|
Ana Sayfa
Dergi Sorumlusu
Utku MEREV
Gizem ÇAKMAK
Dergi Koordinatörü
Seha TISOĞLU
Yayın
Kurulu
Havva
GÜLBEYAZ
Serda PEKCAN
Ozan ÇAPRAZ
Cumhur KOCAMAN
Dergi İletişim
Yayın Türü: e-dergi
Yıl:2 Sayı 24
Ağustos 2008
|

İki
Yılı Geride Bırakırken…
Yazıyaz Dergi 24.sayısıyla birlikte iki yılı geride bıraktı. Öncelikle
emeği geçen herkesi, eski ve yeni yöneticileri, yeri geldiğinde
sabahlara kadar çalışan teknik ekibi ve yazılarıyla katkı sağlayan tüm
yazarlarımızı gönülden kutlamak istiyorum. Böyle bir ürünü, internet
koşullarında organize edip, her ay hiç aksatmadan çıkarabilmek hiç de
kolay olmasa gerek.
Gerçekten hiç kolay olmadı. Aylık e-dergi çıkarmak her şeyden önce
belirli ilkelerde anlaşmış bir yazar kadrosuna, dergiyi oluşturacak bir
teknik ekibe ve bütün bunları organize edecek yönetim kadrosuna ihtiyaç
gösterirken, başlangıçta bunların hiç biri yoktu. Yazıyaz forum
alanından göreceğimiz destekle bütün bunları süreç içinde
gerçekleştirebilir ve karşılaşacağımız sorunların üstesinden gelebiliriz
diye düşünüyorduk. Açıkçası işler hiç de umduğumuz gibi gitmemişti.
İlk sayımızla birlikte ummadığımız bir ilgi ile karşılaşmış olsak bile,
gelen yazılar çoğu kez derginin temel aldığı siyasi ve ideolojik
anlayışla pek bağdaşmıyor, özellikle doğa bilimleri konusunda hiçbir
katkı alamıyorduk. Bu durum birbiriyle ilişkisiz yazıların hatta
birbiriyle çelişen çalışmaların dergide, çoğu kez aynı sayı içinde yer
almasına yol açıyordu. Yönetim kadrosunda bir türlü istikrarın
yakalanamayışı yazılardaki yazım hatalarının bile düzeltilemeden dergi
sayfalarına yansımasına neden oluyordu. ( Dergiye yöneltilen eleştiriler
de hep bu noktalarda yoğunlaşıyordu.) Bilim yazıları ise bir iki kişinin
çabalarıyla kotarılmaya çalışılıyordu.
Her ay yazar arayışı içine girmek başlı başına bir sorundu. Dergide yer
alacak çalışmaların içeriklerini önceden belirleyebilme olanağı bu
yüzden asgari bir düzeye düşüyordu. Yazarı yazmaya ikna etmeye
çalışırken bir de ona konu verme hepten zor oluyor, yazarlar bu konuda
çoğu kez istedikleri konuyu seçiyorlardı. Son dakikadaki yazı iptalleri
ise can sıkıcı bir başka durumu oluşturuyordu.
Yazıyaz dergi ile yapılmak istenen bilimin yol göstericiliğinde emekten
yana bir siyaset anlayışını sayfalarımıza yansıtmak, yurt ve dünya
sorunlarına bu perspektiften yaklaşmaktı. Böylesi bir temel anlayışın
hem dergi içeriği ve hem de oluşturulması gereken yönetim kadrosu için
yeterli olabileceğini düşünüyorduk. Oysa ülke solunun içinde bulunduğu
ideolojik parçalanmışlık ve 90’lı yıllardan sonra oluşan yığınsal
savrulmaları hep göz ardı etmişiz. Farklı bakış açıları, ülke ve dünya
sorunlarını farklı bir düzlem içinde ele alış, solun bir zenginliği gibi
görünse de, bu tür siyasi ve ideolojik anlayışlardan kaynaklanan
çatışmalar ve kopuşlar da sürekli önümüze geldi. Bu durum istikrarlı bir
dergi yönetimi kuramayışımızın temel nedeniydi.
İki yılı geride bırakırken zaman zaman da olsa, yazıyaz derginin her
çeşidinden sola açık bir platform özelliği taşıması konusu da gündeme
geldi. Bu konular da tartışıldı. Böyle bir durum dergi yazarı sorunumuzu
bir ölçüde çözebilecek bir potansiyeli içinde barındırsa da, bu tür bir
yapı kimliksiz bir dergi ortaya çıkarmaktan öte bir işe yaramayacaktı.
Öyle düşünüyorduk. Dergi içeriğine ülke ve dünya sorunlarına çok farklı
pencerelerden değil, belli ilkeleri önceliğine almış bir siyaset
ekseninden bakan yazıların egemen olması düşüncesi her zaman ağır bastı.
Kısaca zoru seçiyorduk. Zoru seçtiğimiz için de başımız bir türlü
zorluklardan kalkmadı.
