SSGSS, Kadın Çalışanları Vuracak

IMF'nin talimatıyla AKP hükümetinin halkın büyük çoğunluğunun muhalefetine rağmen çıkarmaya hazırlandığı, çalışanların emeklilik, sosyal güvenlik ve sağlık hakkını gasp edecek Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS), kadınların pek çok hakkını ellerinden alacak. Konuyla ilgili açıklama yapan uzmanlar, SSGSS yasa tasarısıyla kadınlara çok fazla yüklenildiğini belirterek, kadınların varolan, kazanılmış hakların da ellerinden alındığını vurguluyor.

SSGSS'nin kadınlara yönelik maddeleri:

•Şu anda kadınlar için emeklilik yaşı 58. Yeni yasayla emeklilik yaşı 65 olacak. 18 yaşında işe başlayan bir kadın 38 yaşına geldiğinde emeklilik için aranan 7200 iş gününü doldurmuş olacak. Ancak tam 27 yıl süreyle emeklilik yaşının gelmesini bekleyecek ve aylık alamayacak.
•Evlenerek işten ayrılan veya evlendiği tarihten itibaren 1 yıl içinde işten ayrılan kadın, işverenden kıdem tazminatı alabiliyordu. Yeni yasayla bu hak da ortadan kalkıyor.
•Evlenen kadınlar primlerinin yarısını iade olarak alabiliyordu. Yeni yasa bunu da en-geliyor.
•Çalışan dul eşlere, ölen kocasından dolayı, kocasının aylığının yüzde 75'i oranında emekli aylığı bağlanıyordu. Yeni kanunla bu oran yüzde 50'ye iniyor.
•Yeni yasayla kadınların çeyiz parası hakkı da ellerinden alınıyor. Dul kadınlar yeniden evlendikleri takdirde çeyiz parası da alamayacak.
•Emekli olan kadınların sahip oldukları bir evlerinden yıllardır Emlak Vergisi alınmıyordu. Yeni yasayla bu durum da değişiyor. Yasayla Emlak Vergisi, yüzde 50 oranında zam yapılarak alınacak.
•Yeni yasayla çalışan kadınlara verilen emzirme yardımı ödemesi ise 6 aydan 1 aya düşürülüyor.

SSGSS yasa tasarısı’nın kadınlarla erkekler arasındaki eşitsizlikleri derinleştirdiğini belirten 80 kadın örgütü ortak bir bildiri yayınlayarak, tasarının tümüyle geri çekilmesini ve Türkiye’de kadınlarında bir sosyal taraf olarak dikkate alınarak yasa tasarısının yeniden yazılımında komisyona çağrılmasını talep ettiler.80 Kadın kuruluşunun imzasını taşıyan bildiride şöyle denildi:

‘’Şimdiye dek var olan, SSK, Emekli Sandığı ve Bağ-kur gibi tüm sosyal sigorta sistemleri kadınlara karşı ayrımcı eşitsiz sistemlerdir; bütün bu sistemleri tek bir çatı altında toplayan yeni SSGSS yasa tasarısı ise, hem kadın-erkek herkesin kazanılmış haklarını ellerinden almakta, hem de kadınlarla erkekler arasındaki eşitsizlikleri derinleştirmektedir’’

SSGSS’ye itirazı olan kadınlar, bugün meclis önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdiler.

Sosyal Haklar İçin Kadın Platformu tarafından düzenlenen eyleme, İstanbul, İzmir ve Ankara’dan kadınlar katıldılar. 12.00’de Akay Kavşağı’nda toplanan kadınlar, renkli dövizleri ve sloganları ile AKP’ye ve onun sağlıkta yıkımı öngören yasa tasarısı SSGSS’ ye karşı seslerini yükselttiler.

Akay Kavşağı’ndan Meclis’in Dikmen kapısına yürümek isteyen kadınlar, polis engeli ile karşılaştılar. Şarkıları ve sloganları ile eylemi sürdüren kadınlar, Akay Kavşağı’nda yapılan bir açıklamanın ardından, 5’erli, 10’lu gruplar halinde meclis önünde buluştular. Platform adına basın açıklamasını yapan Hasbiye Günanç, bu yasa ile kadınların, babalarına, kocalarına daha da bağımlı hale getirildiği ve paralılaşan sağlık hizmetleri karşısında en çok kadınların mağdur olacaklarını bildirdi.



