PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Niçin Ateistim?


Sayfalar : [1] 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25

ezkamo
04-03-08, 19:41
Doğa olayları karşısındaki çaresizliğimiz ve ölümsüzlük egomuz bizi sürekli bir arayışa yöneltmiştir. Mitoloji işte bu arayışın bilimidir. İşte bu arayışımızın son durağı da tanrı olmuştur. Bu durağa gelene kadar çeşit çeşit tanrılarımız olmuştur. Bu bile aslında başlı başına bu tanrıyı biz insanların yarattığının kanıtıdır.

Peki bu yarattığımız tanrı veya tanrılar sorunlarımıza çözüm olabilmiş mi? Kesinlikle hayır diyorum. Sadece psikolojik bir rahatlama sağlamış ve egomuzu tatmin etmişiz. Sadece kendimizi avutmuşuz. Bundan başka bize bir yararı olmamış. Doğa yine bildiğini okumuş ve acımasızca insanı yok etmeye devam etmiş. Doğa yok ettikçe çaresiz bir şekilde doğa üstü güce sığınmaya devam etmişiz. Kendimizi aldatarak... Bir çözüm olmadığını bile bile...Ya yok işte. Doğa tanrı felan tanımıyor. Eline fırsat geçti mi biz insanı yok ediyor. Doğa olaylarında hep böyle olmuyor mu?

Tanrı bizi ölümsüz mü yapmış? Tanrı yaşadığımız evreni cennet mi yapmış? İnsana huzur ve mutluluk mu vermiş? Soruyorum bu tanrı biz insanlara ne vermiş? Bize ne katkısı olmuş? Üstelik varlığı ile ilgili somut bir kanıt da yok. O zaman niye tanrı tanrı diye tutturuyoruz.

Tanrının biz insanı düşündüğü yok. Kendi akıl ve mantığımızla yine biz insanlar kendimizi düşünüyoruz. Yine biz insanı düşünen kendi aklımızın ürünü olan bilim oluyor. İnsanlığın gelişimi ve refahı için müthiş bir çaba sergilemektedir. Bu çabaya dudak büken insanları anlamakta zorlanıyorum. Akıl ve bilim temelinde gelişmiş bir ülkede deprem oluyor kimsenin burnu kanamıyor. Ama bakıyorsun geri kalmış ülkelerde binlerce insan ölüyor. Üstelik binlerce insanın öldüğü bu ülkeler en çok tanrıya ibadet eden ülkeler. Bakıyorsun hastalandığı zaman hemen doktora koşuyor. Ya hani sen tanrıya inanmıyor muydun? Hayalini kurduğun o ölümsüz yaşamına niye bir an önce gitmeyi düşünmüyorsun. Takdiri ilahi değil mi? Ne işin var doktorda senin. Ondan sonra kalkar bilime dudak büker. Kendi putunu bilimin üstünde tutar. Ne kadar garip değilmi?

Niye birer insan olarak kendimize değil de tanrıya güveniyoruz. İşte asıl kendimize sormamız gereken soru budur. Üstelik bu tanrının çözüm değil de çözümsüzlük olduğunu bile bile...Bir psikolojik rahatlama uğruna... İşte bu noktada insanlık aklı devreye girmiştir. İnsanın kendi öz gücü devreye girmiştir. İşte bu akıl ve güç sayesinde doğaya karşı var olma mücadelesi başlatılmış. Bu mücadele de akıl ve bilim temelinde olmuştur. Düşünen ve sorgulayan insan kendisine yabancı gördüğü nesneleri algılamaya çalışmıştır. Onlar hakkında hep fikir edinmeye çalışmıştır. Neden - sonuç ilişkisi kurarak doğada olup bitenleri anlamaya çalışmıştır. Bu temelde de yaşamını düzenlemiştir. Tüm bu sureçte tanrının insana en ufak bir katkısı olmamıştır. Tam tersine bu sürece insan zekası ve gücü damgasını vurmuştur. Bu gücümüzün farkına varıp niye bir türlü harekete geçiremiyoruz da çareyi kendi gücümüz dışında aramaya çalışıyoruz. İşte bunun üzerinde düşünmek gerekiyor.

