemekle mi? Malcolm X önderliğindeki zenci birlikleri bunlardan ikincisini tercih etmişlerdir. Ayrıca zencilerin kendilerini tanımlama çalışmalarında başlıca fikirlerden biri de; her zencinin Afrika orijinli olduğu ve bir amaçlarının da ABD tarafından masrafları ve gelişmek için her türlü ihtiyaçları karşılanarak Afrika’ya gönderilmeleri olmuştur. Zenciler, bu amaçlarına göre ABD’den gerekli yardımları alarak anavatanlarına geri dönecekler ve orada adil bir medeniyet kuracaklardır. Bu düşünceye “Pan-Africanism” denir. Bu ikinci amaca ulaşmak için ise Malcolm zenciler arasındaki her türlü fikir ayrılıkların aşılması gerektiğini ve zenci birliğinden şaşılmaması gerektiğini savunmuştur. Fikirlerinin bu kısmı, dünyanın her tarafındaki anti-emperyalist güçler için aynı derecede önemlidir. Her az gelişmiş ülkedeki emperyalizm karşıtı güçlerin kendi aralarındaki fikirsel ayrılıkları kendilerine zarar vermekten başka bir işe yaramaz ve amaçlarına ulaşmasında büyük bir engel oluşturur. Hatta gücün zayıflaması nedeniyle büyük bir hareket başından engellenmiş olur. Benim Malcolm’un fikirlerinden özellikle bu kısmını önemli bulmamın sebebi budur.
Diğer bir nokta da Malcolm’un, zenci hareketinin başarıya ulaşmasında, zencilerin kendi aralarında ya da beyazlarla sorunlar üzerinde tartışmayı yararlı bulmamasıdır. Ona göre, eyleme geçmeyen, militanlığa ulaşmayan fikirsel tartışmalar asla yararlı olmayacaktır ve zencileri ikinci sınıf vatandaş durumunda kalmaya mahkûm edecektir. Bu kısım da dünyanın diğer az gelişmiş milletlerine örnek olacak niteliktedir. Günümüzde, her gün TV kanallarında ülkenin içinde bulunduğu durumla ilgili tartışmalar yapılmakta, sokaktaki insanlar da kendi aralarında ülke sorunlarını tartışmalar ve birçok uygulamayı eleştirmekteler. Fakat bu eleştiriler ne derece değişiklik yaratma gücüne sahiptir? Sokağa çıkmadan, eyleme geçmeden insanlar (hatta belirli bir statüye erişmiş kişiler bile) kendi aralarında sorunları tartışmaya devam ettikçe bu eleştiriler sadece sözde kalacaktır.

Zencilerin tartıştığı ve isteklerinin en fazla yoğunlaştığı konuları ise, belli başlı gruplarda toplamak istersek: İnsan haklarının iyileştirilmesi, zenci mahallelerindeki ekonomik sorunlar, zencilerin barınma, iş edinme ihtiyaçları (zencilerin 1950’lerin ABD’sinde bu en temel insan haklarından bile yoksun olduklarını göz önüne alırsak zenci hareketinin haklılığı bir kez daha gözler önüne çıkar) ve zenci kapitalistler ile işçiler arasındaki anlaşmazlıklardır. (Elbette ki zencilerin kendi aralarında da beyazların yanında olanlar çıkacak ve diğer zencileri sömürmeye çalışacaklar, onları türlü yöntemlerle kandırmaya çalışacaklardır).

