PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Tarih nedir?


Sayfa : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 [11] 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31

harbey
29-06-07, 18:09
Tarihi taraflı yazarların kitaplarından okursak doğru yargılara ve doğru tarih bilgisine sahip olamayacağımızı düşünüyorum. Taraflı yazarlar derken, tarihi istediği şekle büründüren ve tarihi işlerine geldiği gibi başkalarına aktaran yazarlardan bahsediyorum. Ama tabii ki, her insanın benimsediği ideolojik bir görüş vardır. Eğer bir tarihçi, tarihi kendi görüşlerinin etkisi altında kalmadan yazıyor ve tarihi olduğu gibi bize gösteriyorsa, burada tarihçinin bir yanlışını arayamayız. Aynı zamanda tarihçi tarih üzerine yorumlar yapabilir, bu taraflılık değildir. İkisinin karıştırılmaması gerek.

Sayın Martı,

Dediklerinize tamamen katılıyorum..Aynı zamanda tarihçiler yorumlarını da yapacak,karşı yorumlara da kulak verecek.

Çarpıtma yapmadan, yanlışları dökümanlarla çürütecek,doğruları ortaya koyacak..Bunu yaparken de,birincil kaynak ve belgelere müracaat edecek.Kerameti kendinden menkul olursa,iş masal şekline dönüyor.

Resmi tarih ve gayri resmi ayırımı yapmayacak..Yanlış tarih,doğru tarih ayırımı yapacak..Hakikatlerin belgeleri ışığında yorumlar da bulunacak..

Resmi veya gayri resmi tabir edilen,tarih yazıtlarında ki kabahatları,açığa çıkaracak..

Bakın ne güzel demiş...

Bir tarih ne resmi olduğu için yanlıştır,ne gayr-i resmi olduğundan dolayı doğru.

Şahsınıza saygılarımı sunuyorum....harbey........

harbey
22-07-07, 00:44
SORU :

Tüm bu çerçevede; bu cumhuriyetin tarihini kimler yazdı, yazıyor? Merkez tarafından dagıtılan rollerle merkezde yazılan tarihin dışına çıkılabildi mi ?

Cumhuriyetin tarih yazımını nasıl yorumluyorsunuz?

YANIT :

Cumhuriyet’in iki türlü tarihi yazılmıştır, ikisi de eksiktir:

Birinci olarak, “Cumhuriyeti kuranların” yazdığı bir tarih vardır.

Bu tarih, hem belgelere dayanarak “devrimi” anlatmakta, hem de “devrimi” ideolojik olarak savunmaktadır.

Bu tarih hiç kuşkusuz, olayların temelini, omurgasını belirlemede son derece gerekli ve yararlıdır, ama tümüyle yeterli değildir, çünkü bir devrimin, öteki tarafını yeterince yansıtamamaktadır.

Kısaca “devrimci tarih anlayışı” diyebileceğimiz bu yaklaşım, “devrimi” savunma ve yerleştirme amacına yöneliktir ve bu nedenle, bazı eksiklerinin olduğu açıktır.

İkinci olarak, bu resmi tarihe karşı çıkan bir tarih yazımı söz konusudur

Bu yazımda da iki türlü yaklaşım söz konusudur: Kısaca “karşı devrimci tarih anlayışı” diyebileceğimiz bu yaklaşımda ilk olarak Mustafa Kemal’e ya da Cumhuriyet’e karşı olanların anı ve düşünceleri vardır.
Hiç kuşkusuz, nesnel olduğu sürece bu anılar da tarih yazımı açısından büyük bir değer taşır.

Karşı devrimci tarih” anlayışının ikinci şekli ise yoğun bir biçimde “ideolojik saptırma” ile sakatlanmış bir yaklaşımdır.
Bu yaklaşımda gerçeklerin değiştirilmesi, kimi insanların yanlış olarak aklanması, kimlerinin ise haksız yere karalanması ve olayların saptırılması esastır.

Bu yaklaşımda, örneğin, Vahdettin’in Mustafa Kemal Paşa’yı Anadolu’ya, “ayaklansın ve Kurtuluş Savaşını başlatsın” diye yolladığı gibi, yarısı doğru yarısı yanlış yargılar yer almaktadır.

