Orijinalini görmek için tıklayınız : Artıklarım...
İçimdeki volkanın ilk püskürmesidir bu,
bekleyen
bekleyen
bekleyen...
bekleye bekleye vazgeçen
vazgeçmekten sıkılan
korkan
unuttuğum.
Başlayınca durmayacak olan,
Başlayamayan bir dışa vurula-mayışıklığın öyküsü...
Bir şarkı dinliyorum, belki onlarca kez bu dilde dinlememe rağmen
İlk kez dinliyorum.
Hani olunması gibi, hani beceremediğimiz...
İstediğim andır aslında o an,
hep yanlış anlaşılabilecek,
ama olunması gibi,
becerebildiğim,
becerilebilindiğinden emin olamadığım.
Hani yarıştırır gibi değil,
paylaşarak
sırasını bilerek ve dinleyerek...
Azalıyordun,
Ama dediğin gibi değil,
Azalıyordun sahiden.
Azaldığını bilmeden
Sözün bittiği yerde,
artık duyulmacak bir anda
söyledim bir çok sözümü.
Azalıyordun, duyamıyordun...
03012008
Dünyamın en büyük kadınına!
"Küçücük bedeninin içine koskoca bir yürek nasıl sığar ki? Sen, yerküreye inmiş insan silüetinde bir melek olmalıydın..."
Tek çocuk olduğum son geceyi hatırlıyorum. Hani annemin yıllardır beklediği, uğruna bir kaç kez düştüğü, düşürdüğü hayalinin gecesi... Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktı. Öyle ya bedenime sorumluluk zehri o an akmaya başlayacaktı, sabah uyandığımda bambaşka biri olacaktım; Ağabey! Nasıl da uyanmamam için parmaklarının ucunda yürütüyordun bedenini, korkmayayım diye. Ama gözlerimi sımsıkı yummuş annemin sesleri ile korkuyordum yine de. Hayır, kardeşim olacağından korkmuyordum, ya anneme bir şey olursa! Gitmişlerdi... Onlar giderken yanıbaşımdaydın, uyumadığımı anlamıştın. "Dua et" dedin... Dua et...
Ben seni hiç kıskanmadım. Öyle adaletliydin ki sevgini dağıtırken, öyle kocaman bir yüreğin vardı ki, içinde "sen" geçen bir cümle asla olumsuz olamazdı zaten. Aklıma düştüğün anlarda tüm özlediklerimi rafa kaldırıyorum. İçimde büyüyorsun o an, bendeki "hasret potansiyeli" nde başka yer kalmıyor.
Sen gittiğinde hiç ağlamak istemedim. Hani akan bir dolu gözyaşımı saymazsak tutabildiklerim, senin olman gereken yere gittiğini düşünerek tutunabildiğim ve rahatlayabildiğim anlardı... Bu kirli dünyanın savaşından bihaberdin. Belki bir torununu bu savaşa verdin ama yine de bu savaşlardan çok uzaktın. Torununu kaybetmek nasıl bir duygudur acaba...?
Güzel bir yaz gecesiydi. Sen gideli çok da olmamıştı aslında. Yeni evine götürecek tahta ve boyuna göre hayli uzun olan o kutudayken sen, başucunda kalabalığın içinde yalnız seni hissettiğim, gördüğüm, duyduğum andan sonra ilk kez yine seninle kaldığımı hisettim ve ne tuhaftır ki yine kalabalığın içinde... Yüzlerce melek uçuşuyordu. Acılarla yoğrulmuş hayatın belki de ilk ve şu ana kadar son hıçkırıklarıydı tutamadığım... Yine de hiç bitsin istemiyordum o şarkı, çünkü sen vardın, gelmiştin, yanımdaydın, gözyaşlarımı siliyordun... Nasıl bitsin isterim, dedim ya tabutunun başında yalnız kaldığımız andan sonra ilk kez görüyordum seni!
Hatırlıyorum, sen giderken belki de ilk kez huzur doluydun torunlarının omuzlarında. İlk kez uzanırken sereserpe rahattın, ilk kez korkmuyordun kimbilir...
Özleniyorsun, çocuk yaşta dul kalan ve yetim çocuklarıyla birlikte büyüyen kadın... Sen, sabrımın kaynağı, kıymetlim...
Son nefesimde, elim, söz..!
İki ay sonra annemi kaybedişimin 4. yılı olacak. Zaten hep hüzünlüdür bu konu, ama daha bir ağırlaşır belli dönemlerde, tam öyle bir dönemdeyken karşılaştım bu yazıyla.
Artık ona bir şeyler yazmaya çalıştığımda elim titrediği için, artık onunla yazıyla konuşamadığım için utandım kendimden.
Sen, sabrımın kaynağı, kıymetlim...
Bizim evin halleri, herkes bir köşede sessiizce gelmesini hiç istemediği o fırtınayı beklemektedir.Biz beş kişiyiz, beşimizde aşık taparız elleri nurdan olan o kadına!Kıymetlimizdir bizim, parmağına diken batsa her birimiz enkaz yığınına döneriz güçlüdür o kudretli bi başına çekip çevirmiştir hepimizi, hep söyler ilk gözarım gizem'im diye..Ne çok kıskanılırım bu sevgi çemberinde ve ne çok el üstünde tutulurum tarifi imkansızdır.Damarımı iyi yakalar ananem, bulupta her fırsatta içine akıverir su misalim, evlende gelinliğini görelim diye başımın etini yer durur.Sözümdür o an hepimiz o çemberde el ele olacağız korkarım birgün gidersin bizden biz beş kişi yetim, yersiz yurtsuz.Cansın sen çoğuda gül, misler gibi kokarsın neşemizsin kardelen gibi dimdik kalemizsin sen!Nasılda bırakırım seni toprağıma hangimiz yatmayızki yanına, hangimizin canı yanmaz..en küçüklerimiz bilmez annem onlar seni çok kısa yaşadılar dilden dile anlatılırsın bizim buralarda, nasıl da unutmuşum iki yıldır uzak kucağından bu gurbet ellerde biz iki kişi tutunuruz birbirimize.En şanslımız Ebru, hep yanında senden aldıklarını bize yansıtır artık ne derece ısınırsak, ne de güzel küfür ederdin sen..anneme küçükken tiyatrolara düşesin derdin büyük konuştun tontonum torunun düştü bu yollara ve ne zaman sahnede bir kadın canlandırsam sen gelirsin aklıma.Kadın gibi kadındır benim ananem derim hep..
..sen ve biz
biz beş kişiyiz
beş aşık
beş viran şehir
sen toprak
anamız!
Dünyamın en büyük kadınına!
Hatırlıyorum, sen giderken belki de ilk kez huzur doluydun torunlarının omuzlarında. İlk kez uzanırken sereserpe rahattın, ilk kez korkmuyordun kimbilir...
Özleniyorsun, çocuk yaşta dul kalan ve yetim çocuklarıyla birlikte büyüyen kadın... Sen, sabrımın kaynağı, kıymetlim...
Son nefesimde, elim, söz..!
sevgili tugu..yüreğine sağlık...iliklerimizde hissettirebilecek kadar içten bir anış....sevgilerle...
vBulletin® v3.6.11, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd.