Roman Okuma ve Yazma Sanatı / Fırat GÖREN

30 July 2008 yazar dergi

 

 

 

Hiçbir zaman eskimeyen bir türdür roman. Ne gelişen teknoloji, ne çıkan yeni türler tutabilir romanın yerini. Yepyeni, bambaşka bir dünyadır her roman. Saniyeler içinde yüz yıl önce yaşanan Sovyet devriminde yer alan bir işçi olabilirsiniz. Saniyeler içinde o dünyadan kopup, aşk acısı çeken bir genç kızın odasında bulabilirsiniz kendinizi. Çıkan e-kitaplarda da anlatılıyor bunlar ancak hiçbiri o güzelim matbaa kokusuna değişilmez öyle değil mi? O ağırlığı hissetmeniz gerekir. Sıkılınca yana yakıla ayraç aramanız, sayfaları bükmeye kıyamamanız gerekir. Bulamayınca kafanızda on kere kaldığınız sayfayı tekrarlamanız gerekir. Bunlar roman okumanın en güzel yanlarıdır.Romanda sıkıldığımız olmuyor mu? Elbette oluyor. Sıkıcı bulduğumuz onlarca roman olabilir. Kötü yazılmış romanlar da olabilir. Yahut ilgi alanımıza hitap etmeyen romanlar olabilir. Öyleyse öncelikle “ne okumak istediğimizi” bileceğiz. Aksiyon mu, aşk mı, tarihi mi?

Roman üslup bakımından şu şekilde kategorize edilir:
1. Romantik roman: Kişilerin iç dünyalarını, isteklerini, düşüncelerini son derece samimi bir şekilde anlatır.
2. Gerçekçi roman: Kuru ve kuşkucu bir anlatımı vardır.
3. Doğalcı roman: Gerçekçi romana benzer. Olanı olduğu gibi anlatmayı öngörür.
4. Estetik roman: Olayları, sanat kaygısı güderek anlatır.
5. İzlenimci roman: Dış dünyadan çok insanın iç yaşantısını kuru bir şekilde betimler.
6. Dışavurumcu roman: 20. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Toplumsal kimliklerin reddedilmesi, toplum karşıtı güçlerin ön plana çıkmasıyla oluşur.

Konu bakımındansa şöyle kategorize edilir:
1. Tarihsel roman
2. Duygusal roman
3. Ruhbilimsel (psikolojik) roman
4. Gothic roman
5. Töre romanı
6. Oluşum romanı

Roman seçiminizde üsluptan önce konuya dikkat etmelisiniz.

Kitapçıya gidip kitap alıvermek doğru değildir. Öncelikle onu araştırmalısınız. Size hitap edip etmediğini öğrenmelisiniz. Almayı düşündüğünüz romanın ilk üç sayfasını okumalısınız. Yazarlar da bunu bildiği için ilk üç sayfada hemen sizi dünyalarına çekmeye çalışacaklardır.

Rastgele alınan romanlardan sıkılmak ve roman türünden bile soğumak işten bile değildir. Kimilerinde “bir kitap bitmeden öbürüne başlamama” kaygısı vardır. Eğer ki hafızanız iki kitabı birbirine karıştırmayacak kadar iyiyse, mutlaka birden fazla kitap okuyun. Birinde sıkılırsanız diğerine devam etmeniz hiç de anormal değildir. Nasıl ki dizilerin reklam aralarında bir diğer diziyi seyrediyorsanız, bir kitaba ara vererek bir başka kitap okuyabilirsiniz. Yahut siyasi bir kitap ya da ağır bir düşünce kitabı okuyorsanız, bir romanı da mutlaka dinlendirici olarak okumalısınız.

Roman yazmak başlı başına büyük bir sanattır. Soru- cevap şeklinde gidelim.

Soru: Ben roman yazabilir miyim? Yetenek gerekli midir?
Yanıt: Evet. Herkes roman yazabilir. Roman yetenekten ayrı bir şekilde, daha çok teknikle işler. Roman tekniği öğretilebilir. Yetenek elbette gereklidir. Düşünme yeteneği, olaylar arasında bağ kurma yeteneği, problem yaratma ve çözme yeteneği sayılabilir. Ancak bir roman yazarı dünyayı farklı bir gözle görmeli ve her şeyi gözlemlemelidir. İlk kez deniz gören bir köylününkini değil; yolda yürürken alnındaki teri silen işçinin neler hissettiğini düşünmesi gerekir. Çünkü en aksiyon dolu romanda bile günlük yaşamdan çok büyük bir kesit vardır. Roman karakterleriniz katil de olsa âşık da olsa yer, içer, gezer. Bunları çok güzel yansıtmalısınız.

