PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Altı-Yedi Eylül Olayları


Sayfa : [1] 2 3 4 5

Antioksidan
01-09-05, 12:57
Kuşkusuz tarihimizin en karanlık, anımsamaktan utanç duyduğumuz sayfalarından biri, 6-7 Eylül olaylarıdır. Üzerinden 46 yıl geçmesine rağmen resmen bir "komplo" olduğu kabul edilmeyen bu olaylar, aynı kültürü ve coğrafyayı paylaştığımız ama farklı dinlere mensup insanlar karşısında hâlâ yüzümüzü kızartacak niteliktedir.

http://www.minidev.com/images/ikulturler/06_09_01/6-7eylul2.JPG

7 Eylül sabahı İstiklal Caddesi


Neden oldu?
Kıbrıs sorununda Yunanistan'a karşı Türkiye'nin tepkisini gösterme gerekçesiyle İstanbul ve İzmir'de, bir ölçüde de Ankara'da, ulusal duyguların vahşi bir saldırganlığa dönüştürüldüğü ve özellikle Rum ve diğer "azınlıklar"ın taşınır ve taşınmaz mallarının yağmalandığı 6-7 Eylül 1955 gecesi, Yunanistan aleyhine bir gösteri biçiminde başlamıştı. Ancak kısa zamanda kontrolden çıkan olay, taşkın güruhun amansız bir düşmanlığına dönüştü.

Demokrat Parti iktidarı ekonomik sorunlarla karşı karşıya gelmişti. Toplumda hoşnutsuzluk artıyor, muhalefet sesini yükseltiyordu. Demokrat Parti hükümeti üzerindeki baskıları hafifletmek niyetiyle halkın dikkatini dış olaylara çekmeyi denedi ve bu yolla Kıbrıs sorunu kısa sürede milli dava haline getirildi. Yunanistan Enosis'te kararlı bir tutum sergiliyor; İngiltere ise anahtar ülke konumunu bozmamak ve Yunanistan karşısında fazladan bir koz bulundurmak için Türkiye'yi de taraf haline getirmeyi amaçlıyordu. Bu sırada Kıbrıs'ta terör olayları -muhtemelen sentetik olarak- artmıştı ve Türkler giderek mağdur oluyordu. Nitekim Türkiye de, bir süreden beri Kıbrıs'la staratejik olarak ilgilenmeye başlamış ve ''Kıbrıs Türktür, Türk kalacaktır" sloganı, giderek yaygınlaştırılmıştı. Kıbrıs, kısa sürede uluslararası bir sorun oluvermişti.

Haziran 1955'te İngiltere, Türkiye ve Yunanistan'ı bir konferansa çağırdı. Türkiye çağrıyı kabul etti ve Yunanistan'a sert bir nota vererek Kıbrıs konusundaki kışkırtmalara son verilmesini istedi. Adanın kaderini belirleyecek görüşmeler 27 Ağustos 1955'te Londra'da başladı. Görüşmelerden başlamadan, Başbakan Adnan Menderes, "Kıbrıs'taki kardeşlerimizin yakın günlerde umumi bir tecavüz tehlikesi karşısında bulunduğu"nu bildirdi. Dış politikada son derece gergin bir dönem yaşanıyordu.

Konferans sürerken (Kısa zaman önmce kurdurulan Kıbrıs Türk Kültür ve Yardım Cemiyeti, Kıbrıs Okullanndan Yetişenler Cemiyeti, Kıbrıs Koruma Cemiyeti, Kıbrıs Türk Derneği gibi derneklerin de katkılarıyla), kamuoyu bu konuda sürekli canlı tutulmuştu. Kıbrıslı Türkler 4 Eylül'de Londra'da bir gösteri yaptılar. Türkiye'de de benzer bir gövde gösterisi, dengeleri Kıbrıs Türkü'nün lehine çevirebilirdi.

Devamını okumak için tıklayın (http://www.minidev.com/kulturler/kulturler_rum_6eylul.asp)

Antioksidan
01-09-05, 12:58
Sanırım İstiklal Caddesini bir daha böyle göremeyiz. Sizin bu olaylar ve dönem politikası hakkındaki görüşleriniz nedir?

petricli
01-09-05, 13:35
Demokrat Parti, iktidara her mahallede bir milyoner sloganıyla gelmiştir.

II. Dünya savaşına (fiili olarak) katılmasada ekonomik olarak çok etkilenen ülkemizde halkın perişan olduğu bir dönemde iktidara gelen Menderes hükümeti sanayimizin kalkınmasına öncelik vermiştir. Gümrük vergilerinde yaptığı indirimler ve sağladığı kolaylıklar sebebi ile yurdumuzda ithal mal satanların oluşturduğu yeni bir zenginler grubu meydana gelmiştir. Halk aradığını bulabilir hale geldiğinden görünüşteki bolluk ve refah Menderes hükümetinin tekrar hükümet olmasını sağlamıştır.