Bu örnekte, Vahdettin’in Mustafa Kemal’i Anadolu’ya yolladığı doğrudur, ama Padişah, O’nu “ayaklansın” diye değil, tam tersine, “İngilizlere karşı olan direnişi kırsın” diye Anadolu’ya yollamaktadır; yani yargının ikinci bölümü tarihi tümüyle ters ve yanlış olarak aktarmaktadır.

Sonuç olarak, gerçek tarihin, hem “devrimci” hem de “karşı devrimci” kaynaklardan yararlanılarak yazılacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Nitekim, ben 21. Yüzyılda Türkiye adlı kitabımda, acizane, bu yönde bir çaba sarfettim.

Pek doğal olarak çok eksiğim vardır ama, tarihsel gerçeklere ulaşmak için sadeece “devrimci” değil, “karşı devrimci” kaynakların da hemen hemen hepsini okudum ve gerçeklere uygun olan bazılarını da kitabımda kullandım.

Bu arada şunu da belirtmeden geçemeyeceğim:

Resmi tarihi yazanlar, yani “devrimci tarih” yaklaşımını benimseyenler, pek çok eksiklerine ve ideolojik açıdan tarafgirliklerine karşın, yine de “karşı devrimci” yaklaşımla tarih yazanlardan daha gerçekçi ve daha bilimsel bir tarih ortaya koymuşlar.

Bu çerçevede Turgut Özakman’ın yazdığı, Vahidettin, Mustafa Kemal ve Milli Mücadele, Yalanlar, Yanlışlar, Yutturmacalar adlı kitabın çok önemli bir kaynak olduğunu belirtmeliyim.

Prof. EMRE KONGAR..

http://www.kongar.org/21yy_se.php


Sayın hocam,resmi tarihi yazanların daha gerçekçi ve bilimsel tarih ortaya koyduğunu teslim etmiş..

Bir tarih ne resmi olduğu için yanlıştır,ne gayr-i resmi olduğundan dolayı doğru.(Turgut Özakman a.g.e)

saygılarla.............harbey...........

harbey
24-07-07, 17:03
Devlet arşivleriyle ilgili iddiaları,suçlamaları önceki mesajda nakletmeye çalıştım.Hatırlatmak amacıyla tekrar yazıyorum..

Yetmiş yıldır kat kat kilitli bodrumlarda gizlenmiş belgeler(Hasan Mezarcı-Ankara istiklal mahkemeleri zabıtları Hasan Mezarcı'nın ön sözü,s.X,işaretY.,İstanbul 1993)

*** " Ankara İstiklal mahkemesi zabıtları,işaret Y.,İstanbul 1993 ; Burhan Bozgeyik şöyle yazıyor,"İstiklal mahkemesi gibi...bir müessese ile ilgili arşiv ve belgelerinin,kağıt fabrikasına gönderilerek hamur yapıldığı söylenmektedir.(Bozgeyik böyle çocukca bir söylentiyi aktarmakla kalmıyor,bir de kesin yargıda bulunuyor..)." Bu mahkemelere ait onbinlerce belge ortada yoktur !..(Ç.Ethem s.7 Yeni Asya gazetesi Y.,İstanbul,1991.)**

*** "Bir kısım meclis zabıtları(tutanakları),İstiklal mahkemeleri dosyaları gibi çok mühim tarihi malzeme hala gözlerden uzak tutulmaktadır..(..)Vesikalardan (belgelerden) bir kısmı hala saklanmakta,araştırmacılardan gizlenmektedir." ( Vehbi Vakkasoğlu age.1.c.S.7)**

*** Tarihi ile bu kadar övünen devlet,savaş tarihi arşivlerini,resmi tarihçilerinin dışında kimseye açmıyor.(Y.Küçük yakın Tarih Ansiklopedisi 1.c takdim yazısı..)**

*** Uğur MUMCU,'Şeyh Sait Ayaklanması dosyalarının tasnif dışı olduğunu ileri sürmektedir.( Kürt İslam ayaklanması,1919-1925 s.7,1991)**



O zaman gerçekler ne?..Devlet arşivlerinin durumu ne halde?..Yukarıda denilenler doğru mu ?

