Sanat Başkaldırıyor / Yusuf DİNÇER
Önceden hiç kimsenin yürümediği yoldur. Yolunu açarak ilerler. Eleştiriler bu yolun girişinde kalmıştır çoktan. Her sanatçı aynı kurala mı bağlıdır? Kabul edilmiş değerle itaat etmeyi normal veri olarak kabul edenler kadar, bunları sorgulamadan iş üretenler olamayacağı anlamına gelir mi bu?
İtaat etmiş olmak, sanatın karanlık sularında yüzmektir. Epey önce kazandığı özgürlüğünü başka nedenleri gözden geçirip geri vermektir. Belki yapılan iş bir sanat değeri taşıyacaktır. Ama teslim olmuş bir sanat. Hiçbir gerekçe bu özgürlüğün geri verilmesi için yeterli değildir. Kime ne anlatması gerektiğine dair başkaları tarafından dikte edilecek sözler, ya da ne anlatmaması gerektiğine dair öneriler sunamaz. İtaat etmek sanatın onuruna aykırıdır.
Sanatçı başlarken karşı çıkmak zorundadır. O ne devlet sistemi, ne sosyal bir muhalefet, ne düzenin koruyucusudur. O sadece sanatçıdır. Bu nedenle bütün bunların hepsine karşı çıkabilir. Hepsinin kendilerini haklı gördükleri nokta, sanatçının başkaldıracağı yer olabilir.
Kendinizi desteklemenizi mi istiyorsunuz. İkna edin. Belki faydası olur. İtaat mi istiyorsunuz unutun. Sanat boyun eğdiği yerde ölür. Sanatçı bir fikri destekliyorsa eğer bu körü körüne olacağı anlamı taşımaz. Kendisi olarak tartacaktır fikri. Tavrı da bireysel olacaktır. Beklendiğiniz anda okları size yönelebilir. Çünkü sizi sonuna kadar destekleyeceğine dair garanti vermedi hiç. Kendi özgürlüğünü korurken, için sizin ip üstündeki cambazlığınıza göz yumacak değildir. Destek mi bekliyorsunuz sanattan, buna ikna edin sanatı. O desteğe ihtiyaç duyduğunda nerede olduğunuza dair iyi bir cevabınız olsun destek için kapısına geldiğinizde. Ben saldırılar tek başıma göğüslerken siz neredeydiniz diye soracak.
İsteyeceğiniz “derli toplu” bir sanat yapmaksa, yola çıkmadan önce biraz düşünün. Bugüne kadar karnımı sen mi doyurdun, diye sorabilir.O ne toplumun yol göstericisi, ne ışığı, ne de önderidir. Bunlar için yeterince aday varken sanat neden kendi kimliğini bu yola feda etsin. İsteklerinizi karşılayacağı şüphelidir.
Sanatçı bütün bu adayların yaptıklarına karşı çıkmak için çalışıyor. O bütün değerleri yıkamaya çoktan hazır. Ama sanat inandığı şeyi büyük bir cesaretle savunmasını da bilir. Bu yolda başına gelmedik şey kalmasa da, arkasından gelenler olacaktır. Sanatçı, çektiğini bildikleri halde, başka sanatçıların yolundan geleceğini bilir. Belki, bu ona güç katıyordur. Arkasından gelecek olanlar ustalarının çektiklerini göre göre aynı yola girecekler, başkaldırıyı sürdüreceklerdir.

2008/06 |