Türban, B.O.P ve Bireysel-Toplumsal Özgürlükler Diyalektiği / Metin ARTENA

 

 

 

İktidardaki AKP ile süreçsel müttefiki MHP, genel bağlamda toplumu ve özel olarak üniversiteleri derinden etkileyecek bir düzenleme yapıyorlar. Söylemde, bir mağduriyeti “özgürleştirici” uygulamalarla gidermek, toplumsal barışı kurmak gibi iddiaları olsa da yapmaya çalıştıkları düzenleme toplumda tehlikeli bir kutuplaşmaya yol açıyor ve yeni mağduriyetlerin ortaya çıkması ihtimalini doğuruyor. Emperyalizmin ve yerli burjuvazinin neoliberal politikaları doğrultusunda bu mağduriyetinin çözümünü bir sıçrama noktası olarak Ilımlı İslam’a ve Büyük Ortadoğu Projesi’ne oturtmaya çalışan Akp ve aynı amaçlara sahip olmakla beraber  karakteristiğine uygun olarak bu düzenlemeyi taşrada baskı ve örgütlenme aracı olarak kullanacak Mhp bu sürecin bir kutbunu oluştururken, artık politikaları yerli burjuvazinin taleplerine yeterince cevap veremeyen, diğer kutbun politikalarını kendisi uygulamak isteyen ama tercih edilmeyen Kemalistler ise diğer kutbu oluşturuyor. Eşitliğin, demokrasinin ve özgürlüğün gerçek savunucusu sosyalistler ise bu iki kutbun kısır çemberinin dışında hem bireysel hem toplumsal özgürlükleri gözetecek, yerli burjuvazinin ve emperyalizmin çıkarlarına karşı duracak üçüncü bir cepheyi oluşturmak zorunda.
 

EGEMENLER AÇISINDA TÜRBAN SORUNU

 Başörtüsü, veya türban, yıllardır salt bir bireysel özgürlük sorunu değil, aynı zamanda iki kutbun da kullandıkları siyasal bir simge. Emperyalizmin Büyük Ortadoğu Projesinin temel dayanaklarından olan Ilımlı İslam’ı toplumdaki tüm mevzilere hakim kılmaya çalışan Akp (perde arkasında Tüsiad ) ile burjuvazinin organik liberal aydınları , resmi ideolojinin statükosunun devamını isteyip sınıfsal çıkarlarını korumaya çalışan Chp (perde arkasında Oyak – son süreçte Ordu Akp ile anlaşmış olsa da ) ile resmi ideolojinin geleneksel aydınları ve seksen sonrası darbenin amaçlarına uygun olarak Türk Milliyetçiliği’nin yanısıra İslamcılığı da öne çıkaran Mhp ( perde arkasında ağırlıklı olarak küçük ve orta kobiler ve bir kısım büyük sermaye) türban sorununu suni bir kutuplaşmaya dönüştürerek manipülasyonlar aracılığıyla taraftar toplamaya çalışıyorken aynı zamanda bu manipülasyonlarla gerçek sorunları ( işsizlik, yoksulluk, gelir dağılımdaki uçurum vs.) gizlemeyi başarıyorlar. Olayın asıl boyutu bu üç toplumsal kesimin ve kesimlerin partilerinin iktidarına geldiklerinde birbirlerinden çok da farklı bir politika izlemeyecek olmalarıdır.Esasen bu partiler dayandıkları sınıfsal kompozisyonlarından dolayı iktidarda birbirlerinden ufak farklı politikalar izleyecek olsalar da son kertede hepsi de birer burjuva partisi olduğundan izleyecekleri temel politika emperyalizmle uyum için neoliberal politikaları hızla uygulamak olacaktır. Bu kesimlerin asıl amacı iktidara kendilerinin gelmesi ve dolayısıyla pastadan en büyük payı almaktır. Akp ile Mhp’nin süreçsel müttefikliğinin nedeni ikisinin de seslendiği muhafazakar kitleleri manipülasyonlar ile yerel seçimler öncesi etkilemek, onlardan oy almak ( Mhp’li bir üst düzey yönetici “Hasadını Alacağız” demişti bu konuda ) ve emperyalizmle en başarılı eşgüdümlenmeyi kurmaktır. ( ki geçmiş Mhp’nin ve Akp’nin öncüllerinin süreçsel ittifaklıklarıyla doludur, milliyetçi cepheler…) Chp’nin derdi ise Mhp ve Akp’nin etkisinde olan kitleleri arkasına alamayacağından kendi geleneksel tabanına yaslanmak ve Türkiye Burjuvazisinin ve emperyalizmin politikalarını diğer yönlerden öne çıkarmaktır. Ordunun bu süreçteki sessizliği ise Akp’nin K.Irak’a Operasyon konusunda orduya verdiği tavize karşılık ödenilen bedeldir. Egemenlerin tüm meselesi halkımızın daha fazla sömürülmesidir ve suni kutuplar yaratılarak da halkımızı kimin daha çok sömüreceği tartışması gizlenmektedir. Bu halkımıza altmış yıldır sunulan temcit pilavıdır ve artık bayatlamıştır.
 