TBMM ARŞİVLERİNİN DURUMU (İstiklal mahkemesi zabıtları)....

İstiklal mahkemeleriyle ilgili dosyalar 1973 yılından beri araştırmacılara açık.
TBMM'nin GİZLİ CELSE ZABITLARI 1980 yılında yayımlandı.İlgili akademisyen,araştırmacı,yazarlar vd. bu arşivlerden faydalanıyorlar...

İstiklal Mahkemesi Belgelerinin ve TBMM Gizli Celse zabıtlarının halen kapalı olduğunu zannedenlere duyurulur..............

İstiklal Mahkemeleri konusunda yaptığı çalışmalarla ve eserleriyle tanınan Prof.Dr.Ergün Aybars'ın belirttikleri şu şekilde..

" Konuyla ilgili belgeler TBMM arşivindedir.Yalnız Konya (II dönem) ve El Cezire İstiklal mahkemeleriyle ilgili belgeler,bu mahkemelerde üyelik yapmış olan Hacim Muhittin Çarıklı tarafından Türk Inkılap tarihi Enstitüsüne verilmiştir.Meclisteki ve enstitüdeki belgeler,DURUŞMA DOSYALARI,KARAR DEFTERLERİ ( onbinden çok karar) ve mahkemelerin yazışmalarıdır

" Mahkemelerin çalışmalarıyla ilgili geniş bilgi ve Meclise verilmiş olması gereken raporlarda arşivlerde bulunamamıştır.Özellikle mahkemenin dolaşmalarıyla ilgili bilgiler Hakimiyet-i Milliye,Babalık,Açık Söz gibi o devrin gazetelerinden ve kısmen karar defterlerindeki tarih ve notlardan alınmıştır..

Merhum Uğur Mumcu'nun söyledikleriyle ilgili olarak da,Turgut Özakman hocanın yazdıkları aşağıda...

" Uğur Mumcu " Şeyh Sait dosyalarının tasnif dışı olduğunu " ileri sürmektedir.Bu ifadeden en azından bu dosyanın incelemeye kapalı olduğu anlamını çıkararak,sebebini öğrenmek için telefon ettim Arşiv yetkilisi dedi ki : " Dosyalar olaya ve mahkemeye göre değil,sanık adlarına göre tasnif edilmiştir.Bir yanlış anlaşılma olmuş herhalde.Çünkü sanık adı belirtilmek şartıyla,her dosyayı incelemek kabil.Hiç bir dosya incelemeye kapalı değil.(23.6.1995.günü,Arşiv Md.Y.İhsan Ezherli ile yapılan konuşma....)

BÜTÜN DOSYALAR BELGELER TBMM ARŞİVİNDEDİR..

ATASE ARŞİVİ...Genelkurmay Başkanlığı Askeri tarih ve Stratejik Etüdler Arşivi...

Bu arşivde Osmanlı dönemine ait olanlarla 7 milyona yakın askeri belge,ayrıca Mustafa Kemal'in ölümünden 25 yıl sonra açılmak üzere Ziraat bankası kasalarında korunup 1964 yılında Genelkurmay'a teslim edilen - Atatürk'ün özel mektupları ile özel not defterlerinden oluşan-Atatürk özel arşivi ile Cumhurbaşkanlığı arşivinin kopyası bulunmaktadır.

Kurtuluş savaşının 16 ciltlik ASKERİ TARİHİ bu arşivlere dayanılarak yayımlanmıştır.Araştırmacı ve bilim adamları bu arşivlerden faydalanarak bir çok eserler vermişlerdir.Örneğin : Doç.Dr.İsmail Özçelik-Dr.Bülent Çukurova-Dr.Mesut Aydın vd.....

ATASE'nin başvuru kitaplığında Kurtuluş savaşı ile ilgili,Yunanca,İtalyanca,Fransızca vd.kitapların çevirileri,yayımlanmamış çeşitli anılar,Tümen ve alay tarihçeleri,harp cerideleri bulunuyor.ATASE'nin bu kitaplığından herkes yararlanabiliyor..