Sessizlik Çemberi Kırılmaya Başlamıştır

Sessiz geçen yıllar pek çok kazanılmış hakkın yitirilmesine neden oldu. Birçok emekçinin, işçinin canı pahasına kazanmış olduğu haklar bir bir elimizden gitmeye başladı. 2007 yılı TİS süreçlerinde tabandan yansıyan mücadele kararlılığı, bir süredir paslanmaya terk edilen grev silahını yeniden kuşanan işçi sınıfının sessizlik dönemine son verme eğilimini ortaya koymuştur. Hava-İş sendikasının tüm saldırı ve şantajlara rağmen greve çıkma iradesi ortaya koyarak sermayeye geri adım attırması, sendika ağalarının sermaye önünde secde etmesine rağmen tekstil işçilerinin TİS’in satışla sonuçlanmasını engellemesi ve mücadele eğilimini daha da geliştiren uzun soluklu Telekom işçilerinin grevi. Özelleştirme saldırısına karşı Tekel işçilerinin, sömürü cehenneminde tersane işçilerinin, sendikal haklar için direnen çeşitli mevzilerdeki işçilerin mücadelesi, emekçilerin saldırıları sessizce sineye çekme döneminin geride kaldığının ilanı oldu.

Emperyalist-Kapitalist sistemin kendini yeniden yapılandırma sürecindeki bu durum, ülkemizde işçi ve emekçilere karşı saldırı dalgası olarak gelişti. Bu saldırı dalgası içinde mezarda emeklilikle başlayan 4857 sayılı kölelik yasası ile başlayan, esnek çalışma, toplu sözleşmelere konulmaya başladı. Bazı iş kollarında da başarılı olundu. Bu saldırı dalgası 2007’de başlayan sözleşmelerde de kendini dayatma olarak gösterdi. Belediyeler Kanunu ile belediyelerin ya da kamunun temel işlerini kendilerinin yapması yerine hizmetin satın alınması yasalaştırıldı. Aynı dönem sözleşmeli personel statüsüyle emekçilerin örgütlenmesinin önü kapatılıyor, yeni bir örgütsüzleştirme operasyonu daha sonuçlanıyordu.

  

Eylemlerle Saldırılar Püskürtülmeye Çalışılıyor

Ankara’da saat 12.30’dan itibaren SSGSS karşıtları alanlara çıkmaya başladı. Numune Hastanesi önünde bir araya gelen SES üyeleri burada polis barikatı ile engellendi. Sağlık emekçileri yolu trafiğe kapatarak yaklaşık 4 saat süren bir direniş başlattı. Süleyman Sırrı Sokak’ta buluşan bine yakın DİSK’li ise Akay Kavşağı’na kadar yürüdükten sonra burada barikatla engellendi. Saat 13.00’den itibaren Kızılay’da bulunan YKM önünde toplanmaya başlayan KESK, TMMOB, Türk İş’e bağlı sendikalardan oluşan Ankara Şubeler Platformu, Halkevleri, BDSP, Yurtsever Cephe, ÖDP, Kaldıraç, Partizan, ESP gibi çok sayıda kitle örgütü ve üniversite öğrencileri ise burada polis barikatı ile durduruldular. YKM önünde toplanan 2500’ü aşkın kişi ise yaklaşık 2 saat süren oldukça diri ve kararlı bir bekleyişin ardından önce polisle bir arbede yaşadılar. Arbedenin ardından ise yolu trafiğe kapatarak Kızılay Meydanı’na yöneldiler. Yer yer yaşanan çatışmaların ardından kitlenin tamamı Kızılay Meydanı'na çıkarak Ankara’nın kalbi olarak nitelenen ve 7 yıldır toplumsal eylemlere kapalı olan Kızılay Meydanı'nı zapt etmiş oldu.

Konuyla ilgili görüş bildiren DİSK Başkanı Süleyman Çelebi "Burada emekçi sınıfın mücadelesini ifade etmek için bir araya geldik. Meclis'te görüşülen yasa geri çekilene kadar bu mücadelemizi sürdüreceğiz. AKP hükümeti IMF gelene kadar bu yasayı geçirmeyi planlıyor ama buna izin vermeyeceğiz. Yasa geri çekilene kadar mutabakat ve anlaşma yok" şeklinde konuştu.

