PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Türk Solu neden bölündü?


Sayfalar : [1] 2 3 4 5 6 7 8

bozkır
15-03-08, 02:18
Çetkin Yetkin "12 Mart öncesi Türkiye'de Soldaki Bölünmeler" adlı kitabında Türk Solunun bu on yılda nasıl mitoz bölünmeye uğradığını o dönemi yaşayanların ağzından anlatır.Aynı tartışmalar bugünde yaşandığı için bu nedenlere bakmak iyi olacaktır.

Başlangıçta Yön Dergisi içinde her türlü sol görüşün bir arada olduğu bir yapı varken 12 Mart öncesi solcuların biribirlerine diş bilediklerini görüyoruz.İşte bu başlıkta bu bölünmelerin temel sebeplerine bir değinelim.

Yetkin'in "toplumsal ve siyasal yapıdan kaynaklı nedenler" ara başlığında belirttiği ilk neden Solun 1960'a kadar gördüğü baskı ve 27 Mayıs'a hazırlıksız yakalanmasıdır.Kemal Tahir bu durumu "27 mayıs olayı Türk solunu fenersiz yakaladı" diyerek belirtmiştir.

Diğer bir önde gelen solcu Fethi Naci bu durumu şöyle açıklar:"Bölünmelerin olması bir yerde kaçınılmazdı.Çünkü Türkiye'de sosyalist hareket siyasi parti şekilinde ortaya çıktığı zaman gerekli bir fikir birikimi bulunmuyordu.Belli konular üzerine derinlemesine araştırmalar yapılmamış olması,Türkiye gerçeğinin yeterince bilinmemiş olması,Marksist teorinin bu açından Türkiye'de uygulanmamış olması başlangıçta çok genel formüllerle yetinilmek gibi bir durum yarattı.Ve çok beylik babadan kalma bilgilerle bu hareketin yürütülmesine çalışıldı."

İsmail Cem'in görüşleri ise şu şekildedir:"Soldaki bölünmelerin bence ilk temel nedeni yeterli teorik çalışma yapılmadan eyleme başlanmış olmasıdır.Örneğin ilk çalışma partinin dar anlamdaki işçi sınıfına mı yoksa geniş anlamdaki işçi sınıfına dayanması gerektiği meselesinden çıkmıştı.Oysa bu sorunun teorik olarak parti kurulmadan çzöümlenmiş olması gerekirdi.Aynı güçlüğe parti içi demokrasi sorununda rastlandı.Teorik açıdan önce çözümlenmiş olması gereken sorunlar,eylem sırasında sosyalistlerin karşısına dikilmiştir."

İsmail Cem'in sözlerinde haklılık payı vardır.TİP örneğine baktığımızda parti örgütlenmesinde sorunlar yaşanmaktadır.Parti içindeki farklı düşüncedeki isimler "parti disiplini"ne sahip olmadıkları için basit görüş farklılıklarını hemen bir kopmaya dönüştürüyordu.Buna karşılık parti merkezi de bu görüş farklılıklarını dizginleyebilmek için yerli yersiz partiden atmalara girişiyordu. Sonuçta ortaya bölünmüş bir yapı çıkacaktır.

bozkır
15-03-08, 02:34
toplumsal sebepler arasındaki bir diğer neden emekçi kitlelelerin ağırlıklarını duyuramamalarıdır.

İsmail Cem'e göre sosyalizm türkiyede bir aydın hareketi olarak başlamıştır:"türkiyenin kaderi bu galiba,grev hakkı için işçilerin mücadele etmeyip aydınların bu hakkı onlara tanıması gibi.Bu durum bir aydın geveziliğine yol açmıştır

S.Hilav ise şöyle der:"Bölünmenin nedeni sol hareketin hiç bir zamana tabana oturamaması,halka erişememesidir.Yani problemler halk istemeyince bir nevi sahte problemler haline gelip bu işi yürütmek isteyenler arasında suni bir takım çekişmeler çıkarrır...kapalı bir çevrede kalınması sonudu Garaudy'nin dinleyicisiz sosyalizm dediği şeye yol açmıştır.

M.Şeref'e göre aydınlar emekçi kitlelerin havasından kokusundan somut dertlerinden uzak kalınca,gereksiz zamanı gelmemiş teorik tartışmalar ortaya çıkar.

toparlarsam emekçi kitlelerin ağırlığının hissedilmemesinin iki önemli sonucu oluyor
1-emekçiler büyük çoğunlukla egemen çevrelerin etkisinden kurtulamamkta
2-Aydın kadronun halktan soyutlanmış olarak kalmasına yol açmaktadır...

bozkır
15-03-08, 02:43
toplumsal sebeplerin son maddesi küçük burjuavaların sosyalizmi yozlaştırmasıdır

Mahir Çayan küçük burjuvaların neden solcuların işine burnunu soktuğunu şöyle yazar:

..ülkemizde Amerikan emperyalizmi ile ilişkisi olan sadece işçi sınıfı değildir.Milli burjavazinin de küçük burjuvazinin de çıkar çatışması yaşadığı açıktır.Küçük burjuvazinin en bilinçli kesimini oluşturan Kemalistlerin,Amerikan emperyalizmine karşı kıyasıya bir mücadele vermesinin hazırlığı içinde bulunduğu bilinen bir gerçektir.Her sınıf kendi iktidarı için mücadele edeceğinden kemalistlerin anti-amerikan milli cephenin kendi önderliklerinde kurulmasına çalışmaları be II.Kurtuluş Savaşımızı sevk ve idare etmek istemeleri çok doğaldır.Bu nedenle kemalistler marksist saflarda kendi lehlerine bir eğilim yaratmak isteyeceklerdir.bugün saflarımızda böyle bir sapma filizlenmiştir.

