PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Tarih nedir?


Sayfa : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 [13] 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31

eryıl
08-10-07, 20:39
Sayın Bozkır,
Liberalleri anladık,Dincileride anladık sana zahmet bir de kızılların anlayışını açıversen.
Saygılarımla.

bozkır
17-10-07, 14:41
Tarihin kötü emellere alet edilmeye çok müsait bir yapısı var gerçekten.Bir belge üzerinden bile iki zıt anlam çıkarabiliyoruz.Ermeni tehciri ile ilgili belgeler buna tipik birer örnektir.
Tarih neden saptırılır peki?Hobsbawma göre tarih insanlara bugün içinde bulundukları düzeni onaylamaları ve takdir etmelerini sağlamak için öğretilir.Türk tarihini ele alalım.Bugün gelişmiş ülkeler karşısında geri kalmış kimi zaman yarı sömürge durumuna düşürülmüş bir ülke durumundayız.Herşeyimiz dışa bağlı milyar dolarlık borçlarımız var.Bunun yanında en azından "borçlarımız kadar büyük bir tarihimiz" var.Neden?Çünkü bugün gurur duyacağımız şeylerin sayısı az.Onun yerine at sırtında ele geçirdiğimiz toprakların hayalini kuruyoruz.Ne büyük imparatorluklar kurmuşuz diye kendimizle gurur duyuyoruz.

Tarih bu olmamalı.Elbetteki insanların ulus olma bilincine sahip olması için ortak bir tarihe ihtiyacı var.Ama bu saptırılmış yalanlar dolu bir yığın olmamalı.Yoksa Türkiyede olduğu gibi ortaokulda osmanlının büyüklüğü günümüzde ise Türkiyenin ezikliğini öğrenen bireylerin yaşadığı travmaların sonu gelmez.
Bu konuda İlber Ortaylının güzel bir söylesişini okuyabilirsiniz.

“İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı” çalışmanızın başında bir cümle dikkatimi çekti: “Ülkemizin tarihçileri yarım yüzyıldır bütün engellemelere rağmen...” diye devam ediyor. Nedir bu tarihçinin karşısına çıkan engeller?

Tarihçinin karşısına çıkan engellerden bir tanesi siyasi fikir hürriyetidir. Siyasi fikir hürriyeti bizde sadece ve sadece devlet ve onun polisi, savcısı tarafından kısıtlanıyor gibi algılanır ve öyle gösterilir. Siyasi fikir hürriyetini baltalayanlar bizde bizzat vatandaşların kendileridir.

Nasıl?

İnsanlar işlerine gelmeyen fikir sahiplerini çok tenkit ederler, onu koruyanlar da öbür vatandaşlardır. Dolayısıyla bizde bir fikir adamının, bir sanatçının tarafsız kalması mümkün değildir, bir tarafa kapaklanır. Mesela siz sol kesimin işine gelmeyen bir tarih yazın veya sağ kesimin işine gelmeyen bir tarih yazın ve terminoloji getirin, bakın ne kadar çok tenkit alacaksınız. İşte bu olduğu takdirde bu memleketlerde yaşamanın imkansıza yakın zor olduğunu hepimiz bilirsiniz.

Tarihçinin halkın % 50’yi belki 60’ı Türkmen’dir. Belki yüzde 10’u Kıpçak Türk’ü gerisi muhtelif etnisitelerden. Ve bu bir Osmanlılık içinde kaynamış gitmiş. Burada bir milliyetçilik yapmak zorundasınız, tarih sizi bu noktaya getirmiş orada bir seçim hakkı yok; biz Türk milliyetçiliği yapalım mı yapmayalım mı? diyemezsiniz. Çünkü tarih bu toplumu en azından 1877-78 ve 93 muharebesinden beri buna zorluyor. Yani İmparatorluk yıkılır, o ayrı, fakat ana vatan topraklarımızı kaybetmeye başladığımız an milliyetçilik gelir, orada artık Osmanlılık iflas etmeye başlar. Ondan kaçamazsınız. Bunları nasıl okuyacağınız da bir engel.

Siyasi engeller var mı?

Siyasi engeller de var. Ama, tarihçinin karşısında duran çok önemli birisi de şöyle formüle edilebilir. Tarihçiye engel tarihçi meslektaşında gelir, okumuştan gelir, şunu diyemezsin, bunu diyemezsin derler. Bir şey dediğin an, bir tarafın adamı olursun. Onun için bu gibi memleketlerde o anlamda geniş tarihi sentez ve yorum yapılamaz.

http://www.baktabul.com/tarih/4628-prof-dr-ilber-ortayli-ile-tarih-ve-biz-konulu-soylesi.html

bozkır
17-10-07, 14:42
önemli gördüğüm için bazı bölümlerini de buraya aldım.Hani gidip okumaya üşenirsiniz diye....

