bozkır
01-03-08, 01:07
Osmanlı'nın toprak yapısıyla ilgili ortaya atılan iki model vardır.Birincisi ATÜT ikincisi ise merkezi feodalite.
Marx Atüt olarak nitelidiği yapıyı daha çok Çin üzerinden tasarlamıştır.Ancak kaynaklarının yetersizliği sonrası daha titiz bir araştırma yapmış ve bazı fikirlerini değiştirmiştir.Burada kastedilen ATÜT kendi içine kapalı köy topluluğun tüm ihtiyaçlarını içerden sağlamasına dayanan ve pazara yönelik üretimin olmadığı bir yapı kastedilir.Bu yapının asıl özelliği kendi iç özelliklerinden dolayı evrime müsait olmayışıdır.Ancak bir dış etki buna izin verebilir.Stefanos yerasimos kimi noktalarda ve Halil İnalcık pek çok yönden bu anlayışa katılır.
Diğergörüş osmanlının asıl yapısının mahalli feodaliteyi bile tasfiye edemiyen bir merkezi feodalite olduğunudur.Halkın sırtından kazanılan artı değer memur bürokrasisi sayesinden merkezi imparatorluğun kalbine gitmektedir.Bu payı kaybetmek istemeyen merkezi iktidar tımar sistemi aracılığıyla feodal unsurların gelişmesini engellemeye çalışır.Bu kavga Osmanlı öncesi Bizansta da yaşanmış feodalizmin kazandığı noktada devreye Osmanlı girmişti.Bu görüşe daha sonraları D.Avcıoğlu ve H.Berktay da katılacaktır.Avcıoğlu uluslararası kervan yolları sistemi sayesinde pazara yönelik üretim yapan -uzmanlaşmış üretim- pek çok köy olduğunu ve kervan yollarının korunumunu üstlenen 4000 derbend köyünün olduğunu yazar.Yani kapalı bir üretim yoktur.
Yani temel olarak artık ürün merkezi imparatorluk tarafından yenmektedir.Ancak bu durum Celali isyanları,tımar sisteminin çöküşü ve ayanların ortaya çıkışıyla kesintiye uğrar.18 yy sonunda neredeyse Osmanlıyı ayanlara yönetmektedir.Mehmet Aliler,Tepedelenliler,Karaosmanoğulları hem önde gelen ayanlardır.1808 Senedi İttifak bunların zirve noktasıdır.Ancak bu feodalleşme uzun sürmez ve II.Mahmut bütün ayanları neredeyse dize getirir ve 19 yy merkezi imparatorluğu canlandırır.Osmanlının kapitalistleşememesinin altında yatan sebeplerden biri budur.
Kapitalizm ilk sermeye birikimine muhtaçtır.Bu sadece kendi başına da yeterli değildir.Bu sermayeyi büyütecek işletecek bir tüccar burjuvaziye ihtiyaç vardır.Batının toplumsal yapısı buna izin vermiştir.Ancak Osmanlının yapısı buna müsait değildir.
Osmanlıdada tüccar vardır.Hem de uluslararası çalışır.Ancak malını çok büyütemez.Zira merkezkaç kuvvetleri bertaraf etmeyi kendi düzenin temeli olarak gören topkapı kimin malı artarsa onun malına el koyar.Asla kendi dışında bir yoğun sermaye birikimin olmasına izin vermez.Tüccalarda bu tehlikeyi bildikleri için paralarını bir süre sonra ticarete değil işte memuriyet almaya yada vakıf yaptırmaya harcar.Böylece parasını korur ancak ticarete harcayamaz...
Marx Atüt olarak nitelidiği yapıyı daha çok Çin üzerinden tasarlamıştır.Ancak kaynaklarının yetersizliği sonrası daha titiz bir araştırma yapmış ve bazı fikirlerini değiştirmiştir.Burada kastedilen ATÜT kendi içine kapalı köy topluluğun tüm ihtiyaçlarını içerden sağlamasına dayanan ve pazara yönelik üretimin olmadığı bir yapı kastedilir.Bu yapının asıl özelliği kendi iç özelliklerinden dolayı evrime müsait olmayışıdır.Ancak bir dış etki buna izin verebilir.Stefanos yerasimos kimi noktalarda ve Halil İnalcık pek çok yönden bu anlayışa katılır.
Diğergörüş osmanlının asıl yapısının mahalli feodaliteyi bile tasfiye edemiyen bir merkezi feodalite olduğunudur.Halkın sırtından kazanılan artı değer memur bürokrasisi sayesinden merkezi imparatorluğun kalbine gitmektedir.Bu payı kaybetmek istemeyen merkezi iktidar tımar sistemi aracılığıyla feodal unsurların gelişmesini engellemeye çalışır.Bu kavga Osmanlı öncesi Bizansta da yaşanmış feodalizmin kazandığı noktada devreye Osmanlı girmişti.Bu görüşe daha sonraları D.Avcıoğlu ve H.Berktay da katılacaktır.Avcıoğlu uluslararası kervan yolları sistemi sayesinde pazara yönelik üretim yapan -uzmanlaşmış üretim- pek çok köy olduğunu ve kervan yollarının korunumunu üstlenen 4000 derbend köyünün olduğunu yazar.Yani kapalı bir üretim yoktur.
Yani temel olarak artık ürün merkezi imparatorluk tarafından yenmektedir.Ancak bu durum Celali isyanları,tımar sisteminin çöküşü ve ayanların ortaya çıkışıyla kesintiye uğrar.18 yy sonunda neredeyse Osmanlıyı ayanlara yönetmektedir.Mehmet Aliler,Tepedelenliler,Karaosmanoğulları hem önde gelen ayanlardır.1808 Senedi İttifak bunların zirve noktasıdır.Ancak bu feodalleşme uzun sürmez ve II.Mahmut bütün ayanları neredeyse dize getirir ve 19 yy merkezi imparatorluğu canlandırır.Osmanlının kapitalistleşememesinin altında yatan sebeplerden biri budur.
Kapitalizm ilk sermeye birikimine muhtaçtır.Bu sadece kendi başına da yeterli değildir.Bu sermayeyi büyütecek işletecek bir tüccar burjuvaziye ihtiyaç vardır.Batının toplumsal yapısı buna izin vermiştir.Ancak Osmanlının yapısı buna müsait değildir.
Osmanlıdada tüccar vardır.Hem de uluslararası çalışır.Ancak malını çok büyütemez.Zira merkezkaç kuvvetleri bertaraf etmeyi kendi düzenin temeli olarak gören topkapı kimin malı artarsa onun malına el koyar.Asla kendi dışında bir yoğun sermaye birikimin olmasına izin vermez.Tüccalarda bu tehlikeyi bildikleri için paralarını bir süre sonra ticarete değil işte memuriyet almaya yada vakıf yaptırmaya harcar.Böylece parasını korur ancak ticarete harcayamaz...