Soru: Peki yazmalı mıyım?
Yanıt: Kesinlikle evet. Yazanların sizden hiçbir farkı yoktur. Hepsi de bir şeyler karalamış ve belki onlar yırtmış atmıştır. Ancak daha sonra mükemmel eserlere imza atmışlardır. “Hayatım roman olur.” Diyorsanız hele hiç durmayın. En azından bir yazarla irtibata geçin ve hayatınızı romanlaştırmasını sağlayın.

Soru: Roman yazmaya karar verdim. Ne yapmalıyım?
Yanıt: Öncelikle bir konu belirlemelisiniz. Konu tamamen size bağlıdır. İsterseniz içinde ihanet olan zorlu bir aşk olur, isterseniz yüz kişiyi doğrayan bir seri katilin hayatı. Daha sonra ise kurgu yapmalısınız.

Soru: Kurgu nasıl yapılır?
Yanıt: Bol bol düşünerek. Olayları karıştırır, dolaştırır ve bağlarsınız. En sonda da çözümlersiniz. Ancak çözümlemeyi son yaklaşık olarak 5 sayfada yapmalısınız. Çünkü olaylar çözümlenince okur aradığı hazza ulaşır. Daha fazla tutmamalı ve sıkmamalısınız. “E tamam uzatma artık.” Dedirtmemelisiniz. Dikkat ederseniz filmlerde de böyledir. En sonunda iyi karakterler öpüşür ve film biter.

Soru: Kurgudan sonra ne yapmalıyım?
Yanıt: Figürleri oluşturmalısınız. Oturup figürleriniz üzerinde çalışmalısınız. Onlara birer biyografi yazmalısınız. Figürlerinizi, kendinizmiş gibi tanımalısınız. Biyografileri olduğunca uzun tutmalısınız. Okur bunları göremeyeceği için en sıkıcı ve gereksiz ayrıntılara bile girmelisiniz. Bu uzun sürenizi alabilir. Sabretmelisiniz.

Soru: Figürleri yarattıktan sonra ne yapmalıyım?
Yanıt: Araştırma yapmalısınız. Özellikle biyografik roman veya tarihsel roman yazıyorsanız bu evre de çok uzun sürer. Sürmelidir. Romanınızdaki çelişkiler okuyucuyu uzaklaştırır. Romanın kendi içinde ve hatta gerçek hayatla bütünlük sağlaması gerekir.

Soru: Araştırmadan sonra ne yapmalıyım?
Yanıt: Yazmalısınız. Her gün işe gider gibi bilgisayarınızın, daktilonuzun, defterinizin başına oturmalı ve yazmalısınız. Zaman zaman sıkılacaksınız ancak iş gibi görmeli ve zorla da olsa yazmalısınız. Kendinizi, romandaki dünyanın tanrısı gibi görmelisiniz. İşinizi aksatırsanız figürlerinize zarar gelebilir.

Soru: Roman yazmak ne kadar sürer?
Yanıt: Tarihsel ve biyografik gibi araştırmayı daha fazla gerektiren türlerde yaklaşık 2,5 sene; diğer türlerde 1,5-2 sene sürer. Günlük ortalama 1 saatini harcayan kimse bu sürede bitirir. Kesinlikle acele etmemelisiniz. Ancak çok da yavaş olmamalısınız. Çünkü yarattığınız o dünyaya ne kadar yakın olursanız o kadar iyi olur. Araştırma gerektiren romanlarda, 1-1,5 sene araştırmaya harcanabilir. Bu türde sabır, en değerli silahınız olacaktır.

Soru: Roman kaç sayfa olmalıdır?
Yanıt: En küçük roman yaklaşık seksen bin sözcükten oluşur. Bu sayı kat be kat artabilir. Ancak uzun roman demek iyi roman demek değildir. Mümkün olduğunca gereksiz ve sıkıcı ayrıntılardan kaçınmalısınız. İlk başlarda size yeterince büyütemeyecekmişsiniz gibi gelse de romanınızı tamamladığınız zaman çıkarmanız gereken bölümler olduğunu göreceksiniz.

Hayallerinizin rafları süslemesi dileğiyle…
 

Kategori Edebiyat ,

Yorum yapma kapalı.