Sistem Dışılık Sistemle Kavgadır / A.KIZILTOPRAK
30 July 2008 yazar dergi
Ne geçmişe öykünmek, söylemek istediklerimiz nede geçmişin hayaliyle yaşamak. Ama bugün geçmişte ki örnekleri göz önüne alıp kendimize devrimci, komünist mevziler, merkezler açmalıyız kentlerimizde. Ve bu mevzi ve merkezlerde klasik solculuk oynamaktan çok kapitalizmin topallaması karşısında ana mücadelemize ek olarak devrimci komünist kültürün bugün nasıl şekillenmesi gerektiğini anlatmalıyız.
Anlatamaya çalıştığımız kapitalizmin normal seyrinde işlememesinden ve tabi ki de nihai sonucun artık hissedilir derecede ortaya çıkmasından kaynaklanmaktadır. Kapitalizm gün gibi gözüktüğü üzerede çırpınıştadır ve doğduğu günden beri yaşayabileceği en zor anları yaşamaktadır. Kapitalist sistem kendisini kurtarabilecek tüm yolları denemiştir ve ne çırpınışı, ne kan kaybını durduramamıştır.
Birkaç tespit ile kan kayıplarının sebeplerini açmakta fayda vardır.
İlk olarak sistem uzun yıllardır kar hadlerinin (oranlarının) düşmesi eğilimi, yüzünde sistem yaşayabilme imkânlarını yitirmektedir.
İkinci olarak yeryüzünde sermayenin yaşamasının, büyümesinin genişlemesinin tek yolu olan Artık-Değerin, artık canlı emeğin ileri gelişmiş ülkelerde, bilimsel teknolojik devrimler ile üretim alanından çekilmeye yüz tutması ile düşme eğilimin söz konusu olması. Bu sebeple yeryüzünden üretilen değer miktarı, tüketilen değer miktarı arasındaki fark açıldığı için sermaye daha vahşileşmiştir. Buna ek olarak bu farkın büyümesi sermayeler arası iç çelişkiyi derinleştirmiş ve küresel sermaye dediğimiz gruplar büyüme ihtimalini ve şansını yitirmiş olan sermaye topluluklarının elindeki değerleri kendi bünyelerine katmak suretiyle hem yaşamlarını devam ettirmeye çalışıyorlar hem de bahtsız işçi sınıfına tüm imkânlarını kaybetmiş olan küçük burjuvaları da dâhil ediyorlar. Aslında işçi sınıfına derken açmalıyız ki dâhil oldukları grup işçi sınıfının aktif çalışan grubundan ziyade artık çalışmak için bile umutları kalmayan milyonlarca işsizler (bizce işsizler yerine umutsuzlar denmelidir) ordusuna katılıyorlar.
Üçüncü olarak dünyanın tek pazar ( küreselleşme ) eğilimine yönelmesi ile sermayenin alternatif pazarlar yaratma şansının kalmamasıyla artık bu tekleşme eğiliminin birleşik kaplar misali kar oranlarını eşitlemesi eğilimi de sistemi sıkıştırmaktadır.
Yukarıda saydığımız sebeplerden dolayı kapitalist sistem sallanırken ayakta, bizleri kapitalizme karşı ana devrimci komünist mücadelemizin yanında, yığınlar üzerinde yaratabileceğimiz bir araç (bilinç) söz konusudur. Bu da gayet net bir tabirle tarif edilirse kapitalist sistemin çarkından uzaklaşmaktır. Unutmayalım ki sistem yaşamını bizim yaşam alanlarımızı terk etmeden hala sistemin içinde bir şekilde barınmamızdan sağlıyor. Yani bizler insanlık olarak kapitalizme karşı sistem dışı yaşamayı meşrulaştıracağız kafamızda.
Nasıl olacak peki bu iş, sorusu soruluyor büyük ihtimalle kafalarda. Nasıl olacağı açıktır kapitalizmin kar oranlarının düşmesinden kaynaklanan krizini derinleştirmek ile. Çünkü bakarsak bakalım ne kadar krizi de olursa olsun sistemin egemenleri burjuvalar lüks tüketimlerinden hiçbir vakit vazgeçememektedirler ve daha da teşvik etmektedirler. İşte bu lüks tüketimler onların sermayeyi yeniden üretime sokmaları işlevidir. Çünkü sermayenin yeniden üretime girmesi için harcanması gereklidir. İşte sermaye sınıfı kendine bu şekilde kaçış ararken milyonlarca yığının bir anda temel yaşam ihtiyaçlarından başka hiçbir tüketim maddesine yönelmemeleri demek, bugün sistemin göğsünde nasıl bir delik açar düşünür müsünüz?
