PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Sen olurdun


Sayfalar : [1] 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15

m&a
07-03-08, 22:09
Bir ressam yeteneğine sahip olsaydım
Hayatı dondurup
Hayalim deki hayatı tualime dökerdim
İçinde sen olurdun

Bir senarist olsaydım
Hayatı izleyip
İçimi kağıda dökerdim
İçinde sen olurdun

Bir çiçekçi olsaydım
Hayatı sevip
Derdimi çiçeklerime anlatırdım
Konu sen olurdun

Bir bestekar olsaydım
Hayatta ki en güzel tınıları toplar
Notalara sığdırırdım
Notaların anlattığı sen olurdun

Yeniden dünyaya gelebilseydim
Hayatın bütün zevkelerine hayatımı takas edip
Bir ressamdan esinlenerek
bir senaryodan belkide taklit edip
bir çiçekçiden çiçek alıp
en güzel şarkı eşliğinde
karşımda ki güzele
seni seviyorum demek için koşardım
Karşımda yine sen olurdun

m&a
07-03-08, 22:30
bilinmezin peşinde seyahat eden bir sergüzeşt gibi
nereye gittiğini bilmeyen veya nereye gitmesi gerektiğini
sergüzeştin ne haritası olur ne pusulası ustanın dediği gibi
kim bilir nerede ne yapmakta şimdi
çareyi herkes gibi kaçmakta bulmuştu herhalde
soldaki melekler cildlerce kitap çıkarıyordu
güzel yüzlerin ucube kalplerine hapsolamazdı ya
bu mahpes daraldıkça o boğulacaktı
sonun da kaçtı iyi de etti
artık bizlere ait bir değer de değildi
gerçi kimi zaman kimimize uğrar da hala
kimileri sorar ya hani kaldımı böyle insanlar dünyada
masumiyetimiz bizlere ne kadar kırgın olsa
yine de küslüğünü bir yeni kırgınlığa kadar tamir edebiliyor
kirlenmemek için kaçıyor kirli beyinlerden ve kalplerden
kötü ruhlarımız içinde nefes alamıyor boğuluyor
kaçamazsa bazen aheste bazen aniden ölüveriyor
belki de şuanda bile binlerce masumiyet
sahibi tarafından istifaya zorlanıyor
sahibi yokluğunu hissettiğinde anlıyor değerini
heyhat neye yarar giden çoktan gitti
çok zor gelmesi çok zor eski haline dönmesi
ve mahpes daralıyor
ve mahpes daraldıkça ölüyor
katlanamıyor çırpına çırpına bazen
bazen kendi fişini kendi çekercesine kolay
ama ölüyor işte
sanki renk uçuyor bedenden
albenisi kalmıyor gözlerin dahi
ve her ambalaj gibi terkediliyor
ve her ambalaj gibi süs
sadece satışı artırmaya yarıyor
her vitrine en güzel ambalajlar konuyor kalkıyor
her vitrin eskidikçe yerine başka vitrinler konuyor
her vitrine koyan sebep de eskiyor değişiyor
kimi zaman buna çağ atlamak da denebiliyor
ne denirse desin bir değerden geriye
çöpe atılan bir ambalaj kalıyor

m&a
08-03-08, 14:02
Ufacıktık sokaklar da delikanlıcılık oynardık

Büyüklerimizi sayar küçüklerimizi adam yerine koymazdık

Böyle görmüştük ya büyüklerden ortamda küçük bulundurmazdık

Herkesin bir kız arkaşı hepimizin birer yengesi olurdu

Genelde bunun haberini kızlara vermezdik

Kendi aramızda bir dallas çevirirdik sinsice

Kimi zaman JR olurduk kimi zaman Roberto

Deli gibi kıskanırdık severdik gizlice



Hepimizin siyasi bir fikri vardı babadan kalma

Tuttuğumuz takımlar olurdu bahse girerdik

Biz bize delikanlı diye hitap etmeyene adam demezdik

Ama ne kadar da çocuk olduğumuzu bilirdik

Önümüze gelene efelenirdik aşağıki mahalleye aman vermezdik

Büyüklerimize gururla söylerdik attığımız golü mahalle maçlarında

Milli maç gibi hazırlanırdık mahalle maçlarına

Hepimiz bir çizgi film kahramanıydık

O zamanlar en revaçtaki çizgi film voltrandı

Herkese inat biz pek beğenmezdik

Kimimiz He-Man di kimimiz Batman

Neden Manı men diye okurduk bilmezdik

Temel Reise hiç özenmezdik

Barış Manço olmasa ömrü billah ıspanak da yemezdik

Çok delikanlı çocuklardık ve televizyona verdiğimiz sözleri tutardık



Sporcu kartlarıyla ilk kumara başladık :)

O kartlar olmasa 90ların beşiktaş kadrosunu hatırlayamazdık

Öğretmene hoca demeye hababamdan görerek başladık

Hocalarda kabul etmediler yıllarca mesleklerini

Öğretmen de ne demekti.