Peki ne yapılır bu memleketlerde?
Bu memlekette yapılacak iş, bilinmeyen tarihi bildirmektir. Bizim daha tarihimizin gerçekleri ortaya çıkaramamıştır. Bunları ortaya çıkardığın zaman ortaya çıkan gerçekler bir kere insanları heyecanlandırır. Bunu yapmak zorundasınız.
Bilinmeyen gerçekler. Bunlar ne zaman bu memlekette bilinebilir olabilir?
Araştırmanız lazım. Fransa tarihinde İngiltere tarihinde. Almanya tarihinde üzerinde ciltler yazılan konular bu memlekette bilinmez. Mesela, bir mahalle idaresi nedir? Türkiye’de bilinmez, çok az bilgimiz vardır, bol spekülasyon ve hikaye anlatırız. Böyle garip garip şeyler buluyoruz, mesela bir mezar taşı okuyorsun, mezar taşının üzerinde bir mahalle lafı geçiyor. Daha geçen gün okudum Cerrahpaşa Camii’nin haziresindeki bir mezar taşına. Bilmediğim bir müessese çıktı karşıma. Şimdi böyle bir şey olmaz. Fransa tarihinde, Alman tarihinde, İngiliz tarihinde. Böyle şeyler bilinir.
Tarihe yaklaşımınızı belirleyen şey, çıkarlarımıza geldiği gibi, mantığı olursa ve bu mantık mutlak iyi ya da mutlak kötü gibi kategorik bir zihinsel şablon oluşturuyorsa, bu tür bir tarih okunmasından ortaya ne çıkar?
Böyle bir reddiye-methiye, tarihi ayıklayarak bakma mantığı var. Sırf Türkiye’de değil bir sürü ülkelerde var. Bunlar daha çok Balkan ülkelerinde, fakat asıl felaketi Sovyet artığı ülkeler var. Demek ki bu Rus histografisisi ve Sovyet Marksizmi hiçbir halta yaramamış geride birtakım iptidai bakışlı insanlar bırakmıştır. Tarihe böyle bakarak efsaneler yaratılır. Rusya’da bugün öyle insanlar var ki neredeyse fiction yapıyorlar tarih diye. Bunlardan birisi akademinin matematik profesörlerinden, fena bir matemaktikçi de değilmiş. Fakat anlaşılan matematik tıkandı ve fazla ümidi yok ki, mesela Korkunç İvan’la Kanuni Süleyman’ın aynı adam olduğunu iddia ediyor. Böyle garip fictionlarla tarih yazıyor, bunlar kabul görüyor, taraftar topluyor, bu kitaplar okunabiliyor. Bunu yapan da Ruslar, o camiada en uygun en çok kafa yormuşu, mürekkep akıtmışı. Adamın biri çıkıyor Müslümanlardan, Büyük Petro Türkiye’de esir oldu diyor. Adamın biri çıkıyor “ Kahveyi Araplar getirdi Brezilyadan diyor. Öbürü çıkıyor diyor ki, “Bugünkü Kazak-Tatarların aslı Bulgarlardır.” diyor. Özbekler Timur’un ahfadı” diyor. Halbuki Özbekler daha sonra indi aşağıya, Timur ve torunları da hiç hoşlanmıyor bu takımdan. Bu da mesela Özbekistan’ın milli tarihi oluyor. Bir kısımına sorarsan taa İran’ın batısına kadar zaten hepsi Taciklerin elindeydi. Böyle ilanihaye abartılmış, gerçek dışı unsurlarla yazılmış tarihler var. İnsan şaşıyor. Problem var, yok değil. Bu hakikaten gülünç ve rahatsız edici.

http://www.baktabul.com/tarih/4628-prof-dr-ilber-ortayli-ile-tarih-ve-biz-konulu-soylesi.html

FatmaSeher
18-10-07, 04:38
Biz bazı kelimeleri ağzımıza sakız etmeye bayılırız.Çiğneye çiğneye eskitir ama yine ağzımızdan bırakmayız.Bu kavramlardan biri de resmi tarihtir.Liberal ve dinci kalemler -hatta aşırı kızıllar- ilgili ilgisiz her yerde bu kavramı kullanırlar.Sanki dünyada bir tek bizim resmi tarihimiz var.Oysali her ülkenin bir resmi tarihi vardır.Yalandır yanlıştır ama vardır.Bugün Fransa dahi sömürgeciliğin "iyi yanlarını" tarih kitaplarına sokmaya çalışmaktadır.Çünkü resmi tarihin en önemli görevi doğru olması değil toplum tarafından onaylanmasıdır.Bugün gidin amerikan tarihi kitaplarına bir amerikalının biz kızılderilileri kesip biçtik dediğini göremezsiniz.

