PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Tarih nedir?


Sayfa : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 [10] 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31

nihilost
21-06-07, 04:53
tarih=belirsizliktir....
ayrıca imzanızı çok beğendim....

Gılgamış
21-06-07, 14:43
sayın gılgamış`e katılıyorumm.Çünkü Atatürk devrimleri sırasında yeni bir devlet kuruldugu için geçmişe ait olan tüm osamanlı belgelerini yok ettikleri söyleniyor.Bunun ıspatı da sanırım osmanlı belgelerinin hep başka kaynaklardan alınıp kullanılmasıdır.
Ben, Osmanlı'dan kalma belgelerin yok edildiğini hiçbir yerde belirtmedim ama...

harbey
27-06-07, 17:07
İddialar ve ileri sürülen tezler devam ediyor.Söz F.Başkaya'nın...

Fikret BAŞKAYA " Sovyetler Birliği'nde devrimden bu yana " resmi gerçeğin " tam on defa değiştirildiğini yazıyor.(Kaynak : Paradigmanın iflası s.16.)...

Tabi bizim bu başlık altındaki konumuz SOVYET tarihi değil..Devam ediyor Fikret Başkaya...Şunları söylüyor..

" Bizde aşağı yukarı 1920 lerin sonları ve 1930 ların ortalarına kadar ki dönemde oluşturulmuş bir " resmi tarih " ve "resmi gerçek"varlığını sürdürmektedir.Burada tartışılması gereken,nasıl olup da " resmi gerçek " ve resmi tarihin ciddi bir eleştiriye uğramadan ve yara almadan veya çok az aşınmaya uğrayarak bu kadar uzun süre varlığını sürdürebilmiş olmasıdır ."

Şimdi burada sayın Özakman hocam karşı sorusunu sormuş...ve bir de cevap vermiş....

Sahi, acaba neden resmi tarih,bunca yıldır ciddi bir yara almadı ve pek az aşınmaya uğradı ?..

İki olasılık var..

a-YA DOĞRU OLDUĞU İÇİN DAYANIYOR...

b- YA DA DAYANIKLILIĞI doğruluğundan değil,daha başka sebeblerden kaynaklanıyor.

Fikret Başkaya'ya göre bu dayanıklılık,resmi tarihin doğruluğundan kaynaklanmıyor.Paradigmanın İflası eserinde şu tezi ileri sürmüş.

" Bunun,hem Türkiye'deki sermaye birikiminin aldığı özgün biçim,hakim sınıfların niteliği veya sınıfsal ittifakın yapısı ve tarihsel süreklilik,hem de aydınların devlet içindeki ve karşısındaki konumları ile ilgili yanları var...

Bizimki gibi ülkelerde ve bürokratik baskı rejimlerinin geçerli olduğu ülkelerde (Çin ,son dönem öncesi SSCB,Doğu Avrupa,Küba vb.),bilimsel bilginin (sosyal bilim) göreli bağımsızlığıda ortadan kalkmakta,bağımlılık mutlak bir nitelik kazanmaktadır.

Böyle bir göreli özerklik yokluğu,toplumda irrasyonel (akla aykırı),bilim dışı,iç tutarlılığı olmayan bir toplum ve tarih versiyonunun ortaya çıkmasına sebeb olmakta."

Buna karşılık Özakman hoca şunları söylüyor....

Başkaya'nın dikkate almaktan özenle kaçındığı bir olgu var.Kurtuluş Savaşı,M.Kemal ve sonrası ile ilgili kitapların % 98 den fazlası ÖZEL ÇALIŞMA...Bu yazarların kimi Türk,kimi değil,kimi sağcı,kimi solcu;kimi doğulu kimi batılı.

Dinleri,sınıfları,konumları,eğitimleri,meslekleri, dünya görüşleri başka başka insanlar ve çok büyük çoğunluğu da resmi tarihi doğruluyor..

Entellektüelliğin başlıca niteliğinin " gerçeği ortaya çıkarmak " olduğunun yazan Başkaya,bu farklılıkları görmezden gelerek,hepsini aynı şablona sığdırmış.

Vahidettin'ci yazarlar da,resmi tarih çizgisini sürdüren bütün tarihçileri ve araştırmacıları - aynı yaklaşımları -bir kaba koyuyor ve şöyle suçluyorlar..

İşte bir kaç tane örnek......