İkinci hükümetlnde Önceki uygulamalarına devam eden Menderes, ithalatın aşırı artması sebebi ile sanayimizin kalkınmak yerine küçüldüğünü fark ettiğinde ekonomik politikalarını değiştirmiştir.

Sahte rafahın kaynağı olan ithalatın önünün kesilmesi ile yeni oluşan burjuva grubunun servet kaynağıda kesilmiştir. Halk aradığını bulamamaya, yeni zengin burjuva grubu servet yolunu yeniden açmaya çalışmış, rakip partilerin bu durumdan faydalanmasıda olaylara tuz biber ekmiştir.

İsmet İnönü'nün asker kökenli olması sebebi ile subaylar içinde onun göreve gelmesini isteyen genç çoğunluk ise ordudaki kaynama olarak olayın diğer yönüdür.

Bu şekilde bir çok yönden sıkışan hükümet, nefes almak için yapay gündem oluşturmak amacı ile Kıbrıs konusunu kullanmak istemiş ama sonuçta istenmeyen olayların olması nefes almaları bir yana hükümeti daha zor durumda bırakmıştır.

Olaylar artarak devam etmiş, politik olarak ülke bir krizin içine girmiştir. Olayları katı şekilde bastırmaya kalkan hükümet dahada alevlenmesine sebep olmuştur.

Olaylara en sonunda öğrencilerde katılmış, bir çok kanlı olay gerçekleşmiştir. Bunu fırsat bilen muhalefet (İsmet İnönü) öğrencilerin öldürüldüğü şeklinde haberler yaydırmış, öğrenci olaylarının şiddetlenmesini sağlamıştır.

Buna engel olmak isteyen hükümet, Chp'nin yuvası olarak düşündüğü halkevlerini ve köy enstitülerini kaldırmıştır.

Özet olarak olayların devamlı tırmanması, politikacıların anlaşmak yerine politik menfaatlerini düşünerek krize sebep olması ve en sonunda öğrenci olayları ordunun darbe yapmasına sebep olmuştur.

Konumuza dönersek;

Bu dönemde Kıbrıs olayları amacından sapmıştır, aklı başında hiç kimse olanları doğru bulamaz. Protesto şeklinde demokratik bir hak olarak başlayan olaylar terör olaylarına dönüşmüş hazırlıksız yakalanan hükümet tedbir almakta başarısız olmuştur. Olaylar etnik bir yapıya bürünmüş, hükümet ise çözüm yerine bahaneler uydurmakla yetinmiştir.

Allah bir daha o günleri göstermesin. Amin.

Antioksidan
01-09-05, 13:51
Petriçli Hocam, çok güzel açıklamışsınız, her ne kadar konu biraz darbeye kaysa da...

Belki çoğunuz verdiğim linkten yazının tamamını okumuşsunuzdur ama yine de şu alıntıyı paylaşmak istedim.

Olaylar Nasıl Patladı?
6- 7 Eylül Olayları, 6 Eylül günü ikinci baskı yapan İstanbul Ekspres ve Hürriyet gazetelerinin Atatürk'ün Selanik'teki evine yapılan bombalı saldırıyı manşete çıkarmalarıyla başladı. Haber çabucak yayıldı; tepki ve öfke dalgalar halinde yurdu kapladı. 6 Eylül öğleden sonra yükseköğrenim gençliği izinsiz bir gösteri düzenledi. Havanın kararırken bazı gruplar ortaya çıktı. Genellikle Taksim'de toplanılıyordu. Birkaç saat içinde kalabalık çığ gibi büyüdü; giderek hareketlendi ve denetimden çıktı. Bu arada binlerce sopa ve demir yerden bitercesine ortalığa yayıldı. Sokaklarda provokatörlerin "on binlerce lira kazanıyor, iki paralık malı iki liraya satıyorlar" diye çoğu cahil ve genç kitleyi galeyana getirdikleri gözleniyordu. Saldırılacak dükkan ve evler adeta önceden saptanmış, tahrip edici araçlar dahi hazırlanmıştı.

Ve Selanik'teki evin yakılma haberi tamamen yalandı.

canugur
01-09-05, 19:23
Bunlarin menderes tarafindan örgütlendigi, Izmir e de sicradigi biliniyor.
Bir de elebaslarindan belirli bir isim daha vardi. Cok sonra bu gerici adamin, menderes tarafindan ayni anda birden fazla eylem baslatmasi gibi bir plan hazirlanarak kanitlanmis, menderes mahkemesinde alehte belgeler olarak sunulmustu sanirim.

Bir de hazinedeki 169 ton altin, ve bu altinlarin buhar oldugu olayi vardi yanilmiyorsam, O konuda da yeterli bilgi var mi bilmiyorum.
saygilar