15.Adana Altın Koza Film Festivali / Hikmet TUNÇ
02-08/2008 tarihleri arasında Adana’da gerçekleştirilen 15.Altın Koza Film Festivali “Akdeniz Ülkeleri Uluslararası Kısa Film Yarışması” ile Altın koza’yı daha geniş kitlelere-dünyaya taşımış olmanın gururunu yaşadı. Altın Koza Film Festivali, geçtiğimiz yıl programına eklediği ‘Dünya Sineması’ ve ‘Akdeniz Filmleri Seçkisi’ ile uluslararası kimliğe büründüğünün sinyallerini vermekle beraber, Antalya Altın Portakal Film Festivali kadar etkili olduğunu söylemek güç.
Festivalde her yıl geleneksel olarak verilen Yaşam Boyu Onur Ödülleri’nin bu yılki sahipleri Türkiye Sineması’nın usta yönetmenlerinden Halit Refiğ, sinemamızın efsanevi yıldızlarından Selda Alkor ve büyük aktör Halil Ergün oldu. Bu üç sinema emekçisinin birer filmi de gösterime girerek seyirciyle buluştu.
Festival kapsamında verilen ödüllerden biri de ‘Türk Sineması’nda Bir Usta Oyuncu’, Ödülü oldu. Yılmaz Güney’in cezaevindeyken senaryosunu yazdığı ve yapımcılığını yaptığı Sürü filminden tanıdığımız sinema oyuncusu Tuncel Kurtiz, bu ödüle layık görüldü.
Kurtiz’e ödülü 5 Haziran 2008 Perşembe Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu’nda, Adana halkının katıldığı özel bir törenle verildi. Kurtiz’in 4 filmi (Bedr, İnat Hikâyeleri, Sürü ve Umut) sinemaseverlerle buluştu. Özellikle Sürü ve Umut filmleri büyük bir ilgi ve özlemle izlendi. “Bir Usta Oyuncu” ödülünü alan Sinema sanatçısı-oyuncu Tuncel Kurtiz’in şu cümleleri Yılmaz Güney Sinemasına ilgisiz kalan, gereken önemi vermeyen çevrelere önemli bir mesaj niteliğindeydi. “Benim yurtdışında iki kanadım var, biri Sürü, diğeri de Umut. Eğer bu iki kanat olmasaydı özellikle yurtdışında bu kadar başarılı olamazdım. Sürü ve Umut filmleri yurtdışında başarılı olmamı, yükselmemi, yurtiçinde de Anadolu insanını, Çukurova’yı tanımamı sağladılar. “Sürü, Sinemamızın önemli yönetmenlerinden Zeki ÖKTEN tarafından 1978′te çekilmiş ve Cannes film festivalinde ödül almıştı.
Yılmaz Güney’den Nuri Bilge Ceylana kadar olan süreçte gerek dünya sinemasında gerek Türkiye Sinemasında, gelişen teknolojiyle birlikte köklü değişiklikler olduğu hepimizce bilinen bir gerçek. Günümüz teknolojisini Yılmaz Güney’in yaratıcı yazarlığıyla birleştirdiğimizde olağanüstü yapımların ortaya çıkacağı kanısındayım. Edebiyatın, sinemanın ve müziğin omurgasını oluşturan evrensel öykü, senaryo ve şiirlerin pek kolay yazılamadığı günümüzde Yılmaz Güney gibi senaristlerin, Nazım Hikmet Gibi Şairlerin, Yaşar Kemal Gibi Romancıların önemi bir kat daha artıyor. Ama ne yazık ki ülkemizde çoğu kez “Hiç bir başarı cezasız kalmıyor” Adana 15.Altın Koza Film Festivalindeki ödül töreninde konuşan Tuncel Kurtiz şu noktanın altını özellikle çiziyor. “Yılmaz Güney çok okuyan, Dünya edebiyatını bilen bir sinema adamıydı. En verimli çağında, çok sevdiği ülkesinden uzakta, yurtdışında yaşamak zorunda bırakılması onun üretkenliğini durduramadı ama yakalandığı amansız hastalık yüzünden yaşamına son noktayı koydu. Çukurova’ya, memleketine ve dolayısıyla çok sevdiği ülkesine uzaktan el sallayarak, özlemleri, tutkuları, öfkeleri, sevinçleri ve umutlarıyla birlikte sonsuz bir yolculuğa çıktı. Geride bıraktığı eserlerle, günümüzde sinema sanatına ilgi duyan gençlere ışık tuttu.” Geçen yıl yapılan 14.Adana Altın Koza Film Festivalinde 4 dalda ödül alan Beynelmilel filminin senarist-oyuncu ve yönetmeni Sırrı Süreyya Önder’de törende “Yılmaz Güney’in anmadan geçemeyeceğim” diyerek ona olan vefa duygusunu Çukurovalı ve Anadolulu sinemaseverlerle paylaştı.
“Adana Altın Koza Film Festivali”nin nice Yılmaz Güney’ler, Sırrı Süreyya Önder’ler, Nuri Bilge Ceylan’lar gibi Yönetmenleri ve Tuncel Kurtiz, Tarık Akan gibi aktörleri ortaya çıkarıp eserlerini önce Anadolu’ya sonra da bütün dünyaya tanıtması dileğiyle.

2008/06 |