Bunun yanında binlercesi örneklenebilir. Mesela borç denizinde yüzen işçi sınıfının en alt tabakasının tüketmesi için kurulan kredi kartı tuzaklarından kurtulmaları içi bilinçli bir tüketim mantığının propagandasını yapabiliriz bu mevzilerimizde. (Gerçi herkes biliyor neyi nekadar tüketmesinin iyi olduğunu ancak sistemin bugün yaşanabilmesi için gerekliymiş gibi gösterdiği birçok tüketim maddesinin birincil yaşamsal ihtiyaçlar olmadığı aşikârdır). Çünkü baktığımızda bugün sendikaların kan kaybı yaşamalarında, gerçekçi bir devrimci sınıf sendikacılığı yapılamamasının altında da sınıfın için de bulunduğu borç batağı ve başı tutulmuşluk söz konusudur sistem tarafından.
Yukarıda bahsettiğimiz ikinci noktaya istinaden de açılımımızı koyalım ortaya. Bugün bilimsel teknolojik devrim ile canlı emeğin üretim alanından çekilmeye yüz tutmasını anlatmıştık. Ancak kapitalist sistem bu gelişmeyi tersinden değerlendirip, çalışanları daha az çalıştırması gerekirken (mesaileri düşürmesi gerekirken) elindeki fazla canlı emeği kapı dışarı edip kalanları da tüm alanları kapsayan bir çalışma modeli çıkarmaya yönelmiştir. İşte sistem bu sorunun insancıl yanından çözemeyeceğini göstermiştir. Ama bizlerin bu olay karşısında klasik dönemlik çözümler önermekten daha fazla şey yapmalıyız. Bu fırsatı dönemsel faydacı istemler ile kaçırmak yerine istemimizi siyasallaştırıp çalışma saatlerinin günlük 3 saate indirilmesi gibi taleplerimizi dillendirmeliyiz. Ama kurtuluşu komünizmde değil de kapitalist sistemin eski uzlaşmacı sosyal devletinde gören işbirlikçi sendikal bu talebi ayakları havada bulup ya ‘’Avrupa da bile haftalık 35 saat talep ediliyor’’ gibi bahanelere sığınmaktadır. Açık yürekli olup
Avrupa işçi sınıfının yıllar yıllı uzlaştığını göz ardı ediyorlar. Yıllarca kazandıkları ve sefasını sürdükleri rahatlığın ileri ülkeler dışındaki sınıf kardeşlerinin vahşice yok edilmelerinden aldıklarını unutuyorlar.
Tüm yukarıda kısaca anlatmaya çalıştıklarımız aslında bugün hala eski usul ilişkiler ile yapılabilirliği söz konusu değildir. Çünkü bir grubun düşünüp arkasındaki yığınların yaptığı bir etkinlikten çok, bugün aklın kullanılıp bilimin ışığında düşünebilen savaşçıların günüdür. Yaptığı kavgada neden kavga ettiğini bilen ve kavgayı kendi minderine yönlendiren bireyler lazım komünist mücadeleye. Ama bugün mücadele ile yığınların arasındaki güveni sağlamak için 70’lerden esinlenecek bir model.
Bulunduğumuz alanlarda insanlığın kurtuluşunu, sistemin dışına çıkmayı alternatif yollarla anlatacak ve yeniden bir devrimci, komünist bilinci toplumun üstüne serpecek kolektifler kurulmalı. Çünkü halkın gözü kapalılığı sadece bilinçsizliğinden değil, sokakta kendisine yandaş olup gerçekten kendisinin kurtulmasını noktasında umudun yine kendisinde olduğunu anlatacak bilinç düzeyi yüksek, akıl ile hareket eden bir yapılanma söz konusu değildir.
Son söz olarak yığınlara, komünist toplumun modeli olan bilinçli insan olma yolunda adım atmalarına ön ayak olmalıyız anlatmalıyız. Şimdiki süreçte ana mücadelemizin yanında bilinçli insanın ancak yapabileceği iradi müdahale ile sistem dışına çıkma eylemini tüm topluma anlatmalıyız. Ve sistemin yaşamasına olanak sağlayan gereksiz tüketimi durdurmayı, aynı zamanda yıkılmak üzere sallanan kapitalizme destek olmaktansa bu bilinçli müdahale ile köstek olmayı da anlatmalıyız. Unutmayalım ki insanlığın kurtuluşu için verilen ve verilecek olan insanlık savaşının sadece meydanlarda kazanılmayacağını bilmeliyiz.
Kategori Siyaset ,