Orijinalini görmek için tıklayınız : kim bilebilir
Nasıl geçerse geçsin zaman
Şuan tanık olduğumdan başka
Ben kaç kere geçebileceğim zamanın içinden
Ve kaç kere raslayacağım sana
Ve her seferinde kim olarak çıkacaksın karşıma
Ve ben kaç kere, aşina olacağım ürkek bakışlarına
Beklide bu ilk karşılamamız değildir
Kim bilebilir!
Her sonbahar ağır ağır gelir,
Kışın fırtınayla kaybolurdun.
Gelirken gizeminle derinleşirdi sözlerin,
Giderken ayak izlerin üşütürdü yağan karı.
Dolu olup dökülüverirdi gözyaşları kentin
Ama sen ağlamazdın
Hep gülerdin ayrılırken…
Şiir gibi bir yaşamı olabilse insanın!
ancak bilirsiniz ki şiirde dikensiz gül bahçesi anlatılmaz ,aksine yaralarımız, özlemlerimiz, imkansızlarımız vardır. Öyleyse neden şiir gibi bir yaşam çünkü şiir insanoğlunun gerçeğini göz önüne sererken içinde hüzün kadar sevinç, umutsuzluk kadar umudu barındırır.. Hiçbir şey kargaşa halinde değildir her şey yerli yerinde anlaşılabilir belli bir düzen içinde ve her zaman üslupta estetiği barındırır.
İşte tamda böylesine, yaşadığımız süreç her ne olursa olsun, özde düzeni ve anlaşılabilirliği yakalerken sürecimizi estetize edebilmek. insan yaşamı şiir gibi olabilse, akıcı , hüzünde neşede, tasada, umutta yerli yerinde ve tümünün toplamında bir estetik yansıma. Tüm olguların tadında yaşanabildiği, hataların deneyim hanesine yazılabildiği, başarısızlıkların başarıya ışık tutan yol gösterici olabildiği hayatı sonlanmış cansız bedenin yaşadığı sürecin bir eser tadında ardında bırakılabildiği.
SÖZÜN ÖZU ŞİİR GİBİ YAŞAMAK!
önceden bende şiir yazardım ancak şimdi yazmak bir yana şiir okumuyorum bile...
Üzücü ancak napalım hissiyat meselesi, olmayınca olmuyor
vBulletin v3.7.4, Copyright ©2000-2009, Jelsoft Enterprises Ltd.