Yetkine göre bu çevrelerin "öncülük ve sınıflar arası ittfak" gibi unsurlara ilişkin ve görüşleri bölünmelere yol açmıştır.

melnur
15-03-08, 02:50
Türkiyede solun kurumlaşması, sosyalizmin konuşulmaya başlanması 60'lardan sonra oluyor. Vatan Partisi denemesini saymazsak şunun şurasında 50 yıl bile olmamış. Bir de karşılaştığı sorunlar,saldırılar düşünüldüğünde "toparlanmış" olması bile şaşırtıcı olurdu. Ama bence temel neden, 60'dan sonra sol kavramıyla ortaya çıkanların, o dönemlerdeki sovyet tezlerinin de etkisiyle, aşağı yukarı on yıl boyunca sadece iktidarı ele geçirmeye yönelik bir cuntacılık faaliyetinde bulunması ve Kemalist devrimi tamamlamak, sonra sosyalizme yönelmek gibi bir amacın arkasından gitmeleri. 70'lere kadar böyle oldu. Aradaki Tİp deneyi önemli olmasına rağmen giderek sadece seçimi hedefleyen bir düzen partisi görünümüne girmesi nedeniyle kitlenin ve aydınların ve devrimci öğrencilerin çok da benimseyebilecekleri bir yapı değildi. Ondan sonraki silahlı mücadele ise bütünüyle yanlış bir deneydi. Bütün bunlar olurken dünyadaki gelişmeler de çok farklı değildi. ( Bu ayrı konu.)

Şunu söylemek istiyorum: Ülkede hiç bir zaman Marksist anlamda teorik bir tartışma yaşanmadı. Aydını, kitleyi, öğrenciyi kucaklayacak bir marksist yapı da oluşmadı. Böyle bir birikim de yok. 60-70 arası çoğunlukla bir darbe ve cunta beklentisi içinde geçti. Arkasından üç yıl süren ve Kaypakkaya'nın işkencede öldürülmesiyle sonuçlanan bir dönem. 74 yılındaki kitleselleşmede önderliği üstlenecek bir oluşum yine yok. Çin Sovyet kutuplaşmasının sancılarını derinden yaşayan ve amip gibi bölünen hareketler...

Sonuç bu!

bozkır
15-03-08, 02:54
Şimdi örgütlenme yetersizliğinden kaynaklanan nedenlere geçelim.

Bunların birincisi Tip'in örgütsel eksiklikleridir.

Yaşar Kemal 1968 yılında yazdığı bir yazıda bir polis sorgusunda bir görevlinin kendisine söylediği şu sözleri aktarır:"Siz köylülerin hepiniz sosyalist olsanız bana vız gelir.Bütün Türkiye teker teker sosyalist olsa bana yine vız gelir.Yeter ki iki kişi bir araya gelip teşkilat kurmasınlar

1960 dan sonra hızla gelişmeye başlayan sosyalist akım Tip içinde ve etrafında toplanmıştır.Parti önceleri birçok il ve ilçelerde sosyalizmin kök tutmasını sağlayacak bir meşruiyet kavgası verir.
1965 de TİP TBMM ye 15 kişi seçtirince bu meşruiyet aşaması sol bulur.Ağırlık bundan sonra sosyalist eğitim ve örgütlenmeye ve bilinçli sosyalist yetiştirmeye verilmelidir.Ancak çoğu isme göre TİP bunu beceremez.Bu durum parti yöneticileri arasında kavgaya ve kopmalara yol açtı.
Parti sosyalist hareketin toplayıcı ve öncü görevini yitirmeye başladı Oluşan gruplaşmalar kendi kimliğini korumak için suni farklar ortaya koyuyordu.Burada parti sorumluğunun benimsetilemediği açıktır.

Eğitimsizliğin bir sonucu olarak "Lenin'in eserlerinin çevrilmesi bazı kesimlerdeki delikanlılara bir takım bilgi öğretmekten çok,Leninvari küfretmeyi öğretmiştir. Opüstünist, emperyalizm ajanı,gibi laflar havada uçuşmaktadır.
İkinci neden örgüt dışı kalmalardır.

İlginç bir şekilde sosyalistler arasında bir nesil kavgası verilmiştir.Eski sosyalistler yıllarca hapiste yatmış ve sistem tarafından sakıncalı durumdadır.TİP yöneticileri özellikle de Aybar partiye zarar gelmesin diye bu isimleri partiden uzak tutulur.Eski sosyalistlerin bu duruma bozulması da gayet doğal olacaktır.Hele ki TİP meclise 15 kişi sokarak bir başarı elde ettikten sonra.Bunun sonucu olarak eski tüfekler partiyi aslen kişisel çatışmalardan kaynaklı eleştiri bombardına tutarlar.
Ancak bunun ötesinde 141-142 hala orada durmaktadır.Bu yüzden pek çok kafası çalışan adam partiye giremez ve ya hapse girer yada köşesine çekilmek zorunda kalır.