Bütün bu süreç içinde karşılaştığımız zorlukları belli bir sistem içinde
aşma çabamızın istenilen sonuçlara yol açmamasında yönetim olarak
yaptığımız kişisel hataların da payı olduğu söylenebilir. Bu konuda son
bir söz de, bu süreç içinde kırdığımız ve yollarımızın ayrıldığı
arkadaşlarımız için olacaksa, çatışma ve kırgınlıkların sadece siyaset
anlayışlarımız ve siyaset yöntemimiz konusundaki farklılıklardan ileri
geldiğinin bilincinde olduklarına inanıyorum. Ülkenin içinde bulunduğu
kaotik durumun hepimizi farklı yaklaşımlar içine soktuğu aşikar.
Derginin yurt ve dünya sorunlarına yaklaşımı çok daha somutlaştırılarak
ortaya konulabilse, belki bu tür sorunları da yaşamayabilirdik.
Yazıyaz Dergi 24. sayısını çıkarırken bütün bu sorunlarla boğuşarak
bugünlere geldi. Bu sorunların pek çoğu halen devam etmekte. Ama şunu
özellikle vurgulamakta yarar var: Yazıyaz dergi yönetiminde başlangıçtan
bugüne görev alan tüm yöneticilerimiz bütün bu sorunlarla boğuşurken
bile, dergiyi sürekli olarak geliştirmeyi başarmışlardır. Bu bağlamda,
bir kez daha, yurt ve dünya sorunları karşısında insani duyarlıklarını
yitirmemiş, ülke insanının içinde bulunduğu sıkıntılara gözlerini
kapamayan ve insan olma sorumluluğunu her koşulda yerine getirmeye
çalışan yönetici ve yazar arkadaşlarımıza teşekkür etmek istiyorum.
Onların direnci sürdükçe karşılaşılan zorluklar ne olursa olsun dergimiz
yayınını sürdürmeye devam edecektir.
Solcu olmanın, solda olmanın temel ilkesi anti-emperyalist duruştur;
işçi sınıfını her türlü emperyalist yapılanma içine sokacak
yaklaşımların daha baştan ötelenmesidir; ülkenin Washington ve Brüksel
patentli yönlendirmeleri karşısında bağımsızlıkçı bir siyaset
anlayışının savunulmasıdır. Uluslararası sermayenin halkımıza dayattığı
piyasacılık anlayışına ve işçi sınıfını örgütsüz bırakmayı hedefleyen
yaklaşımlarına karşı çıkmadan sınıfsal bir mücadeleden ve sosyalist
perspektifin varlığından söz edilemez. Marksizm’in ( bilimsel
sosyalizmin) en temel ilkelerini çeşitli gerekçelerle yok sayan veya
sulandıran siyasetlerin emperyalizmin “yenidünya düzeni” adı altında
bütün coğrafyalara dayatmaya çalıştığı ideolojik yaklaşımlarının
kuyruğuna takılmanın ötesinde bir anlam taşımadığına inanıyoruz.
Burjuvazi giderek daha fazla azgınlaşıyor ve gericileşiyor. Klasik
liberalizmin “bırakınız yapsınlar” sloganının ve “yararcılık” ( kuşkusuz
burada toplumun değil, sermayenin yararı anlaşılmalıdır.) anlayışının
bir uzantısı olan neoliberalizm, kapitalizmin yeni ekonomi politiğidir.
Bu ekonomi politik sermayenin önündeki tüm engellerin ve sınırların
kaldırılması, bu bağlamda ulus devletlerin çözülmesi veya en azından
zayıflatılması, savaşlara yol açan sömürgeciliğin savaşlara
başvurulmadan sürdürülmesi anlamına gelmektedir. Her şey
metalaştırılmaktadır. Sosyal devlet ilkesi gözden çıkarılmıştır. Eğitim
ve sağlık başta olmak üzere para kaynağı olarak görülen tüm mal ve
hizmetler özelleştirilmektedir. Bütün bunların yanında, kendi
aydınlanmasına bile karşı çıkan burjuvazinin bilimi önemsizleştirip
bilgiyi öznelleştiren anlayışına, aklın özgürleşmesi önündeki engelleri
dinsel özgürlük sayan yaklaşımına geçit verilmemesi gerektiğini
düşünüyoruz.
Özetlemek gerekirse, Yazıyaz Dergi bu temel öncelikler ışığında yayınını
sürdürmeye çalışacak, bu ilkeleri benimsemiş kişi ve örgütlerle
dayanışma içine girerek soluğunun yettiği yere kadar üzerine düşen
sorumluluğu yerine getirmeye çabalayacaktır. Ne kadar kişiye
ulaşabiliyoruz; ne denli etkin olabiliyoruz bilmiyoruz ama, bir kişi
için bile olsa değer diye düşünüyoruz.
Dostlukla kalın.
Ömer MEREV
|
|