BİREYSEL-TOPLUMSAL ÖZGÜRLÜKLER DİYALEKTİĞİNDE TÜRBAN SORUNU

İlkesel olarak üniversitelere öğrencilerin ve diğer üniversite bileşenlerinin istedikleri kılık-kıyafle girmesi serbest olmalıdır. Ama bu ilkeselliği idealistçe ve mekanikçe alıp her durumda bu böyle olmalıdır demek özgürlüğün süreçsel niteliğini, yani özgürlükleştirici düzenlemelerin özgürleştirici olup olmadığını belirleyen, bu düzenlenmenin kimler tarafından, hangi amaçla, hangi zamansallıkta yapıldığını ve salt bireysel özgürlükler açısından değil bireysel ve toplumsal özgürlüklerin bir diyalektik içinde anlaşılması gerektiğini göz ardı etmek demektir. Bu bakış açısının varacağı nokta ise ideal özgürlük tanımları oluşturmaya varacaktır. Söz gelimi feodal çağlardan kapitalizme geçişte özel mülkiyet hakkının kazanılması ve büyük toprak ağalarının tasfiye edilmesi özgürleştirici bir düzenleme olarak değerlendirilirken, özgürlük her zaman ve her yerde aynı özgürlük diyenlerin bu algıyla bugün için de özel mülkiyet hakkının özgürleştirici bir pratik olduğunu savunmaları gerekir. Halbuki bugün açıktır ki toplumun emekçi kısmı devamlı mülksüzleştirilirken, bir grup azınlık tüm özel mülkiyeti ellerinde tutmaktadırlar. Dün için özgürleştirici olan düzenleme bugün için özgürlük-karşıtı bir hal almıştır. Bugünkü durumda ise Akp ve Mhp’nin bu düzenlemeyle bir özgürleşme değil bir muhafazakarlaştırma amacı güttüğü açıktır. Emperyalizmin ve yerli burjuvazinin ortaklaştığı Büyük Ortadoğu Projesi, Ortadoğu’ya radikalleşmeyen ama toplumu gittikçe artan ekonomik sömürüye karşı pasifize edecek bir Ilımlı İslam elbisesi dikmektedir. Bu politika doğrultusunda Akp ve Mhp “Türban” gibi yarım yüzyıllık bir demagoji tarihine sahip olan bir sembolü sıçrama noktası olarak kullanmaya çalışmaktadır, bu yasağın Akp ve Mhp eliyle kaldırılması önemli bir psikolojik eşiğin aşılması anlamına gelecektir. Bu bağlamda düzenlemeyi yapanların özgürleşme ve demokratikleşme kaygısı gütmedikleri açıktır. Birkaç örnek bunu kolayca kanıtlayacaktır.AKP, YÖK Yasası’nda küpeyi, poşuyu, bikiniyi yasaklamayı düşünüyor. Özgürlüklerden söz ediyor, ama üniversiteler üzerindeki polis baskısı artırdı. 301′i inatla kaldırmıyor. Kaç yıllık YÖK karşıtlığından sonra, YÖK ellerine geçince YÖK’te iyice kökleşmenin yollarını aramaya başladı. Özelleştirmelere, zamlara karşı geliştirilen eylemliliklere copla, biber gazıyla karşılık veriliyor. Bunun yanında, toplum hızla muhafazakarlaştırılıyor. AKP’li belediyeler alkolü, yetkileri ölçüsünde yasaklamaya çalışıyorlar. AKP Genel Merkezi ve hükümet genel olarak liberal-muhafazakar kırması bir söylem geliştirirken, AKP’nin yerel teşkilatları ve belediyeleri, dinci söylemlere daha fazla yer verebiliyor. AKP, sermayenin istekleri doğrultusunda attığı adımları muhafazakar bir kılıfla sunarak kimlere hizmet ettiğini gizlemeye çalışıyor MHP’yi zaten herkes bilir. MHP, linçlerle özdeş. Hrant’ın ölümüyle sonuçlanan linç kampanyası MHP’li çeteler eliyle yürütüldü. Yıllardır ifade özgürlüğü, Kürt Sorunu gibi konular, MHP’liler tarafından ağızlarından saçılan tükürüklerle karşılanıyor. Üniversitelerde muhalif etkinliklere satırlarla bıçaklarla saldırmalarıyla tanınıyorlar. Güçlü oldukları üniversitelerde el ele gezenleri, mini eteklileri, küpeli erkekleri hedef alıyorlar. Daha 2 ay önce, Afyon’da 2 öğrenci, Kürtçe şarkı söyledikleri için ülkücü faşistler tarafından kaçırıldılar ve 5 saat boyunca işkence gördüler. Akp ve Mhp böyle bir konumlanışa sahipken dertlerinin bireysel ve/veya toplumsal özgürlükler olduğunu düşününmek saflıktan başka bir anlama gelmeyecektir. Daha önce de bahsedildiği gibi bu düzenleme bir “özgürlük” kılıfıyla önümüzü sürülürken toplumu muhafazakarlaştırma dolayısıyla sınıfsal mücadeleyi kırma, sömürünün sorunsuz şekilde yanılsamalarla gizlenmesi amacını taşımaktadır, bu proje emperyalizmin ve yerli burjuvazinin projesidir. Akp ve Mhp eliyle yapılan bu düzenleme, düzenlemeyi yapanların sınıfsal konumlanışı ve bunu hangi amaçlara bağlı olarak nasıl yaptıklarına endeksle bir özgürlük sorunu olan türban yasağının kaldırılmasını, başka bireysel ve toplumsal özgürlükleri kısıtlayacak bir konuma itiyor.