 

Bugün SSGSS yasasına karşı yükselen eylemler, AKP’ye karşı büyüyen tepki ve dünyadaki mali krizin ve gıda krizinin olası etkileriyle birleşebilme potansiyeli taşımaktadır. Neoliberal dönem boyunca, egemenler arası çatışma hiç bu denli şiddetlenmemiş ve toplumsal muhalefetin egemenlerin çatlaklarından yararlanması için hiç bugünkü kadar elverişli bir ortam oluşmamıştı. Bu hareketliliğe zemin oluşturan nesnel koşullar geçici değil. Türkiye için durgunluk içinde enflasyon tehlikesinden daha çok söz edilir oldu. Buna karşın SSGSS yasasından sonra, AKP “İstihdam Yasası” ile kıdem tazminatlarını budamayı, bölgesel asgari ücreti dayatmayı, esnek çalışmayı derinleştirici önlemler getirmeyi hedefliyor. Köprü, otoyol özelleştirmeleri meclis gündemine girdi, hastane özelleştirmeleri, emekli maaşlarının düşürülmesi kapıda. Zamlar çığ gibi geliyor. Uzun bir aradan sonra ilk kez kendiliğinden kitle hareketi anlamlı bir yükselme seyrine girdi. Son aylarda grevler, işçi direnişleri görece arttığı gibi, hak elde eden, kısmi ya da bütünsel başarı yakalayan işçi mücadeleleri de belirmeye başladı. Her tür kitle eylemine katılım artıyor. Çok kısa sürelerde örgütlenen 14 Mart ve 1 Nisan eylemleri beklenenin oldukça üstünde katılımlarla cereyan etti. İşyerlerinde yaygın iş bırakmalar gündeme geldi. Üstelik konfederasyon yönetimlerinin hiçbir ciddi katkılarının olmamasına, hatta sürekli olarak belirsizlikleri arttırıcı tavırlarına rağmen bu katılımlar gerçekleşti. Son haftalarda “Herkese Sağlık Güvenli Gelecek Platformları” İstanbul’da 35 bin kişilik, İzmir’de 30 ve 20’şer bin kişilik mitingler gerçekleştirdi. Kitle mücadelesinin atak eylemleri sempatiyle karşılanmaya başladı. Eğitim-Sen’in bölge mitingleri, özellikle güçlü çevre il, ilçe katılımlarıyla oldukça kalabalık ve canlı geçti. Çanakkale’de ‘altıncılara’ karşı mitinge 20 bin kişi katıldı. Tuzla’da işçi ölümlerine karşı tepkiler giderek büyüyor. Rize’de çay üreticileri yürüdü, Maraş’ta mısır üreticileri miting yaptı.

Geniş emekçi kesimlere yönelik azgın bir saldırı dalgasının geliştirildiği, iş cinayetlerine ve işten atmalara her gün yenisinin eklendiği, egemenlerin kendi gündemini halkın önüne sürdüğü, sendikasızlaştırmanın, taşeronlaştırmanın dayatıldığı, SSGSS gibi on binlerce insanı etkileyecek ve geleceğimizi ipotek altına alacak yasaların çıkartılmak istendiği bu günlerde bütün işçi emekçi sınıfının direniş bayrağını yükseltmesi gerekiyor. Zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi olmayan işçi sınıfının örgütlü mücadeleyi yeni mevzilere taşıması öncelikli olmalıdır.



Tuzla’da ölen biziz, Davut paşa’da ölen biziz, güvencesiz çalıştırılan, daha fazla kar için iş güvenliği hiçe sayılıp canı alınanlar bizleriz. Bizim kanımızla, canımızla besleniyorlar, ne kadar emerlerse, ne kadar kan dökerlerse o kadar fazla kazanıyorlar. Bu dünyanın çarklarını biz işçiler, emekçiler çeviriyoruz, ama yoksulluktan kırılan bizleriz. Yerin altından kömürü çıkaran ama evinde yakacak kömürü olmayan biziz. Hepimizin ortak bayramı olan 1 Mayıs’ta artık bizde varız demek için, önce ve sadece onurumuz için yürüyeceğiz. Emperyalistlere, Kapitalistlere ve onların yerli işbirlikçi uşaklarına inat, bu ülkenin tüm onurlu güzel insanları ile birlikte yollara düşeceğiz.

Ve bu dünyada bu zulüm senin sayende
Ve açsak, yorgunsak, al kan içindeysek
Ve hala şarabımızı vermek için
Üzüm gibi eziliyorsak
Kabahat senin
Demeye de dilim varmıyor ama
Kabahatin çoğu senin, canım kardeşim
                                                   Nazım Hikmet


Kaynak:Sendikal Org
 


Serda PEKCAN