Atatürk'ün özel arşivi bütün araştırmacılara açık.Ayrıca Atatürk'ün özel arşivindeki mektuplar ve defterlerindeki notlar,üç kitap halinde ve geri kalanlar ise 75,77,79,80 ve 82 sayılı Askeri tarih belgeleri dergisinde yayımlanmıştır.( Atatürk Özel Arşivinden Seçmelerin I.cisi Kültür Bakanlığınca 1981'de,II ve III.cüsü 1992 ve 1994 de yayımlanmıştır.)

ARŞİV ESKİ YAZI BİLEN YERLİ YABANCI BİLİM ADAMLARINA-ARAŞTIRMACILARA AÇIK..............

CUMHURBAŞKANLIĞI ARŞİVİ.............

Bu arşivde bulunan Atatürk dönemi belgeleri uzun zaman araştırmacılara açık kaldı.1991 yılında bilgisayar ortamına geçmek için geçici olarak kapatıldı..Ancak Cumhurbaşkanlığı arşivindeki belgelerin kopyaları ATASE ve TTK'da da mevcut..

Doğrudan Cumhurbaşkanlığı arşivlerinden faydalanarak eser veren bir çok araştırmacı vardır...Lord Kinross-Uluğ İğdemir-Prof.Dr Sıtkı Baysal-Doç.Dr Mim Kemal Öke vd....

TÜRK İNKILAP TARİHİ ENSTİTÜSÜ ve TÜRK TARİH KURUMU ARŞİVLERİ....

Bunlar da araştırmacılara açık.Son derece zengin ve hazine niteliğinde..Kurtuluş savaşı ve Atatürk döneminin, dışişleri bakanlığı belgelerine varıncaya kadar çok kapsamlı ve detaylı..

Değişik tarihlerde bu "TEMEL BELGELER" kitaplar halinde sunuluyor.Birincil kaynak niteliğinde..

Ayrıca yine bu belgeler Harp tarihi Vesikaları-Askeri Bülten-Tarih Vesikaları-Belleten-Atatürk Araştırmaları Merkezi Dergisi-Belgelerle Türk tarihi ve Türk Kültürü gibi dergilerde yayımlanıyor.

Bu arşivlerdeki belgeler ışığında dünya kadar eser verilmiş.. İnsanlar bunların ve OSMANLI ARŞİVLERİNİN içerisinde halen HARIL HARIL çalışıyorlar..Alınteri döküp,emek vererek DOĞRU TARİHİ yazmaya gayret ediyorlar...Ali Orhan-Cavit Aker-Bekir Sami Günsav-Tevfik Bıyıklıoğlu vd....


Devam etme niyetiyle............Saygılarla................... .harbey.............


Alıntı ve Okuma Kaynağı :

Turgut Özakman Vahidettin M.Kemal ve Milli
mücadele YALANLAR,YANLIŞLAR,YUTTURMACALAR.

Prof.Ergün Aybars, İstiklal Mahkemeleri.......

bozkır
30-07-07, 18:42
sn harbey paylaşım için teşekkürler.
Özel olarak değinmek istediğim nokta Uğur Mumcunun olayı.Uğur Mumcunun hemen hemen her yazısını okumuş biri olarak adını bile nüfus defteri ile verecek kadar belgelere dayalı yazmayı seven bir insan olduğu biliyorum.Pek çok araştırma yazısı mevcuttur.Hukukçu olmanın avantajıyla zaten belgelerle haşır meşir bir insan.Zaten onu normal gazeteceilerden ayıran noktada işte bu hukukçu yanı.Bu açıdan Uğur Mumcunun, dosyaların arşivlenme biçimi yüzünden bazı belgelere ulaşamaması bence söz konusu dahi olamaz.bu işleri ondan daha iyi bilecek birinin olacağını tahmin edemiyorum.