Hakikate saygısız bir çok inkılap dalkavuk ve yobazı ...(Kaynak : Kadir Mısırlıoğlu.Sarıklı Mücahitler.S.83

Kiralık kalemler... (Kaynak :Kadir Mısırlıoğlu.Osmanoğulları'nın Dramı s.21)

Tarih yalancıları.. (Kaynak :Vehbi Vakkasoğlu..Son Bozgun 3.C..,S.6)

Gerçeği söylemek yerine dalkavukluk etmeyi tercih edenler...Mustafa Kemal ve İnönü'nün meddahları.Masalvari kitaplar yazmaktan başka iş yapmayanlar. ( Kaynak : Gayriresmi tarih Ans.1.c.S..133,319,374 )

Şimdi bu iddialar karşısında aşağıda isimleri belirtilen tarihçiler aşikar ediliyor...

Aşağıdaki isimleri belirtilenler TEK BİR ŞABLONA SIĞABİLİR mi ?...Yine aşağıda adları geçen kimselerin RESMİ TARİHİ DOĞRULAYAN TUTUMLARI ÇIKARCILIK ve DALKAVUKLUKLA AÇIKLANABİLİR mi ?...diye de soruyor......... Özakman hoca..

Bernard Lewıs.
Bulgar, Paruşev.
Yunan ,Pallis
İbrahim Ethem
Ö.Sami Coşar
Seha L.Meray
Şevket soğucalı
Hintli ,Sinha
Sina Akşin
Tunuslu, Abdulvahap Boudima
İlhami Soysal
Fransız, J.L.Bacque Grammaont
Baki Öz
Pakistanlı, Yakup Mughul
Atilla İlhan
İngiliz, A.J.Toynbee
Peyami safa
İtalyan, Baj makario
Arjantinli, Blanco Villalta
Fethi Tevetoğlu
Alman, G.Jeschke
Pakistanlı, Hanif Fauk
Zeki Saruhan
Avusturyalı,Dagobert von Mıkusch


İstendiğinde bu listeyi, çok daha uzatmak mümkün olsa gerek..


Devam etme niyetiyle.......saygılarla...........harbey....... .....




Alıntı ve Okuma Kaynağı :Turgut Özakman Vahidettin M.Kemal ve Milli
mücadele YALANLAR,YANLIŞLAR,YUTTURMACALAR.

harbey
29-06-07, 15:35
Aslına bakacak olursanız,bu başlık altında yapılması gereken şeylerden birisi de resmi tarihçi olmadığını veya gayri resmi tarihçi olduğunu iddia edenlerin,herhangi bir detay meselede, ileri sürdüğü tezi ortaya koyup tartışmak.

Ne olabilir mesela.O konuda sıkıntı çekeceğimizi zannetmiyorum.O kadar çoklar ki..

BUYRUNUZ ÖRNEK TEZ :

Zaten Emperyalistler,ANADOLU'YA YERLEŞMEK NİYETİYLE GİRMEDİLER ve SAVAŞMADAN da ÇEKİLDİLER.Çekilirken de Fransızlar,Türklere,Yunanlılara karşı kullanacakları silahları sattılar.

İngilizlerin asıl amacı,ANADOLU TOPRAKLARININ BİR BÖLÜMÜNÜ ELE GEÇİRMEK DEĞİL,DOĞU SÖMÜRGELERİNİN GÜVENİNİ SAĞLAMAKTI.. (Kaynak : Fikret BAŞKAYA, Paradigmanın İflası,S.33)

YUNANLILARIN İŞGAL İÇİN GELMEDİĞİ AÇIKTI...(Kaynak : Abdurahman DİLİPAK Cumhuriyete Giden Yol,S.281)

Şimdi bunun gibi,bir çok yazılmış tezler var..Ortaya konulur bu tezler belgeli,dökümanlı bilen,araştıran insanlarla tartışılır.

Fakat bunlardan daha önce,işin kökeninde ki resmi tarih,gayriresmi ,basılmış eserler,arşivler vd. İDDİALARI değerlendirmek gerekiyor.

Bunların durumunu en azından genel hatlarıyla bilmek,TARİHİN KAÇAĞI,GÖÇEĞİ,RESMİSİ vesairesi olup olmadığı,sadece DOĞRU veya YANLIŞ TARİH olduğu... gibi mevzular üzerinde muhakeme etmek icab ediyor.

Önceki mesajlarda,bazı iddialar ve tesbitleri nakletmeye çalıştık..Ancak vaziyet bununla sınırla değil..

Şimdi olayın diğer kısmında ise..DEVLET ARŞİVLERİNİN DURUMU var....Türkiye Cumhuriyeti Devletinin arşivleri şunlar..

1-) TBMM arşivleri ( İstiklal mahkemesi zabıtları,Gizli Celse tutanakları vs.de içeriyor..)

2-) Genelkurmay Başkanlığı Askeri Tarih ve Stratejik Etüdler (ATASE)Arşivi..

3-) Cumhurbaşkanlığı arşivi.

4-)Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü ve Türk Tarih Kurumu Arşivleri

Evet,bu arada ,yukarıda arşivlerle ilgili bazı iddia ve suçlamalar var..İŞTE ONLARDA aşağıda...

Yetmiş yıldır kat kat kilitli bodrumlarda gizlenmiş belgeler.( Kaynak : Ankara İstiklal Mahkemesi zabıtları.Hasan Mezarcının önsözü,İstanbul,,1993)

Bir kısım Meclis zabıtları ( tutanakları) İstiklal Mahkemeleri dosyaları gibi çok mühim tarihi malzeme hala gözlerden uzak tutulmaktadır.(..)Vesikalardan ve (belgelerden) bir kısmı hala saklanmakta,araştırmacılardan gizlenmektedir.(Kaynak :Vehbi Vakkasoğlu,Son Bozgun 1.C.s.7)

Yakın tarihimizde cereyan eden bir yığım mühim hadiselerin perde arkası,iç yüzü,gerçek mahiyeti ortaya konulamamış,sağlıklı değerlendirme yapılamamıştır.Bunun da temel sebebi,başta ÇANKAYA ve GENELKURMAY BAŞKANLIĞI ARŞİVİ olmak üzere yakın tarihin belgelerini bağrında saklayan arşivlerin sivil araştırmacılara kapalı oluşu(dur)...(Kaynak :Gayriresmi Yakın tarih Ansiklopedisi 1.C takdim yazısı)

Tarihi ile bu kadar çok övünen devlet,savaş tarihi arşivlerini,resmi tarihçilerin dışında kimseye açmıyor..(Kaynak : Y.Küçük ,Türkiye Üzerine Tezler2,s.634.)

İddialar bu şekilde...Eğrimi doğru mu.?.Nakillere devam etme dileklerimle....


Saygılarla...............................Harbey... ................


Alıntı ve Okuma Kaynağı :Turgut Özakman Vahidettin M.Kemal ve Milli
mücadele YALANLAR,YANLIŞLAR,YUTTURMACALAR.

Martı
29-06-07, 16:15
Buraya kadar "tarih nedir?" sorusu üzerine yazı yazan herkes, tarihin ne olduğunu kendilerince açıklamışlar. Zaten tarihin tanımını yapmak kolay, üstelik tarihin tanımı konusunda herkes bir şekilde ortak bir noktada buluşuyor. Bu nedenle tarihin ne olduğunu defalarca tekrarlamaya gerek yok. Ayrıca tarihin gerekli olduğunu da herkes biliyor. Bu nedenle ben, aşağıdaki sorulara cevap vermeyi daha uygun görüyorum.

Pek çoğumuz okullarda öğretilen tarihten şikayet ederiz.Gerek tarih olarak bize belletilen şeylere gerekse de bunların bize nasıl anlatıldığına.
Doğru, okullarda bizlere öğretilen tarih çoğu zaman abartılıyor ve açıkça değiştiriliyor. Tarihsel olguların anlatımı tamamen toplumdaki egemen sınıfın yönetim politikalarına göre şekilleniyor. Ancak toplumda çok bilinen ve çok yaygın bazı gerçekler var, bunları kimse değiştiremez. Kimse devleti "sınıflar üstü" bir poziyona yerleştirip, tarihin tarafsız anlatıldığını da iddia edemez. En azından devleti sınıflar üstü bir pozisyona yerleştirip, "tarafsız" olarak görenler bile tarihin çarpıtıldığı gerçeğini, nasıl oluyorsa, inkâr etmiyorlar.

Tarih yazımı ve değerlendirmesinde nerede yanlış yapılıyor ve nasıl olmalıdır?
Tarihi taraflı yazarların kitaplarından okursak doğru yargılara ve doğru tarih bilgisine sahip olamayacağımızı düşünüyorum. Taraflı yazarlar derken, tarihi istediği şekle büründüren ve tarihi işlerine geldiği gibi başkalarına aktaran yazarlardan bahsediyorum. Ama tabii ki, her insanın benimsediği ideolojik bir görüş vardır. Eğer bir tarihçi, tarihi kendi görüşlerinin etkisi altında kalmadan yazıyor ve tarihi olduğu gibi bize gösteriyorsa, burada tarihçinin bir yanlışını arayamayız. Aynı zamanda tarihçi tarih üzerine yorumlar yapabilir, bu taraflılık değildir. İkisinin karıştırılmaması gerek.