Malcolm’un temel savunusu olan zenci radikalizmini (literatürde “black radicalism” olarak geçer) iki parçaya ayırarak açıklamak daha yerinde olacaktır. Bunlardan birincisi zenci dinidir (black religion). Malcolm ve Elijah, yükselttikleri zenci hareketinde dini öğeleri de son derece etkin bir şekilde kullanmışlardır. Bunun doğruluğu ya da yanlışlığı üzerinde daha sonraki bölümlerde tartışacağız. Fakat özetlemek gerekirse, 20.yy’ın ortalarındaki ABD’de zencilerin büyük çoğunluğunun İslamiyet’e bağlı olduklarını söylersek; gerek şiddete şiddetle karşılık verme noktasında, gerekse de zencilerin arasında bir birliğin kurulmasında İslam dininin önemli bir etkisi olacaktır. Belki zencilerden önemli bir bölümü Hristiyan olsaydı aynı şekilde etkin bir hareket sağlanamayacaktı. Diğer yandan Hrisitiyan olan zenci kitlelerini de hareketin içerisine dahil edebilmek amacıyla İsa’yla ilgili tanımlamalar da kullanmışlardır. Bunlar da yine ileriki bölümde ayrıntısıyla bahsedilecektir. İkinci kısmı ise zenci milliyetçiliğidir (black nationalism). Zenci milliyetçiliği savının temel dayanakları zencilerin hepsinin aynı kökenden geldiğini ve anavatanlarının Afrika olduğunun savunulmasıdır. Bu savlardan dolayı “Pan-Aricanism” terimi 5’li yılların ABD’sinde oldukça güçlü destek bulmuştur. Zenci milleyçiliğinin temelinde ise batı emperyalizmi karşıtı fikirler olduğu söylenebilir.

Malcolm, “By any Means Necessary” adlı halka konuşmasında zencilerin içinde bulunduğu durumları etkili bir dille anlatmıştır. Kısmen çeviri yapmak gerekirse; neden en kirli işleri en az ücretlerle hep zencilerin yapmak zorunda kaldığını (bu sorgusunda kendisinin de Detroid Red lakabını aldığı 1952 öncesi yaşamından esinlenmiştir, kendisi de “Nation of Islam” hareketine katılmadan önce bir uyuşturucu satıcısıydı ve bu nedenle hapse girmiş, polisin sert müdahalelerine maruz kalmıştır), neden fabrikalarda en ağır işlerin en az ücretle zencilere yaptırıldığını, neden zencilerin en kötü yiyecekleri ve en berbat konutları elde edebilmek için en fazla fiyatı ödemek zorunda kaldıklarını halkıyla paylaşmıştır ve bu haksızlıkların artık rotadan kaldırılması, aksi takdirde zencilerin ölmesi gerektiğini belirtmiştir (“the bullet or the ballot” adlı konuşmasıyla benzer özellikler taşır). Konuşmasının sonlarına doğru da bunların nedenlerini kendisi açıklamaya başlamıştır. Yine çeviri yapmak daha yerinde bir karar olur sanırım; “Biz bunları yapmak zorunda kalıyoruz çünkü ülkenin en kurak kesimlerine itilmişiz. Bunları yapmak zorundayız, çünkü ABD’nin bu sistemi sömürü sistemidir, siyasal ve ekonomik sömürü sistemidir, aklınıza gelen her türlü haksızlıkla karşılaşabileceğiniz bir sistemdir. Ve bu sistem kendisini demokrasi adı altında gizlemektedir, sözde uyguladıkları rejim demokrasidir. ABD’nin zencilere olan uygulamaları, İkinci Dünya Savaşı Almanya’sında Almanların Yahudilere uyguladıklarından farksızdır. Ve şu an çevremdeki herkes bu vakitten sonra başlarına gelecek her türlü şiddete hazır olsunlar ve aynı şiddetle kendilerini savunmaya hazırlansınlar. Yanınızı kollayın dostlar.”

Malcolm, halka bir diğer seslenişinde ise zencilerin geçmişte büyük ve adil uygarlıklar kurduğunu, atalarının izinden giderlerse bu uygarlığı tekrar kurabileceklerini belirtmiştir. Tabi bu hedefleri, ABD’nin siyasal yönetiminden tamamen ayrılmakla mümkün olacaktı. Fakat, zencilerin kendilerini tarihten soyutladıkları ve batılıların yazdığı tarihe inandıkları takdirde günümüzdeki zencilerin bu gerçeklerin hiçbir zaman farkına varamayacağını şiddetle savunmuştur (Kaynak: Malcolm’un “On Afro-American History” temalı demeci).