Ancak arada bir fark vardır.Orada nesnel tarih gerçeklerine ulaşılabilecek kaynaklar çok fazladır. Yani isteyen adam gerçekleri dışarda da öğrenebilir. Biz de bu çok az ve nasıl kullanacağımız öğretilmiyor, bizim asıl eksikliğimiz de bu.

Bir de resmi tarih karşıtlarının öyle nesnel tarih aradıkları yok.Tersine onlarının da kalıplaşmış bir gayri-resmi tarihleri vardır.bunun dışında da birşey duymak istemezler.Dinciler için cumhuriyet dönemi, Kur'anların toprağın altına gömüldüğü bir zulüm dönemidir.Bu saçmalıklara o kadar doymuşlardır ki Atatürkün din değil din tacirleri ile boğuştuğu gerçeğini görmezler.Liberal sömürge kafaılar için Türklerin ermenileri soykırımdan geçirmemiş olması mümkün değildir.Hatta onlar için biz rumları da kestik.Çünkü türkler özünde barbardır.Onlar batılıların oryantilist anlatımlarına o kadar saplanmıştır ki bir türlü çıkamadılar.Kızıllar için de diyeceklerim var ama tartışma hemen Mustafa Suphiye bağlanıp dağılacak.O yüzden es geçiyorum.

Sonuca gelirsek resmi tarihimizi savunacak değilim.Türk-islam sentezinin iğrenç bir ürünüdür.Ancak her olaya da resmi tarih damgası vurup bu yalandır demenin bir mantığı yok.Türkiye de nesnel gerçekleri anltan çeşitli görüşden kalemlerin kitapları da vardır.Üşenmeyin gidin okuyun....

saygılar

Sayın bozkır,
Yine önemli bir noktaya parmak basmışsınız. tabi bazılarının bam teline de..;)
Bence anlaşılmayacak bir şey yok yazınızda... Gayet açık..
Örneğin Ermeni meselesinde, batının tezlerine ve batının avro -dolar karşılığı bazı Türk isimlilere yazdırdığı sahte ermeni soykırım tezlerine gözü kapalı kefil olanlar, Bu avro -dolar tez kitaplarını okuduklarını da sanmıyorum ya, iki kelime ezber yeter, "Soykırım yapılmıştır, Tarihimizle yüzleşelim" vs.) Türklerin soykırım yaptığına şahit olmuş gibi kendilerinden emindirler de !!
Ermenistanın ilk Devlet başkanı Kaçznuni'nin tarihe kaydedilen bizzat kendi söylemleriyle batıyı yalanlayan , Ermenilerin nasıl Batılı emperyalistler tarafından aldatılıp Türkleri katlettiklerini anlatan belge kitaba , Yine Ermeni Tarihçi Lalayan, Karinyan, Ermeni devlet adamı Boryan'ın, Kaçaznuniyi doğrulayan belge kitaplarına ise rağbet etmezler..
Kaynak yayınları tarafından basılan ,Bu belge kitaplar büyük bir emek ile Sovyet arşivlerinden gün ışığına çıkarıp yayınlayan , İst Ünv ,Araştırma görevlisi Mehmet Perinçek 'i , "Doğu Perinçek'in nesi oluyor ben bu adamı okumam, inanmam " diyene bile rasladım bu forumda ..
Varın ötesini siz hesap edin
Fikir çok yani ,bir de bilgi olsa.;)

bozkır
18-10-07, 10:26
sn seher
biz buna tarihte "aşağılık psikolojisi" diyoruz:)

kendini yük hayvanı belleyen sömürge aydınları gelsinler sırtıma binsinler diye adeta yalvarıyorlar.Batı ne derse doğrudur.bizim yapacağımız oturup suçumuzu itiraf etmek ve kuzu kuzu cezamızı çekmek.Yoksa onlar için gerçekten suçlu musun değil misin pek önemli değil.insan bir kere eşekliği kabul edince bir daha o durumdan kurtulamıyor

saygılar