İhtiyar heyetinin ihtiyarlardan oluştuğunu sanırdık

Her köyde ki ağanın şener şen olduğunu düşlerdik

Her köye Allah bir Müjde Ar nasip eder mi diye hayaller kurardık

Bunları bilemezdik ilkkez köylük bir yere gittiğim de sormuştum

Bu köyün ağası kim diye "sen oluver be delikanlı" deyip gülmüşlerdi

Bunlar ağaya saygı nedir bilmiyorlar diye düşünmüştüm



Akşamları izin alabilirsek tek yanan sokak lambasının altında buluşurduk

Babalar çağırana kadar babalar gibi gülüşürdük

İlkokul hiç bitmeyecek diye düşünürdük

Hepimiz büyüyecektik büyük adam olacaktık

Aşağı ki mahalledeki çocukları az maaşla çalıştıracaktık

Sahi neden sevmezdik aşağı mahalle çocuklarını

Biz delikanlıydık onlar çocuktu biz onlardan yukardaki mahalledeydik

Yukarımızda ki mahallenin adı ise arka mahalleydi onlarla iyi geçinirdik

Hepimiz üniversteye girecektik ve hepimiz Tarık Akan olacaktık

Bir sürü Gülşenimiz olacaktı Cüneyt Arkın gibi kötülere aman vermeyecektik

Kadir İnanır gibi racon kesecektik

Turgut Özatay gibi dayak yesekte ayağa kalkmasını bilecektik

Biz çok kral delikanlılardık da çocuk yaştaydık



Bayram sabahları bayram namazına kalkardık

Sonra direk bakkala gidip torpil kız kaçıran ne varsa alırdık

Aşağıdaki mahallenin çamuruna gömer patlatır herkesi çamura bulardık

Ne kadar delikanlı olsak da psikolojik savaş da yapardık

Hepimiz misket oynardık hepimiz nedenini bilmediğimiz kelimeler kurardık

İyi miskete kaflig derdik yenmeye kökmek

Ve dolar kuru gibiydi her mahallenin misket değerleri

3 normal misket demekti bizim mahallede kemik

Bakkaldan misket alanla dalga geçerdik

Delikanlı adam sermayeyi borçla oluşturur

Servetine servet katardı

En azından gördüğümüz bütün delikanlılar böyle yaşardı

Borçla yaşar borçla ölürlerdi...

Bir can borcum var oda Allah'a kelimesi tedavülden kalkmıştı.

Herkes birbirinin canını alma heveslisiydi

Mahalle de maç yapmamıza izin vermezlerdi

Dağa çıkar dağda sevişen genç aşıkları taşlardık

Adam ayağa kalkana kadar mahallenin namusunu kollayan delikanlılardık



Adam ayağa kalkar kalkmaz kaçmaya başlardık

Avantajlı olurduk adamın ayağı pantolonuna dolanırsa



Biz Kemal Sunalın filmlerini sansürsüz izlerdik

O yüzden en güzel küfrümüzdü Eşş... ler

Onu küfürden de saymazdık çok saygı değer Şaban abimiz söylerdi

Hiç de iyilere söylemezdi bu yüzden neden sonra kötü olarak söylendi

Her maç için iddiaya tutuşurduk birbirimize gazoz kapağı borçlanırdık

Ama borcumuz borçtu ödeyecektik niye çünkü biz delikanlıydık

Biz çok delikanlı çocuklardık hepimiz öyleydik

Aşşağı mahalle diye küçümsediğimiz çocuklarla sınıf arkadaşıydık

Okuldan çıkar çıkmaz düşman kesilirdik sonra çok sıkı kanka olduk

He bir de kan kardeşi olma mevzusu vardı

Siz kankardeşi olacağınız kişinin kolunu habersizce kesmeyin benden demesi

Annesine söylerse hiç delikanlı yanınız kalmıyor çiziliyor karizmanız

A-takımımız vardı ve biz hep oradan bir kahramandık

Ah ulan ne delikanlı çocuklardık...

m&a
08-03-08, 14:03
O bir serdengeçtiydi
Bir dergisi vardı aynı isimli
Bir sayı çıkartır tekrar hapse girerdi
Kalemin ağır olduğu dönem de
Dünyaya getirmişti anası onu
Mecburdu korkusuz olmaya
O bizim için serdengeçti

Kalemi ağırdı ama adildi
Hakka uygun adelete semboldu
Bütün değerlerimiz gibi hapiste çürüdü
O bir serdengeçtiydi
Bizim için serdengeçenlerdendi...

