PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Siyasi Düşünce Özgürlüğü


AranEL
18-01-07, 00:51
SİYASİ DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ


Dünya üzerinde her toplum belli sınıflardan oluşmaktadır. Bu sınıflar ekonomik, kültürel, etnik vb. gibi farklılık göstermektedir. Ortak olan tek bir nokta ise bu sınıfların üzerinde bulundukları coğrafyada kendi aralarında bir iktidar mücadelesi verdikleridir. Ve bu mücadeleyi kazanan, iktidar ve egemenlik haklarını da eline almış olur. Yeni bir rejim ya da eski rejimin devam etmesi olabilir.

Ama ortaya çıkan iktidar hem düzenin sağlanması hem de varlığının devamını sağlamak için ortaya belli başlı kurallar koyar ve sınırlarını belirlemiş olur. Bu da doğrudan hukuksal bir yapı halini alır ve kurallar bu çerçeve içerisinde uygulanır. Kişi siyasi anlamda içerisine dâhil olmak istediği ve ya içerisinde bulunduğu topluluğun iktidar kazanmasını isteyecektir ki bu kişinin siyasi düşüncesi durumundadır. Dâhil olduğu topluluğun iktidar olmasını da istemesi gayet doğal bir durumdur. Kişisel ve sosyal haklarının bu topluluk tarafından daha iyi korunacağını ve çeşitli iyileştirmeler yapacağının bilincindedir.

Kişi ve topluluk bu durumda var olan iktidara karşı muhalif bir duruş sergiler. Ve yaptığı eylemler haklarını savunmak adınadır. Fakat bu durumda mevcut iktidar ya da rejim zarar görür. İktidar ya da rejim bu tür zararlardan uzak durmak için düşünce özgürlüğünü kısıtlar ya da yasaklarsa, haklarını korumak için diğer topluluk bu kısıtlama ve ya yasaklamaları ortadan kaldırmak için iktidara gelme çabası içerisine girecektir. Bu durumda 2 topluluk arasında bir çatışma çıkacaktır. Bu çatışmadan galip gelen taraf kendi hukuksal düzenini kuracaktır. Ve bu düzenin devamlılığını sağlamak için gene kısıtlamalara gidecektir. Bu durumda ortada kesin bir çözüm olmayacaktır. Sadece güçlü olanın hakları tam anlamıyla bir güvence altına alınmış olacaktır. Ve karşı tarafı sindirmek için yaptırımlar ortaya koyacaktır.

Mevcut iktidarın sorumluluğunu üstlendiği topluluğun haklarını korumak ve bunun devamlılığını sağlamak için diğer toplulukların düşüncelerinin kısıtlanması, insanların var olan siyasi haklarını savunmasına engel olması toplumun geneli içerisinde adalet ve eşitlik kavramlarının zedelenmesine neden olur. Siyasi anlamda bir grubun iktidar olmak istemesi ve mevcut iktidardan bazı haklarının iadesini talep etmesi en doğal haklarından birisidir. Bu durumda kısıtlayıcı hatta engelleyici bir şekilde düzenlenmiş bir hukuksal sistemin sırf kendi iktidarını devam ettirmek için en büyük idesi olan Adaletten vazgeçmesi düşünülemez. Bu durumda kendi topluluğu içinde de bir güvensizliğe neden olabilir.

Böyle bir durumda hukukun bağımsız olması ve toplumun tamamını gözetmesi gereklidir. Getirilen sınırlamalar herkese eşit ve adil olmak zorundadır. İnsanların düşüncelerini dile getirmeleri ve ya haklarını istemeleri cezalandırılmamalı. Mevcut iktidardan bağımsız hukuk sistemi içerisinde toplumun geneline ciddi zararlar verebilecek siyasi çatışmaların olması riski en azdır. Toplumun genelinde hakların dağılımı herkese eşit bir dağıtılması ve herkesten eşit şekilde kısıtlanması ortada haklardan kaynaklanan bir çıkar çatışmasını engelleyecektir.

Sınıflar arası çatışmada hukuki sistemin görevi bu çatışmayı olabildiğince azaltmaktadır ve toplum içindeki grupların arasında onları bir arada tutan bir bağ olmalıdır.Bu fonksiyonunu yerine getirebilmek içinde herkesin fikirlerine ve haklarına eşit şekilde açık ve saygılı olmak zorundadır.Mevcut iktidarların etkisinde kalmamalıdır.Hukukun saygınlığı her daim korumasının ve adalet idesine yaklaşabilmesi için bağımsız olmak zorundadır.
----------------------------------------------
Kendi yazdığım bir yazı eleştirilerinizi bekliorum.....:)

bozkır
19-01-07, 21:21
sn aranel
doğruları yazdığınız zaman itiraz edecek birşey olmuyor bu yüzden cevap da yazılmıyor.Yada kuru bir katılıyorum geliyor yalnızca.

"..Siyasi anlamda bir grubun iktidar olmak istemesi ve mevcut iktidardan bazı haklarının iadesini talep etmesi en doğal haklarından birisidir. Bu durumda kısıtlayıcı hatta engelleyici bir şekilde düzenlenmiş bir hukuksal sistemin sırf kendi iktidarını devam ettirmek için en büyük idesi olan Adaletten vazgeçmesi düşünülemez. Bu durumda kendi topluluğu içinde de bir güvensizliğe neden olabilir..."

demişsiniz.İşte dünyada bu adaleti ortaya koyabilen bir ideal sistem olamadı.Sosyalist devletler içinden çıktıkları bereketli toprağı zamanla bürokrasi ve kişisel kavgalarla kurutunca iş sadece baskıcılığa kaldı.Çöküşü de bu yüzden oldu.

saygılar.

MK DEVRİM
21-01-07, 16:22
Sayın aranel
Güzel ve üzerinde durulması bir konu açmışınız.
Toplumdaki sınıflar kavramını biraz genişletirseniz;yani sizin sözünü ettiği
niz sınıflar hangileri?
Benim bildiğim 2 sınıf vardır biri sermaye diğeri emekçiler.
2. paragrafınızla sondan 2. paragrafınızı bir daha gözden geçirmenizi dilerim.
Devamını getirmeniz dileğiyle.
saygılarımla

handan
01-02-07, 00:17
"Getirilen sınırlamalar herkese eşit ve adil olmak zorundadır. İnsanların düşüncelerini dile getirmeleri ve ya haklarını istemeleri cezalandırılmamalı." bu beklediğiniz dünya üzerinde herhangi bir zamanda mümkün olmuş bir şey değildir.bu hayata aktarılması ,yaşanması istenilen bir düşünce olsada ütopyadan daha öteye gidecek ve gerçekleşecek değil bence.insanoğlu varolduğundan beri daima fikir çatışması olmuş.insanlar birbirinden ayrı kıtalara ülkelere dağılmışlar.ama insanlar farklı fikirlerde olduğu sürece de eşitlik olmamış.herkes birbirine saygılı olmak zorundadır dediğinizde bunun hiçbir zaman gerçekleşmeyeceği aşikardır.daha fazla birbirlerine zarar vermemeleri
en azından daha güzel olurdu."hakkını isteyenler cezalandırılmamalı"!bu dünyada mı?