Orijinalini görmek için tıklayınız : Sen olurdun
Sayfalar :
[
1]
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
Bir ressam yeteneğine sahip olsaydım
Hayatı dondurup
Hayalim deki hayatı tualime dökerdim
İçinde sen olurdun
Bir senarist olsaydım
Hayatı izleyip
İçimi kağıda dökerdim
İçinde sen olurdun
Bir çiçekçi olsaydım
Hayatı sevip
Derdimi çiçeklerime anlatırdım
Konu sen olurdun
Bir bestekar olsaydım
Hayatta ki en güzel tınıları toplar
Notalara sığdırırdım
Notaların anlattığı sen olurdun
Yeniden dünyaya gelebilseydim
Hayatın bütün zevkelerine hayatımı takas edip
Bir ressamdan esinlenerek
bir senaryodan belkide taklit edip
bir çiçekçiden çiçek alıp
en güzel şarkı eşliğinde
karşımda ki güzele
seni seviyorum demek için koşardım
Karşımda yine sen olurdun
bilinmezin peşinde seyahat eden bir sergüzeşt gibi
nereye gittiğini bilmeyen veya nereye gitmesi gerektiğini
sergüzeştin ne haritası olur ne pusulası ustanın dediği gibi
kim bilir nerede ne yapmakta şimdi
çareyi herkes gibi kaçmakta bulmuştu herhalde
soldaki melekler cildlerce kitap çıkarıyordu
güzel yüzlerin ucube kalplerine hapsolamazdı ya
bu mahpes daraldıkça o boğulacaktı
sonun da kaçtı iyi de etti
artık bizlere ait bir değer de değildi
gerçi kimi zaman kimimize uğrar da hala
kimileri sorar ya hani kaldımı böyle insanlar dünyada
masumiyetimiz bizlere ne kadar kırgın olsa
yine de küslüğünü bir yeni kırgınlığa kadar tamir edebiliyor
kirlenmemek için kaçıyor kirli beyinlerden ve kalplerden
kötü ruhlarımız içinde nefes alamıyor boğuluyor
kaçamazsa bazen aheste bazen aniden ölüveriyor
belki de şuanda bile binlerce masumiyet
sahibi tarafından istifaya zorlanıyor
sahibi yokluğunu hissettiğinde anlıyor değerini
heyhat neye yarar giden çoktan gitti
çok zor gelmesi çok zor eski haline dönmesi
ve mahpes daralıyor
ve mahpes daraldıkça ölüyor
katlanamıyor çırpına çırpına bazen
bazen kendi fişini kendi çekercesine kolay
ama ölüyor işte
sanki renk uçuyor bedenden
albenisi kalmıyor gözlerin dahi
ve her ambalaj gibi terkediliyor
ve her ambalaj gibi süs
sadece satışı artırmaya yarıyor
her vitrine en güzel ambalajlar konuyor kalkıyor
her vitrin eskidikçe yerine başka vitrinler konuyor
her vitrine koyan sebep de eskiyor değişiyor
kimi zaman buna çağ atlamak da denebiliyor
ne denirse desin bir değerden geriye
çöpe atılan bir ambalaj kalıyor
Ufacıktık sokaklar da delikanlıcılık oynardık
Büyüklerimizi sayar küçüklerimizi adam yerine koymazdık
Böyle görmüştük ya büyüklerden ortamda küçük bulundurmazdık
Herkesin bir kız arkaşı hepimizin birer yengesi olurdu
Genelde bunun haberini kızlara vermezdik
Kendi aramızda bir dallas çevirirdik sinsice
Kimi zaman JR olurduk kimi zaman Roberto
Deli gibi kıskanırdık severdik gizlice
Hepimizin siyasi bir fikri vardı babadan kalma
Tuttuğumuz takımlar olurdu bahse girerdik
Biz bize delikanlı diye hitap etmeyene adam demezdik
Ama ne kadar da çocuk olduğumuzu bilirdik
Önümüze gelene efelenirdik aşağıki mahalleye aman vermezdik
Büyüklerimize gururla söylerdik attığımız golü mahalle maçlarında
Milli maç gibi hazırlanırdık mahalle maçlarına
Hepimiz bir çizgi film kahramanıydık
O zamanlar en revaçtaki çizgi film voltrandı
Herkese inat biz pek beğenmezdik
Kimimiz He-Man di kimimiz Batman
Neden Manı men diye okurduk bilmezdik
Temel Reise hiç özenmezdik
Barış Manço olmasa ömrü billah ıspanak da yemezdik
Çok delikanlı çocuklardık ve televizyona verdiğimiz sözleri tutardık
Sporcu kartlarıyla ilk kumara başladık :)
O kartlar olmasa 90ların beşiktaş kadrosunu hatırlayamazdık
Öğretmene hoca demeye hababamdan görerek başladık
Hocalarda kabul etmediler yıllarca mesleklerini
Öğretmen de ne demekti.