Pek çok arşivimizin kapalı olduğu iddiası genellikle efsanlere dayalı.Zira arayan buluyor ve yazıyor.tembel herifler ise boyuna atıp tutarlar arşivleri kapatmışız diye.Ancak şöyke bir gerçek var ki.Türkiyede belli konularda sansürleme ve gizleme oldukça olağan.Bunların başında da kürtlük mevzu geliyor.Atatürkün kürtlerle ilgili 1923 teki özerklik sözünün sansürlendiğini ancak 1987 de açığa çıkartıldığını biliyorum.Aynı uygulamanın şey sait davasında da olması gayet olağandır bence...

saygılar

kkutkan
03-08-07, 18:26
Türkiye’de her üç kişiden beşi şairdir.
(Aziz Nesin)
Tarih Anlayışı ve Tarihçiler
Tarih; Geçmişte yaşamış insan topluluklarının birbirleriyle olan ilişkilerini, savaş ve barışlarını, kültürlerini, medeniyetlerini, sosyo – ekonomik yapılarını belgelere dayanarak, yer ve zaman göstererek, sebep – sonuç ilişkisi içerisinde inceleyen ve objektif olarak açıklayan bir bilimdir.
Yazıya tarihin tanımı ile başlamamın nedeni günümüzdeki tarih anlayışı ve onun etkileri ile ilgilidir. Maalesef bir tarih kitabı okuyan her kimse tarih hakkında yorum yapmaya ve ahkam kesmeye başlıyor. Ülkenin önemli meselelerinde bile tarihçilerden ziyade gazetelerin köşe yazarlarının görüşü daha önemli görülmüştür. Ya da çekilen herhangi bir dizi veya filmde yararlanılan bir tarihçiye rastlayamazsınız.
Oysa tarih bir bilimdir. Herhangi tarihsel bir konu hakkında bahsederken belgelere başvurmanız ve kullandığınız kaynakları yazmanız gerekir. Çünkü tarih bilimi birçok farklı bilimden(arkeoloji,nümizmatik,ekonomi…) yararlanan,belge araştırması yapan çok yönlü bir bilim dalıdır. Belgelere dayanmadan yapılan tarihçilik ve yorumlar gelecekte çok büyük tehlikelerin ortaya çıkmasına neden olabilir.
Tarih toplumların,kültürlerin,kişilerin kaynaşmasında önemli rol oynayan bir bilimdir. Eğer öteki-ni sürekli aşağılarsanız,saygı göstermezseniz ve bunu tarihe dayanarak yaparsanız;karşınızdakinden de saygı beklemeniz biraz hayalcilik olur. Eğer ciddi tartışma ortamları oluşturulursa ve belgeler karşılıklı olarak sunulursa sanırım karşımızdakini anlamak ve kendimizi anlatmak çok daha kolay olacaktır. Ama kitaplara sürekli karşıdakini kötülersek durun içinden çıkılmaz bir hal alır. Örneğin geçen yıllarda yayımlanan bir kitapta ‘düşmanlarımız bize karşı haince tuzaklar kuruyorlardı’ cümlesi geçiyordu.Eee ne var bunda çok normal ve doğru bir cümle diyebilirsiniz. Ama biraz daha yakından bakıldığında ötekine karşı bir düşmanlık beslendiğini göreceksiniz. Nasıl mı? Bakınız herhangi bir savaşın içinde olduğunuzda,savatçığınız insanların size tuzaklar kurması çok normaldir. Sanırım savaşılan taraf kurduğu tuzaklar hakkında gelip size bilgi vermeyecektir. Kaldı ki savaş tuzakları anlatılırken Türklerin sürekli kullandığı Turan Taktiğinden büyük bir övgü ile bahsedilir. Sonuçta Turan Taktiği de savaşta kullanılan bir çeşit tuzaktır. Sahte bir geri çekilme ve düşmanı yok etme mantığı üzerine kurulmuş bir taktiktir. Böyle devam ettiği sürece Tarih bilimi ve tarih dersi öğrencilerin hikaye dediği ve derslerde uyumaya başladıkları bir ders olmaya devam edecektir.
Yazının başlığına Aziz Nesin’in bir sözünü ekledim. Diyebilirsiniz bu sözün tarihle ne gibi bir ilgisi var. Sanırım ülkemizde her üç kişiden beşi tarihçi olmaya başladı. Ve bu durum hem benim işimi zorlaştırıyor hem de diğer meslektaşlarımın.
Saygılarımla.
kkutkan