Orijinalini görmek için tıklayınız : Herşeyi akılla açıklamak mümkün müdür?
Sayfa :
[
1]
2
3
4
5
6
7
8
9
10
Felsefenin en önemli tartışmalarından biri rasyonalizm ve karşıt görüşü irrasyonalizmdir. Rasyonalizm; herşeyi akılla açıklama çabasındadır. Akıl, doğuştan insanda vardır ve bilgi edinmek için deney yolu seçilmeden sadece doğuştan gelen akıl belirleyicidir. Akılcılığın karşısında ise, herşeyin akılla açıklanamayacağı, insanda duygu, ruh, içgüdüler gibi aklın dışında belirleyiciler olduğu savunulur.
Size göre herşey akılla açıklanabilir mi; yoksa kişinin bilinçaltı, dürtüleri ve duyguları akıldan daha fazla mı belirleyicidir?
Kişinin bilinçaltı, dürtüleri ve duyguları akıldan bağımsız değildir. İçgüdü bana göre türün kendini sürdürebilmesi için sınırlı hafızasında bulundurabildiği en kısa bilginin gen yoluyla aktarımıdır (beslenmek, üremek,annelik gibi) yani içgüdü bilinçaltı olabilir ama bilinçdışı değildir. En doğru bilgiye ulaşabilmek için aklın ortaya attığı varsayımın bilimsel kanıtlara ihtiyacı vardır. Böylelikle doğru yolda iz sürme ve sonuca daha çabuk ulaşmak mümkün olur.
Ancak henüz denenemeyecek olan varsayımlar üzerinde kesin doğru veya yanlış şeklinde açıklamada bulunmak gerçeğe giden yolun önüne perde germek olur.
metafizik de dahil herşeyi akılla açıklamak mümkündür, fakat kanıtlamak mümkün değildir. bilindiği üzere açıklamak ile kanıtlamak farklı kelimelerdir. Ruhun varlığı hakkında bir kişi aklı yoluyla açıklamalar yapabilir, bu açıklamaları çevresine cok mantıklı gelebilir ve görüşleri birçok kişi tarafından benimsenebilir. Ama bu kişi ruhun var olduğunu kanıtlamış olmaz ki. Aynı şekilde diğer metafiziksel konular için de bu geçerlidir.
rasyonalizm bana abartı bir akım gibi geliyor. insan beyni sanıldığı kadar büyük bir kapasiteye sahip değildir. eğer şu an ulaştığımız teknoloji sınırlı bir teknolojiyse, hala etik ve ahlakı evrensel olarak tanımlayamamışsak ve ahlak tartışmalarına giriyorsak insan aklı sınırlıdır sonucuna ulaşılabilir. bence, bir insan ne kadar zeki olursa olsun aklına fazla güvenmemeli. Saygılar.
Akıl, yargılama yetisidir. Yani bir olay yada bir durum hakkında kişinin kavramları kullanarak birleştirmesi, karşılaştırması ve ayrıştırmasıdır. felsefede akılcılık ve akılcılık karşıtının anlatımı da; aklın, kişinin yargılamasına ve herşeyin temeline koymasına; akılcılık karşıtının ise akıldan çok sezgiye, tinsel olana ve içgüdüye yönelmesine karşılık gelir. İçgüdünün tanımı da felsefe sözlüğünden aldığım gibi aktaracağım:" Bir türün tüm bireylerinde aynı özellikleri gösteren ve bilinçsiz edimlerle belirgin olan davranış bütünü." şeklindedir. Ayrıca bilinçaltı ve bilinçdışı kavramları da aynı anlamdadır. Bilinçaltı Freud'un kullandığı bir terim, bilinçdışı ise Jung'un kullandığı terimdir. İkisinin temelinde aynı anlam vardır.
Akılla bilinçdışı ayrıdır. Çünkü bilinçdışında kişinin seçmediği yaşantılar bulunur ve akılla bunları sorgulamaz. bu nedenle bazen bilinçdışına bağlı sorunlar nedeniyle kişi psikolojisinde bozulma yaşadığında; bilinçdışıyla yüzleştirilerek iyileşme hedeflenmektedir. Benim burada sormak istediğim ise size göre kişi herşeyi akıl yoluyla açıklayıp, akılla istediği seçimleri yapabilir mi yoksa bilinçdışı tarafından kişinin eylemeleri de kesintiye uğrar mı yada akıldan önce duygular, içgüdüler mi gelir?
Bu sorunun tabi ki net ve tek bir yanıtı olmayacağı için ;sizlerin kişisel görüşünü ve seçimlerinizde, bilgi edinmede ya da yaşamınızı sürdürmede hangisinin etkisini daha fazla hissettiğinizi soruyorum.
Saygılar...
bilinç dışına neleri koyduğunuzu öğrenebilirmiyim
vBulletin v3.7.4, Copyright ©2000-2009, Jelsoft Enterprises Ltd.