İhtiyar heyetinin ihtiyarlardan oluştuğunu sanırdık
Her köyde ki ağanın şener şen olduğunu düşlerdik
Her köye Allah bir Müjde Ar nasip eder mi diye hayaller kurardık
Bunları bilemezdik ilkkez köylük bir yere gittiğim de sormuştum
Bu köyün ağası kim diye "sen oluver be delikanlı" deyip gülmüşlerdi
Bunlar ağaya saygı nedir bilmiyorlar diye düşünmüştüm
Akşamları izin alabilirsek tek yanan sokak lambasının altında buluşurduk
Babalar çağırana kadar babalar gibi gülüşürdük
İlkokul hiç bitmeyecek diye düşünürdük
Hepimiz büyüyecektik büyük adam olacaktık
Aşağı ki mahalledeki çocukları az maaşla çalıştıracaktık
Sahi neden sevmezdik aşağı mahalle çocuklarını
Biz delikanlıydık onlar çocuktu biz onlardan yukardaki mahalledeydik
Yukarımızda ki mahallenin adı ise arka mahalleydi onlarla iyi geçinirdik
Hepimiz üniversteye girecektik ve hepimiz Tarık Akan olacaktık
Bir sürü Gülşenimiz olacaktı Cüneyt Arkın gibi kötülere aman vermeyecektik
Kadir İnanır gibi racon kesecektik
Turgut Özatay gibi dayak yesekte ayağa kalkmasını bilecektik
Biz çok kral delikanlılardık da çocuk yaştaydık
Bayram sabahları bayram namazına kalkardık
Sonra direk bakkala gidip torpil kız kaçıran ne varsa alırdık
Aşağıdaki mahallenin çamuruna gömer patlatır herkesi çamura bulardık
Ne kadar delikanlı olsak da psikolojik savaş da yapardık
Hepimiz misket oynardık hepimiz nedenini bilmediğimiz kelimeler kurardık
İyi miskete kaflig derdik yenmeye kökmek
Ve dolar kuru gibiydi her mahallenin misket değerleri
3 normal misket demekti bizim mahallede kemik
Bakkaldan misket alanla dalga geçerdik
Delikanlı adam sermayeyi borçla oluşturur
Servetine servet katardı
En azından gördüğümüz bütün delikanlılar böyle yaşardı
Borçla yaşar borçla ölürlerdi...
Bir can borcum var oda Allah'a kelimesi tedavülden kalkmıştı.
Herkes birbirinin canını alma heveslisiydi
Mahalle de maç yapmamıza izin vermezlerdi
Dağa çıkar dağda sevişen genç aşıkları taşlardık
Adam ayağa kalkana kadar mahallenin namusunu kollayan delikanlılardık
Adam ayağa kalkar kalkmaz kaçmaya başlardık
Avantajlı olurduk adamın ayağı pantolonuna dolanırsa
Biz Kemal Sunalın filmlerini sansürsüz izlerdik
O yüzden en güzel küfrümüzdü Eşş... ler
Onu küfürden de saymazdık çok saygı değer Şaban abimiz söylerdi
Hiç de iyilere söylemezdi bu yüzden neden sonra kötü olarak söylendi
Her maç için iddiaya tutuşurduk birbirimize gazoz kapağı borçlanırdık
Ama borcumuz borçtu ödeyecektik niye çünkü biz delikanlıydık
Biz çok delikanlı çocuklardık hepimiz öyleydik
Aşşağı mahalle diye küçümsediğimiz çocuklarla sınıf arkadaşıydık
Okuldan çıkar çıkmaz düşman kesilirdik sonra çok sıkı kanka olduk
He bir de kan kardeşi olma mevzusu vardı
Siz kankardeşi olacağınız kişinin kolunu habersizce kesmeyin benden demesi
Annesine söylerse hiç delikanlı yanınız kalmıyor çiziliyor karizmanız
A-takımımız vardı ve biz hep oradan bir kahramandık
Ah ulan ne delikanlı çocuklardık...
O bir serdengeçtiydi
Bir dergisi vardı aynı isimli
Bir sayı çıkartır tekrar hapse girerdi
Kalemin ağır olduğu dönem de
Dünyaya getirmişti anası onu
Mecburdu korkusuz olmaya
O bizim için serdengeçti
Kalemi ağırdı ama adildi
Hakka uygun adelete semboldu
Bütün değerlerimiz gibi hapiste çürüdü
O bir serdengeçtiydi
Bizim için serdengeçenlerdendi...