Kalem işçisiydi malı mülkü
Çıkardığı dergi çapındaydı
Hapisten çıkarçıkmaz yeni sayı çıkarırdı
Yeni sayı çıkar çıkmaz hapsi boylardı
O bir serdengeçtiydi
Bizim için serdengeçenlerdendi...

Ben onun dünya görüşüne yazdıklarıyla vakıf oldum
Onu tanıyamadım yazdıkları dışında
Ama biliyorum ki yazdıklarından
Şimdikiler gibi kaypak değil
Adam gibi adamdı...
Avukatı kurtardığında onu medresesinden(hapis)
Bağırırdı avukatına "Allah belasını versin senin gibi avukatın" derdi
Derdi ki Okulundan ayrıldığını bilirdi
Herhalde sevincini böyle belli ederdi
Nasıl olsa yine gelicem diye çok eşya almazdı yanına
Zaten hiç bir zaman çok eşyası da olmazdı
O bir serdengeçtiydi
Bizim için serdengeçenlerdendi...

O farkındaydı haksızlığın karşısında sessiz duramazdı
Haksızlığın karşısında sessiz kalan dilsiz şeytandı
Ve her yanda haksızlık vardı ...
Önün de deniz gibi düşman,ardında düşman gibi deniz vardı
Yapması gerekeni yaptı adamlığının gereğini
O bir serdengeçtiydi
Hepimiz için serdengeçenlerdendi ...

Tabutluk cezasını bile gülerek çekerdi
Şiirlerde kükreyince kocaman bir babayiğit beklerdi herkes
Serdengeçtimiz ufak tefek bir adamdı kalıbına sığmaz yüreği vardı
Davası uğruna hapislerde süründü düşünce suçluluğu vazgeçilmeziydi
Hiç bir dava uğruna kimsenin hakkına tecavüz etmedi
Zülme uğradı zalime boyun eğmedi
O bir serdengeçtiydi
Serdengeçmenin destanıydı
Bizim için serdengeçenlerdendi...

O bir serdengeçtiydi
Rahat olamazdı kuş tüyü yatakta
Pastalar yiyemezdi haksızlığa rağmen
Tayın ekmeğe talim eden gönül zenginiydi
Rusyaya sığınmazdı Rusyaya sığamazdı
Ağa camiini anlatıp Rusya da komünist olamazdı
O başkası gibi değildi serdengeçmişti satamazdı geçmişini
O bir serdengeçtiydi hepimizin ağabeyi
Mahkemeler mekanıydı
Kalem tutuyor eli diye kalemi kırılan adamdı
Adam gibi adamdı şimdikiler gibi kaypak değil
O bir serdengeçtiydi
O bizim için serdengeçen ağabeylerimizden yalnız biriydi...

m&a
09-03-08, 18:57
Titrek neredeyse sönük
Bir sokak lambasınının ışığında
Oturmuş türkü söylüyorduk
Işık titredikçe sönecek gibi oluyordu
Biz titredikçe donacak gibi
Yavaş yavaş kar yağıyordu
Bekliyorduk türkü söyleyerek
Evlerden halk susun diye bağırıyordu
Yukarıdan çocuklar tempo tutuyordu
Biz aldırmıyorduk bekliyorduk gelecekti
Geleceğini söylemişti biz inanmıştık
Çok güveniyorduk delikanlı çocuktu gelirdi
Ve geldi...
Tİtreyen sokak lambası sönmüştü o sırada
Biz göremeyecektik geldiğini
En sevdiği türküyü söylüyorduk duysun da
O tanısın bizi
Önce haberi geldi
Biz bir çığlık duyduk
Annesi çığlık atmıştı
Bir telefon telefonda bir kişi
Anlatmıştı annesine şehidimizi
Nutkumuz tutulmuştu
Telefonda ki şahıs nutuk atıyordu
Babası vatan sağolsun dedi
Doğru ya vatan sağolsun
Ertesi gün geldi şehidimiz tabut içinde
Tabutta bir şehit kan içinde
Şehidin ailesi arkadaşları herkes
Tabut içinde
Nişanlısının gözleri yaş içinde
Peki bu katliama sebep ne için de
Yıllardır hiç birşey yapmayıp
Nutuk atan büyüklerimiz hangi gafletin için de
Hangi ihanetin peşinde

Bir şehit ki tabut içinde
Tabutta şehit kan içinde
Şehidin ailesi arkadaşı herkes
Tabut içinde
Nişanlısının gözleri yaş içinde

Bir halk ki magazin peşinde
Bir ülke ki gaflet içinde
Bir haber ki kulağımızı delmekte
Bir dünya ki sonu gelmekte