Bundan hareketle aslında biz insanların tanrıya bir gereksinimi yoktur. Çünkü tanrı kavramı her zaman insanlığa ayak bağı olmuştur. Tanrı olayı sığınaktan öte bir görev yapmamıştır. Tanrı hep egemenler tarafından insanları aldatmanın bir aracı olarak kullanılmış. Bu kavramla insanlar uyuşturulmuş ve sömürülmüştür. İnsanlar adeta bu tanrı kavramıyla sürüleştirilmiştir. İnsanları kamplara bölmüştür. Bu tanrı adına insanlar katledilmiştir. Tüm bunlar da tanrı eksenli dinler vasıtasıyla yapılmıştır. İnsanların zaafları göz önüne alınarak ve onları manevi yönden tatmin etmek amacıyla tanrı adına birtakım görüş ve kurallar ileri sürülmüştür. Bunların da araştırılması, tartışılması ve eleştirilmesi istenmemiştir. Sadece iman edilmesi istenilmiştir. Bu bir dogmatizmdir. Yani bağnazlıktır. Bu bağnazlık tanrının işlerine karışılıyor diye her dönemde ilerlemenin ve gelişmenin karşısında olmuştur. İşte insanlık bu bağnazlığı aşarak günümüze kadar gelebilmiştir. Bunun bedeli de ağır olmuştur. Yani sonuç olarak bu tanrı sorunlarımıza çözüm olamamıştır.

Sorun sadece inanmakla kalmıyor. Asıl düşündürücü olanı da dünyadaki gerçek yaşamımızı hiçe sayarak bu hayali putu temel almamızdır. Yaşamımızı buna göre düzenlemeye çalışmamızdır. Halbuki akıl ve mantık ölçümüzün gereği hayal dünyasını değil de gerçek yaşamımızı temel almamızı gerektirir. Hayali bir yaşamı temel alıp bu doğrultuda hareket etmek gerçekle bağdaşabilir mi? Doğrusu da gerçeği temel alıp hareket etmek değil midir? Eğer insan olarak yaşama bizler anlam katıyorsak o zaman bunun gereğini yapmak zorundayız. Bu gerçekliğin gereği de bu dünyadaki mutluluğumuzdur. Bu mutluluğun yolu da sevgiden, saygıdan, doğruluktan, iyilikten, kardeşlikten, barıştan ve huzurdan geçmektedir. Bu yaşama anlam katma çabası değil midir? Bundan daha iyi bir yaşama anlam katma çabası olabilir mi?

Tanrı kavramının bir çözümsüzlük olduğunu, tanrı olmadan da pekala yaşanılabileceğini insanlara anlatmak gerekiyor. Kendine güvenemeyen, kendi gücünü göremeyen insanların tanrıya gereksinim duyduğunu anlatmak gerekiyor. Milyarlarca insanın tanrıya inanmadan da yaşayabildiklerini bunun da bir yaşam biçimi olduğunu anlatmak gerekiyor. Bu yaşam biçiminde bunların en ufak bir kayıplarının olmadığını tam tersine kazançlarının olduğunu anlatmak gerekiyor. En büyük kazançlarının da hayali bir cennet yerine gerçek bir cennette yaşamak istediklerini ve bu gerçeklik temelinde hareket ettiklerini anlatmak gerekiyor.

İşte onun için diyorum ki biz insanlar kendi gücümüze güvenelim. Asıl yaratıcı güç biziz. Yaratacılık biz insana ait bir özelliktir. Bu bağlamda her insan aslında bir tanrıdır. Yeter ki bu gücünü görebilsin. Yeter ki bu gücünü harekete geçirebilsin. Bu gücünün farkında olan bir insanın tanrıya gereksinimi yoktur. Otuz yıldır tanrıya gereksinim duymadığım gibi...

pitxtr
06-03-08, 20:41
Sn ezkamo
Yazınızı okudum güzel tespitler var.
Anladığım kadarıyla her insan tanrıdır.Cenneti dünyanın dışında bir yerlerde aramamak gerektiğini söylediniz.
İnsanların tanrıya ihtiyaç duymadanda yaşayabileceğini söylüyorsunuz.

İnsanlar merak içerisindedir bazı şeylerde insan aklı ve bilim yetersiz kalabiliyor.Peki bunlara siz nasıl cevap vereyirsunuz?

göktürk
06-03-08, 20:48
ezkoma: Tarih boyunca bir çok kavimin tanrı tarafından yıkılmış harabeleri duruyor bu nasıl oluyor acaba.

AnTiMaSKe
06-03-08, 20:48
Sn ezkamo
Yazınızı okudum güzel tespitler var.
Anladığım kadarıyla her insan tanrıdır.Cenneti dünyanın dışında bir yerlerde aramamak gerektiğini söylediniz.
İnsanların tanrıya ihtiyaç duymadanda yaşayabileceğini söylüyorsunuz.

İnsanlar merak içerisindedir bazı şeylerde insan aklı ve bilim yetersiz kalabiliyor.Peki bunlara siz nasıl cevap vereyirsunuz?
Ezkamoyu bilmiyorum ama ben diyorum ki...İnsan bilgiye tapsın!Cevabını bulana kadar en büyük tanrı bilgi....

AnTiMaSKe
06-03-08, 20:49
ezkoma: Tarih boyunca bir çok kavimin tanrı tarafından yıkılmış harabeleri duruyor bu nasıl oluyor acaba.
Hangi birinden bahsedelim birsürü kavim var....
Ancak yıkılmış harabeler olsa olsa tanrının egoistliğini gösterir.