Bu haliyle bireysel özgürlükleri toplumsal özgürlüklerden koparmak ve türban sorununun sadece bireysel özgürlük yönünü hesaba katmak yanıltıcı olacaktır. Sadece bireysel özgürlük bağlamında ele alınan bir türban düzenlemesi toplumsal anlamdaki bir muhafazakarlaşmayı ve baskıyı gözardı edecektir. Toplumsal anlamdaki bir muhafazakarlaşma da sınıf mücadelesinde artan sömürüyü karşı emekçi kesimi pasifize etmekte önemli bir araç olacaktır. Bunun yanısıra özellikle Mhp, taşra üniversitelerinde başörtülü olmayan kadınları baskı altına alacaktır ve baskı üzerinden örgütlenmeye çalışacaktır, tıpkı küpeli ve uzun saçlı erkeklere baskı uyguladıkları gibi. Akp de bir yandan üniversiteleri ticarileştirip yurtları özelleştirirken yurt sıkıntısı çeken öğrencileri de cemaat yurtlarına kaydıracaktır ( ki şuanda bile bunu büyük ölçüde yapmaktadırlar ). Muhafazakarlaşma bilime de yansıyacaktır ve yansımaktadır, Abd ithali Yaratılışçılık Teorisi ve İngilizce’den çeviri onlarca Harun Yahya kitabı hep Ilımlı İslam’laştırma sürecinin ayaklarıdır. Bu tabiki bu süreç öncesinde üniversitelerin bilimsel eğitim yaptığı anlamına gelmemektir, üniversitelerdeki bilim kapitalizm egemen sistem olduğu sürece her zaman muhafazakardır, bugün olansa artan sömürü gizlemek için artan ve dönüşen bir muhafazakarlaştırmadır. Toplumsal özgürlüklerle bireysel özgürlükler birbirinden koparıldığında bireysel özgürlük gibi gözüken düzenlemeler toplumsal özgürlüklere zarar verebilir ve zarar gören toplumsal özgürlükler de bireysel özgürlüklere zarar verirler.

Öyleyse Ne Yapmalı?

Üniversitelerde kılık-kıyafet sorunu esasında bir özgürlük sorunudur. Akp ve süreçsel ittifağı Mhp ise bu sorunu özgürlüşme sorunu olarak ele almıyorlar (sınıfsal karakterleri itibariyle alamazlar da ), neoliberal ekonomik politikalarını örtecek bir araç olarak kullanıyorlar. Bu haliyle Akp ve Mhp’nin bu düzenlemesine destek verilemez. Türban sorununun özgürlükçü bir şekilde çözülmesi ise aşağıdan yukarı örgütlenen ve demokratik bir programla yürütülen bir ezilenler mücadelesiyle gerçekleşebilir.( Türban yasağının kaldırılmasını savunurken 301′in kaldırılması, sendikal hakların kazanılmasını savunmak ve neoliberal ekonomik politikalara karşı durup, muhafazakarlaşmaya karşı mücadele etmek vs. ) Bu mücadele Akp ve Mhp’den bir medet umulamaz çünkü tarihin birçok kereler gösterdiği gibi hak verilmez, zorla alınır.