Malcolm zenci hareketiyle birlikte bir kadın hareketini de gerekli görmüştür. Savunularında zenci sorununun diğer milletlerde de yer yer açığa çıktığını ve bunun bir kolunun da kadınların toplumda geri planda olması olarak açıklamıştır. Zencilerin kendileri ait ülkelerinde adil ve ekonomik olarak düzgün kaynak dağılımın sağlanmış olduğu bir ülke yaratılabilmesi için zenci kadınların da hayatın her kesiminde konumlarının yükseltilmesi gerektiğini savunmuştur. Diğer yandan muhafazakârlıkta ve geleneklerin önem kazanmasında dahi cinsel ayrımcılığın, kurulacak yeni ülkede tam eşitliğin sağlanması için yer almaması gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca Malcolm’un kadınlara ayrı bir önem vermesinin bir sebebi de tarihteki devrimlerde kadınların hep ön saflarda yer almış olduğunu kabul etmesidir. Halka seslenişlerinde kadınları da kendi saflarına çkebilmek amacıyla tarihin kadın liderlerinden sürekli örnekler vermiştir. Kadınları ayrı saflarda tutmasının bir sebebi de güncel zamanın toplumunda erkeklerden daha geri planda kaldıklarından, eğer zenci hareketi güçlenecekse bu zenci hareketinin diğer kesimlerdeki gayretlerden daha büyük bir gayretin kadın haklarına verilmesi gerektiğini kabul etmesidir. Malcolm’un kurak istediği yeni ülkenin ve rejimin cinsiyet ayrımcılığına da karşı olacağı anlaşılır ve Malcolm’un savları daha inandırıcılık kazanmış olur.

Malcolm’un zenci hareketinin açıklanmasında belirttiği diğer bir önemli husus da zencilerin toplumda ezilmelerinin sadece ABD’ye mahsus olmadığı, batının diğer ülkelerinde de buna benzer durumların yaşandığıdır. Çünkü Malcolm, bu durumun temel sebebini ABD yöetim sistemi olarak değil, batı sömürgeciliği olarak görmektedir. ABD dışındaki diğer Avrupa ülkeleri de tarihte aynı süreçle şu anki rejimlerini kurduklarına göre zencilere karşı benzer uygulamaların onlar tarafından da hayata geçirilmesi olağandır. Bunun için Malcolm sadece ABD’deki zencileri başkaldırıya çağırmaz. Dünyanın geri kalmış ve sanayileşmiş her ülkesindeki zencileri aynı çatı altında hedeflenmiştir. Çünkü zencilerin hepsi aynı milliyettendir ve hepsinin nihai amacı Afrika’da bir zenci ülkesi oluşturmak ya da ABD’deki zencilere özel olarak ABD’nin verimli bölgelerinde beyazlardan bağımsız bir zenci devleti oluşturmaktır (Kaynak: “Malcolm X: The Last Speeches”, New York, Pathfinder Press, 1989).

Malcolm X’in güçlendirdiği zenci hareketini tek yazıya sığdırma imkânım olmadığından bu ay sebepler ve amaçlar üzerinden bitmeye çalıştım. Belirtmek isterim ki bu yazım genel olarak Nation of İslam önderliğinde öne sürdüğü fikirlerden oluşmaktadır. Çok fazla ayrışmasa dahi, 1964–65 arasındaki dönemde öne sürdüğü savlar yazının üçüncü bölümünde ele alınacaktır. Önümüzdeki ay Malcolm X’in 1952–1964 yılları arasındaki fikirlerini oluşturan “Nation of Islam” savunusunu ele alacağım.