Kalem işçisiydi malı mülkü
Çıkardığı dergi çapındaydı
Hapisten çıkarçıkmaz yeni sayı çıkarırdı
Yeni sayı çıkar çıkmaz hapsi boylardı
O bir serdengeçtiydi
Bizim için serdengeçenlerdendi...
Ben onun dünya görüşüne yazdıklarıyla vakıf oldum
Onu tanıyamadım yazdıkları dışında
Ama biliyorum ki yazdıklarından
Şimdikiler gibi kaypak değil
Adam gibi adamdı...
Avukatı kurtardığında onu medresesinden(hapis)
Bağırırdı avukatına "Allah belasını versin senin gibi avukatın" derdi
Derdi ki Okulundan ayrıldığını bilirdi
Herhalde sevincini böyle belli ederdi
Nasıl olsa yine gelicem diye çok eşya almazdı yanına
Zaten hiç bir zaman çok eşyası da olmazdı
O bir serdengeçtiydi
Bizim için serdengeçenlerdendi...
O farkındaydı haksızlığın karşısında sessiz duramazdı
Haksızlığın karşısında sessiz kalan dilsiz şeytandı
Ve her yanda haksızlık vardı ...
Önün de deniz gibi düşman,ardında düşman gibi deniz vardı
Yapması gerekeni yaptı adamlığının gereğini
O bir serdengeçtiydi
Hepimiz için serdengeçenlerdendi ...
Tabutluk cezasını bile gülerek çekerdi
Şiirlerde kükreyince kocaman bir babayiğit beklerdi herkes
Serdengeçtimiz ufak tefek bir adamdı kalıbına sığmaz yüreği vardı
Davası uğruna hapislerde süründü düşünce suçluluğu vazgeçilmeziydi
Hiç bir dava uğruna kimsenin hakkına tecavüz etmedi
Zülme uğradı zalime boyun eğmedi
O bir serdengeçtiydi
Serdengeçmenin destanıydı
Bizim için serdengeçenlerdendi...
O bir serdengeçtiydi
Rahat olamazdı kuş tüyü yatakta
Pastalar yiyemezdi haksızlığa rağmen
Tayın ekmeğe talim eden gönül zenginiydi
Rusyaya sığınmazdı Rusyaya sığamazdı
Ağa camiini anlatıp Rusya da komünist olamazdı
O başkası gibi değildi serdengeçmişti satamazdı geçmişini
O bir serdengeçtiydi hepimizin ağabeyi
Mahkemeler mekanıydı
Kalem tutuyor eli diye kalemi kırılan adamdı
Adam gibi adamdı şimdikiler gibi kaypak değil
O bir serdengeçtiydi
O bizim için serdengeçen ağabeylerimizden yalnız biriydi...
Titrek neredeyse sönük
Bir sokak lambasınının ışığında
Oturmuş türkü söylüyorduk
Işık titredikçe sönecek gibi oluyordu
Biz titredikçe donacak gibi
Yavaş yavaş kar yağıyordu
Bekliyorduk türkü söyleyerek
Evlerden halk susun diye bağırıyordu
Yukarıdan çocuklar tempo tutuyordu
Biz aldırmıyorduk bekliyorduk gelecekti
Geleceğini söylemişti biz inanmıştık
Çok güveniyorduk delikanlı çocuktu gelirdi
Ve geldi...
Tİtreyen sokak lambası sönmüştü o sırada
Biz göremeyecektik geldiğini
En sevdiği türküyü söylüyorduk duysun da
O tanısın bizi
Önce haberi geldi
Biz bir çığlık duyduk
Annesi çığlık atmıştı
Bir telefon telefonda bir kişi
Anlatmıştı annesine şehidimizi
Nutkumuz tutulmuştu
Telefonda ki şahıs nutuk atıyordu
Babası vatan sağolsun dedi
Doğru ya vatan sağolsun
Ertesi gün geldi şehidimiz tabut içinde
Tabutta bir şehit kan içinde
Şehidin ailesi arkadaşları herkes
Tabut içinde
Nişanlısının gözleri yaş içinde
Peki bu katliama sebep ne için de
Yıllardır hiç birşey yapmayıp
Nutuk atan büyüklerimiz hangi gafletin için de
Hangi ihanetin peşinde
Bir şehit ki tabut içinde
Tabutta şehit kan içinde
Şehidin ailesi arkadaşı herkes
Tabut içinde
Nişanlısının gözleri yaş içinde
Bir halk ki magazin peşinde
Bir ülke ki gaflet içinde
Bir haber ki kulağımızı delmekte
Bir dünya ki sonu gelmekte
vBulletin® v3.6.11, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd.