PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Yeşil Romantikler


haca
20-03-08, 13:16
Romantizm nedir? Romantizm, insanın ruhsal olarak kaldıramayacağı durumlarda o yükü hafifletmek yada iç bütünlüğünü korumak için gerçeği estetize etme yoluyla evrimsel olarak geliştirdiği kendini kandırmacadır.Biraz karışık gibi duruyor.Hepimiz lise yılları biyoloji dersinden biliriz HOMEOSTAZİ'yi.Homeostazi olayı ile vücut sıcaklığı, kandaki su, madensel tuz, karbon dioksit ve üre yoğunluğu kontrol altında tutulur.Vücut homeostazi ile fizyolojik dengesini korur. Örneğin gözümüze bir şey kaçtığında hemen yaşarır o şeyi atmak için.Tenimiz yabancı olduğu kimyasala maruz kaldığında kaşınma tepkisi verir lokal zehri kan yoluyla tüm vücuda yayarak etkisini(konsantrasyonunu) azaltmaya çalışır.Özetle homeostazi fizyolojik dengeyi korur.

Peki ruh(zihin) iç dengesini yitirdiğinde veya ruhsal olarak kabul edilmesi mümkün olmayan durumlarda Homeostaziye benzer bir tavır geliştirir mi?

Aşağıda madde madde romantizm çeşitlerini değerlendirmeye çalışacağım...

KIZIL ROMANTİKLER
Sosyalistlerin yaşadığı romantizm.Kızıl romantikler adaletsiz bir dünya gerçeğini ruhen kaldıramazlar.Adaletsizliğin varlığı iç dünyalarında devamlı fırtınalar estirir.Hemen hemen bütün sosyalistler ya emekçi ailelerin çocukları yada geçmişlerinde adaletsizliğe uğramış kişilerdir.Sosyalizm tercihleri geçmişlerine ihanet etmeme güdüsüyle empati kurarak diğer insanlar için de adaleti isteme olarak belirginleşir.Buradan sosyalizmin akıl yoluyla bulunamayacağı sonucu çıkmasın lütfen.Nerede ayakkabı boyayan, simit satan bir çocuk görse duyguları yoğunlaşır.1 Mayıs alanlarında işçilerin emekçilerin hakkını alamayanların arkasında bulunduğunda, adaletin tecelli ettiği durumlarda müthiş bir duygusal yükseliş yaşar kızıl romantik.Yel değirmenleri ile savaştığını bilse bile dünyayı karşısına alır kızıl romantik.Öyle ya Filistin de bile insanlar islami kimliklerine rağmen adaletsizliğin duygusal travması nedeniyla kızıl romantizmin cazibesine kapılır.1920 lerin, Rusyası,Balkanları, Çini geçici bir dönem etkisi altında hissetmişlerdir kendilerini kızıl romantizmin.

EFLATUN(PLATONİK) ROMANTİKLER
Kadın yada erkeğin karşı cinse geliştirdiği romantizm.Peki EFLATUN ROMANTİZM aslında hangi gerçeği kabullenemiyor ki aşkı yaratıyor.Hayvani cinselliği.Öyle ya hayvanlar ulu orta kaba bir şekilde cinselliği yaşayabilirler ama insan için mekanik haliyle onu kabul etmesi mümkün değil.Hayvanlar ile benzeşiyor oluşu salt cinselliği kabul etmekte ruhsal travma yaratıyor.Aşık olanlar bilir,kör kütük aşıkken sevdiğimize cinsel istek duymayız bir süre, taki yolunu şaşırmış dürtü asıl amacına ulaşana kadar.Aşkı en derinden yaşayanlar platoniklerdir.Çünkü aşk yücelttiği estetize ettiği gerçeğinden kendini uzak tuttuğu ölçüde güçlüdür.Kerem ile Aslının aşkı, Leyla ile Mecnunun aşkı neden feodal değer baskılarının güçlü olduğu dönemlerde yaşanmıştır? Neden günümüzde güçlü aşklar yaşanmamaktadır? Feodal baskının azalması dolayısıyla aşkın asıl amacına ulaşmasının yolu açılmış olmasın... Bitmek bilmeyen deodorant ve parfüm tüketimi, terin kokusunu her aldığımızda hissettiğimiz hayvani tarafımızı örtme çabası olmasın.Bitmek bilmeyen epilasyon, vücut tüylerinden kurtulma isteği hayvani tarafımızı örtme çabası olmasın.

YEŞİL ROMANTİKLER
Gelelim asıl konumuz olan YEŞİL ROMANTİKLER'e.Yukarıdaki örnekleri sırf YEŞİL ROMANTİKLER'i anlayabilmek,konuya bütünsel bakabilmek amacı ile verdim. Dini romantikler 2 gerçeği redderler.Sonlu olma gerçeğini(ölümlülük) ve adil olmayan bir dünyayı.

İnsanların dini tarafının en güçlü olduğu zamanlar neden yakınlarının cenaze törenleridir.Sen hiç ölmeyecek misin? 7.4 yetmedi mi? Dünyada ölümden başkası yalan...tümcelerini neden dindar insanlardan sıklıkla duyarız? "Sayın Başsavcı da ölümü tadacaktır" tümcesini neden genç yaşta çocuğunu yitirmiş dindar baba etmektedir? Neden yaşlandığında eski solcular bile dine dönmektedir? Ölüme bir adım daha yakınlaşmak olmasın? Neden düşen uçakta ateist olmaz? Neden insanlar yaşlandığında torunlarını çocuklarından daha fazla severler? "Ben artık son buluyorum oysa torunum yeni başlıyor hayata" mesajı veriyor olmasın...Kendini torununda özdeşleştiriyor oluşu, sonlu olmanın travmasını hafifletiyor olmasın? Neden trafikte karşıdan karşıya geçerken araba altında kalan köpek cennete gitmiyor da insan gidiyor? Köpeğin kedinin sonlu oluşu kabul edilirken neden insanın sonlu oluşu kabul edilemiyor? İnsanın kendi bünyesinden daha hızlı evrimleşmiş beyninin, ölümü kendine yakıştıramıyor oluşu mudur cevap?

Dinlerin cennet ve reenkarnasyon inançları ile insanların cazibe odağı oluşu,sonlu olma travmasını atlatamayan insan için çıkış kapısı olmasın?

Diğer taraftan YEŞİL ROMANTİKLER adaletsiz dünya gerçeğinin travmasını da taşıyamazlar tıpkı KIZIL ROMANTİKLER gibi... Ancak Kızıl romantikler hesaplarını bu dünyada görürler.Öteki dünyayı yaratarak adaletin tecellisini geçiktirmezler. "Zalimin zulmu varsa mazlumun Allahı var" yaklaşımı dindar romantiklerin tarzı iken "Sen yanmasan, ben yanmasam, biz yanmasak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?" yaklaşımı sosyalist romantiklerin tarzıdır.Sosyalistlerin ve dini radikallerin beslendiği temel alanın şehirlerin yoksul gettoları olması rastlantı mıdır? 1968 lerde sosyalistlerin cirit attığı varoşlarda şimdi AKP'nin adalet timsali oluşu rastlantı mıdır?

PEMBE ROMANTİKLER(NOSTALJİKLER)
YEŞİL ROMANTİKLERİ anlayabilmek için incelenmesi gereken başka bir vaka nostaljikler.Peki PEMBE ROMANTİKLER hangi gerçeği kabullenemiyor.Zamanın geçiyor oluşunu, yaşlanıyor olmayı.Değil mi, kim istemez sonsuza kadar genç olmayı.Nostaljikler toz pembe hayallerle fotoğraf albümlerinde, elleri arasından geçip giden gençliklerini çaresizce geri getirmeye çabalarlar.Ama ne mümkün gençlik artık elden gitmiştir.Zihin zamanın geçiyor oluşu gerçeğini diğer romantizmlere göre daha naif bir şekilde yaşar.Çünkü zamanın geçiyor oluşu o kadar gerçektir ki akıl ne tür oyunlar oynarsa oynasın bu gerçeği kapaklaması mümkün değildir.

Ne dersiniz Müslümanları anlamaya çalışırken 1400 sene önceye gitmek yerine kendi iç dünyamıza şöyle bir ışık tutmak yeterli midir? Belki de cevaplar çok uzağımızda değildir...

Burada kritik soru şudur YEŞİL ROMANTİKLER için: Eğer öteki dünya inancı olmasaydı 1 ay boyunca oruç tutarlar mıydı,her gün 5 vakit namaz kılarlar mıydı, mallarının 1/40 nı yoksullara verirler miydi,hepsinden öte müslüman olmaya devam ederler miydi?

cennet cennet dedikleri
birkaç köşkle birkaç huri
isteyene ver anları
bana seni gerek seni

diyebilen Yunus EMRE kadar dürüst olabilirler miydi?
Hiçbir çıkar hesabı gütmeden yoksulların, ezilenlerin,kadınların, azınlıkların, haklarını savunamayacak durumdaki umutsuz asgari ücretlilerin arkasında durabilen KIZIL ROMANTİKLER kadar dürüst olabilirler
miydi?

süpheci
20-03-08, 18:40
Ölüm, cennet, cehennem hic birisine zerre deger vermem.
Ölüm gercegi benim sevdigimi alıp götürecek diye bütün endisem. (Süpheci)


Bireyleri ortak bir paydada bulusturup, etki altına almanın yolu vaat etmektir. Sizin tanımladıgınız yesil romantiklerin uzantıları yalan, yalnıs vaatlerin kurbanları.

Hayatın dayanılmaz acıları karsısında tutunabilmek icin kendilerine uzatılan yesil dallara sıkı sıkıya sarılmak. İcinde bulundukları durumum sadece bencillikten ibaret oldugunun farkında olmasalar dahi... Kendin dısındakileri düsünebilme erdeminden yoksun, piyango sadece bana cıksın ben kurtulayımda digerleri cehenneme gitsin.

Tarihte büyük islere imza atan, iz bırakan, insanların gönlünde taht kurmus bir cok büyük kisilik, baskalarının kurtulusu icin gercekleri dile getirmekten kacınmayan kimselerdir.

Mülksüzlere ölüm sonrası saraylar, bahceler, cennet havuzları vaad edenlerin dünya hayatlarını bir gözlemleyin! Vaat ettikleri hayatın icinde olduklarını cok rahat bir sekilde görebileceksiniz.

Zenginlik ve fakirligin kaderin bir cilvesi oldugu fikrini beyinlere naks etmeye calısanların ellerinin biri balda digerinin yagda oldugunu... Ya cennet yada cehennem seceneginden baska bir secenek sunmazlar. Cenneti kendilerine, cehennemi muhaliflerine reva görürler. İnsanca yasamanın bu dünya icin gerekli oldugu gerceginden pek haz etmezler. Rezilce alcakca bir bencillik.

Kabullenmek nasıl mümkün olabiliyor? İnsan nasıl oluyorda düsünemiyor? Tek göz odalı gecekondu. Etrafta tabak, canak, tencere. Somyanın üzerinde mutlu bir sekilde uyuyan cocuklar. Allaha avuc acmıs bütün halisane duyguları ile yalvaran bir baba mutlumu mutlu.
Rüzgarın hafif esintisinde, bembeyaz perdelerin yüzleri oksadıgı sedirlerde, vakur bir sekilde Allaha avuc acmıs yurt dısında okuyan cocuklarının basarısı icin yalvaran (baba) bencil mi bencil.

Korkunun dagları bekledigi cografyalarda, kendi cıkardıkları yangınlarda yanan insanları zevkle seyredenler zalimmi zalim.

haca
21-03-08, 12:23
Ölüm, cennet, cehennem hic birisine zerre deger vermem.
Ölüm gercegi benim sevdigimi alıp götürecek diye bütün endisem. (Süpheci)


Bireyleri ortak bir paydada bulusturup, etki altına almanın yolu vaat etmektir. Sizin tanımladıgınız yesil romantiklerin uzantıları yalan, yalnıs vaatlerin kurbanları.

Hayatın dayanılmaz acıları karsısında tutunabilmek icin kendilerine uzatılan yesil dallara sıkı sıkıya sarılmak. İcinde bulundukları durumum sadece bencillikten ibaret oldugunun farkında olmasalar dahi... Kendin dısındakileri düsünebilme erdeminden yoksun, piyango sadece bana cıksın ben kurtulayımda digerleri cehenneme gitsin.

Tarihte büyük islere imza atan, iz bırakan, insanların gönlünde taht kurmus bir cok büyük kisilik, baskalarının kurtulusu icin gercekleri dile getirmekten kacınmayan kimselerdir.

Mülksüzlere ölüm sonrası saraylar, bahceler, cennet havuzları vaad edenlerin dünya hayatlarını bir gözlemleyin! Vaat ettikleri hayatın icinde olduklarını cok rahat bir sekilde görebileceksiniz.

Zenginlik ve fakirligin kaderin bir cilvesi oldugu fikrini beyinlere naks etmeye calısanların ellerinin biri balda digerinin yagda oldugunu... Ya cennet yada cehennem seceneginden baska bir secenek sunmazlar. Cenneti kendilerine, cehennemi muhaliflerine reva görürler. İnsanca yasamanın bu dünya icin gerekli oldugu gerceginden pek haz etmezler. Rezilce alcakca bir bencillik.

Kabullenmek nasıl mümkün olabiliyor? İnsan nasıl oluyorda düsünemiyor? Tek göz odalı gecekondu. Etrafta tabak, canak, tencere. Somyanın üzerinde mutlu bir sekilde uyuyan cocuklar. Allaha avuc acmıs bütün halisane duyguları ile yalvaran bir baba mutlumu mutlu.
Rüzgarın hafif esintisinde, bembeyaz perdelerin yüzleri oksadıgı sedirlerde, vakur bir sekilde Allaha avuc acmıs yurt dısında okuyan cocuklarının basarısı icin yalvaran (baba) bencil mi bencil.

Korkunun dagları bekledigi cografyalarda, kendi cıkardıkları yangınlarda yanan insanları zevkle seyredenler zalimmi zalim.


Sayın Şüpheci oldukça etkileyici duygu yüklü bir yazı...teşekkürler....
Müslümanların ölüm simsarlığı yapmasına izin vermemek gerek...Bunlar depremde masum bebeğini kaybetmiş annenin ölüm karşısındaki çaresizliğininden bile İslam adına, daha fazla insanı Müslüman yapıp cennette huri kapmak adına olmadık yöntemlere başvurabilirler...Bu annenin 7.4 yetmedi mi? sözleri karşısındanki duyguları onlar için hiç mi hiç önemli değildir.

Temenninize katılmamak mümkün değil...Umut edelim ki sevdiklerimizden önce ölelim....

Saygılar....